bugün
- sıfır atık vakfı10
- cop318
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi14
- samed ağırbaş7
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı34
- saddam hüseyin12
- lan sen kime ters ters bakıyorsun3
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek3
- milisaniyeler içerisinde tüm dünyayı gezmek2
- amedspor'un süper ligin lideri olması7
- tr dışında neden hiçbir devlet kktc'yi tanımıyor3
- yazarların pazar günü planları5
- saddam hüseyin ve ibrahim tatlıses benzerliği2
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi5
- ilk buluşmada evden kek getiren kız2
- trakya'dan slovakya'ya gitmek6
- evlenmeyecek olmak4
- bilerek ponziye dahil olmak3
- evlilik3
- hayatın çok sıkıcı olması5
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı8
- okullarda ücretsiz yemek verilmeli mi2
- türk düşmanı piçler6
- evrene enerji gönderen müslüman6
- köy2
- arkadaşlar bi bakar mısınız4
- millileri eleştiren kemalistlerin sus pus olması2
- kürdü sevin23
- barça bu galatasaray'a kaç atar5
- çöp konteynerine girip ağlamak2
- anın fotoğrafı16
- okan buruk10
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi4
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile6
- keşke yunan galip gelseydi diyen adamı savunmak4
- yazılımcıların flört edememesi2
- koç burcu erkeği kabalığı2
- istanbul3
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı2
- müslüman vikingler3
- 0 0 713
- claudian clouds33
- futbolun barbarca bir oyun olması4
- osimhensiz galatasaray5
- doktor3
- fener şampihahahaha3
- ya ben supernaturalin kaçıncı bölümünde kaldım2
derin düşüncelere sevkeden, ayrılıkların ya da kavuşmaların yaşandığı, ne olursa olsun içinde hep biraz hüzün barındıran yerlerdir tren garları. insana, hayatının kararını aldırıp, yazı yazdırır "haydarpaşa", bir sonbahar sabahı...
ben o tren garında, umuda yolculuğa tanıklık ettim bugün, bedenin ruha tanıklığı. belki de yüzlerce kez gidilmiş bir şehre, sanki ilk kez adım atacakmış gibi heyecanlı ve kararlıydı ruhum. "Bu kez yara almadan ayrılacağım o şehirden. geriye dönmek üzere adım atacağım eskimiş kuru topraklarına. Bu kez bilinmeyen yok, bu kez acı yok çünkü artık sen yoksun, Biz yokuz, sadece ben varım."
Üzerinde özgür kuşların kanat çırptığı denize bakarken, özgürlük hakkında düşündüm. Kendi kendimi tutsak ettim ben diye düşündüm, bir çaresiz kırık aşk, aslında varolup olmadığı bile belirsiz şeffaf bir sevda uğruna. yüksek merdivenleri tırmanırken geriye dönüp bakmadım hiç, vapuru iskelede, kuşları ardımda bıraktım.
Büyük bunalımlar yaşayan insanlar genellikle yaşadıklarını unutmak ve yeniden yola devam etmek için hayatlarında köklü değişiklikler yaparlarmış. Ben yapmadım. elimde aynı valiz, üzerimde en sevdiğin hırka, boynumda aldığın kolye... beni dağıtan şehre doğru çıktım yola. Saçım aynı renk üstelik, kestirmedim de. çünkü Canımı acıtanlar ya da unutmak istediklerim, Yaşadıklarımda; geçtiğim sokaklarda, yastığımda, odamda, bir gömlekte kalmış küçük bi lekede hüküm sürmekte.
yemekli vagonun sıcaklığına sığınıp, karşımdaki koltuktan üzgün yüzüme bakan insanları görmezden gelmeye çalışırken, iki damla yaş düştü gözlerimden. vedaya eşlik etsin diye aldırmadım. git gide çoğaldı damlalar, önümde duran bira bardağının içine aktılar. sonra tren çığlık çığlığa durdu istasyonun birinde. gözüm paslı rayların üzerinde durmuş ısrarla bana bakan güzel bir yüze takıldı. kalabalıktan sıyrılıp bana doğru yaklaştı, elini cama dayadı ve "ağlama" dedi. nasıl acıdım kendime, anlatamam. Çünkü artık sen yoktun , biz yoktuk, sadece ben vardım...
tren garları bundan sonra hep ayrılıkları anımsatıp canımı acıtacak, o an anladım.
ben o tren garında, umuda yolculuğa tanıklık ettim bugün, bedenin ruha tanıklığı. belki de yüzlerce kez gidilmiş bir şehre, sanki ilk kez adım atacakmış gibi heyecanlı ve kararlıydı ruhum. "Bu kez yara almadan ayrılacağım o şehirden. geriye dönmek üzere adım atacağım eskimiş kuru topraklarına. Bu kez bilinmeyen yok, bu kez acı yok çünkü artık sen yoksun, Biz yokuz, sadece ben varım."
Üzerinde özgür kuşların kanat çırptığı denize bakarken, özgürlük hakkında düşündüm. Kendi kendimi tutsak ettim ben diye düşündüm, bir çaresiz kırık aşk, aslında varolup olmadığı bile belirsiz şeffaf bir sevda uğruna. yüksek merdivenleri tırmanırken geriye dönüp bakmadım hiç, vapuru iskelede, kuşları ardımda bıraktım.
Büyük bunalımlar yaşayan insanlar genellikle yaşadıklarını unutmak ve yeniden yola devam etmek için hayatlarında köklü değişiklikler yaparlarmış. Ben yapmadım. elimde aynı valiz, üzerimde en sevdiğin hırka, boynumda aldığın kolye... beni dağıtan şehre doğru çıktım yola. Saçım aynı renk üstelik, kestirmedim de. çünkü Canımı acıtanlar ya da unutmak istediklerim, Yaşadıklarımda; geçtiğim sokaklarda, yastığımda, odamda, bir gömlekte kalmış küçük bi lekede hüküm sürmekte.
yemekli vagonun sıcaklığına sığınıp, karşımdaki koltuktan üzgün yüzüme bakan insanları görmezden gelmeye çalışırken, iki damla yaş düştü gözlerimden. vedaya eşlik etsin diye aldırmadım. git gide çoğaldı damlalar, önümde duran bira bardağının içine aktılar. sonra tren çığlık çığlığa durdu istasyonun birinde. gözüm paslı rayların üzerinde durmuş ısrarla bana bakan güzel bir yüze takıldı. kalabalıktan sıyrılıp bana doğru yaklaştı, elini cama dayadı ve "ağlama" dedi. nasıl acıdım kendime, anlatamam. Çünkü artık sen yoktun , biz yoktuk, sadece ben vardım...
tren garları bundan sonra hep ayrılıkları anımsatıp canımı acıtacak, o an anladım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar