bugün
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi15
- ilişkilerde fizik mi kimya mı önemlidir sorgusu6
- sözlükteki gizli düşmanım9
- muhtarlıkların kapatılması gerekliliği3
- insanın geçmişinin karanlık olması8
- hayalet gibi bir insan olmak3
- içtim şarabı13
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız5
- genç görünmeye çalışmak2
- her insanın bir cini olması7
- venezuella depremi3
- daha relax3
- sözlükte neden atatürk ve türk bayrağı resmi yok3
- özelden sözlük erkeklerini taciz etmek3
- sektör öldü tek yol tıp diyen primat3
- japonya7
- kadir inanır22
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet17
- hiç kimsenin sevmediği bir insana aşık olmak3
- aşure yapan sözlük kızları7
- of çok sıkıcı olmanız2
- şafak çak2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- her türk kızını türbanlı zanneden gavur9
- çift katlı otobüs2
- trump ara seçimleri kaybederse soruşturma geçirir5
- rakı sevmemek6
- sesi güzel olan kızların çirkin olması sorunsalı2
- insan olmaya ceyrek kala3
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar7
- aydilge'nin sanat güneşi olması2
- 7 aydır berlinde yaşıyorum soruları alayım7
- kemalist dünya24
- tas kafa traşlı hırt sorunu5
- cinsel başlıklara yazmayan bayan yazar2
- bazen şık bazen relax mod2
- trolluğun zeka gerektirdiği gerçeği3
- türkiye bedava para kazananlar ülkesidir2
- bu sıcakta karpuz tarlasında çalışmak4
- şeriatçıları afganistana sürmek4
- çok güzel ama manyak kadın7
- iran'ın abd saldırısına karşılık tehdidi5
- en son ne yediniz2
- mustafa kemal atatürk7
- üniversitelerin gereksiz olması16
- aşk5
- true'nun çaylak olması16
- hayattaki şans seviyeniz4
- anın görüntüsü20
- dünya da her insanın bir ismi olması3
perşembe günü işten çıkıp 2 bira alarak, ankara'nın 38 derece sıcağında, öğlen 13:00'da -ki gece 13:00 da olmaz zira- kaldırıma yapışmış köppekler gibi pısıp koltuğuma televizyonun başına geçtim. televizyon dediysem lcd ayol bildiğin. d-smart da var. evin kuzey bölgesindeki kapalı havuzun ışıklarını söndürmeyi unutmuşum, onu bile kalkıp kapatmaya üşendim. bildiğin uyuzum yani o gün. bi de sağa sola pire fırlatsam itten farkım kalmayacak şerefsizim. n'apılır, n'apılır dedim kendi kendime [yalnızım, selam ederim] bari galatasaray'ın maçını izleyim de arda neyim birkaç hareket yapar da gecemiz şenlenir dedim.*
maçı 90 dakika izledim. doyamadım. abartmıyorum, abartıyorsam evimdeki bilardo salonum yıkılsın, "uzatma dakikaları en az 5-6 dakika olsa keşke" diye bile düşündüm. ha galatasaray çok mu iyi oynadı? "çok" iyi oynamadı. rakip güçlü müydü? kesinlikle hayır ama sahada "takım" vardı. "adeta bir kolej havası" klişesine girmeden "bu takım olmuş" dedim. keita çıkıp yerine kewell giriyor adam "sikerler yaa maç kopmuş zaten neyşim var" diye düşünmüyor "zevk" alıyor oyundan. son dakika geliyor, 5-0 olmuş, nonda "galatasaray'ın avrupa kupalarında oynadığı müsabakalarda attığı toplam gol sayısı" istatistiğine +1 eklemek dışında hiçbir maddi, manevi değeri olmayan gol atıyor, arda yedek kulübesinden çıkıp zıplıyor.
aklıma beşiktaşımızın porto'yla yaptığı barış kupası maçı geliyor sonra. 2. yarı nihat giriyor oyuna. eller kabadayı gibi açılmış yanlara, sağa sola "emirler" yağdırıyor. ben 26 yaşında futbolcu olsam, kaptanım benden birçok yaş düşük arda bana "şunu yap, bunu yap" dese koymaz, nihat dese koyar abi. "papaz" denir bunlara, bilen bilir. sadece anadolu takımlarında kaldığını düşündüğüm "papaz" futbolcular maalesef ki beşiktaşımızda da var artık. neyse, duran top oluyor, nihat "kot ve ucu sivri kösele ayakkabı" kreasyonuyla bezenmiş mahallenin kıro delikanlısı gibi geçiyor topun başına. insan sarrafıyım ben abicim, tello'nun o an aklından geçenleri okuyabildim. ama söylemem.
yani, bir yanda "takım" olmuş bir galatasaray, diğer yanda "takım" olmayı 2003 yılında bırakmış bir beşiktaş. başında içi geçmiş, çağdışı futbol oynatma ustası mustafa denizli, kalesinde yıllardır "bir top nasıl uzaklaştırılır" öğrenememiş 2 saatli bomba, defansında sivok denen ne işe yaradığı belli olmayan ağır vasıta, orta sahasında kaybettiği toplarla beşiktaşımın yediği gol&pozisyonlar neredeyse kendi asistine eşit olan bir tello, forvetinde hiçbir işe yaramayan boş yere kontenjan dolduran bobo ve bunların tüm ve tek sorumlusu yıldırım demirören.
daha önce lock bir yerlerde yazmıştı. bizim "büyüklük" gibi bir derdimiz yok. ha, belki şampiyonluk sayımız galatasaray ve fenerbahçe kadar olsaydı, bir avrupa kupası kazansaydık, takımımızda her sene yıldızlar olsaydı böyle düşünmezdik ama sonuçta böyle düşünmüyoruz. illa ki takımda yıldız olsun istemiyorum. illa ki şampiyon olalım istemiyorum. ama böyle bir duruma düşmek de istemiyorum. bu takım yine böyle şampiyon olacaksa, olmasın. şampiyonluk sayısı benim için önemli değil çünkü.
ben, 1 ekim 2003 chelsea beşiktaş maçı'ndaki savaşan beşiktaş'ı istiyorum, ben...
sonu çok duygusal olacak, dayanamiciiim kahya, gel şu entry'yi ekle bakiim
maçı 90 dakika izledim. doyamadım. abartmıyorum, abartıyorsam evimdeki bilardo salonum yıkılsın, "uzatma dakikaları en az 5-6 dakika olsa keşke" diye bile düşündüm. ha galatasaray çok mu iyi oynadı? "çok" iyi oynamadı. rakip güçlü müydü? kesinlikle hayır ama sahada "takım" vardı. "adeta bir kolej havası" klişesine girmeden "bu takım olmuş" dedim. keita çıkıp yerine kewell giriyor adam "sikerler yaa maç kopmuş zaten neyşim var" diye düşünmüyor "zevk" alıyor oyundan. son dakika geliyor, 5-0 olmuş, nonda "galatasaray'ın avrupa kupalarında oynadığı müsabakalarda attığı toplam gol sayısı" istatistiğine +1 eklemek dışında hiçbir maddi, manevi değeri olmayan gol atıyor, arda yedek kulübesinden çıkıp zıplıyor.
aklıma beşiktaşımızın porto'yla yaptığı barış kupası maçı geliyor sonra. 2. yarı nihat giriyor oyuna. eller kabadayı gibi açılmış yanlara, sağa sola "emirler" yağdırıyor. ben 26 yaşında futbolcu olsam, kaptanım benden birçok yaş düşük arda bana "şunu yap, bunu yap" dese koymaz, nihat dese koyar abi. "papaz" denir bunlara, bilen bilir. sadece anadolu takımlarında kaldığını düşündüğüm "papaz" futbolcular maalesef ki beşiktaşımızda da var artık. neyse, duran top oluyor, nihat "kot ve ucu sivri kösele ayakkabı" kreasyonuyla bezenmiş mahallenin kıro delikanlısı gibi geçiyor topun başına. insan sarrafıyım ben abicim, tello'nun o an aklından geçenleri okuyabildim. ama söylemem.
yani, bir yanda "takım" olmuş bir galatasaray, diğer yanda "takım" olmayı 2003 yılında bırakmış bir beşiktaş. başında içi geçmiş, çağdışı futbol oynatma ustası mustafa denizli, kalesinde yıllardır "bir top nasıl uzaklaştırılır" öğrenememiş 2 saatli bomba, defansında sivok denen ne işe yaradığı belli olmayan ağır vasıta, orta sahasında kaybettiği toplarla beşiktaşımın yediği gol&pozisyonlar neredeyse kendi asistine eşit olan bir tello, forvetinde hiçbir işe yaramayan boş yere kontenjan dolduran bobo ve bunların tüm ve tek sorumlusu yıldırım demirören.
daha önce lock bir yerlerde yazmıştı. bizim "büyüklük" gibi bir derdimiz yok. ha, belki şampiyonluk sayımız galatasaray ve fenerbahçe kadar olsaydı, bir avrupa kupası kazansaydık, takımımızda her sene yıldızlar olsaydı böyle düşünmezdik ama sonuçta böyle düşünmüyoruz. illa ki takımda yıldız olsun istemiyorum. illa ki şampiyon olalım istemiyorum. ama böyle bir duruma düşmek de istemiyorum. bu takım yine böyle şampiyon olacaksa, olmasın. şampiyonluk sayısı benim için önemli değil çünkü.
ben, 1 ekim 2003 chelsea beşiktaş maçı'ndaki savaşan beşiktaş'ı istiyorum, ben...
sonu çok duygusal olacak, dayanamiciiim kahya, gel şu entry'yi ekle bakiim
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar