bugün
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar12
- umreye gidene ve gelene ne denir7
- uludağ sözlük hacc organizasyonu5
- damarsız tüysüz manisa yaprağı26
- sözlükte iki gündür dönen erkek memesi muhabbeti8
- uludağ sözlük evreni8
- neredesiniz kızlar2
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorum fk maçı5
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler23
- umreye giden arkadaş2
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı6
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi19
- trt'nin artık tarafsızlığı da umursamaması3
- sebahattin şirin20
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi12
- bikbik akıllı olsun akıllı3
- distopik film önerisi2
- fenerbahçe4
- faiz yer misiniz ya da yiyor musunuz6
- sözlükte marka olmak11
- kedi tekmelemek11
- memesinin altına mendil koyan sözlük erkeği7
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- daha 17 dizisi aras vs teoman7
- diamond bosphorus kardeşimin yakışıklı olması6
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- yastığa sarılarak uyuyan erkek6
- alevi kızların alev alev yanması7
- hikayeyi devam ettir2
- iremga32
- tiktokta göğüslerini sergileyen sarışın kız5
- amedsporlu olmanın verdiği gurur2
- çaycı hüseyin3
- demokrasi ahiret diline uygun değildir4
- itü kktc2
- anın görüntüsü31
- amedspor'un erzurumspor'a döşeyeceği boru2
- sözlük erkeklerinin sütyen bedenleri8
- pkklılara idam gelsin2
- sözlük yazarlarının manzaraları7
- kürtçülerin abd sevdası2
- üst kattan gelen ah oh sesleri3
- sibel can'ın uludağ sözlük nicki7
- benkimki5
- pkklı anaları4
- filenin sultanları2
- tarikatsever partiler3
- dönercide kız tavlamak5
- camide rakı içen izmirli kız7
kesinlikle doğru bir önermedir. amerikan demokrasisine bok atacakken, kendi demokrasisini görmeyen insanların pek şaşırdığı durum.
amerikan demokrasisi dünyanın en gelişmiş demokrasisidir. görünüşe göre ötesi de yoktur. şimdi türkiye'dekiyle karşılaştırarak amerikan demokrasisinden bahsedelim.
*
--spoiler--
şimdi efendim, ilk türkiye demokrasisine bakalım. güçler ayrılığı vardır, yani meclis-yasama, hükümet-yürütme, mahkemeler ise yargı işlemini gerçekleştirir. ancak gerçekten güçler ayrı mıdır? yoksa göz boyama mıdır? ilk buna bakalım:
bilindiği gibi meclisin yani yasama'nın üyeleri milletvekilleridir. yürütmenin, yani hükümetin üyeleri ise bakanlardır. buraya kadar hiçbir sorun yok elbet. ancak sorun da burda başlıyor, farkında değilsiniz. çünkü nacizane ülkemizde bakanlar, yani yürütme organları da meclisten yani yasama organından çıkıyorlar. yani nedir bu? yasama ile yürütme aslında birdir, ayrı bir güç değildir. yani milletvekili olan başbakanın söylediği hem yürütme hem de yasamayı etkilemektedir.
yargı ise mahkemelerdir. mahkemeler üst mahkemelere, üst mahkemeler ise adalet bakanlığına bağlıdır. bakanlık dedim farkettiğiniz üzere. yani yargı ile yürütme de birbiriyle aynı şeyler. şaşırdınız mı bilmiyorum ancak ülkenin gündemlerinden biridir bunlar. yani yasama-yürütme-yargı aslında tek bir eldedir. hepsi birbiriyle bağlıdır, yani görünmez diktatörlük sahibiyizdir.
şimdi habire bok atılan amerikan demokrasisine bakalım. senatör ve başkan seçimleri arasında iki sene vardır. böylelikle asla yönetim tek bir ele geçmez. senatörler başka göreve geldiğinde * * senatörlük görevinden istifa etmek zorundadır. yani hem milletvekili hem bakan olmamaktadır, yani hem yasayıp hem yürütmemektedir, yani yasama ve yürütme ayrı ellerdedir. amerikan başkanı senatonun, senato ise başkanın onayına muhtaçtır. böylelikle farklı kutuplarda kararlar alınmaz, farklı kutupta 2 karar birbiriyle bir ortak nokta bulunana kadar düzeltilir ve olabilecek en ideal yol bulunur. (ki hatırlarsanız cumhuriyetçi bush, 1trilyon dolarlık kriz kurtarma planını yine cumhuriyetçilerin red oyları yüzünden geçirememişti. düşünün siz artık demokrasiyi.)
sistem tamamen uzlaşıya dayalıdır, yasa çıkmalıysa, yasa yürütülmeliyse birileri birileriyle uzlaşmak, orta yolu bulmak zorundadır. bir mahkemede karar alınıyorsa bir sürü jüri üyesi birbiriyle uzlaşmak zorundadır.
bir anekdotsa şudur: obama, kendisinin en büyük rakibi olan hillary clinton'ı hiç çekinmeden kendi dışişleri bakanı olarak atamıştır. siz düşünün uzlaşıyı, siz düşünün demokrasiyi ve kime bok attığınızı.
--spoiler--
amerikan demokrasisi dünyanın en gelişmiş demokrasisidir. görünüşe göre ötesi de yoktur. şimdi türkiye'dekiyle karşılaştırarak amerikan demokrasisinden bahsedelim.
*
--spoiler--
şimdi efendim, ilk türkiye demokrasisine bakalım. güçler ayrılığı vardır, yani meclis-yasama, hükümet-yürütme, mahkemeler ise yargı işlemini gerçekleştirir. ancak gerçekten güçler ayrı mıdır? yoksa göz boyama mıdır? ilk buna bakalım:
bilindiği gibi meclisin yani yasama'nın üyeleri milletvekilleridir. yürütmenin, yani hükümetin üyeleri ise bakanlardır. buraya kadar hiçbir sorun yok elbet. ancak sorun da burda başlıyor, farkında değilsiniz. çünkü nacizane ülkemizde bakanlar, yani yürütme organları da meclisten yani yasama organından çıkıyorlar. yani nedir bu? yasama ile yürütme aslında birdir, ayrı bir güç değildir. yani milletvekili olan başbakanın söylediği hem yürütme hem de yasamayı etkilemektedir.
yargı ise mahkemelerdir. mahkemeler üst mahkemelere, üst mahkemeler ise adalet bakanlığına bağlıdır. bakanlık dedim farkettiğiniz üzere. yani yargı ile yürütme de birbiriyle aynı şeyler. şaşırdınız mı bilmiyorum ancak ülkenin gündemlerinden biridir bunlar. yani yasama-yürütme-yargı aslında tek bir eldedir. hepsi birbiriyle bağlıdır, yani görünmez diktatörlük sahibiyizdir.
şimdi habire bok atılan amerikan demokrasisine bakalım. senatör ve başkan seçimleri arasında iki sene vardır. böylelikle asla yönetim tek bir ele geçmez. senatörler başka göreve geldiğinde * * senatörlük görevinden istifa etmek zorundadır. yani hem milletvekili hem bakan olmamaktadır, yani hem yasayıp hem yürütmemektedir, yani yasama ve yürütme ayrı ellerdedir. amerikan başkanı senatonun, senato ise başkanın onayına muhtaçtır. böylelikle farklı kutuplarda kararlar alınmaz, farklı kutupta 2 karar birbiriyle bir ortak nokta bulunana kadar düzeltilir ve olabilecek en ideal yol bulunur. (ki hatırlarsanız cumhuriyetçi bush, 1trilyon dolarlık kriz kurtarma planını yine cumhuriyetçilerin red oyları yüzünden geçirememişti. düşünün siz artık demokrasiyi.)
sistem tamamen uzlaşıya dayalıdır, yasa çıkmalıysa, yasa yürütülmeliyse birileri birileriyle uzlaşmak, orta yolu bulmak zorundadır. bir mahkemede karar alınıyorsa bir sürü jüri üyesi birbiriyle uzlaşmak zorundadır.
bir anekdotsa şudur: obama, kendisinin en büyük rakibi olan hillary clinton'ı hiç çekinmeden kendi dışişleri bakanı olarak atamıştır. siz düşünün uzlaşıyı, siz düşünün demokrasiyi ve kime bok attığınızı.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar