bugün
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi20
- gocu'ya özgürlük7
- sözlük hesabını sil perileri3
- senden benden trilyonları çalanlar5
- fatma betül sayan kaya49
- arkadaşlar beni neden sevmediniz3
- ne yazarsam yazayım çaylak olmuyorum3
- 4 ekim 2026 konohafest saldırısı3
- yıldız tilbe kızılı2
- cemil ipekçi2
- arkadaşlar çok uykum var2
- hepinizden nefret ediyorum ama tek başıma da canım2
- fon mağdurlarının ana para iadelerini beğenmemesi2
- ideal bira bardağı3
- pazartesi sabah 7 de spor salonuna giden insan3
- cin filmleri4
- sarımsak6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- müzik kursu2
- türk korku filmi klişeleri3
- pazartesi sabahı erken kalkmak için bir neden3
- yaşlı ve bunak sözlük yazarları3
- iwf yapay zeka çocuk istismarı materyali artışı2
- italya türkiye maçı saat 21 45 te atv de3
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması43
- pizza5
- sabahları nefret edilen şeyler10
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- pizza margarita4
- asrın soygunu14
- cin musallat olan kişi nasıl anlaşılır3
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi8
- sözlük gıybeti12
- hangi tatlısınız10
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- riyad da ikinci mekke ittifakı toplantısı2
- türkiye'nin yemen de mekke ittifakı tartışması2
- nasıl birisiniz8
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- akp seçmeni16
- damarsız tüysüz manisa yaprağı18
- anın görüntüsü20
- tarsus ta karpuz yüklü kamyonun devrilmesi2
- napıyorsunuz8
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- domates2
- gunluklerim aylik olmus11
- kız kardeşlerim6
- arkadaşlar naber ya8
- yeşil parka giyen kız2
zor günler geçiren takımımız. çözüm yolları konusunda farklı yaklaşımların olması iyidir ama bunların birbiriyle düşman olması kötüdür.
2-1'lik kasımpaşa galibiyeti sonrasında şöyle yazmıştım:
keşke dibe vursaydık. olmadı...
ama devrimci durum nesnel bir olgudur güzel kardeşim. bizim zorlamalarımız ya erken patlatır, ezilmemize yol açar ya da bizi terorizme götürür. yani dibe vurmamız için bizim de ittirmemiz doğru olmaz.
beşiktaş kendi ritminde, kendi doğal itici güçleriyle bir yere gidiyor. belirli bir hızla ve belirli bir liderlikle.
liderliğin başarısız olduğu doğrudur ama o liderliğin ortaya çıkış, yaşam bulması ve geldiği nokta, beşiktaş'ın diğer bileşenlerinden bağımsız değildir. yani seyirci, başkanın ekibi, muhalif gruplar, basın ve hatta rakiplerin tutumları ve durumu. bunlar masum da sadece başkan mı suçlu? olamaz.
tüpçü başarısız bu açık ama niye ortada gerçek bir iktidar alternatifi yok? serdar bilgili gibi birisi niye bize fazla geldi, niye erken attık tekneden?
muhalefet gerçek bir muhalefet olsaydı şimdi umutlu olurduk. ama umutlu değiliz.
bu ortamda birini indir birini çıkar, ne olabilir ki?
toplumda kriz olgunlaşır, genele yansır; yönetenler yönetemez olur (bjk'de öyle); yönetilenler artık bu yönetimi istemez (bjk'de öyle); yönetilenler bunu istemediklerini belirgin biçimde dışa yansıtırlar (bjk'de öyle); böyle bir ortamda hareketlenen kitlelere önderlik yapacak lider olmalı (bjk'de öyle değil), parti olmalı (yok), belirli hedefler için yanyana gelmiş bir cephe olmalıdır (yok) ki mevcut durum olumluya doğru evrilsin.
durum böyle... peki devrimci durum nesnel bir süreçse, sadece bize bağlı değilse, zorlanmamalı ise, biz şimdi ne yapmalıyız? oturup beklemeli miyiz? durum kızışsın diye çabalamalı mıyız? beşiktaş yenilsin diye mi uğraşmalıyız? şöyle ya da böyle yendiğinde üzülmeli miyiz? ne yapmalı? * nasıl yapmalı? *
biz hazır olmaya çalışmalıyız. eksiklerimizi gidermeliyiz. lider oluşturmalıyız. daha iyi örgütlenmiş yapılara dönüşmeliyiz. farklılıklardan korkmayan, yanyana gelmekten ürkmeyen iyi cepheler oluşturabilmeliyiz. sakin olmalıyız, asla acelecilik yapmamalıyız. şiddetten uzak kalmalıyız. hayatı iyi izlemeli, iyi koklamalıyız.
buna rağmen biz hazır olmadan durum olgunlaşırsa -ki olabilir- o zaman elimizden geleni yapmalıyız, yenileceksek bile iyi yenilmeliyiz. çünkü bu yenilgi gelecek atılımın temelini sağlam oluşturur en azından.
bütün bunlara hazır değilsek, durum olgunlaşır, kitleler patlar ama en örgütlü olanlar alır götürür. bu bazan ordu olur, bazan ordu destekli derin devlet, bazan kitlelerin gözünü iyi boyamış ırkçı, zenofobik bir grup.
en kötüsü böyle bir durumda bizim iyi yenilmememiz olur. çünkü kitlelerin gözünde ikinci adımda denenecek bir seçenek bile olamamışız demektir.
not: bu söylediklerimin türkiye gerçekleriyle ilgisi yoktur. somut durumun somut tahlili niteliğinde, tamamen hayali bir marksist yorumdur. ama belki anlamlı olur bizim için, beşiktaş için. o yüzden yazdım.
2-1'lik kasımpaşa galibiyeti sonrasında şöyle yazmıştım:
keşke dibe vursaydık. olmadı...
ama devrimci durum nesnel bir olgudur güzel kardeşim. bizim zorlamalarımız ya erken patlatır, ezilmemize yol açar ya da bizi terorizme götürür. yani dibe vurmamız için bizim de ittirmemiz doğru olmaz.
beşiktaş kendi ritminde, kendi doğal itici güçleriyle bir yere gidiyor. belirli bir hızla ve belirli bir liderlikle.
liderliğin başarısız olduğu doğrudur ama o liderliğin ortaya çıkış, yaşam bulması ve geldiği nokta, beşiktaş'ın diğer bileşenlerinden bağımsız değildir. yani seyirci, başkanın ekibi, muhalif gruplar, basın ve hatta rakiplerin tutumları ve durumu. bunlar masum da sadece başkan mı suçlu? olamaz.
tüpçü başarısız bu açık ama niye ortada gerçek bir iktidar alternatifi yok? serdar bilgili gibi birisi niye bize fazla geldi, niye erken attık tekneden?
muhalefet gerçek bir muhalefet olsaydı şimdi umutlu olurduk. ama umutlu değiliz.
bu ortamda birini indir birini çıkar, ne olabilir ki?
toplumda kriz olgunlaşır, genele yansır; yönetenler yönetemez olur (bjk'de öyle); yönetilenler artık bu yönetimi istemez (bjk'de öyle); yönetilenler bunu istemediklerini belirgin biçimde dışa yansıtırlar (bjk'de öyle); böyle bir ortamda hareketlenen kitlelere önderlik yapacak lider olmalı (bjk'de öyle değil), parti olmalı (yok), belirli hedefler için yanyana gelmiş bir cephe olmalıdır (yok) ki mevcut durum olumluya doğru evrilsin.
durum böyle... peki devrimci durum nesnel bir süreçse, sadece bize bağlı değilse, zorlanmamalı ise, biz şimdi ne yapmalıyız? oturup beklemeli miyiz? durum kızışsın diye çabalamalı mıyız? beşiktaş yenilsin diye mi uğraşmalıyız? şöyle ya da böyle yendiğinde üzülmeli miyiz? ne yapmalı? * nasıl yapmalı? *
biz hazır olmaya çalışmalıyız. eksiklerimizi gidermeliyiz. lider oluşturmalıyız. daha iyi örgütlenmiş yapılara dönüşmeliyiz. farklılıklardan korkmayan, yanyana gelmekten ürkmeyen iyi cepheler oluşturabilmeliyiz. sakin olmalıyız, asla acelecilik yapmamalıyız. şiddetten uzak kalmalıyız. hayatı iyi izlemeli, iyi koklamalıyız.
buna rağmen biz hazır olmadan durum olgunlaşırsa -ki olabilir- o zaman elimizden geleni yapmalıyız, yenileceksek bile iyi yenilmeliyiz. çünkü bu yenilgi gelecek atılımın temelini sağlam oluşturur en azından.
bütün bunlara hazır değilsek, durum olgunlaşır, kitleler patlar ama en örgütlü olanlar alır götürür. bu bazan ordu olur, bazan ordu destekli derin devlet, bazan kitlelerin gözünü iyi boyamış ırkçı, zenofobik bir grup.
en kötüsü böyle bir durumda bizim iyi yenilmememiz olur. çünkü kitlelerin gözünde ikinci adımda denenecek bir seçenek bile olamamışız demektir.
not: bu söylediklerimin türkiye gerçekleriyle ilgisi yoktur. somut durumun somut tahlili niteliğinde, tamamen hayali bir marksist yorumdur. ama belki anlamlı olur bizim için, beşiktaş için. o yüzden yazdım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar