bugün
- sabahları nefret edilen şeyler15
- karı kıza para yedirir misiniz7
- ateistlerin yaşama amacı25
- sikerim böyle hayatı deyip 7/24 taksicilik yapmak2
- rafael leao24
- türkiye16
- sarapci koala69
- günün sözü20
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- erkeklerin istediği tek şey17
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- biraderine de sana da yeter artık7
- mehmet ali alabora7
- biraderlerin vurduyor olması12
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- sarapci diye nick alan akpli17
- ayağı şiir kokan kadın6
- en son ne zaman namaz kıldın13
- gece tuvalette zıplayan fil görmek5
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- biraderizm felsefesi6
- fener balı15
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- bir dinciyle tartışmak5
- fenerbahçe vs galatasaray26
- telefon zil sesini ilahi yapan anadolu çomarı3
- cin görmüş yazarlar4
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- manifest11
- gece şahin içinde lapsekili tayfur dinlemek4
- gece herkes uyurken otele gelen kapüşonlu adam2
- deniz göktaş5
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- öldükten sonra 2865 te dirilmek4
- teröriste sövmek artık yasak23
- pikap3
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- sorgulayan aklı insana kim verdi19
- gece ormanda bir seri katille köşe kapmaca oynamak3
- kapadokya23
- game of thrones taki kerhaneci13
- şarapçı koala ile viski içmek5
- üşümeyi özlemek4
- gece gece zall'ın akla gelmesi2
- başkan3
- ruhani bir varlığa aşık olmak ister miydin3
- sosyalizm her ülkede farklı tecelli eder6
hataları vardır fatih terim'in, %100 büyük hataları da vardır. bosna da tribüne çıkması gibi.
ama şuan şapkayı öne koyup düşünme vaktidir türk futbolu için.
yıllardır bir hakan şükür, bir rüştü'den vazgeçemiyor, daha doğrusu yerine yenisini koyamıyor türk futbolu.
bu mesele aslında bizim acizliğimiz. tıpkı her problemde ''atatürk olacaktı ki şimdi...'' diye başlayan cümleler kurmamız gibi.
avrupa'da oynayan bir-iki oyuncumuz kalmış. eskiden bu sayı rahat rahat 6-7 taneydi, vay anasını derdik...
her sene 2 takım öyle veya şampiyonlar liginde oynar, hiç değilse biri iyi işler yapardı. böyle böyle ilerlerdi türk futbolu, şimdi değil ufukta, kaderde bile öyle bir durum yok.
bir adam sivrildi mi herşeyi ona bağlıyoruz, ondan bekliyoruz. diğerleri figüran gibi kalıyor. örnek olarak arda'yı, bizzat fatih terim'i, mustafa denizli'yi verebiliriz.
insanlar makine değildir belki ama mecazen onların da pilleri vardır. ve her pil birgün biter.
mesela bugün fatih terim'in pilinin ebediyen bittiği gündür türkiye adına.
zaten aslında fatih terim'in bütün geri dönüşleri bir nevi hatır gönül meselesi. ne zaman işler iyi gitmese ya eski dostlardan yardım istenir, ya da akıl danışılır ama yardımcı olamazlar. bu da bir kısır döngü.
şuan yapılması gerekense kesinlikle bir devrim. ama bu bir yabancının değil, bizim devrimimiz olmalı.
türkiye futbol konusunda büyük başarılar yaşadı, özellikle son 20 yılda buna hepimiz şahit olduk. bu 20 yıllık süre zarfına girilmeden önce derwall gibi, piontek gibi yabancılardan ilham aldık, başarılar kazandık. onların yaptığını kurumsal anlamda bir futbol eğitimi olarak algılayadabiliriz tabii.
ancak bu süreç 20 yıl önceydi, yaşandı ve bitti. aynı derede 2 kere yüzemezsiniz. birinci girişiniz özgündür, yeni olan herşeyin güzel olduğu gibi, ama o dereye ikinci girdiğinizde su aynı su değildir, olmayacaktır da.
fatih terim türk milli takımını ilk defa avrupa kupasına götürmeden evvel ankaragücünde çalışıyordu. bu çoğu şeye bir yol göstermeli.
ersun yanal akıllara gelebilir, ersun yanal iyi veya kötü ama eline geçen şansı iyi değerlendirememiş bir antrenör.
şunu söylemek gerek... bu eleme sürecinde milli takımın başında reha kapsal veya abdullah avcı olsa sonuç bundan kötü olmazdı.
o halde denenmesi gereken budur belki de. kaldı ki yarın federasyon biz mesut bakkal'ı getirdik dese hiç şaşırmam, üzülmem de.
şimdi milli takımın başına fatih terim'in selefi olarak karel brückner veya eric gerets tarzı bir antrenör getirseniz ki daha fazlasının olabileceğini pek sanmıyorm, ne kadar farkeder?
istisnalar yok mu, var. ama çok azlar. bir lucescu akla gelir, bir de hiddink. onları da türkiye'nin başına getirmek mucize.
demek istediğim yabancı antrenör hayal gibi bir şey. aksi takdirde zaten kuvvetle muhtemel fiyasko olur.
fatih terim'e gelince... sayesinde çok sefasını sürdük bu futbol denilen illetin, cefasını da çekmeyi bilmeliyiz.
2008 yazında göğsümüzün ne kadar kabardığını unutmamalıyız. bunlar güzel günlerdi.
bu akşam ki ispanya maçından sonra gördüm ki bosna olur da dünya kupasına giderse, dolu dolu, üzerine basa basa söylüyorum ki averaj takımı olur.
burdan da şunu anlıyoruz...
türkiye aslında dünya kupasını 2-3 gol farkıyla kaçırdı. yani bu kadar negatif gelişme ve hatta gerilemeye rağmen ölüsüyle bile başarabilirdi bu işi. olmadı, futbolun adaleti yok. ispanya'ya, bosna'ya, ve yana yakıla söylüyorum; estonya'ya bir gol fazla atsak şuan herkes burda sayfalarca methiye düzecekti fatih terim'e bilerek veya bilmeyerek. bu işin güzelliği de burda zaten, bu coşkusunda. futbol toplumların afyonudur diyip marx'a bir selam çaksam hiç antipatik olmaz o bağlamda.
dipnot olarak söylemeliyim ki fatih terim biraz da şanssız bir adam.
nihat'ın ispanya maçında kaçırdığı gol, arda'nın bosna'da direkten dönen şutu, cecchi gori, rui costa'nın 5 metreden içeri vuramadığı kafa, özhan canaydın, alpay vlaovic ilişkisi, ümit'in sakat bacağı vs... bunlar gider böyle.
tabi bu bir yerde kader, bir yerde de onun hataları.
türkiye'de yeni nesle futbol aşkı aşılamak kadar bütün dünya'ya adını duyurabilmek nedir, turkey kelimesini yüzlerce kere yabancı ağızlarından müspet etkiler ve şaşkınlık/hayranlık karışımı nidalara katmak nedir, bir işte gerçekten başarılı olabilmek nedir...
bunları öğreten fatih terim'e bir teşekkür etmek gerekli gerçekten de. çok görmemek lazım.
hırsızları, hortumcuları, magandaları ve riyakar politikacılarından başka gençliğine göstericek fazla bir yüzü olmayan memleket için fazla iyi bir örnekti kendisi. ama iyi örnekti işte, o kadar iyiydi ki bir dönem şimdi dalga geçtiğimiz mor formaları hepimiz sırtımıza geçirip firenze sokaklarında koşmak istedik.
güzel günlerdi bunlar.
ben sade ve sıradan bir vatandaş olarak fatih terim'e burdan bunca emeği veya belki de sadece o güzel günler için çok teşekkür ederim.
ama şuan şapkayı öne koyup düşünme vaktidir türk futbolu için.
yıllardır bir hakan şükür, bir rüştü'den vazgeçemiyor, daha doğrusu yerine yenisini koyamıyor türk futbolu.
bu mesele aslında bizim acizliğimiz. tıpkı her problemde ''atatürk olacaktı ki şimdi...'' diye başlayan cümleler kurmamız gibi.
avrupa'da oynayan bir-iki oyuncumuz kalmış. eskiden bu sayı rahat rahat 6-7 taneydi, vay anasını derdik...
her sene 2 takım öyle veya şampiyonlar liginde oynar, hiç değilse biri iyi işler yapardı. böyle böyle ilerlerdi türk futbolu, şimdi değil ufukta, kaderde bile öyle bir durum yok.
bir adam sivrildi mi herşeyi ona bağlıyoruz, ondan bekliyoruz. diğerleri figüran gibi kalıyor. örnek olarak arda'yı, bizzat fatih terim'i, mustafa denizli'yi verebiliriz.
insanlar makine değildir belki ama mecazen onların da pilleri vardır. ve her pil birgün biter.
mesela bugün fatih terim'in pilinin ebediyen bittiği gündür türkiye adına.
zaten aslında fatih terim'in bütün geri dönüşleri bir nevi hatır gönül meselesi. ne zaman işler iyi gitmese ya eski dostlardan yardım istenir, ya da akıl danışılır ama yardımcı olamazlar. bu da bir kısır döngü.
şuan yapılması gerekense kesinlikle bir devrim. ama bu bir yabancının değil, bizim devrimimiz olmalı.
türkiye futbol konusunda büyük başarılar yaşadı, özellikle son 20 yılda buna hepimiz şahit olduk. bu 20 yıllık süre zarfına girilmeden önce derwall gibi, piontek gibi yabancılardan ilham aldık, başarılar kazandık. onların yaptığını kurumsal anlamda bir futbol eğitimi olarak algılayadabiliriz tabii.
ancak bu süreç 20 yıl önceydi, yaşandı ve bitti. aynı derede 2 kere yüzemezsiniz. birinci girişiniz özgündür, yeni olan herşeyin güzel olduğu gibi, ama o dereye ikinci girdiğinizde su aynı su değildir, olmayacaktır da.
fatih terim türk milli takımını ilk defa avrupa kupasına götürmeden evvel ankaragücünde çalışıyordu. bu çoğu şeye bir yol göstermeli.
ersun yanal akıllara gelebilir, ersun yanal iyi veya kötü ama eline geçen şansı iyi değerlendirememiş bir antrenör.
şunu söylemek gerek... bu eleme sürecinde milli takımın başında reha kapsal veya abdullah avcı olsa sonuç bundan kötü olmazdı.
o halde denenmesi gereken budur belki de. kaldı ki yarın federasyon biz mesut bakkal'ı getirdik dese hiç şaşırmam, üzülmem de.
şimdi milli takımın başına fatih terim'in selefi olarak karel brückner veya eric gerets tarzı bir antrenör getirseniz ki daha fazlasının olabileceğini pek sanmıyorm, ne kadar farkeder?
istisnalar yok mu, var. ama çok azlar. bir lucescu akla gelir, bir de hiddink. onları da türkiye'nin başına getirmek mucize.
demek istediğim yabancı antrenör hayal gibi bir şey. aksi takdirde zaten kuvvetle muhtemel fiyasko olur.
fatih terim'e gelince... sayesinde çok sefasını sürdük bu futbol denilen illetin, cefasını da çekmeyi bilmeliyiz.
2008 yazında göğsümüzün ne kadar kabardığını unutmamalıyız. bunlar güzel günlerdi.
bu akşam ki ispanya maçından sonra gördüm ki bosna olur da dünya kupasına giderse, dolu dolu, üzerine basa basa söylüyorum ki averaj takımı olur.
burdan da şunu anlıyoruz...
türkiye aslında dünya kupasını 2-3 gol farkıyla kaçırdı. yani bu kadar negatif gelişme ve hatta gerilemeye rağmen ölüsüyle bile başarabilirdi bu işi. olmadı, futbolun adaleti yok. ispanya'ya, bosna'ya, ve yana yakıla söylüyorum; estonya'ya bir gol fazla atsak şuan herkes burda sayfalarca methiye düzecekti fatih terim'e bilerek veya bilmeyerek. bu işin güzelliği de burda zaten, bu coşkusunda. futbol toplumların afyonudur diyip marx'a bir selam çaksam hiç antipatik olmaz o bağlamda.
dipnot olarak söylemeliyim ki fatih terim biraz da şanssız bir adam.
nihat'ın ispanya maçında kaçırdığı gol, arda'nın bosna'da direkten dönen şutu, cecchi gori, rui costa'nın 5 metreden içeri vuramadığı kafa, özhan canaydın, alpay vlaovic ilişkisi, ümit'in sakat bacağı vs... bunlar gider böyle.
tabi bu bir yerde kader, bir yerde de onun hataları.
türkiye'de yeni nesle futbol aşkı aşılamak kadar bütün dünya'ya adını duyurabilmek nedir, turkey kelimesini yüzlerce kere yabancı ağızlarından müspet etkiler ve şaşkınlık/hayranlık karışımı nidalara katmak nedir, bir işte gerçekten başarılı olabilmek nedir...
bunları öğreten fatih terim'e bir teşekkür etmek gerekli gerçekten de. çok görmemek lazım.
hırsızları, hortumcuları, magandaları ve riyakar politikacılarından başka gençliğine göstericek fazla bir yüzü olmayan memleket için fazla iyi bir örnekti kendisi. ama iyi örnekti işte, o kadar iyiydi ki bir dönem şimdi dalga geçtiğimiz mor formaları hepimiz sırtımıza geçirip firenze sokaklarında koşmak istedik.
güzel günlerdi bunlar.
ben sade ve sıradan bir vatandaş olarak fatih terim'e burdan bunca emeği veya belki de sadece o güzel günler için çok teşekkür ederim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar