bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri79
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri8
- akplisin yani27
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- duanın bir şeye yaramaması27
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- bicepsini çıkartıp sözlük kızlarına gösteren hain7
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım6
- 3 saat çalışan çamaşır makinesi9
- botoks yaptırmış sözlük üyeleri4
- fon vurgunu52
- 24 eylül 2017 sözlük erkekleri sözlük kızları maçı6
- fatma betül sayan kaya22
- aykirikadin13
- ne yapıyorsun8
- akp li akp li bakan tip8
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- kıyamet suresi 22 ayet2
- kadınların çalışması5
- hz yuşa2
- ideal erkek vücudu nasıl olmalıdır5
- çirkin ama fakir erkek7
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı24
- kendi kültürüne yabancı toplum2
- neden 50 tane arap devleti var12
- kısa boylu ama kaba erkek3
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek4
- geliyorum diyen erkek4
- biberiye turşusu3
- galatasaray lille'i yenemesin tanga giyerim4
- ayak fetişisti ateist ama zengin erkek3
- sözlük çok bozdu4
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması9
- ayak fetişisti ama fakir erkek3
- ben memeye meme demem halka arz edilmedikten sonra5
- menuet4
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü8
- akşamki tantana15
- dudak dolgusu2
- at gözlüklü insanlar6
- lille galatasaray maçı saat 19 45 te trt 1 de4
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- kürtaj hak mıdır sorunsalı7
- sözlüğün politize olması5
- 9 5 çalışan ipneler12
- fingirdeklerin kabuklarına çekilmesi7
- terlikle döven anne13
- ahlak anlayışı apış arasına sıkışmış tipler2
- az kişinin bildiği müthiş lezzetler7
- bugün uyuyakalmışım11
x kulübün gelir giderleri krizden y derece etkilenmiş, doğrudur, belli oluyor, ayrıntısını bilmem.
endüstrileşiyormuş futbol, doğrudur, görüyoruz, gidişatını bilmem.
fifa'nın yeni kuralları oyunu baltalıyormuş, doğrudur, izleyici olarak bazen anlayabiliyoruz, ama canlı yaşamadım, bilmem.
bırakırım, uzmanları tartışsın, ekonomistler karşı karşıya gelsin, eski futbolcular yorumlasın. izlerim.
özellikle premier ligdeki "takım satın alma" modasıyla ilgili bir iki kelam etmek istedim.
---
türk erkeği, belki yüzde doksana yakını, futbolla büyür, sokaklarda diz parçalar, en önem verdiği giysilerinin arkasında "numara" yazar.
büyür, okul, iş furyasına düşer, mutlaka farklı ilgi alanları bulur, yine büyük çoğunluğun "futbol ilgisi" değişmez. o çağlarında "futbola ilgi duyan arkadaşlar" kümesi en geniş arkadaş kümesidir. o başlığın altında vakit geçirmek bu açıdan da cazip gelir.
bu açıdan tutku olarak başlamasa da, çevrenin etkisiyle "tutku" olur futbol.
bir takıma gönül verir birey, onun başarılarıyla sevinir, kötü sonuçlarda okuluna, işine gitmek istemez.
televizyon başına oturur, maç ne günse o gün "maçla" geçer. yorumlarmış, kritiklermiş, istatistiklermiş.
biz tek taraflı bir toplumuz, dünyada 2 numara f1, 3 numara basketbolsa, bizde ilk 5 sıra futboldur.
ben de bunlardan biriyim.
4 sene amatör 2 sene profesyönel basketbol oynadım, nba'i, türkiye liglerini takip ettim. zevkle.
ama hayatım futbol tribünlerinde sırasıyla hakan şükür'e, cihan haspolatlı'ya, orhan ak'a, sabri'ye küfrederek geçti.
en erken kazanılan, en kolay alışılan, en çok paylaşılan hobilerden birinin zengin şımarıkların eline geçmeye başladığını görüyorum, içim yanıyor.
"hobi kaybedilir mi?" demeyin. kaybedilir, bal gibi.
ingilizlerin futbol tutkusu yüksektir, duyuyoruz her yerde, içlerinde bulunmadım, haklarında detaylı konuşamayacağım. eminim onların da içi kan ağlıyordur kulüplerinin satılmasına. normal.
kaliteli ingiliz kulüplerinin satın alınması, bir futbolsever olarak, en sevdiğim hobimden kocaman bir parçayı alıp götürüyor.
futbolcular mı değişiyor?
hayır.
menajer mi değişiyor?
hayır.
peki ne rahatsız ediyor?
küçüksünüzdür, atari, bilgisayar oynarken, bayıla bayıla, kendinizi kaptıra kaptıra oynarken, uykudan gözünüzü açtığınızda aklınıza gelen oyunu oynarken, kendinizden yaşça büyük biri "ver bakayım biraz ben de oynayayım" der. oynamaya başlar, vermez, "ama" dersiniz, "ben ilerlemiştim, ben oynamak istiyorum", vermez, "dur, sen hep oynarsın" der, iter kenara, en büyük zevkiniz elinizden alınmıştır.
benim gözümde bu görgüsüz arapların yaptığı birebir budur.
güç-para eşitliği olan günümüz dünyasında, o adamları "kendinizden büyük olan çocuğa" benzetebilirsiniz.
oyunu alacaklar, yaptığınız puanı, topladığınız canları, tüm emek ve sevginizi mahvedip geri verecekler.
"bu oyun da iyi değilmiş, başka oyun yok mu?" diyecekler, onu da rezil edebilmek için.
siz bir daha oynamak ister misiniz bilemiyorum ama...
benim midem bulanıyor.
milyonlarca insanın zevki, şımarık zengin çocuklarının fm oyunlarına dönüyor.
baktılar dubai'ye oyuncu getiremediler, oyuncuya gitmeyi seçtiler.
bunun kelime anlamı görgüsüzlüktür.
hiçbir kudretin insanların zevklerini "hiçe saymaya" yetmemesi gerekir.
bu adamlar bunu beceriyor, benim midem bulanıyor.
endüstrileşiyormuş futbol, doğrudur, görüyoruz, gidişatını bilmem.
fifa'nın yeni kuralları oyunu baltalıyormuş, doğrudur, izleyici olarak bazen anlayabiliyoruz, ama canlı yaşamadım, bilmem.
bırakırım, uzmanları tartışsın, ekonomistler karşı karşıya gelsin, eski futbolcular yorumlasın. izlerim.
özellikle premier ligdeki "takım satın alma" modasıyla ilgili bir iki kelam etmek istedim.
---
türk erkeği, belki yüzde doksana yakını, futbolla büyür, sokaklarda diz parçalar, en önem verdiği giysilerinin arkasında "numara" yazar.
büyür, okul, iş furyasına düşer, mutlaka farklı ilgi alanları bulur, yine büyük çoğunluğun "futbol ilgisi" değişmez. o çağlarında "futbola ilgi duyan arkadaşlar" kümesi en geniş arkadaş kümesidir. o başlığın altında vakit geçirmek bu açıdan da cazip gelir.
bu açıdan tutku olarak başlamasa da, çevrenin etkisiyle "tutku" olur futbol.
bir takıma gönül verir birey, onun başarılarıyla sevinir, kötü sonuçlarda okuluna, işine gitmek istemez.
televizyon başına oturur, maç ne günse o gün "maçla" geçer. yorumlarmış, kritiklermiş, istatistiklermiş.
biz tek taraflı bir toplumuz, dünyada 2 numara f1, 3 numara basketbolsa, bizde ilk 5 sıra futboldur.
ben de bunlardan biriyim.
4 sene amatör 2 sene profesyönel basketbol oynadım, nba'i, türkiye liglerini takip ettim. zevkle.
ama hayatım futbol tribünlerinde sırasıyla hakan şükür'e, cihan haspolatlı'ya, orhan ak'a, sabri'ye küfrederek geçti.
en erken kazanılan, en kolay alışılan, en çok paylaşılan hobilerden birinin zengin şımarıkların eline geçmeye başladığını görüyorum, içim yanıyor.
"hobi kaybedilir mi?" demeyin. kaybedilir, bal gibi.
ingilizlerin futbol tutkusu yüksektir, duyuyoruz her yerde, içlerinde bulunmadım, haklarında detaylı konuşamayacağım. eminim onların da içi kan ağlıyordur kulüplerinin satılmasına. normal.
kaliteli ingiliz kulüplerinin satın alınması, bir futbolsever olarak, en sevdiğim hobimden kocaman bir parçayı alıp götürüyor.
futbolcular mı değişiyor?
hayır.
menajer mi değişiyor?
hayır.
peki ne rahatsız ediyor?
küçüksünüzdür, atari, bilgisayar oynarken, bayıla bayıla, kendinizi kaptıra kaptıra oynarken, uykudan gözünüzü açtığınızda aklınıza gelen oyunu oynarken, kendinizden yaşça büyük biri "ver bakayım biraz ben de oynayayım" der. oynamaya başlar, vermez, "ama" dersiniz, "ben ilerlemiştim, ben oynamak istiyorum", vermez, "dur, sen hep oynarsın" der, iter kenara, en büyük zevkiniz elinizden alınmıştır.
benim gözümde bu görgüsüz arapların yaptığı birebir budur.
güç-para eşitliği olan günümüz dünyasında, o adamları "kendinizden büyük olan çocuğa" benzetebilirsiniz.
oyunu alacaklar, yaptığınız puanı, topladığınız canları, tüm emek ve sevginizi mahvedip geri verecekler.
"bu oyun da iyi değilmiş, başka oyun yok mu?" diyecekler, onu da rezil edebilmek için.
siz bir daha oynamak ister misiniz bilemiyorum ama...
benim midem bulanıyor.
milyonlarca insanın zevki, şımarık zengin çocuklarının fm oyunlarına dönüyor.
baktılar dubai'ye oyuncu getiremediler, oyuncuya gitmeyi seçtiler.
bunun kelime anlamı görgüsüzlüktür.
hiçbir kudretin insanların zevklerini "hiçe saymaya" yetmemesi gerekir.
bu adamlar bunu beceriyor, benim midem bulanıyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar