bugün
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet20
- ucan tekme atan hipopotam28
- bir kadını keko gösteren detaylar16
- bacılar çabuk bakın15
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası28
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi33
- ulıdağ sözlük'ün geleceği20
- babuş diyen kız10
- arkadaşlar sizce bu mont nasıl13
- nervio'nun erkek olması31
- iltica41
- bu sözlük çok kötüymüş ben de pembe götlüyüm9
- netanyahu7
- beraber kavgaya gidilecek yazarlar7
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen14
- izmir büyükşehir belediye başkanı akp'ye geçiyor9
- kızlar bi bakın bişe göstercem9
- çığlık filmindeki çığlık ın kovaladığı kızın adı2
- queen feristah10
- arkadaşlar güldük eğlendik7
- sözlük yazarlarının bebeksi kombinleri15
- her gün blazer ceket giyen kadın7
- from gold from dust29
- kızınız sözlükte yazabilir mi10
- sözlükte kim kimle aşk yaşıyor veritabanı4
- bacılar koşun yanıyorum6
- sözlük kızlarının kekleri5
- kızlar bakın başlıkları birleştirilsin6
- arkadaşlar sözlükten ayrılıyorum6
- dişil enerji yağı4
- leopar desen giyinen kadının amacı10
- kavaklıdere5
- sözlük kızlarının seksi çorapları9
- çok uykum geldi4
- aslında en iyi joker heath ledger değildir5
- nervionun hala sözlüğe gelmemiş olması7
- fatma betül sayan kaya36
- yahudi kızları3
- izmir'in akp'ye geçmesi23
- maroon 5'ın bir dönem gerçekten müzik grubu olması6
- rüyamda örümcek maymun gördüm6
- adnan oktar'ın kedicikleri4
- dişil enerji3
- yaprak döken adam2
- beyler acilen koşun3
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük6
- heyt bea10
- yazarların severek okuduğu yazarlar9
- neden yahudi intihar bombacısı yok5
- havuçlu tarçınlı kek4
birebir gördüğüm ilk celebrity.
6 yaşındaydım, cumhurbaşkanı olarak bizim lojmana gelmişti. geldiği gün babamın elinden tutmuş lojman içindeki ordu pazarı'na doğru yürüyordum. annem, babamın eline bir alışveriş listesi tutuşturmuş, bizi evden postalamıştı. yaz sıcağında yürürken yol kenarından bir demet çiçek toplamıştım. eve dönünce anneme verecektim.
elimdeki çiçeklere bakarken, babamın sesini duydum: "bak oğlum, reis-i cumhur." kafamı kaldırdım. hemen karşıdaydı. üs komutanının konağından çıkmış siyah makam arabasına biniyordu. aynı televizyondaki gibiydi işte. karşı taraftaki karacı askerlerin binalarının balkonlarında ve yol kenarında bir kaç çocuk ona el sallıyordu. onlara el salladı. sonra arabasına bindi.
karşıdan karşıya geçecektik. babam kaldırımın kenarında durdu. makam arabası hemen önümüzden geçecekti. araba yavaş yavaş bize doğru hareket etti. oturduğu tarafın camı açıktı. uzaktan göz göze geldik. bana gülümsüyordu. araba tam bizim hizamıza gelmişti ki, o sırada nedendir bilmem, elimdeki çiçekleri arabanın üzerine savuruverdim. oturduğu yerden bana bakıp hala unutamadığım gevrek bir kahkaha attı ve bana el salladı. ben de karşılık verdim. o yaşta nereden bileyim lan dayılarıma cezaevinde işkence edildiğini, idam cezası verildiğini. benim için kendisi hergün televizyona çıkan cumhurbaşkanıydı. ona bir değil, binlerce demet çiçek feda olsundu.
babamın ne tepki verdiğini görmek üzere sırıtarak ona baktım. suratında hiç bir ifade yoktu ve bana bakıyordu. anlam verememişti adamcağız. bir müddet öylece bakıştık. sonra bir kahkaha patlattı. "annene söyleyecem lan. sana topladığı çiçekleri gitti kenan evren'e verdi diyecem" dedi. "niye? kızar mı ki?" dediğimi hatırlıyorum. omuzlarını silkti, "bilmem" dedi.
"hadi gidelim" dedikten sonra, tekrar ordu pazarı'na doğru yolumuza devam ettik.
o günden sonra çok uzun bir süre, kendisi benim için hep o gün attığı gevrek kahkahası ve sevecen tavırlarıyla kaldı aklımda. sonradan kendimi, hannibal filminin sonunda hannibal lecter'la uçakta yanyana oturup muhabbet kuran, onun ikram ettiği insan etini yiyen çocuk gibi hissettim.
6 yaşındaydım, cumhurbaşkanı olarak bizim lojmana gelmişti. geldiği gün babamın elinden tutmuş lojman içindeki ordu pazarı'na doğru yürüyordum. annem, babamın eline bir alışveriş listesi tutuşturmuş, bizi evden postalamıştı. yaz sıcağında yürürken yol kenarından bir demet çiçek toplamıştım. eve dönünce anneme verecektim.
elimdeki çiçeklere bakarken, babamın sesini duydum: "bak oğlum, reis-i cumhur." kafamı kaldırdım. hemen karşıdaydı. üs komutanının konağından çıkmış siyah makam arabasına biniyordu. aynı televizyondaki gibiydi işte. karşı taraftaki karacı askerlerin binalarının balkonlarında ve yol kenarında bir kaç çocuk ona el sallıyordu. onlara el salladı. sonra arabasına bindi.
karşıdan karşıya geçecektik. babam kaldırımın kenarında durdu. makam arabası hemen önümüzden geçecekti. araba yavaş yavaş bize doğru hareket etti. oturduğu tarafın camı açıktı. uzaktan göz göze geldik. bana gülümsüyordu. araba tam bizim hizamıza gelmişti ki, o sırada nedendir bilmem, elimdeki çiçekleri arabanın üzerine savuruverdim. oturduğu yerden bana bakıp hala unutamadığım gevrek bir kahkaha attı ve bana el salladı. ben de karşılık verdim. o yaşta nereden bileyim lan dayılarıma cezaevinde işkence edildiğini, idam cezası verildiğini. benim için kendisi hergün televizyona çıkan cumhurbaşkanıydı. ona bir değil, binlerce demet çiçek feda olsundu.
babamın ne tepki verdiğini görmek üzere sırıtarak ona baktım. suratında hiç bir ifade yoktu ve bana bakıyordu. anlam verememişti adamcağız. bir müddet öylece bakıştık. sonra bir kahkaha patlattı. "annene söyleyecem lan. sana topladığı çiçekleri gitti kenan evren'e verdi diyecem" dedi. "niye? kızar mı ki?" dediğimi hatırlıyorum. omuzlarını silkti, "bilmem" dedi.
"hadi gidelim" dedikten sonra, tekrar ordu pazarı'na doğru yolumuza devam ettik.
o günden sonra çok uzun bir süre, kendisi benim için hep o gün attığı gevrek kahkahası ve sevecen tavırlarıyla kaldı aklımda. sonradan kendimi, hannibal filminin sonunda hannibal lecter'la uçakta yanyana oturup muhabbet kuran, onun ikram ettiği insan etini yiyen çocuk gibi hissettim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar