bugün
- kabak tatlısını sevenler8
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- nervio'nun gerçek yüzü6
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı14
- nervio'nun asıl benzediği ünlü6
- kafanın çok büyük olması8
- nervio34
- barış alper yılmaz4
- birçok kadın evliliğini eskort hizmeti gibi yapıyo3
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- tarcanlar oto ekspertiz2
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam6
- emre aydın dinlemek2
- anın görüntüsü23
- 2019 tasarımı4
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- nerdesiniz3
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı2
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali5
- kabak tatlısını sevmeyenler2
- mercedese binen memur2
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak3
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- 30 kasım 20262
- 29 kasım 20262
- kabak tatlısının üzerine tahin dökmek2
- 27 kasım 20262
- duygu özaslan6
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- ismet gurbuz 20242
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı24
- mesibaglari2
- 19 kasım 20262
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- 8 kasım 20264
- timsah yürüyüşü4
- özel ders vermek4
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- ya şeytan haklıysa5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- askerde özlenen şeyler9
- beni benden alırsan bene nolur3
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
alması farz, vermesi sünnet olan eylemdir. "es selamu aleyküm" cümlesini kullanmanın farz ya da sünnetlik bir durumu bulunmamaktadır. ayrıca es selamu aleyküm cümlesinde allah lafzı "gizli özne" olarak bile geçmemektedir! dolayısıyla "allah'ın selamı üzerinize olsun" anlamı maalesef uydurulmuş bir anlamdır.
cümlenin doğru anlamı: selam yani "bütün korkulardan emîn olma"; aleyküm yani "sizin üzerinize." kavramlarının anlamlarından ve kavramların tarihsel / etimolojik kökenlerinden anlaşılacağı üzere, arapların birbirleriyle karşılaştıkları vakit: "benden sana zarar gelmez, ben dostum, ben senin için güvenliyim, maksadım zarar vermek değil" anlamlarında kullandıkları bir kalıp cümledir.
kur-an'ı kerim'de yer alan nisa suresi 86. ayetin öncesinde, allah yolunda savaş ve barış konusu işlenmiş ve 86. ayete gelindiğinde: "ve-izâ huyyîtum bitahiyyetin fehayyû bi-ahsene minhâ ev ruddûhâk innallâhe kâne alâ kulli şey-in hasîbân" yani:"bir selam aldığınızda daha güzel bir selamla karşılık verin ya da aynıyla iade edin zira allah her şeyin hesabını tutmaktadır." denilmiştir.
ayetin öncesi ve sonrası incelendiğinde ayrıca ayet içinde vurgulanan "allah her şeyin hesabını tutmaktadır" emr-i ilahisi hesaba katıldığında burada kastedilen "selam"ın "barış teklifi" olabileceği ihtimali kuvvetle muhtemeldir! elbette biz bu yorumu müfessir ve mücedditlere bırakalım lakin ayet başlı başına ele alındığında bile ayette kullanılan kavramın "selam" kavramı olmadığı ve "es selamu aleyküm" cümlesinin de ayette yer almadığı, ayette yer alan ve kendi içinde dinamizmi ve işlerliği olan "tahiyyat" kavramının ise anlamından soyutlanarak yalnızca "selam senin üzerine olsun" anlamında kullanmanın ne derece kur-an'ı kerim'e ve akla zıt olduğu ortadadır.
sonuç olarak, karşımızdaki insan "hello", "hay", "merhaba", "selam", "iyi günler", "günaydın", "tünaydın", "iyi akşamlar"... vs diyebilir. bunların tümü "sünnet" uygulamasına giren selamlama çeşitleridir. çünkü sünnet olan "selamlama" faliyetidir.
bu selamlama çeşitlerine karşılık olarak ya aynı kavramlarla ya da daha muteber olanıyla karşılık verilmelidir. ancak "merhaba" diyen birine sırf -gereksiz ve yanlış olduğunu az önce dolaylı yoldan öğrendiğimiz- bir tepki göstermek maksadıyla "aleyküm selam" demek ne dindarlıktır ne de "ameller niyetlere göre olması hasebiyle" farz yerine getirilmiş olur.
lütfen folklör haline dönüştürülmüş olan islamı, aslına rücu ettirelim! allah resulünün yaşamını, onun ne kadar nazik, hassas ve -karşısındaki "putperest" bile olsa- ne denli hoşgörülü olduğunu unutmayalım.
lütfen "gelenekçiyim" gibi komik bahanelerin ardına sığınıp "kaba-softa" görünümlere girmeyelim. "ilim çinde bile olsa alınız" diyen allah resulü "ilmin" insanı ve insanlığı değiştirdiğini ve dolayısıyla geliştirdiğini çok iyi biliyor ve bunu bilerek insanlığı ve hasseten müminleri ilme yönlendiriyordu. az önce kur-an'ı kerim'in ayeti üzerinde yapılan -zerrecik kadar da olsa- ilmi tetkiki bir kez daha gözden geçirip, yanlış anladığımız ayetlerin olabileceğini unutmayalım. inşaallah.
cümlenin doğru anlamı: selam yani "bütün korkulardan emîn olma"; aleyküm yani "sizin üzerinize." kavramlarının anlamlarından ve kavramların tarihsel / etimolojik kökenlerinden anlaşılacağı üzere, arapların birbirleriyle karşılaştıkları vakit: "benden sana zarar gelmez, ben dostum, ben senin için güvenliyim, maksadım zarar vermek değil" anlamlarında kullandıkları bir kalıp cümledir.
kur-an'ı kerim'de yer alan nisa suresi 86. ayetin öncesinde, allah yolunda savaş ve barış konusu işlenmiş ve 86. ayete gelindiğinde: "ve-izâ huyyîtum bitahiyyetin fehayyû bi-ahsene minhâ ev ruddûhâk innallâhe kâne alâ kulli şey-in hasîbân" yani:"bir selam aldığınızda daha güzel bir selamla karşılık verin ya da aynıyla iade edin zira allah her şeyin hesabını tutmaktadır." denilmiştir.
ayetin öncesi ve sonrası incelendiğinde ayrıca ayet içinde vurgulanan "allah her şeyin hesabını tutmaktadır" emr-i ilahisi hesaba katıldığında burada kastedilen "selam"ın "barış teklifi" olabileceği ihtimali kuvvetle muhtemeldir! elbette biz bu yorumu müfessir ve mücedditlere bırakalım lakin ayet başlı başına ele alındığında bile ayette kullanılan kavramın "selam" kavramı olmadığı ve "es selamu aleyküm" cümlesinin de ayette yer almadığı, ayette yer alan ve kendi içinde dinamizmi ve işlerliği olan "tahiyyat" kavramının ise anlamından soyutlanarak yalnızca "selam senin üzerine olsun" anlamında kullanmanın ne derece kur-an'ı kerim'e ve akla zıt olduğu ortadadır.
sonuç olarak, karşımızdaki insan "hello", "hay", "merhaba", "selam", "iyi günler", "günaydın", "tünaydın", "iyi akşamlar"... vs diyebilir. bunların tümü "sünnet" uygulamasına giren selamlama çeşitleridir. çünkü sünnet olan "selamlama" faliyetidir.
bu selamlama çeşitlerine karşılık olarak ya aynı kavramlarla ya da daha muteber olanıyla karşılık verilmelidir. ancak "merhaba" diyen birine sırf -gereksiz ve yanlış olduğunu az önce dolaylı yoldan öğrendiğimiz- bir tepki göstermek maksadıyla "aleyküm selam" demek ne dindarlıktır ne de "ameller niyetlere göre olması hasebiyle" farz yerine getirilmiş olur.
lütfen folklör haline dönüştürülmüş olan islamı, aslına rücu ettirelim! allah resulünün yaşamını, onun ne kadar nazik, hassas ve -karşısındaki "putperest" bile olsa- ne denli hoşgörülü olduğunu unutmayalım.
lütfen "gelenekçiyim" gibi komik bahanelerin ardına sığınıp "kaba-softa" görünümlere girmeyelim. "ilim çinde bile olsa alınız" diyen allah resulü "ilmin" insanı ve insanlığı değiştirdiğini ve dolayısıyla geliştirdiğini çok iyi biliyor ve bunu bilerek insanlığı ve hasseten müminleri ilme yönlendiriyordu. az önce kur-an'ı kerim'in ayeti üzerinde yapılan -zerrecik kadar da olsa- ilmi tetkiki bir kez daha gözden geçirip, yanlış anladığımız ayetlerin olabileceğini unutmayalım. inşaallah.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com