bugün
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı69
- güney kore11
- ismail kartal16
- okan buruk10
- kimsenin sizi sevmemesi4
- jaws filmindeki sikko balik29
- ismet bin ebu lülü vel binici ül meydan'ı ilim4
- chatgpt'nin bana yürümesi12
- sözlükteki fenerbahçeliler15
- en son alınan iltifat6
- sözlükteki fenerbahçe li yazarlar7
- mert hakan yandaş5
- didem soydan5
- cedidacer6
- atilla karaoğlan5
- para5
- victor osimhen11
- fenerbahçe6
- sözlükteki fenerbahçeli yazarların rezil olması4
- fransa8
- fenerbahçelilerin ağlak olması3
- futbol izleyen erkek pasif gaydir5
- archie brown3
- sınavlarda kopya çekmenin etiği2
- kolye18
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar8
- rövaşata denince akla gelen kişiler4
- aç uyumak13
- nervio tarzı entry girmek18
- özelden alet atmak4
- ipkis tarzı entry girmek4
- gay taklidi yapıp kızlarla takılmak5
- ekonomi6
- hurdacıdan son gelen kitaplar6
- arçi burhan2
- ayağı 36 numara olan kadın4
- aleksey batrakov5
- meme gifleri atan sözlük yetkilisi6
- memelerim güzel mi diyen sözlük yazarı5
- oktay saral13
- fb gs'yi yenerse tanga giyeceğim4
- arda güler16
- atatürk ün hataları15
- 22 tane adamın bir topun peşinden koşması3
- sevgiliyle araya mesafe koymak5
- hakiki gay misin diyen sözlük yazarı3
- sözlükteki fenerbahçeli sayısındaki ani düşüş2
- kerem aktürkoğlu2
- almanya2
- galatasaray8
zoraki tanım: deneysel seks aktivitesidir.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
kan ter içinde girdi odaya. soluk soluğaydı. sesi kekremsi bir tattaydı, gözyaşları ise buğuluydu. "neden?" dedi. "neden biz de onlar gibi yapamıyoruz?"
sustum, bir kaç saniye bakıştık yalnızca. ekranda artistik cimnastik hareketler sergilenmekteydi, yıllar evvel yurt dışında izlediğim olimpiyattan kesitlerdi aslında bunlar. ilgimi çekmiyordu o an. o an o da bende değildi ama benden istediği de başka bir bendi.
kravatımı gevşettim sonra, latte macchiato mdan bir yudum daha aldım. damağımda kalan tadıyla kendime geldim. halbuki henüz yeni çıkmıştım toplantımdan. yorucu ve sıkıcı dakikalardı. ardından iphone'umun ışığı yandı, bir mesaj daha belirdi. ah şu sözlük kızları yok mu, yine onlardan biriydi işte. tıpkı gün boyu mesaj atan, arayan diğer üçbinsekizyüzyirmiikisi gibi, farksızdılar. saat farkından ötürü beklenen entrymi girmeyi unutmuştum, ancak umursamadım bu kez. "ah şu popülarite, sen nelere kadirsin" diye geçirdim içimden. varlığın da yokluğun da bir bela adeta...
oysa ki o an bunların hiç bir önemi yoktu. karşımda taşlaşmış bir duygu, parlamış gözlerle bana ekranı gösteriyordu. yüksek atlamalar, sıçrayışlar pas de deux ler... bunlar olmalıydı, bunlar yapılmalıydı şimdi, an bu andı.
akabinde deneysel çalışmalarımız oldu o gece. yerinden oynayan eklemlerin sesleri, çıtırdayan, kütürdeyen kemikler ve zorlanan kaslar eşliğinde çığlık çığlığa bağırıyordu: daha da zor, daha da deneysel o yeah!
hepsi sanatsal bir hüzne yelken açıyordu oysa ki. her çığlık göğsümde yankılanıp kasıklarıma doluyor, oradan da bacaklarına boşalıyordu.
sonra çarşafların nemi dindi, alelacele giyinirken gözlerindeki ışıltıyla şu cümleler döküldü ağzından: "bunu da sözlüğe yazacaksın değil mi?"
sustum o an, utandım, konuşmadım. kapıyı çekip gittiğinde migrostaki gibi ağladım. havalimanındaki gibi olmadı ama. olsun işte ağladım. bunu da yazdım. hmm başka ne kaldı hocu? he şey var şey dur onu da yarın yazarım. off o çok fena lan.
(bkz: experimental ile bir gece)
(bkz: bir başka gece)
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
kan ter içinde girdi odaya. soluk soluğaydı. sesi kekremsi bir tattaydı, gözyaşları ise buğuluydu. "neden?" dedi. "neden biz de onlar gibi yapamıyoruz?"
sustum, bir kaç saniye bakıştık yalnızca. ekranda artistik cimnastik hareketler sergilenmekteydi, yıllar evvel yurt dışında izlediğim olimpiyattan kesitlerdi aslında bunlar. ilgimi çekmiyordu o an. o an o da bende değildi ama benden istediği de başka bir bendi.
kravatımı gevşettim sonra, latte macchiato mdan bir yudum daha aldım. damağımda kalan tadıyla kendime geldim. halbuki henüz yeni çıkmıştım toplantımdan. yorucu ve sıkıcı dakikalardı. ardından iphone'umun ışığı yandı, bir mesaj daha belirdi. ah şu sözlük kızları yok mu, yine onlardan biriydi işte. tıpkı gün boyu mesaj atan, arayan diğer üçbinsekizyüzyirmiikisi gibi, farksızdılar. saat farkından ötürü beklenen entrymi girmeyi unutmuştum, ancak umursamadım bu kez. "ah şu popülarite, sen nelere kadirsin" diye geçirdim içimden. varlığın da yokluğun da bir bela adeta...
oysa ki o an bunların hiç bir önemi yoktu. karşımda taşlaşmış bir duygu, parlamış gözlerle bana ekranı gösteriyordu. yüksek atlamalar, sıçrayışlar pas de deux ler... bunlar olmalıydı, bunlar yapılmalıydı şimdi, an bu andı.
akabinde deneysel çalışmalarımız oldu o gece. yerinden oynayan eklemlerin sesleri, çıtırdayan, kütürdeyen kemikler ve zorlanan kaslar eşliğinde çığlık çığlığa bağırıyordu: daha da zor, daha da deneysel o yeah!
hepsi sanatsal bir hüzne yelken açıyordu oysa ki. her çığlık göğsümde yankılanıp kasıklarıma doluyor, oradan da bacaklarına boşalıyordu.
sonra çarşafların nemi dindi, alelacele giyinirken gözlerindeki ışıltıyla şu cümleler döküldü ağzından: "bunu da sözlüğe yazacaksın değil mi?"
sustum o an, utandım, konuşmadım. kapıyı çekip gittiğinde migrostaki gibi ağladım. havalimanındaki gibi olmadı ama. olsun işte ağladım. bunu da yazdım. hmm başka ne kaldı hocu? he şey var şey dur onu da yarın yazarım. off o çok fena lan.
(bkz: experimental ile bir gece)
(bkz: bir başka gece)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar