bugün
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu25
- dövme yaptıran erkeklerin genelde gay olması8
- boyumun 2 cm kısalması21
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek8
- sözlük yazarlarına güvenmek13
- sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler7
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı23
- otelde sevişmek8
- bugün elini paylaşan yarın neresini paylaşır6
- fazla samimiyet6
- kulak memesi delik bir erkeği ciddiye almak3
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- sözlüğe elini ayağını atan tipler3
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- teoman'ın 60 yaşına girmesi5
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- nev10
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum2
- hiçbir zaman gönlü alınan biri olmamak4
- gece gece gelen kaşarlı sucuklu tost kokusu3
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- mal mıyım sorunsalı13
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- fazla düşünceli olmak4
- midye tava4
- arkadaşlar bakar mısınız6
- didem madak2
- küt saçlı hatun12
- elidor3
- sözlük yazarlarının doğum tarihleri3
- 65 yaş üstü yazarlar3
- kiraz cicegi kolonyasi41
- afet hoca geliyo afet hoca geliyo ihihihi6
- sözlük kızlarının meme savaşı7
- beni sevdiniz mi4
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- ona bir şey söyle8
- online listesi7
- açgözlü bencil ikiyüzlü kibirli insan5
- sözlük yazarlarının saatleri8
- duymak istediğin şeyleri söyleyen falcı2
- chatgpt'ye dizi karakteri benzerliğini sorma3
- mandalina8
- sözlüğün troll mekanı haline gelmesi4
- hiç bir şey hissetmemek4
- natisii mik'yi ena4
- seks yapmama şartıyla ölümsüz olmak5
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri12
kendisine kısaca özel mesajla ya da başka şekilde polemik yapmayı sevmediğimi anlatmaya çalıştım. 15 milyar yıllık evrende, ziyadesi ile eğlenmek arada bir de başkası ne der onu bileyim ben neyi bilmiyorum öğreneyim diye girip çıktığım bir websitesi üzerinde es kaza bu tarihte bir şekilde konuşulmuş bir konu üzerinden ve kişiler üzerinden karşılıklı tartışarak; ve onu başka sitelerde devam ettirerek sidik yarıştırmanın kendi kişiliğim açısından anlamsızlığını gördüğüm içinde; yazara polemik etmeyi sevmiyorum, başka da ne mesajınıza yanıt veririm ne de konuyu devam ettiririm dedim.
bu minvalde kendisi korktu kaçtı tadında yenişemedi tadında bir entry girmiş. kendimden nefret ederek açıklama yapma ihtiyacı hissederek bu entryi kerhen yazıyorum.
hayatımın uzun ve kederli yıllarının sonunda; yüksek bir tepede durup geriye baksam sanırım binlerce ölü jackskellington görürdüm. bu çok net durum bana bir kaç prensip öğretti. bunlardan en güzeli benim açımdan; ne anlattığımın önemli olmadığı; ne kadar bildiğimin de önemli olmadığı; önemli olanın karşımdaki insanın ne kadar anladığı olduğudur. ya da bilindiği üzre "anlatabildiklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır". etienne'de bunu gördüm. çok net bir şekilde. ve polemik yapmak istemedim.
etiennein basit bir vuruş şekli var önüne gelen her topa. kanıt göster diyor. ben ısrarla kanıt göstermek zorunda olmadığımı(zı) -hiç birimizin- anlatmaya çalışıyorum. çünkü ben sözlükte kendi kişisel fikrimi yazıyorum. bu fikri okuduğum şeylerin toplamından edindim. bir tarihçi değilim. olmadığım içinde doğal olarak fikrime kanıt göstermek zorunda değilim. görüşüm bu kadar basit. bu demek değil ki herkes yazsın ama yalan yazsın. herhangi bir fikrin olmuşluğunu ya da olmamışlığını ifade etmekte herkes hürdür ve bunu kanıtlamak zorunda değildir. ama elbette bir sebep olmalıdır. bu sebebi dilerse açıklayabilir. bu sayede istenilmese de bir uzlaşma sağlanabilir. tam tersi "kanıt göster-kanıt yok; e götüne koyim o zaman ibne; ağzını sikeyim puşt" yüzeyselliğine ve doğal bir cepheleşmeye gider. bu istemediğim bir şey. ne internette böyle bytelar harcayacak kadar kendimden geçtim ne de özel yaşamımdan bu süreyi çalacak kadar akılsız değilim.
etienne özelinde içselleştirmeden yazmaya çalışacağım; etienne gibi çok fazla insan var. bu artık türkiye ortalaması. ben bu ortalamaya uzak ve yabancı kalıyorum bir süredir. bunun sebebi mensubu olduğum sosyoekonomik sınıf. (bu cümle benim param var amcıklar siz fakirsiniz demek değil.) evrim teorisine inanıyorum; sivil topluma inanıyorum, militarizmi sevmiyorum, kadın haklarınının gerekliliğine inanıyorum; işçi sınıfı idealleri ile büyüdüm ve ha keza mücadelemi de verdim, dindar, dinci milliyetçi ırkçı muhafazakar değilim. çok farklı çevrelerde bulundum ve birden fazla hayat pratiği yaşamayı başardım. yurtdışında bulundum ve hem ülkemin eksiklerini daha iyi gördüm hem de olası önyargılarım artık kalmadı.
bunları neden anlatıyorum çünkü açıkça ve net bir şekilde; neden polemik istemediğimi iletmeye çabalıyorum. etienne ile aramızda varolan uçurumun sebebini vermeye çalışıyorum. onun istediği kanıtın olmayabileceğini ama o kanıtı istediği kişi gibilerin var olduğunun ve bunun sebebinin olduğunu anlatmaya çalışıyorum. bizlerin onları anladığını varlıklarını kabullendiğimizi ve karşılığında benzer bir şeyi istediğimizi anlatmaya çalışıyorum. benim bir fikrim var. bu fikir yukarıda anlattığım şekilde yaşanılmış bir hayatın içerisinde bir gün bir şey/şeyler okuyarak oluşmuş. etienne ise kendisine anlatılan resmi tarih, resmi din, resmi algı, resmi tehdit, resmi bilinç, resmi kmlik ile yaşamış. elbette kanıtı var çünkü resmi. elbette kanıtım yok çünkü ben bir outsiderım. dışarıdan zamanında benim gibi olup bir şeyleri bir yerlere karalayıp resmileşmiş ağızdan 3-5 kelime de olsa kaçırıp daha doğrusunu yazmayı becermiş kişileri okudukça orgazma yakın bir his yaşıyorum.
eğer onları sunsam kanıt diye etienne kişisine; ya kabul etmeyecek; kimmiş ki evinde yazmış bak burada gazali var şu var bu var benimki doktor prof senin ki ne diyecek. ya da senin adamın ibne olduğu söyleniyor diye ad hominem yapacak. işte bu sebeple knaıt göstermiyorum. işte bu sebeple polemik istemiyorum. işte bu sebeple farklı adreslerde tartışmak istemiyorum.
çünkü hayatım ve edinilmiş tecrübelerim bana tartışma ile polemik arasında farkı; tartışma heyecanı ve ateşi ile attention whore arasındaki farkı çok açık bir şekilde gösteriyor.
zaman zaman özel mesaj kanalı ile tanrı; allah; islam; kötülük problemi ve tanrısal sevgi başlıklarını vermekten çekinmeyeceğim tartışmaları sözlükte bir kaç kişi ile yaşadım ve her birinden zevk aldım. bir sonuca ulaşmak amacı olmadan tartıştık birbirimizi bilerek ama güzel tartışmalardı. etienne de bu tadı bu tonu bu anlayışı bulacağımı sanmadığım için (bu bir hakaret değil tespittir; etienne öyledir demektir.) tartışmaya girmeye gerek görmedim. bu ne beni küçük düşürür ne onu. ya da belki ben çok safım bilemiyorum.
bu minvalde kendisi korktu kaçtı tadında yenişemedi tadında bir entry girmiş. kendimden nefret ederek açıklama yapma ihtiyacı hissederek bu entryi kerhen yazıyorum.
hayatımın uzun ve kederli yıllarının sonunda; yüksek bir tepede durup geriye baksam sanırım binlerce ölü jackskellington görürdüm. bu çok net durum bana bir kaç prensip öğretti. bunlardan en güzeli benim açımdan; ne anlattığımın önemli olmadığı; ne kadar bildiğimin de önemli olmadığı; önemli olanın karşımdaki insanın ne kadar anladığı olduğudur. ya da bilindiği üzre "anlatabildiklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır". etienne'de bunu gördüm. çok net bir şekilde. ve polemik yapmak istemedim.
etiennein basit bir vuruş şekli var önüne gelen her topa. kanıt göster diyor. ben ısrarla kanıt göstermek zorunda olmadığımı(zı) -hiç birimizin- anlatmaya çalışıyorum. çünkü ben sözlükte kendi kişisel fikrimi yazıyorum. bu fikri okuduğum şeylerin toplamından edindim. bir tarihçi değilim. olmadığım içinde doğal olarak fikrime kanıt göstermek zorunda değilim. görüşüm bu kadar basit. bu demek değil ki herkes yazsın ama yalan yazsın. herhangi bir fikrin olmuşluğunu ya da olmamışlığını ifade etmekte herkes hürdür ve bunu kanıtlamak zorunda değildir. ama elbette bir sebep olmalıdır. bu sebebi dilerse açıklayabilir. bu sayede istenilmese de bir uzlaşma sağlanabilir. tam tersi "kanıt göster-kanıt yok; e götüne koyim o zaman ibne; ağzını sikeyim puşt" yüzeyselliğine ve doğal bir cepheleşmeye gider. bu istemediğim bir şey. ne internette böyle bytelar harcayacak kadar kendimden geçtim ne de özel yaşamımdan bu süreyi çalacak kadar akılsız değilim.
etienne özelinde içselleştirmeden yazmaya çalışacağım; etienne gibi çok fazla insan var. bu artık türkiye ortalaması. ben bu ortalamaya uzak ve yabancı kalıyorum bir süredir. bunun sebebi mensubu olduğum sosyoekonomik sınıf. (bu cümle benim param var amcıklar siz fakirsiniz demek değil.) evrim teorisine inanıyorum; sivil topluma inanıyorum, militarizmi sevmiyorum, kadın haklarınının gerekliliğine inanıyorum; işçi sınıfı idealleri ile büyüdüm ve ha keza mücadelemi de verdim, dindar, dinci milliyetçi ırkçı muhafazakar değilim. çok farklı çevrelerde bulundum ve birden fazla hayat pratiği yaşamayı başardım. yurtdışında bulundum ve hem ülkemin eksiklerini daha iyi gördüm hem de olası önyargılarım artık kalmadı.
bunları neden anlatıyorum çünkü açıkça ve net bir şekilde; neden polemik istemediğimi iletmeye çabalıyorum. etienne ile aramızda varolan uçurumun sebebini vermeye çalışıyorum. onun istediği kanıtın olmayabileceğini ama o kanıtı istediği kişi gibilerin var olduğunun ve bunun sebebinin olduğunu anlatmaya çalışıyorum. bizlerin onları anladığını varlıklarını kabullendiğimizi ve karşılığında benzer bir şeyi istediğimizi anlatmaya çalışıyorum. benim bir fikrim var. bu fikir yukarıda anlattığım şekilde yaşanılmış bir hayatın içerisinde bir gün bir şey/şeyler okuyarak oluşmuş. etienne ise kendisine anlatılan resmi tarih, resmi din, resmi algı, resmi tehdit, resmi bilinç, resmi kmlik ile yaşamış. elbette kanıtı var çünkü resmi. elbette kanıtım yok çünkü ben bir outsiderım. dışarıdan zamanında benim gibi olup bir şeyleri bir yerlere karalayıp resmileşmiş ağızdan 3-5 kelime de olsa kaçırıp daha doğrusunu yazmayı becermiş kişileri okudukça orgazma yakın bir his yaşıyorum.
eğer onları sunsam kanıt diye etienne kişisine; ya kabul etmeyecek; kimmiş ki evinde yazmış bak burada gazali var şu var bu var benimki doktor prof senin ki ne diyecek. ya da senin adamın ibne olduğu söyleniyor diye ad hominem yapacak. işte bu sebeple knaıt göstermiyorum. işte bu sebeple polemik istemiyorum. işte bu sebeple farklı adreslerde tartışmak istemiyorum.
çünkü hayatım ve edinilmiş tecrübelerim bana tartışma ile polemik arasında farkı; tartışma heyecanı ve ateşi ile attention whore arasındaki farkı çok açık bir şekilde gösteriyor.
zaman zaman özel mesaj kanalı ile tanrı; allah; islam; kötülük problemi ve tanrısal sevgi başlıklarını vermekten çekinmeyeceğim tartışmaları sözlükte bir kaç kişi ile yaşadım ve her birinden zevk aldım. bir sonuca ulaşmak amacı olmadan tartıştık birbirimizi bilerek ama güzel tartışmalardı. etienne de bu tadı bu tonu bu anlayışı bulacağımı sanmadığım için (bu bir hakaret değil tespittir; etienne öyledir demektir.) tartışmaya girmeye gerek görmedim. bu ne beni küçük düşürür ne onu. ya da belki ben çok safım bilemiyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar