bugün
- iltica20
- jaws filmindeki sikko balik14
- haftanın gammazlarında birinci olan user6
- arda güler4
- yetkisi alınan yetkili3
- gammaz çetesini çökerten yazar2
- moralin çok bozuk olması6
- asansörde konuşmama kuralı3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı22
- sözlüğün kralı8
- doğru don seçimi5
- gs fb derbisinde biletler 1 lira olsa olacaklar3
- sabahları americano içmeyince gerilen adam2
- yaşlıların folklifte portif demesi9
- fetöcü ünlüler3
- sinek as'ın sözlüğe vedası23
- insan sevmemek4
- yalnız yaşamak6
- atatürk ün hataları3
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak12
- rakı içen kadına hayran olan lavuk3
- sabahın köründe arayıp uyuyor muydun diyen tip3
- yunanistan'ın savunma bütçesini 5 kat artırması2
- fon vurgunu52
- uzaylılar tavuk döner yiyor mu4
- betray me7
- nev ölmüş başımız sağ olsun3
- kabine'nin beştepe de toplanması3
- oktay saral6
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek11
- galatasaray fenerbahçe derbisi2
- uludağ sözlük bacıları geleneksel kongresi5
- aç uyumak10
- irana gelin gitmek2
- metamfetamin7
- forma7
- sevgi vs aşk9
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- sözlüğün kraliçesi5
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı2
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- salçalı makarna10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- ırak5
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- gece gece kokoreç gömmek7
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- galatasaray fenerbahçe derbisinde 407 randevu2
- çin9
- ayağı şiir kokan kadın6
iNANDIM ÖLECEĞiME
Çıkıp geliyor hayalin beni saran geceden.
Denize karıştırıyor inatçı yakınışını ırmak.
Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi.
Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş!
Yağıyor yüreğime soğuk taç yaprakları.
Ey yıkıntı uçurumu, vahşi mağarası kaza geçirenlerin.
Sende toplanır savaşlar ve uçuşlar.
Yükselir senden şarkı kuşlarının kanatları.
Bir uzaklık gibi yuttun her şeyi.
Deniz gibi, zaman gibi sende battı her şey!
Saldırı ve öpüşün mutlu saatiydi o.
Deniz feneri gibi parıldayan o esrime saati.
Uçuş korkusu, kör dalgıç öfkesi,
çalkantılı esrikliği aşkın, sende battı her şey!
Kanatlandı, yaralandı ruhum pusun çocukluğunda.
Kayıp keşif, sende battı her şey!
Sarıp sarmaladın acıyı, tutunuyorsun arzuya,
kendinden geçmişsin üzüntüyle, sende battı her şey!
ittim gölge duvarını geriye,
arzu ve eylemin ötesine, yürüdüm gittim.
Ah, ten, benim tenim, sevip yitirdiğim kadın,
seni çağırıyorum yaslı saatte, sana adıyorum şarkımı.
içine aldın sonsuz sevecenliği bir fanus gibi
ve tuz buz etti seni sonsuz unutuluş.
Oradaydı adaların kara yalnızlığı,
orada sevda kadını, sardı kolların beni.
Susuzluk ve açlık vardı, meyveydin sen.
Acı ve yıkıntı vardı, mucizeydin sen.
Ah kadın, bilmem nasıl erittin beni
ruhumun toprağında, kollarının arasında!
Ne korkunç ve ne kısa oldu sana olan tutkum!
Ne zorlu ve ne esrik, ne gergin ve ne aç.
Öpücükler mezarlığı, sönmedi hâlâ yangını mezarlarının
yanar hâlâ kuşların gagaladığı verimli dalların.
Ey ısırılmış ağız, ey öpülmüş organlar,
ey aç dişler, ey sarmalanan bedenler.
Ey umut ve çabanın çılgın bağlanışı,
içinde kaynaşıp umutsuzlandığımız.
Ve sevecenlik, su ve toz kadar hafif,
başlar sözcük belli belirsiz dudaklar arasında.
Yazgımdı bu içinde geçti özlem yolculuğum
ve orada yıkıldı özlemim, sende battı her şey!
Ey yıkıntı uçurumu, içine düştü her şey,
çekmediğin hangi üzüntü kaldı, hangi dalgalar kaldı
seni yutmayan.
Yine de seslendin, şarkı söyledin dalgalardan dalgalara.
Dikilip bir gemici gibi pruvasında geminin.
Çiçek açarsın şarkılarla hâlâ, hâlâ kırılırsın akıntılarda.
Ey yıkıntı uçurumu, açık ve acı kuyu.
Solgun kör dalgıç, derinliklerin bahtsızı,
kayıp kaşif, sende battı her şey!
Ayrılık saati bu, hoyrat, bu gibi saat.
Gecenin tüm zaman çizelgelerine işaretlendiği an.
Sarar kıyıyı hışırdayan kuşağı denizin.
Yükselir soğuk yıldızlar, göç eder kara kuşlar.
Terk edilmiş, günbatımındaki rıhtımlar gibi.
Titrek bir gölge kaldı ellerimde oynaşan.
Ah, her şeyden uzak. Her şeyden uzak.
Ayrılık saati bu. Ey terk edilmiş!
PABLO NERUDA
Çıkıp geliyor hayalin beni saran geceden.
Denize karıştırıyor inatçı yakınışını ırmak.
Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi.
Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş!
Yağıyor yüreğime soğuk taç yaprakları.
Ey yıkıntı uçurumu, vahşi mağarası kaza geçirenlerin.
Sende toplanır savaşlar ve uçuşlar.
Yükselir senden şarkı kuşlarının kanatları.
Bir uzaklık gibi yuttun her şeyi.
Deniz gibi, zaman gibi sende battı her şey!
Saldırı ve öpüşün mutlu saatiydi o.
Deniz feneri gibi parıldayan o esrime saati.
Uçuş korkusu, kör dalgıç öfkesi,
çalkantılı esrikliği aşkın, sende battı her şey!
Kanatlandı, yaralandı ruhum pusun çocukluğunda.
Kayıp keşif, sende battı her şey!
Sarıp sarmaladın acıyı, tutunuyorsun arzuya,
kendinden geçmişsin üzüntüyle, sende battı her şey!
ittim gölge duvarını geriye,
arzu ve eylemin ötesine, yürüdüm gittim.
Ah, ten, benim tenim, sevip yitirdiğim kadın,
seni çağırıyorum yaslı saatte, sana adıyorum şarkımı.
içine aldın sonsuz sevecenliği bir fanus gibi
ve tuz buz etti seni sonsuz unutuluş.
Oradaydı adaların kara yalnızlığı,
orada sevda kadını, sardı kolların beni.
Susuzluk ve açlık vardı, meyveydin sen.
Acı ve yıkıntı vardı, mucizeydin sen.
Ah kadın, bilmem nasıl erittin beni
ruhumun toprağında, kollarının arasında!
Ne korkunç ve ne kısa oldu sana olan tutkum!
Ne zorlu ve ne esrik, ne gergin ve ne aç.
Öpücükler mezarlığı, sönmedi hâlâ yangını mezarlarının
yanar hâlâ kuşların gagaladığı verimli dalların.
Ey ısırılmış ağız, ey öpülmüş organlar,
ey aç dişler, ey sarmalanan bedenler.
Ey umut ve çabanın çılgın bağlanışı,
içinde kaynaşıp umutsuzlandığımız.
Ve sevecenlik, su ve toz kadar hafif,
başlar sözcük belli belirsiz dudaklar arasında.
Yazgımdı bu içinde geçti özlem yolculuğum
ve orada yıkıldı özlemim, sende battı her şey!
Ey yıkıntı uçurumu, içine düştü her şey,
çekmediğin hangi üzüntü kaldı, hangi dalgalar kaldı
seni yutmayan.
Yine de seslendin, şarkı söyledin dalgalardan dalgalara.
Dikilip bir gemici gibi pruvasında geminin.
Çiçek açarsın şarkılarla hâlâ, hâlâ kırılırsın akıntılarda.
Ey yıkıntı uçurumu, açık ve acı kuyu.
Solgun kör dalgıç, derinliklerin bahtsızı,
kayıp kaşif, sende battı her şey!
Ayrılık saati bu, hoyrat, bu gibi saat.
Gecenin tüm zaman çizelgelerine işaretlendiği an.
Sarar kıyıyı hışırdayan kuşağı denizin.
Yükselir soğuk yıldızlar, göç eder kara kuşlar.
Terk edilmiş, günbatımındaki rıhtımlar gibi.
Titrek bir gölge kaldı ellerimde oynaşan.
Ah, her şeyden uzak. Her şeyden uzak.
Ayrılık saati bu. Ey terk edilmiş!
PABLO NERUDA
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar