bugün
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı20
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorum fk maçı6
- dusan vlahovic9
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi21
- hazırız ve kararlıyız hedef 20712
- damarsız tüysüz manisa yaprağı26
- tayt giyen kevaşeyi götten sikmek8
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler24
- zallın 1 aylık kazancını yazarlarına dağıtma planı5
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi15
- iremga32
- monica bellucci bakışı4
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar9
- distopik film önerisi6
- aşkım sakso ne demek diye soran kız4
- beni biraz da şu tarafa doğru sev3
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- galatasaray12
- umreye gidene ve gelene ne denir7
- victor osimhen14
- velvet15
- sözlükte iki gündür dönen erkek memesi muhabbeti8
- yağmur yağdıktan sonra oluşan koku6
- sözlükte marka olmak11
- anın görüntüsü31
- kedi tekmelemek11
- discordçu iki arkadaşa rastlamak3
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- ishal olmak5
- sebahattin şirin21
- galatahahahahahaha3
- z kuşağı3
- uludağ sözlük evreni9
- bir bela geliyor8
- biranın üstüne rakı içmek2
- yandım çavuş ayranı3
- haftanın gammazları listesi25
- dursun özbek3
- okan buruk'un şişirilmiş bir balon olması2
- uludağ sözlük hacc organizasyonu5
- süleymancılar14
- sözlük erkeklerinin göğüsleri19
- doruk madencilik işçilerinin direnişi5
- yemek yapmayı bilmeyen kadın17
- yakışıklı seri katil4
- alevi kızların alev alev yanması7
- babaların acayip huyları2
- aniden masayı devirip çığlık atmak2
bir ismet özel yazısı.
sivas göklerinde sırp tayyareleri uçacak mı?
türkiye'de 12 eylül'den sonra yeni bir askeri müdahale olup olmayacağı çevresinde dönen bir soruşturmaya cevap verirken hatırımda kaldığı kadarıyla şöyle demişti bir zaman önce aziz nesin: "eğer müslümanlar (lafzen şeriatçılar dese gerek) bir tehlike arzederse orduyu biz çağırırız."
bu sözleri bir günlük gazetede okuduğumda bir kimsenin ilginç olmak uğruna nerelere savrulabileceğini fark edip şaşırmış ve fakat "biz" dediğinin kimlerden oluştuğunu pek anlayamamıştım. acaba diyorum bu günlerde cuş u huruş ile içine daldığı faaliyet "orduya davetiye" fikrini kuvveden fiile çıkarma isteğinin bir uzantısı mı? bilemiyorum. bilemediğim çok şey var. eğer birileri bir ordu çağıracaksa, bu nasıl bir ordu olacak? müslüman öldürmekte uzmanlaşmış sırp ordusu bu iş için biçilmiş kaftan değil mi? gözlerimizin önünde bir şeyler oluyor. ülkemizdeki laik düzeni savunan çevreler bile bosna hersek'te olanların kıbrıs'ta tekrar edilebileceği endişesini dile getiriyor. anlaşılan endişe duyulması gereken bölge kıbrıs'la sınırlı kalmayacak. nerede müslüman varsa oranın icabına bakmayı kedine görev bilen birileri hep çıkıyor. aklıma takılan soru şu: aziz nesin gibilerinin kendilerini güvenlikte hissetmeleri için sırp (veya grek, ermeni, rus veya amerikan) uçaklarını sivas semalarında görmeleri mi gerekiyor?
müslümanların icabına bakma gayretkeşliği her türlü dolambaçlı yolu deneyebileceklerini düşündürdüğü gibi aziz nesin'in sivas olayları sonrasında ağzından dökülen laflar "davetiye" niyetinin ne kadar ciddi olduğunu da gösteriyor. başbakan tansu çiller saçlarından, cumhurbaşkanı süleyman demirel kravatından sürüklenecekmiş! bu sözler, açık bir kışkırtmanın ötesinde anlamlara sahiptir. müslümanlar haysiyetli, yurtsever, millet bütününün selametini kapsayan bir siyaset lehine ağırlıklarını koydukça sol görüşler ve bu görüşlerin şampiyonları toplum hayatında hak edilmiş bir yer bulamıyor. sol kendi yerinin ancak ülkeyi batağa sürükleyenlerin yanında olduğunu kabul ediyor. bütün bu hırçınlık ve habaset de bundan. bir süre sonra çıkıp şunu söyleyebilirler: "müslüman kimliğini sahiplenen türkiye ortaya çıkacağına türkiye hiç olmasın." giderek olayların türkiye'de yaşayan insanları şöyle bir tercih karşısında bırakma ihtimali kuvvet kazanıyor: "ya müslüman türkiye veya hiç!"
islamî dönüşümün türkiye için ideal toplum tasarımı olmaktan ziyade bir zaruret haline geldiği günden güne daha belirginleşiyor. ülkemizde dünya sistemine teslimiyeti ifade eden bütün politikalar iflas etmiştir. daha gerçekçi dille söylemek gerekirse, türkiye islam'dan uzaklaşmanın rantını yiyememiştir. batılılaşma ülke insanı için bir tuzak yemi olarak kullanılmış, islam kimliğinden kopma karşılığında vaadedilen ücret ödenmemiş, türkiye elini verdiği için kolunu kurtaramamıştır. millet olarak islamî bir kararlılık gösterememenin cezasını çekiyoruz. başımızda dolanan belayı defetmenin yolu sivas (veya kayseri) semalarına sırp uçaklarını davet etmekten geçmez.
milli gazete / 8 temmuz 19
sivas göklerinde sırp tayyareleri uçacak mı?
türkiye'de 12 eylül'den sonra yeni bir askeri müdahale olup olmayacağı çevresinde dönen bir soruşturmaya cevap verirken hatırımda kaldığı kadarıyla şöyle demişti bir zaman önce aziz nesin: "eğer müslümanlar (lafzen şeriatçılar dese gerek) bir tehlike arzederse orduyu biz çağırırız."
bu sözleri bir günlük gazetede okuduğumda bir kimsenin ilginç olmak uğruna nerelere savrulabileceğini fark edip şaşırmış ve fakat "biz" dediğinin kimlerden oluştuğunu pek anlayamamıştım. acaba diyorum bu günlerde cuş u huruş ile içine daldığı faaliyet "orduya davetiye" fikrini kuvveden fiile çıkarma isteğinin bir uzantısı mı? bilemiyorum. bilemediğim çok şey var. eğer birileri bir ordu çağıracaksa, bu nasıl bir ordu olacak? müslüman öldürmekte uzmanlaşmış sırp ordusu bu iş için biçilmiş kaftan değil mi? gözlerimizin önünde bir şeyler oluyor. ülkemizdeki laik düzeni savunan çevreler bile bosna hersek'te olanların kıbrıs'ta tekrar edilebileceği endişesini dile getiriyor. anlaşılan endişe duyulması gereken bölge kıbrıs'la sınırlı kalmayacak. nerede müslüman varsa oranın icabına bakmayı kedine görev bilen birileri hep çıkıyor. aklıma takılan soru şu: aziz nesin gibilerinin kendilerini güvenlikte hissetmeleri için sırp (veya grek, ermeni, rus veya amerikan) uçaklarını sivas semalarında görmeleri mi gerekiyor?
müslümanların icabına bakma gayretkeşliği her türlü dolambaçlı yolu deneyebileceklerini düşündürdüğü gibi aziz nesin'in sivas olayları sonrasında ağzından dökülen laflar "davetiye" niyetinin ne kadar ciddi olduğunu da gösteriyor. başbakan tansu çiller saçlarından, cumhurbaşkanı süleyman demirel kravatından sürüklenecekmiş! bu sözler, açık bir kışkırtmanın ötesinde anlamlara sahiptir. müslümanlar haysiyetli, yurtsever, millet bütününün selametini kapsayan bir siyaset lehine ağırlıklarını koydukça sol görüşler ve bu görüşlerin şampiyonları toplum hayatında hak edilmiş bir yer bulamıyor. sol kendi yerinin ancak ülkeyi batağa sürükleyenlerin yanında olduğunu kabul ediyor. bütün bu hırçınlık ve habaset de bundan. bir süre sonra çıkıp şunu söyleyebilirler: "müslüman kimliğini sahiplenen türkiye ortaya çıkacağına türkiye hiç olmasın." giderek olayların türkiye'de yaşayan insanları şöyle bir tercih karşısında bırakma ihtimali kuvvet kazanıyor: "ya müslüman türkiye veya hiç!"
islamî dönüşümün türkiye için ideal toplum tasarımı olmaktan ziyade bir zaruret haline geldiği günden güne daha belirginleşiyor. ülkemizde dünya sistemine teslimiyeti ifade eden bütün politikalar iflas etmiştir. daha gerçekçi dille söylemek gerekirse, türkiye islam'dan uzaklaşmanın rantını yiyememiştir. batılılaşma ülke insanı için bir tuzak yemi olarak kullanılmış, islam kimliğinden kopma karşılığında vaadedilen ücret ödenmemiş, türkiye elini verdiği için kolunu kurtaramamıştır. millet olarak islamî bir kararlılık gösterememenin cezasını çekiyoruz. başımızda dolanan belayı defetmenin yolu sivas (veya kayseri) semalarına sırp uçaklarını davet etmekten geçmez.
milli gazete / 8 temmuz 19
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar