bugün
- kolye140
- rüzgar11
- cep telefonu11
- nokia10
- lale13
- kuş5
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- rüzgar türbini2
- gece gece sinirlenmek4
- mavi4
- var olmak için ne yaptınız12
- billie eilish'in memeleri7
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- fil9
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- at6
- flamingo3
- öğretmenlerin kravat takma zorunluluğu2
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- kaplan17
- z kusagi4
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- evi ev yapan şeyler14
- kötüyü alaşağı etmek4
- brezilya7
- anın görüntüsü22
- sevgili nedir7
- aslan15
- gül7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- netflix asaf dizisi3
- cemil tugay6
- bileklik19
- pıtı atma4
- yol5
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- erken ölüm2
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- ankara8
- yogartiksen39
- elma5
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- paralel evren2
- sarı teker kim sorunsalı8
- spider man brand new day2
- zebra7
suç işleyen çocukları ıslah etmek, eğitmek ve topluma kazandırmak amacıyla açılmış kurum, ıslahhane (tdk) evet, tdk ya göre tanımımız böyle. ama benim bahsetmek istediğim asıl gerçekler var.
türkiye'de ıslahevleri belli başlı şehirlerde vardır. bir elin parmağı kadardır sayıları: izmir, ankara, istanbul ve elazığ hatırlayabildiğim şehirler. buralarda suç işleyen çocuklar yargılanıyorlar. yani henüz yaşı onsekiz ve daha küçük olan çocuklar. her biri 12-14,14-16 ve 16-18 yaşları gözetilerek cezaya tabi tutuluyorlar. ülkemizde en sık rastlanan suçlar genellikle hırsızlık, yan kesicilik, cinayet ve tecavüzdür. suç işleyen grubu oluşturan çocukların büyük bir bölümünü ise sokak çocukları, çalışan çocuklar, yetim çocuklar, parçalanmış aileden gelen çocuklar ve yoksul çocuklar oluşturmakta. yine bir gerçek de şu ki; doğuda hala töre cinayetleri çocuklar tarafından işleniyor. yani bir yaptırım söz konusu. anası babası veriyor eline tabancayı,"namusumuzu temizle, bir-iki yıl yatıp çıkarsın. sana çok fazla ceza vermezler. hem biz sana mapushanede gül gibi bakar, hiçbir şeyini eksik etmeyiz. "yeter ki alnımızdan bu karayı sil."mantığıyla çocukları cinayete teşvik ediyorlar.
suçlu sayılan çocuk için bir çocuk mahkemesi kurulur arkadaşlar. juri olmaz, izleyici olmaz. hakim, savcı, psikolog, pedagog eşliğinde bir dava süreci gerçekleştirilir. çocuğu bir yetişkin gibi sorgulamak yerine, suçun altında yatan asıl nedenler araştırılır. sonrasında suçun ağırlık derecesine göre ıslahevine yerleştirilir. aslında ıslah evi, yani ceza evi değil bir nevi rehabilitasyon merkezi gibi düşünülmeli. ama türkiye'de bu uygulamalardan eser yok maalesef. literatürde geçenden çok daha farklı uygulamalar. öncelikle bir çocuğun suçlu olduğuna karar vermek için altında yatan asıl neden tespit edilmeli, bunun için de iyi bir sorgulama süreci gerekmekte.
bundan birkaç ay önce hepimiz televizyonda izledik. çocuk yaştaki bir abla kardeşini öldürüp cesedini günlerce çeyiz sandığında saklamış. aynı odada uyumuştu. sızan kanı temizleyip, naftalin ve parfüm kokusu ile cesetten gelen kokuyu engellemek istemişti. eve gelen gazetecilere ise ustaca palavralar atmıştı. sonunda ne olmuştu ?tabii gerçek ortaya çıkmıştı. çocuğun biri mezara , diğeri ıslahevine yerleştirilmişti. şimdi burada asıl suçlu çocuk değildir. bu çocuğu bu psikolojiye iten asıl neden ört bas edilmektedir.
başka bir örnek vereyim hemen, üniversite son sınıfta iken bir çocuk mahkemesine gözlem amaçlı girmeyi başarmış bir arkadaşım anlatmıştı. şu an 14 yaşındaki bir çocuk ;5 yaşındaki bir çocuğa üç yıl önce tecavüz etmekten yargılanıyordu. hakimin ciddiyetsiz, çocuğun algılayabileceği düzeyde sorduğu sorulardan uzak, önemsiz bir konuymuş gibi davranarak sorgulama yaptığını söylemişti. 5 yaşındaki çocuğa "sana tecavüz etti mi?" diye sorduğunda çocuk, "bilmiyorum" deyip ağlamaya başlıyormuş ki üç yıl öncesinde bu çocuk 2, tecavüz eden çocuk ise 11 yaşında, dikkatinizi çekerim. yani ne kadar sağlıklı bir sonuç elde edilebilir ki bu şekilde, hala anlamış değilim.
bir araştırmaya katıldığımda bu çocukların halini bizzat kendim görmüştüm."beni buradan çıkarın, suçlu değilim ben, yalvarıyorum." diye cümle kuranların sayısı o kadar fazla ki. "islahevinden çıktığınız zaman ne yapacaksınız?" sorusu sorulduğunda "yine çalacağız, aç kalmaktan iyidir." gibi cevaplar alınıyor. birçoğu kollarını jiletliyor, tinerden, uyuşturucudan uzak kaldıkları için krize giriyor vs. bunlar çok acı bir durum. deniliyor ki, bu çocuklar yeniden topluma kazandırılmalı. çıktıktan sonra bir iş verilmeli, bir uğraşları olmalı ki tekrar suç işlemesinler. hepsi değil ama birçoğu sanayide, fabrikalarda çalışmaya başlıyormuş duyduğumuza göre. okuma yazma, dikiş nakış ...vs. öğretiliyormuş.
umarım gerçekten böyledir. asıl suçlu bu çocuklar değil, bu çocukları suça teşvik eden anne- babalar, bu toplumun bireyleri. onları yeniden topluma kazandırmak ise ıslahevlerinde görev yapan tüm yetkililer. hakiminden tutun da, pedagogundan, psikoloğundan, çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanından, polisine kadar hepsinin görevi. ıslahevi sonrasında ise iş yine topluma düşüyor. çocuğu bu topluma kazandıracak da o, bir kenara iterek suç işlemesine imkan verecek yine o.
türkiye'de ıslahevleri belli başlı şehirlerde vardır. bir elin parmağı kadardır sayıları: izmir, ankara, istanbul ve elazığ hatırlayabildiğim şehirler. buralarda suç işleyen çocuklar yargılanıyorlar. yani henüz yaşı onsekiz ve daha küçük olan çocuklar. her biri 12-14,14-16 ve 16-18 yaşları gözetilerek cezaya tabi tutuluyorlar. ülkemizde en sık rastlanan suçlar genellikle hırsızlık, yan kesicilik, cinayet ve tecavüzdür. suç işleyen grubu oluşturan çocukların büyük bir bölümünü ise sokak çocukları, çalışan çocuklar, yetim çocuklar, parçalanmış aileden gelen çocuklar ve yoksul çocuklar oluşturmakta. yine bir gerçek de şu ki; doğuda hala töre cinayetleri çocuklar tarafından işleniyor. yani bir yaptırım söz konusu. anası babası veriyor eline tabancayı,"namusumuzu temizle, bir-iki yıl yatıp çıkarsın. sana çok fazla ceza vermezler. hem biz sana mapushanede gül gibi bakar, hiçbir şeyini eksik etmeyiz. "yeter ki alnımızdan bu karayı sil."mantığıyla çocukları cinayete teşvik ediyorlar.
suçlu sayılan çocuk için bir çocuk mahkemesi kurulur arkadaşlar. juri olmaz, izleyici olmaz. hakim, savcı, psikolog, pedagog eşliğinde bir dava süreci gerçekleştirilir. çocuğu bir yetişkin gibi sorgulamak yerine, suçun altında yatan asıl nedenler araştırılır. sonrasında suçun ağırlık derecesine göre ıslahevine yerleştirilir. aslında ıslah evi, yani ceza evi değil bir nevi rehabilitasyon merkezi gibi düşünülmeli. ama türkiye'de bu uygulamalardan eser yok maalesef. literatürde geçenden çok daha farklı uygulamalar. öncelikle bir çocuğun suçlu olduğuna karar vermek için altında yatan asıl neden tespit edilmeli, bunun için de iyi bir sorgulama süreci gerekmekte.
bundan birkaç ay önce hepimiz televizyonda izledik. çocuk yaştaki bir abla kardeşini öldürüp cesedini günlerce çeyiz sandığında saklamış. aynı odada uyumuştu. sızan kanı temizleyip, naftalin ve parfüm kokusu ile cesetten gelen kokuyu engellemek istemişti. eve gelen gazetecilere ise ustaca palavralar atmıştı. sonunda ne olmuştu ?tabii gerçek ortaya çıkmıştı. çocuğun biri mezara , diğeri ıslahevine yerleştirilmişti. şimdi burada asıl suçlu çocuk değildir. bu çocuğu bu psikolojiye iten asıl neden ört bas edilmektedir.
başka bir örnek vereyim hemen, üniversite son sınıfta iken bir çocuk mahkemesine gözlem amaçlı girmeyi başarmış bir arkadaşım anlatmıştı. şu an 14 yaşındaki bir çocuk ;5 yaşındaki bir çocuğa üç yıl önce tecavüz etmekten yargılanıyordu. hakimin ciddiyetsiz, çocuğun algılayabileceği düzeyde sorduğu sorulardan uzak, önemsiz bir konuymuş gibi davranarak sorgulama yaptığını söylemişti. 5 yaşındaki çocuğa "sana tecavüz etti mi?" diye sorduğunda çocuk, "bilmiyorum" deyip ağlamaya başlıyormuş ki üç yıl öncesinde bu çocuk 2, tecavüz eden çocuk ise 11 yaşında, dikkatinizi çekerim. yani ne kadar sağlıklı bir sonuç elde edilebilir ki bu şekilde, hala anlamış değilim.
bir araştırmaya katıldığımda bu çocukların halini bizzat kendim görmüştüm."beni buradan çıkarın, suçlu değilim ben, yalvarıyorum." diye cümle kuranların sayısı o kadar fazla ki. "islahevinden çıktığınız zaman ne yapacaksınız?" sorusu sorulduğunda "yine çalacağız, aç kalmaktan iyidir." gibi cevaplar alınıyor. birçoğu kollarını jiletliyor, tinerden, uyuşturucudan uzak kaldıkları için krize giriyor vs. bunlar çok acı bir durum. deniliyor ki, bu çocuklar yeniden topluma kazandırılmalı. çıktıktan sonra bir iş verilmeli, bir uğraşları olmalı ki tekrar suç işlemesinler. hepsi değil ama birçoğu sanayide, fabrikalarda çalışmaya başlıyormuş duyduğumuza göre. okuma yazma, dikiş nakış ...vs. öğretiliyormuş.
umarım gerçekten böyledir. asıl suçlu bu çocuklar değil, bu çocukları suça teşvik eden anne- babalar, bu toplumun bireyleri. onları yeniden topluma kazandırmak ise ıslahevlerinde görev yapan tüm yetkililer. hakiminden tutun da, pedagogundan, psikoloğundan, çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanından, polisine kadar hepsinin görevi. ıslahevi sonrasında ise iş yine topluma düşüyor. çocuğu bu topluma kazandıracak da o, bir kenara iterek suç işlemesine imkan verecek yine o.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar