bugün
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz14
- fenerbahçe 3 liverpool 15
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı30
- kurallara uyma refleksinin sorgulanmaması3
- emre aydın dinledikten sonra havanın grileşmesi3
- fon vurguncularının fetva alması3
- egay bey birader sucukçu bay2
- muslettin amca15
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan8
- hırsızlığa uydurulan kılıflar2
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar10
- almanya dönerinin iskender kebaba benzemesi2
- atatürk düşmanı değilim5
- israil'in gazze saldırılarında 3 kişinin ölmesi2
- muslettin amca ile halı sahaya gitmek4
- gastronomi4
- emre aydın a adam olması için tavsiyeler2
- yeni tanışılan kimse8
- ankara savaşında gavur ile ittifak yapan osmanlı6
- fenerlilerin ağlaması4
- teoman müziği bıraktı4
- sex shop5
- çaya tükürmek2
- cezaevine özenen gençler8
- sözlük klasikleri8
- 4 kasım 2026 liverpoolun fbye döşeyceği boru4
- ucanpembekoala5
- 6 milyon lirayı zimmetine geçiren zabıt katibi5
- inancın sıcacık fırınları5
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak11
- aleksey batrakov27
- insan sevmemek3
- aşermek2
- yağmurlu bir güne uyanmak5
- 5000 yıllık kürt tarihinin ıspatı5
- ömer üründül'ün izdivaç programı sunması2
- erkekler neden teşhirci giyinmez5
- bencil olmak2
- dedeağaç2
- 24 kasım 2026 galatasaray aston villa maçı5
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- biz de birileriyiz3
- anlamadım true ayıplı film çekerken mi yakalanmış3
- anın görüntüsü33
- hoşlanılan kızın aşkın ne kadar derin diye sorması5
- tanımadığı kadına tokat atan adam19
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar4
- akepem yapmaz5
- suavi nin tıraş bıçağı reklamında oynaması2
- kırıkkaleli olmak istemek10
çünkü, yirmiler bitmiştir. ne yapacağını bilememenin, rüzgarlara kapılıp kendini tanımadığın kıyılarda bulmanın, o kıyılardan tekrar kendine dönmeye çalışmanın yaşları yirmiler, nihayete ermiştir.
başka başka adamların ve kadınların peşinden kendinden epey uzaklara gidip, sonra o tanımadığın yerlerden kendine dönmeye çalışmadın mı?
* * *
çünkü, artık çocuk değilsin. çocuk kalmak üzerine yapılan edebiyatları koy bir kenara, hepsi saçmadır aslında. büyümek iyidir. çocuklar insana yakışmayacak kadar acımasız olabilirler. çocuklar insanlara hak etmedikleri merhametleri gösterebilirler. çocuklukla ilgili bir tek "şaşırmak yeteneğini" alabilirsin yanına. almalısın, becerebilirsen mutlaka!
çocuk sanıp seni aslında hiç de çocukça olmayan cümlelerini gürültüye getirmediler mi? şimdi sen de "büyüklerin" arasındasın, sözlerinle onların ağırlığındasın.
* * *
çünkü gövdenin bir rahiyası var artık; yaşadıklarından dolayı ağır ağır birikmiş. uçuşamayacak kadar ağırsın şimdi. kendini kaldırıp oradan oraya koymak istediğinde bunu nasıl yapacağını öğrenmiş olduğun için hafif.
çakılıp kaldığın zamanlarda nereye, nasıl gidileceğini, varılacağını bilmediğin için donup kalmadın mı kendinin karanlıklarında? şimdi sen kendine alışıksın. dibe vuran hallerine, sonra nasıl çıktığına alışıksın. şimdi artık sen kendinin düşmüş ve kalkmış hallerine tanıksın.
* * *
ömrün en güzel yerindesin. gençliğin tatlılığıyla ihtiyarlamanın bilgeliği arasındaki en tepedeki noktada duruyorsun. ister yine uçuşur ister beğendiğin yerde durursun.
şimdi sen büyük yolculuklara hiç korkmadan çıkabilirsin. şimdi sen tam kendine göresin.
* * *
artık başkalarının senin hakkında düşündükleri de önemli değil. sen artık bir kayalıksın, hayat eteklerine dalga dalga vuruyor. sözler, kötülükler, su kabarcıkları gibi sönüveriyor. sen yine orada duruyorsun. rüzgar uğulduyor tepelerinde; sanki gülüyorsun.
tin tin tini mini hanım gibisin. peşinde bir rüzgarla yürüyorsun sanki. sen yürüdükçe rüzgar estiriyorsun. böyle hissetmek iyi geliyor ya da. ama kendini sevme işini abartmayacak kadar da kendini biliyorsun. efendisin, iyisin. canın fena sıkılsa da ara sıra artık kendini tedavi etmeyi biliyorsun.
* * *
otuz iyidir. çünkü sen otuzsun. bu kadar. kendinin tadına bakıyorsun. dünyaya gelmiş ve yürümekte olan birisin. bir gün gideceksin. sen bu halin tadına bakıyorsun, bu gövdenin içinde olmayı, böyle bir beyin ve böyle bir kalp taşıyor olmayı elinden geldiğince deniyorsun. şimdi sen artık abartmıyorsun. abartmadığın için zaman daha az sürtünüyor sana. sen artık daha ziyade tıngır mıngır cümleleri seviyorsun. tıngır mıngır... tıngır mıngır... ellerini başının arkasına koyup, ayaklarını şöylemesine uzatıp dünyanın hallerine bakıyorsun. dünya da senin hallerine... otuz iyidir. çünkü sen şimdi otuzsun!"
(bkz: ece temelkuran)
başka başka adamların ve kadınların peşinden kendinden epey uzaklara gidip, sonra o tanımadığın yerlerden kendine dönmeye çalışmadın mı?
* * *
çünkü, artık çocuk değilsin. çocuk kalmak üzerine yapılan edebiyatları koy bir kenara, hepsi saçmadır aslında. büyümek iyidir. çocuklar insana yakışmayacak kadar acımasız olabilirler. çocuklar insanlara hak etmedikleri merhametleri gösterebilirler. çocuklukla ilgili bir tek "şaşırmak yeteneğini" alabilirsin yanına. almalısın, becerebilirsen mutlaka!
çocuk sanıp seni aslında hiç de çocukça olmayan cümlelerini gürültüye getirmediler mi? şimdi sen de "büyüklerin" arasındasın, sözlerinle onların ağırlığındasın.
* * *
çünkü gövdenin bir rahiyası var artık; yaşadıklarından dolayı ağır ağır birikmiş. uçuşamayacak kadar ağırsın şimdi. kendini kaldırıp oradan oraya koymak istediğinde bunu nasıl yapacağını öğrenmiş olduğun için hafif.
çakılıp kaldığın zamanlarda nereye, nasıl gidileceğini, varılacağını bilmediğin için donup kalmadın mı kendinin karanlıklarında? şimdi sen kendine alışıksın. dibe vuran hallerine, sonra nasıl çıktığına alışıksın. şimdi artık sen kendinin düşmüş ve kalkmış hallerine tanıksın.
* * *
ömrün en güzel yerindesin. gençliğin tatlılığıyla ihtiyarlamanın bilgeliği arasındaki en tepedeki noktada duruyorsun. ister yine uçuşur ister beğendiğin yerde durursun.
şimdi sen büyük yolculuklara hiç korkmadan çıkabilirsin. şimdi sen tam kendine göresin.
* * *
artık başkalarının senin hakkında düşündükleri de önemli değil. sen artık bir kayalıksın, hayat eteklerine dalga dalga vuruyor. sözler, kötülükler, su kabarcıkları gibi sönüveriyor. sen yine orada duruyorsun. rüzgar uğulduyor tepelerinde; sanki gülüyorsun.
tin tin tini mini hanım gibisin. peşinde bir rüzgarla yürüyorsun sanki. sen yürüdükçe rüzgar estiriyorsun. böyle hissetmek iyi geliyor ya da. ama kendini sevme işini abartmayacak kadar da kendini biliyorsun. efendisin, iyisin. canın fena sıkılsa da ara sıra artık kendini tedavi etmeyi biliyorsun.
* * *
otuz iyidir. çünkü sen otuzsun. bu kadar. kendinin tadına bakıyorsun. dünyaya gelmiş ve yürümekte olan birisin. bir gün gideceksin. sen bu halin tadına bakıyorsun, bu gövdenin içinde olmayı, böyle bir beyin ve böyle bir kalp taşıyor olmayı elinden geldiğince deniyorsun. şimdi sen artık abartmıyorsun. abartmadığın için zaman daha az sürtünüyor sana. sen artık daha ziyade tıngır mıngır cümleleri seviyorsun. tıngır mıngır... tıngır mıngır... ellerini başının arkasına koyup, ayaklarını şöylemesine uzatıp dünyanın hallerine bakıyorsun. dünya da senin hallerine... otuz iyidir. çünkü sen şimdi otuzsun!"
(bkz: ece temelkuran)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar