bugün
- ceset sikmek14
- ak partili ahlakı13
- ak parti'nin cemil tugay paylaşımı15
- çocuğa israil diye isim koymak8
- ölü sevicilerle aynı sözlükte yazmak4
- gammazlar göreve6
- messinin arjantin milli takıma vedası3
- kırmızı tuborg içerken dağdan aşağı yuvarlanmak4
- ilişkilerde 10 yaş fark3
- simko38
- dünyanın en tehlikeli cümlesi4
- bursa da kadın katiline sosyal medya ilgisi5
- sabahları sevilen şeyler5
- boğaz ağrısı ve burun tıkanıklığı3
- kadınlar akıllı erkeklerden hoşlanır mı sorunsalı2
- parcalandim toparlanamiyorum310
- nickelback4
- kahveleri gezerek tebliğ yapanlar2
- bir kadını keko gösteren detaylar17
- ucan tekme atan hipopotam28
- türkiye3
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet20
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası28
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi33
- ulıdağ sözlük'ün geleceği20
- bacılar çabuk bakın15
- netanyahu8
- nervio'nun erkek olması31
- iltica41
- from gold from dust29
- arkadaşlar sizce bu mont nasıl13
- babuş diyen kız10
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen14
- bu sözlük çok kötüymüş ben de pembe götlüyüm9
- sözlükteki sapık ergenler2
- gotik hatun gorunumlu siradan kiz2
- recep tayyip erdoğan17
- sözlük yazarlarının bebeksi kombinleri15
- izmir büyükşehir belediye başkanı akp'ye geçiyor9
- kızlar bi bakın bişe göstercem9
- queen feristah10
- beraber kavgaya gidilecek yazarlar7
- arkadaşlar güldük eğlendik7
- kızınız sözlükte yazabilir mi10
- husiler'in aden havalimanı nı vurması2
- her gün blazer ceket giyen kadın7
- fatma betül sayan kaya35
- leopar desen giyinen kadının amacı10
- sözlük kızlarının seksi çorapları9
- bacılar koşun yanıyorum6
en basit mantıkla sağlığını düşünen insandır. en başta kitap okumak fiziksel rahatsızlıklara sebep olur. gözler bir süre sonra yorulur ağrır. bel ve boyun kısmında ufak çaplı yamulmalar filan oluşur.
ikincisi ve en önemlisi; kitap okuyan insanın ruh sağlığı bir süre sonra bozulur. neden yarraam dedin sanki dur cevabını verecem. şimdi efendim; romanda, öyküde vs. de yazarlar genellikle yaşanmış bir olayı yazmaz. kendi yarattığı karakterlere kendi yarattığı olayları yaşatır. gerçeklikle çok ilgili değildir. bu durumu farkeden okuyucu zamanla gerçek dünyada yaşamanın kendisini tatmin etmediğinin farkına varır. aşklarını romanlara göre yaşar, düşüncelerini bir roman karakterine uygun hale getirir. dolayısıyla gerçeklik denilen kavramdan kopar ve zamanla yalnızlığa, düşlere kendini bırakıverir.
dostoyesvki, kafka vs. gibi yazarları okuyan bir insanın içinin kararmaması işten bile değildir. bu karamsarlık duygusu yazarın anlatım gücünün de katkısı ile okuyucunun içine işler. pesimismizin dibine vurmanın ilk adımı demektir bu.
ve ayrıca; kitap okuyan kişi gerçek yaşamda var olan ama dikkat edilmeyen birçok ayrıntıya dikkat eder. örneğin; konuştuğu kişinin bakışlarından çıkarımlarda bulunmak ister veya ne bileyim insanların neden bu kadar vurdumduymaz ve kalp kırıcı olduğunu net biçimde görür. sürekli bu durum üstüne kafa yorar. böyle durumlardan kendisini ve insanlığı sonsuza kadar kurtarmak ister fakat çabasının nafile olduğunun farkına varamaz. çünkü; gerçek yaşamda insanları tek bir kalıba sığdırmak zordur. elden bir şey gelmediğini görünce üzüntü de beraberinde gelir. gerçekte romanlardaki gibi ne iyi son vardır ne de tüm bunlardan kurtulmak için intihar etme kudreti.
işte; bu gerçek ve kitaplarda yaratılan dünya arasındaki kapanmayacak uçurum; kişinin dengesini bir süre sonra bozmaya başlayınca "keşke okumasaydım, ot gibi yaşayıp hiçbir şeyden habersiz, her şeyden mutlu şekilde yaşayıp gitseydim." diye iç geçirir. *
edit: kimse okumadı galiba. neyse buraya kadar okuyan olursa selam ederim kendisine. *
ikincisi ve en önemlisi; kitap okuyan insanın ruh sağlığı bir süre sonra bozulur. neden yarraam dedin sanki dur cevabını verecem. şimdi efendim; romanda, öyküde vs. de yazarlar genellikle yaşanmış bir olayı yazmaz. kendi yarattığı karakterlere kendi yarattığı olayları yaşatır. gerçeklikle çok ilgili değildir. bu durumu farkeden okuyucu zamanla gerçek dünyada yaşamanın kendisini tatmin etmediğinin farkına varır. aşklarını romanlara göre yaşar, düşüncelerini bir roman karakterine uygun hale getirir. dolayısıyla gerçeklik denilen kavramdan kopar ve zamanla yalnızlığa, düşlere kendini bırakıverir.
dostoyesvki, kafka vs. gibi yazarları okuyan bir insanın içinin kararmaması işten bile değildir. bu karamsarlık duygusu yazarın anlatım gücünün de katkısı ile okuyucunun içine işler. pesimismizin dibine vurmanın ilk adımı demektir bu.
ve ayrıca; kitap okuyan kişi gerçek yaşamda var olan ama dikkat edilmeyen birçok ayrıntıya dikkat eder. örneğin; konuştuğu kişinin bakışlarından çıkarımlarda bulunmak ister veya ne bileyim insanların neden bu kadar vurdumduymaz ve kalp kırıcı olduğunu net biçimde görür. sürekli bu durum üstüne kafa yorar. böyle durumlardan kendisini ve insanlığı sonsuza kadar kurtarmak ister fakat çabasının nafile olduğunun farkına varamaz. çünkü; gerçek yaşamda insanları tek bir kalıba sığdırmak zordur. elden bir şey gelmediğini görünce üzüntü de beraberinde gelir. gerçekte romanlardaki gibi ne iyi son vardır ne de tüm bunlardan kurtulmak için intihar etme kudreti.
işte; bu gerçek ve kitaplarda yaratılan dünya arasındaki kapanmayacak uçurum; kişinin dengesini bir süre sonra bozmaya başlayınca "keşke okumasaydım, ot gibi yaşayıp hiçbir şeyden habersiz, her şeyden mutlu şekilde yaşayıp gitseydim." diye iç geçirir. *
edit: kimse okumadı galiba. neyse buraya kadar okuyan olursa selam ederim kendisine. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar