bugün
- eyeliner çekme yöntemleri6
- inci sözlük7
- game of thrones taki kerhaneci3
- ciğer vs kokoreç8
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- uludağ sözlüğü gizli belge kasası olarak kullanmak2
- youtube4
- sol frame akmıyor3
- ciğer yiyen midesizler10
- sözlük yazarlarının ruh hali14
- sözlüğün iyice kızlarsoruyor com'a dönüşmesi2
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- nervioya açılamayan utangaç gammaz3
- fatma betül sayan kaya63
- kahverengi göz kalemi2
- yunan adalarına gitmek20
- tıkalı burnu nar ekşisinin anında açması2
- dinci ahlaksızlığı19
- yarın yataktan kalkamayacak yazar6
- ciğer yemediği için evde kalan kız5
- tek adamın hiçbir şeyden haberi olmaması6
- beyazlar içinde görmek istediğiniz yazar3
- yunan aşığı tip15
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı15
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
- rutkay aziz2
- gönlü götü geniş sözlük yazarı8
- rüyada nervio yu görmek9
- yulaf yiyen insan5
- nervio için ciğer yemekten vazgeçmek5
- linç yiyeceğin bir şey söyle7
- boşanmaların artma sebebi4
- filistin6
- hiram abas2
- yüz görünümlüğü5
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- nervio benimle evlenir misin5
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanmaması3
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması13
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- aşerei mubeşşere2
- sözlük gammazları2
- truesuz sözlük11
- hayati yazıcı'nın oğlunun mal varlığına tedbir3
- cadı büyücü tipli kadınlar3
- rujlu erkekle öpüşmek14
- en lezzetli balık6
- insanlar size bakınca ilk ne ilgilerini çeker5
- dertliyken dinlenilecek şarkılar2
öncelikle genelin aksine benim kitap dizaynına hayran olduğum bir yayınevidir. sarı zemin üzerine yeşil yazı(her kitapta böyle olmadığı söyleniyor) ve hızlı okuma tekniğine göre yapılan sayfa düzeni benim çok beğendiğim tercihler. genellikle dünya klasiklerini çevirmeleri de yine takdire şayan bir iş, ayrıca fiyatları da çok cazip. fakat biraz araştırdığınızda insan keşke tek eleştirildikleri konu kitapların boyu olsa diyor maalesef.
oda kitabevi'nin sahibi ibrahim abiden aldığım tüyolar doğrultusunda şu bilgileri sizlerle paylaşıyorum sevgili okur; kitapları kısaltıp çeviriyorlar bu nedenle fiyatları daha ucuz. kitabın kalınlığı ise aynı çünkü hamur kabartma denen bir olay var ve bu sayede size 300 sayfalık kitabı 100 sayfa olarak çevirdiği halde, hem sayfa boyutunun küçültülmesi hem de sayfaların kabartılması suretiyle elinizdeki kitap 300 sayfalık orjinal metin çevirisiyle aynı kalınlığa ve kısmen aynı sayfa sayısına ulaşıyor.
fakat şunu belirtmem gerek benim gördüğüm bordo siyah yayını kitaplarda eğer kısaltma yapıldıysa, kısaltılmıştır ibaresine kitabın başında ya da arka kapakta yer veriliyor. dolayısıyla burada bir aldatmaca söz konusu olduğunu düşünmüyorum. belki kısaltılan metnin boyutuyla ilgili bir yanılgıya yöneltiyorlardır insanları. yani 300 sayfalık kitabı 100 sayfa olarak çeviriyorlar ve yukarıda bahsettiğim metodlarla bu 100 sayfayı 250 sayfa gibi gösteriyorlardır. okuyucu da kısaltılmıştır ibaresinden alt tarafı 50 sayfa kısaltılmıştır gibi bir yorum çıkarıyor olabilir. tabii ki okuyucuyu bu şekilde yanıltmak gibi bir amaç varsa hiç hoş değil.
bir eleştiri de çevirilerin kötü oluşuna. şimdi ben açıkçası bu konuda ahkam kesecek kadar bilgi sahibi değilim. ne orjinal metinleri okudum ne de bir kitabın farklı yayınevlerinden çevirilerini; ancak küçük prensi iki farklı çeviriyle okuduğumda çevirmenin ne kadar önemli olduğunu fark etmiştim. yine burada benden çok çok daha bilgili olan ibrahim abinin* yorumunu aktarıyorum: ''ben bu işe girmeden önce pek bakmazdım pek de anlamazdım çeviri olayından ama işin içine girince ne kadar önemli olduğunu fark ettim. bordo siyahın çevirilerine güvenmedim güvenmem de. ben sana can yayınlarını öneririm. erdal öz zaten iyi bir edebiyatçıydı ve can yayınlarının başında da o vardı. bu ülkede çevirmenin ismini yazarak kitap basan ilk yayınevlerindendir can.''
az çok kitaba ilgi duyan biriyseniz bir yerden sonra çevirinin ne kadar önemli olduğunu anlarsınız. ben bu zamana kadar bordo siyah yayınlarından çıkmış tek bir kitap okudum ve tabii ki nasıl bir çevirisi olduğu konusunda ahkam kesemem. sonuçta başka bir yayınevinden de okumam gerek aynı kitabı. ama şunu cidden çok merak ediyorum; acaba fransız bir yazarın kitabı fransızcadan mı çevriliyor, yoksa suyunun suyu misali fransızca bir yazarın ingilizceye çevrilen kitabı ingilizce metninden mi çevriliyor. pek çok eleştirmen ya da yazar röportajında çevirinin dolayısıyla çevirmenin ne kadar önemli olduğunu, çevirmenin kitabı bir anlamda baştan yazdığını ve iyi bir çevirmenin hem metnin yazıldığı orjinal dili, hem kendi dilini(dil bilgisi anlamında), hem edebiyatı iyi bilmesi dahası o yazarı çok çok iyi tanıması gerektiğini okumuştum.
kısaca nasıl okursak okuyalım bol bol kitap okuyalım ama iyi çeviriler olmasına özen göstermekte de yarar var ve bordo siyah yayınevi bu konuda çok da başarılı sayılmıyor.
oda kitabevi'nin sahibi ibrahim abiden aldığım tüyolar doğrultusunda şu bilgileri sizlerle paylaşıyorum sevgili okur; kitapları kısaltıp çeviriyorlar bu nedenle fiyatları daha ucuz. kitabın kalınlığı ise aynı çünkü hamur kabartma denen bir olay var ve bu sayede size 300 sayfalık kitabı 100 sayfa olarak çevirdiği halde, hem sayfa boyutunun küçültülmesi hem de sayfaların kabartılması suretiyle elinizdeki kitap 300 sayfalık orjinal metin çevirisiyle aynı kalınlığa ve kısmen aynı sayfa sayısına ulaşıyor.
fakat şunu belirtmem gerek benim gördüğüm bordo siyah yayını kitaplarda eğer kısaltma yapıldıysa, kısaltılmıştır ibaresine kitabın başında ya da arka kapakta yer veriliyor. dolayısıyla burada bir aldatmaca söz konusu olduğunu düşünmüyorum. belki kısaltılan metnin boyutuyla ilgili bir yanılgıya yöneltiyorlardır insanları. yani 300 sayfalık kitabı 100 sayfa olarak çeviriyorlar ve yukarıda bahsettiğim metodlarla bu 100 sayfayı 250 sayfa gibi gösteriyorlardır. okuyucu da kısaltılmıştır ibaresinden alt tarafı 50 sayfa kısaltılmıştır gibi bir yorum çıkarıyor olabilir. tabii ki okuyucuyu bu şekilde yanıltmak gibi bir amaç varsa hiç hoş değil.
bir eleştiri de çevirilerin kötü oluşuna. şimdi ben açıkçası bu konuda ahkam kesecek kadar bilgi sahibi değilim. ne orjinal metinleri okudum ne de bir kitabın farklı yayınevlerinden çevirilerini; ancak küçük prensi iki farklı çeviriyle okuduğumda çevirmenin ne kadar önemli olduğunu fark etmiştim. yine burada benden çok çok daha bilgili olan ibrahim abinin* yorumunu aktarıyorum: ''ben bu işe girmeden önce pek bakmazdım pek de anlamazdım çeviri olayından ama işin içine girince ne kadar önemli olduğunu fark ettim. bordo siyahın çevirilerine güvenmedim güvenmem de. ben sana can yayınlarını öneririm. erdal öz zaten iyi bir edebiyatçıydı ve can yayınlarının başında da o vardı. bu ülkede çevirmenin ismini yazarak kitap basan ilk yayınevlerindendir can.''
az çok kitaba ilgi duyan biriyseniz bir yerden sonra çevirinin ne kadar önemli olduğunu anlarsınız. ben bu zamana kadar bordo siyah yayınlarından çıkmış tek bir kitap okudum ve tabii ki nasıl bir çevirisi olduğu konusunda ahkam kesemem. sonuçta başka bir yayınevinden de okumam gerek aynı kitabı. ama şunu cidden çok merak ediyorum; acaba fransız bir yazarın kitabı fransızcadan mı çevriliyor, yoksa suyunun suyu misali fransızca bir yazarın ingilizceye çevrilen kitabı ingilizce metninden mi çevriliyor. pek çok eleştirmen ya da yazar röportajında çevirinin dolayısıyla çevirmenin ne kadar önemli olduğunu, çevirmenin kitabı bir anlamda baştan yazdığını ve iyi bir çevirmenin hem metnin yazıldığı orjinal dili, hem kendi dilini(dil bilgisi anlamında), hem edebiyatı iyi bilmesi dahası o yazarı çok çok iyi tanıması gerektiğini okumuştum.
kısaca nasıl okursak okuyalım bol bol kitap okuyalım ama iyi çeviriler olmasına özen göstermekte de yarar var ve bordo siyah yayınevi bu konuda çok da başarılı sayılmıyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar