bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri42
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek5
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı8
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak8
- bir erkeğin olgunlaştığını gösteren tek detay4
- abd'den gelen gurbetçinin yemek porsiyonu isyanı3
- eve usta gelince yaşanan tedirginlik5
- edebiyat tarihinin en iyi giriş cümlesi4
- beyazpenisliyabancı5
- sertleşmeyi destekleyen gıdalar3
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- defne joy foster'a iftira atan yobazlar2
- yazarların çok üşenseler de yaptıkları şey3
- ürememeyi seçenlere duyulan öfkenin sebepleri3
- tiktok gelmeden öncesini hatırlatan şeyler3
- barış manço'nun ölüm sebebi3
- ona bir şey söyle17
- bıyık bırakmak3
- bireysel silahlanmanın önü açılırsa alınacak silah6
- beyazsemsiyeliyabanci48
- iremga11
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim7
- togg'a lpg taktırmak11
- gülben ergen'in çok kaliteli şarkıcı olması2
- en sevilen meyveler5
- sibel can diyeti6
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- bir kadının sizden hoşlandığını nasıl anlarsınız2
- çeteleşme2
- schopenhauer'un kadın nefreti4
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır10
- meksika açmazı2
- venezuela başkanı rodriguez'in türkiye ziyareti2
- zaman baba7
- yagmurcu3
- aziz yıldırım13
- dizi izleyerek ingilizce öğrendim diyen tip2
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak9
- özgürlükçü eğitimin imkansızlığı2
- türkçe'nin edebi bir dil olmadığı gerçeği7
- yorgun mermi22
- insanları mutlu etmek2
- sydney sweeney'in memeleri7
- ilk aşkınız5
- instagram'a sürekli hikaye atan kadın5
- kezo saçından meslek tahmini yapmak2
- türk mü türkiyeli mi sorunsalı4
ah ah bodrum bodrum...
nerden başlasam? (kesinlikle bu klişeyle başlamalıydım. afferim bana)
nasıl anlatsam? (mavrakar bir üslupla. bence de sence.)
kaç kişiydik o zaman? (40)
Bir okul otobüsüne doluşmuş 40 adet balta... ilk hedefimiz akdeniz'di. Daha 17'ydik. Kaplumbağa misali, barınağımızı günün 24 saati yanımızda gezdiriyorduk. Tente dikmeyi seviyorduk. Evet. ve Peçete harcamasına maksimum miktarda katkıda bulunarak, Türk ekonomisinde devrim yapmaya and içmiş bir avuç idealist pırıl pırıl gencociktik. Güney sahilleri için çok tehlike olabilirdik. Ama gelin görün ki, "bodrum" durağındaydık. Artık çok mu geçti?
Kalacağımız Otele yerleştik. Havuzumuza girdik. 17 yaş zevzekliğine yakışacak bütün sulu şakaları yapmaktan imtina etmedik. Açık havada yemek idi, şu idi bu idi derken akşamı ettik. güzel güzel giyindik saldırış vaziyeti aldık. Yahhh... Barlar sokağına indik. inmesine indik de, asıl hayat 12'de başlıyormuş. Ve bizim o saatlerde otele geri dönmemiz gerekiyordu. Yoklama filan yapılacaktı. Ben tam da "herkes kaçarsa kimse disipline gitmezmiş olm" klişesi ilk kimden çıkacak diye düşünürken, biri patlattı bu özlü kolpayı. Ama en nihayetinde dönüldü otele. Yatıldı. Bazıları ise kendilerine uyuyor süsü verdi. Hain planları vardı. ilerleyen saatlerde otelden kaçacaklardı? Kim tutardı onları?
Saat 01.00 filandı. Yaş 16.5'tan 17 idi. Bodrum'da, barlar sokağında 4 dirhem 2 çekirdek halinde bekliyorduk arkadaşımla. Otelden kaçmakla Çok büyük bir halt etmiş gibi gururluyduk, anarşiktik. Ve iki azılı azgın anarşik olarak biralanalım dedik. Lıkır lıkır götürdük. sonra halikarnas'a dalalım. Anarşik tavrımızı oraya da yayalım, turist ablalara "turisti sev" adlı o muhteşem şarkıyı söyleyelim, dilden dile yayılalım dedik.
Mamafih Damsızdık. Halikarnas kapısından geri döndük. Peki Yılar mıydık? Hemen stratejik bir yere sotelendik. Gelen ve geçen turistlere alenen yazıyorduk. Coşkuluyduk, heyecanlıydık, umutluyduk, ali şendik. Gencocik olmak böyle bir şeydi işte.
"Hey ladies, would you like to join us?" ile başlayan ve "What a wonderful night hıa? Let's fire it!" ile devam eden cool yazılımlarımız gecenin ilerleyen saatlerinde "Excuse me, Can we enter the club together?", "Can we come with you?" "Look! Look! Please...!.?! :(" seviyesine kadar düşmüştü. Bazıları "sizi tatlı şeyler. Gidinin türk ergenleri!" tadında sıcacık gülümseseler de gülümsedikleriyle kalıyorlardı. biz de bakakalıyorduk. Şaşakalıyorduk. Kalakalıyorduk.
Ümidi kesmiştik artık. Olmayacaktı. "Halikarnas'ta geçen yaz rastladım sana" şarkısı bizim için 2000 yılında hiçbir şey ifade etmeyecekti. "Olsun gözüm olsun ne olacaksa olsun" dedik. Sokakta biraz daha demlendik. Arkadaşıma baktım. Susuyordu. Anladın mı olm dedim. Anladım dedi. O günden sonra bir daha hiç bir kulüp önünde, hiçbir disko girişinde ağlamadı. Sonra Sabaha kadar dolaştık yollarda. Bomboş sokaklarda, ellerimizde bira, kalbimizde sızı, pek sevgili Halikarnas badigardı ve leydiiz, hiç mi içiniz sızlamadı?
Ah ah bodrum bodrum... Nerde bitirsem, nasıl anlatsam, 40 baltaydık o zaman.
işte bu elim anı hasebiyle, Bodrum benim için hüzüntü demektir. Aradan yıllar geçtikten sonra karşısına geçip "bi zamanlar Bakir ama gururlu bir genç vardı" tiradını atacağım günleri beklemiyor değilim. Bekle beni bodrum...
Ya da bekleme ya boşver. Zaman değişiyor biz de değişiyoruz. screw you bodrum, i'm going to bozcaada...
nerden başlasam? (kesinlikle bu klişeyle başlamalıydım. afferim bana)
nasıl anlatsam? (mavrakar bir üslupla. bence de sence.)
kaç kişiydik o zaman? (40)
Bir okul otobüsüne doluşmuş 40 adet balta... ilk hedefimiz akdeniz'di. Daha 17'ydik. Kaplumbağa misali, barınağımızı günün 24 saati yanımızda gezdiriyorduk. Tente dikmeyi seviyorduk. Evet. ve Peçete harcamasına maksimum miktarda katkıda bulunarak, Türk ekonomisinde devrim yapmaya and içmiş bir avuç idealist pırıl pırıl gencociktik. Güney sahilleri için çok tehlike olabilirdik. Ama gelin görün ki, "bodrum" durağındaydık. Artık çok mu geçti?
Kalacağımız Otele yerleştik. Havuzumuza girdik. 17 yaş zevzekliğine yakışacak bütün sulu şakaları yapmaktan imtina etmedik. Açık havada yemek idi, şu idi bu idi derken akşamı ettik. güzel güzel giyindik saldırış vaziyeti aldık. Yahhh... Barlar sokağına indik. inmesine indik de, asıl hayat 12'de başlıyormuş. Ve bizim o saatlerde otele geri dönmemiz gerekiyordu. Yoklama filan yapılacaktı. Ben tam da "herkes kaçarsa kimse disipline gitmezmiş olm" klişesi ilk kimden çıkacak diye düşünürken, biri patlattı bu özlü kolpayı. Ama en nihayetinde dönüldü otele. Yatıldı. Bazıları ise kendilerine uyuyor süsü verdi. Hain planları vardı. ilerleyen saatlerde otelden kaçacaklardı? Kim tutardı onları?
Saat 01.00 filandı. Yaş 16.5'tan 17 idi. Bodrum'da, barlar sokağında 4 dirhem 2 çekirdek halinde bekliyorduk arkadaşımla. Otelden kaçmakla Çok büyük bir halt etmiş gibi gururluyduk, anarşiktik. Ve iki azılı azgın anarşik olarak biralanalım dedik. Lıkır lıkır götürdük. sonra halikarnas'a dalalım. Anarşik tavrımızı oraya da yayalım, turist ablalara "turisti sev" adlı o muhteşem şarkıyı söyleyelim, dilden dile yayılalım dedik.
Mamafih Damsızdık. Halikarnas kapısından geri döndük. Peki Yılar mıydık? Hemen stratejik bir yere sotelendik. Gelen ve geçen turistlere alenen yazıyorduk. Coşkuluyduk, heyecanlıydık, umutluyduk, ali şendik. Gencocik olmak böyle bir şeydi işte.
"Hey ladies, would you like to join us?" ile başlayan ve "What a wonderful night hıa? Let's fire it!" ile devam eden cool yazılımlarımız gecenin ilerleyen saatlerinde "Excuse me, Can we enter the club together?", "Can we come with you?" "Look! Look! Please...!.?! :(" seviyesine kadar düşmüştü. Bazıları "sizi tatlı şeyler. Gidinin türk ergenleri!" tadında sıcacık gülümseseler de gülümsedikleriyle kalıyorlardı. biz de bakakalıyorduk. Şaşakalıyorduk. Kalakalıyorduk.
Ümidi kesmiştik artık. Olmayacaktı. "Halikarnas'ta geçen yaz rastladım sana" şarkısı bizim için 2000 yılında hiçbir şey ifade etmeyecekti. "Olsun gözüm olsun ne olacaksa olsun" dedik. Sokakta biraz daha demlendik. Arkadaşıma baktım. Susuyordu. Anladın mı olm dedim. Anladım dedi. O günden sonra bir daha hiç bir kulüp önünde, hiçbir disko girişinde ağlamadı. Sonra Sabaha kadar dolaştık yollarda. Bomboş sokaklarda, ellerimizde bira, kalbimizde sızı, pek sevgili Halikarnas badigardı ve leydiiz, hiç mi içiniz sızlamadı?
Ah ah bodrum bodrum... Nerde bitirsem, nasıl anlatsam, 40 baltaydık o zaman.
işte bu elim anı hasebiyle, Bodrum benim için hüzüntü demektir. Aradan yıllar geçtikten sonra karşısına geçip "bi zamanlar Bakir ama gururlu bir genç vardı" tiradını atacağım günleri beklemiyor değilim. Bekle beni bodrum...
Ya da bekleme ya boşver. Zaman değişiyor biz de değişiyoruz. screw you bodrum, i'm going to bozcaada...
güncel Önemli Başlıklar
