bugün
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- queen ravenna adlı yazar10
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması8
- birinin seni hiçbir şey bilmiyor sanması3
- ne kadar yaşlısın16
- kendisiyle övünen insanlar12
- türkiye31
- futbol16
- italya15
- almancı mehdi2
- uefa uluslar ligi6
- asansör2
- nokia 3310 denince akla gelenler11
- trt tarafsız olmalı13
- muhallebi kıvamı3
- leblebi kurabiyesi3
- istanbul şu an hafif yağmurlu 18 derece5
- rastgele bir yazar seçip sataşmak2
- fatma betül sayan kaya50
- allbea'ya albela diyen hadsiz3
- ihtiyacı olmadığı halde alışveriş yapan insan4
- damla sakızlı muhallebi3
- kfc2
- ziyan2
- özelden küfür eden sözlük kızı4
- yeni parti tüzüğü yerine 20 milyar doları konuşmak9
- asrın soygunu21
- fon olaylarında adı geçen şahıslar4
- nahl suresi 1 ayet2
- yolda yürürken traverten görmek2
- ismet gurbuz2
- rastgele yazarlara mesaj atıp küfretmek4
- eti üç harfli portakal jöleli bisküvi4
- teoman çamaşır3
- bu nasıl hava lan7
- nokia 6600 denince akla gelenler5
- sevgili6
- nahl suresi 10 ayet2
- frankyfourfingers4
- sonbahardaki yaprak dökülmesi3
- anın görüntüsü23
- insanlardan tiksinmek3
- morkstar8
- malum kesimin her şeyi yemesi4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- sen milyar sen milyon3
- sigara böreği5
- vergi vermenin ahlaki tartışması3
- koyu saç açık ten4
bir ismet özel yazısı.
sivas göklerinde sırp tayyareleri uçacak mı?
türkiye'de 12 eylül'den sonra yeni bir askeri müdahale olup olmayacağı çevresinde dönen bir soruşturmaya cevap verirken hatırımda kaldığı kadarıyla şöyle demişti bir zaman önce aziz nesin: "eğer müslümanlar (lafzen şeriatçılar dese gerek) bir tehlike arzederse orduyu biz çağırırız."
bu sözleri bir günlük gazetede okuduğumda bir kimsenin ilginç olmak uğruna nerelere savrulabileceğini fark edip şaşırmış ve fakat "biz" dediğinin kimlerden oluştuğunu pek anlayamamıştım. acaba diyorum bu günlerde cuş u huruş ile içine daldığı faaliyet "orduya davetiye" fikrini kuvveden fiile çıkarma isteğinin bir uzantısı mı? bilemiyorum. bilemediğim çok şey var. eğer birileri bir ordu çağıracaksa, bu nasıl bir ordu olacak? müslüman öldürmekte uzmanlaşmış sırp ordusu bu iş için biçilmiş kaftan değil mi? gözlerimizin önünde bir şeyler oluyor. ülkemizdeki laik düzeni savunan çevreler bile bosna hersek'te olanların kıbrıs'ta tekrar edilebileceği endişesini dile getiriyor. anlaşılan endişe duyulması gereken bölge kıbrıs'la sınırlı kalmayacak. nerede müslüman varsa oranın icabına bakmayı kedine görev bilen birileri hep çıkıyor. aklıma takılan soru şu: aziz nesin gibilerinin kendilerini güvenlikte hissetmeleri için sırp (veya grek, ermeni, rus veya amerikan) uçaklarını sivas semalarında görmeleri mi gerekiyor?
müslümanların icabına bakma gayretkeşliği her türlü dolambaçlı yolu deneyebileceklerini düşündürdüğü gibi aziz nesin'in sivas olayları sonrasında ağzından dökülen laflar "davetiye" niyetinin ne kadar ciddi olduğunu da gösteriyor. başbakan tansu çiller saçlarından, cumhurbaşkanı süleyman demirel kravatından sürüklenecekmiş! bu sözler, açık bir kışkırtmanın ötesinde anlamlara sahiptir. müslümanlar haysiyetli, yurtsever, millet bütününün selametini kapsayan bir siyaset lehine ağırlıklarını koydukça sol görüşler ve bu görüşlerin şampiyonları toplum hayatında hak edilmiş bir yer bulamıyor. sol kendi yerinin ancak ülkeyi batağa sürükleyenlerin yanında olduğunu kabul ediyor. bütün bu hırçınlık ve habaset de bundan. bir süre sonra çıkıp şunu söyleyebilirler: "müslüman kimliğini sahiplenen türkiye ortaya çıkacağına türkiye hiç olmasın." giderek olayların türkiye'de yaşayan insanları şöyle bir tercih karşısında bırakma ihtimali kuvvet kazanıyor: "ya müslüman türkiye veya hiç!"
islamî dönüşümün türkiye için ideal toplum tasarımı olmaktan ziyade bir zaruret haline geldiği günden güne daha belirginleşiyor. ülkemizde dünya sistemine teslimiyeti ifade eden bütün politikalar iflas etmiştir. daha gerçekçi dille söylemek gerekirse, türkiye islam'dan uzaklaşmanın rantını yiyememiştir. batılılaşma ülke insanı için bir tuzak yemi olarak kullanılmış, islam kimliğinden kopma karşılığında vaadedilen ücret ödenmemiş, türkiye elini verdiği için kolunu kurtaramamıştır. millet olarak islamî bir kararlılık gösterememenin cezasını çekiyoruz. başımızda dolanan belayı defetmenin yolu sivas (veya kayseri) semalarına sırp uçaklarını davet etmekten geçmez.
milli gazete / 8 temmuz 19
sivas göklerinde sırp tayyareleri uçacak mı?
türkiye'de 12 eylül'den sonra yeni bir askeri müdahale olup olmayacağı çevresinde dönen bir soruşturmaya cevap verirken hatırımda kaldığı kadarıyla şöyle demişti bir zaman önce aziz nesin: "eğer müslümanlar (lafzen şeriatçılar dese gerek) bir tehlike arzederse orduyu biz çağırırız."
bu sözleri bir günlük gazetede okuduğumda bir kimsenin ilginç olmak uğruna nerelere savrulabileceğini fark edip şaşırmış ve fakat "biz" dediğinin kimlerden oluştuğunu pek anlayamamıştım. acaba diyorum bu günlerde cuş u huruş ile içine daldığı faaliyet "orduya davetiye" fikrini kuvveden fiile çıkarma isteğinin bir uzantısı mı? bilemiyorum. bilemediğim çok şey var. eğer birileri bir ordu çağıracaksa, bu nasıl bir ordu olacak? müslüman öldürmekte uzmanlaşmış sırp ordusu bu iş için biçilmiş kaftan değil mi? gözlerimizin önünde bir şeyler oluyor. ülkemizdeki laik düzeni savunan çevreler bile bosna hersek'te olanların kıbrıs'ta tekrar edilebileceği endişesini dile getiriyor. anlaşılan endişe duyulması gereken bölge kıbrıs'la sınırlı kalmayacak. nerede müslüman varsa oranın icabına bakmayı kedine görev bilen birileri hep çıkıyor. aklıma takılan soru şu: aziz nesin gibilerinin kendilerini güvenlikte hissetmeleri için sırp (veya grek, ermeni, rus veya amerikan) uçaklarını sivas semalarında görmeleri mi gerekiyor?
müslümanların icabına bakma gayretkeşliği her türlü dolambaçlı yolu deneyebileceklerini düşündürdüğü gibi aziz nesin'in sivas olayları sonrasında ağzından dökülen laflar "davetiye" niyetinin ne kadar ciddi olduğunu da gösteriyor. başbakan tansu çiller saçlarından, cumhurbaşkanı süleyman demirel kravatından sürüklenecekmiş! bu sözler, açık bir kışkırtmanın ötesinde anlamlara sahiptir. müslümanlar haysiyetli, yurtsever, millet bütününün selametini kapsayan bir siyaset lehine ağırlıklarını koydukça sol görüşler ve bu görüşlerin şampiyonları toplum hayatında hak edilmiş bir yer bulamıyor. sol kendi yerinin ancak ülkeyi batağa sürükleyenlerin yanında olduğunu kabul ediyor. bütün bu hırçınlık ve habaset de bundan. bir süre sonra çıkıp şunu söyleyebilirler: "müslüman kimliğini sahiplenen türkiye ortaya çıkacağına türkiye hiç olmasın." giderek olayların türkiye'de yaşayan insanları şöyle bir tercih karşısında bırakma ihtimali kuvvet kazanıyor: "ya müslüman türkiye veya hiç!"
islamî dönüşümün türkiye için ideal toplum tasarımı olmaktan ziyade bir zaruret haline geldiği günden güne daha belirginleşiyor. ülkemizde dünya sistemine teslimiyeti ifade eden bütün politikalar iflas etmiştir. daha gerçekçi dille söylemek gerekirse, türkiye islam'dan uzaklaşmanın rantını yiyememiştir. batılılaşma ülke insanı için bir tuzak yemi olarak kullanılmış, islam kimliğinden kopma karşılığında vaadedilen ücret ödenmemiş, türkiye elini verdiği için kolunu kurtaramamıştır. millet olarak islamî bir kararlılık gösterememenin cezasını çekiyoruz. başımızda dolanan belayı defetmenin yolu sivas (veya kayseri) semalarına sırp uçaklarını davet etmekten geçmez.
milli gazete / 8 temmuz 19
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar