bugün
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak13
- uludede'nin cenaze eventi7
- uludede'yi karıya götürmek7
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- 3 kere üst üste 31 çekmek9
- queen ravenna olarak aranızdan kopuyorum4
- gecenin köründe aniden gelen türklük atakları6
- sürekli özür dileyen insan5
- mini şortla kapıya gelen hanım komşu6
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- yaygın olmayan bir isme sahip olmak5
- ortaçağda cadı avlamak3
- ekmeğe çikolata sürmek7
- bana ayrılan sürenin sonuna geldik4
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı5
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması3
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek6
- arkadaşlar3
- uludede nim mirası2
- gece uyurken bacağa kramp girmesi2
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- azrailin uludedeyi unutması2
- çocukluk yanılgıları2
- aniden gelen titreme3
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
- ağzı mantarlı ayak fetişisti3
- eyeliner çekme yöntemleri7
- robotların insanlara baş kaldırması5
- nervio yu mancınıkla avrupaya fırlatmak3
- gece kapıya dayanan zombilere lahmacun ısmarlamak3
- aniden ayağa kalkınca oluşan baş dönmesi2
- kömbe6
- kahverengi göz kalemi6
- 82 musul 83 kerkük4
- yasin kol4
- makyajın ciltte pütür durması5
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- yarragi olan adam4
- inci sözlük8
- fatma betül sayan kaya64
- ciğer yiyen midesizler10
- sivas kokan kolonya3
- ciğer vs kokoreç8
- ters yönden gelen tuğralı doblo4
- kürtjütsu3
- yunan adalarına gitmek20
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- sözlük yazarlarının ruh hali14
öncelikle genelin aksine benim kitap dizaynına hayran olduğum bir yayınevidir. sarı zemin üzerine yeşil yazı(her kitapta böyle olmadığı söyleniyor) ve hızlı okuma tekniğine göre yapılan sayfa düzeni benim çok beğendiğim tercihler. genellikle dünya klasiklerini çevirmeleri de yine takdire şayan bir iş, ayrıca fiyatları da çok cazip. fakat biraz araştırdığınızda insan keşke tek eleştirildikleri konu kitapların boyu olsa diyor maalesef.
oda kitabevi'nin sahibi ibrahim abiden aldığım tüyolar doğrultusunda şu bilgileri sizlerle paylaşıyorum sevgili okur; kitapları kısaltıp çeviriyorlar bu nedenle fiyatları daha ucuz. kitabın kalınlığı ise aynı çünkü hamur kabartma denen bir olay var ve bu sayede size 300 sayfalık kitabı 100 sayfa olarak çevirdiği halde, hem sayfa boyutunun küçültülmesi hem de sayfaların kabartılması suretiyle elinizdeki kitap 300 sayfalık orjinal metin çevirisiyle aynı kalınlığa ve kısmen aynı sayfa sayısına ulaşıyor.
fakat şunu belirtmem gerek benim gördüğüm bordo siyah yayını kitaplarda eğer kısaltma yapıldıysa, kısaltılmıştır ibaresine kitabın başında ya da arka kapakta yer veriliyor. dolayısıyla burada bir aldatmaca söz konusu olduğunu düşünmüyorum. belki kısaltılan metnin boyutuyla ilgili bir yanılgıya yöneltiyorlardır insanları. yani 300 sayfalık kitabı 100 sayfa olarak çeviriyorlar ve yukarıda bahsettiğim metodlarla bu 100 sayfayı 250 sayfa gibi gösteriyorlardır. okuyucu da kısaltılmıştır ibaresinden alt tarafı 50 sayfa kısaltılmıştır gibi bir yorum çıkarıyor olabilir. tabii ki okuyucuyu bu şekilde yanıltmak gibi bir amaç varsa hiç hoş değil.
bir eleştiri de çevirilerin kötü oluşuna. şimdi ben açıkçası bu konuda ahkam kesecek kadar bilgi sahibi değilim. ne orjinal metinleri okudum ne de bir kitabın farklı yayınevlerinden çevirilerini; ancak küçük prensi iki farklı çeviriyle okuduğumda çevirmenin ne kadar önemli olduğunu fark etmiştim. yine burada benden çok çok daha bilgili olan ibrahim abinin* yorumunu aktarıyorum: ''ben bu işe girmeden önce pek bakmazdım pek de anlamazdım çeviri olayından ama işin içine girince ne kadar önemli olduğunu fark ettim. bordo siyahın çevirilerine güvenmedim güvenmem de. ben sana can yayınlarını öneririm. erdal öz zaten iyi bir edebiyatçıydı ve can yayınlarının başında da o vardı. bu ülkede çevirmenin ismini yazarak kitap basan ilk yayınevlerindendir can.''
az çok kitaba ilgi duyan biriyseniz bir yerden sonra çevirinin ne kadar önemli olduğunu anlarsınız. ben bu zamana kadar bordo siyah yayınlarından çıkmış tek bir kitap okudum ve tabii ki nasıl bir çevirisi olduğu konusunda ahkam kesemem. sonuçta başka bir yayınevinden de okumam gerek aynı kitabı. ama şunu cidden çok merak ediyorum; acaba fransız bir yazarın kitabı fransızcadan mı çevriliyor, yoksa suyunun suyu misali fransızca bir yazarın ingilizceye çevrilen kitabı ingilizce metninden mi çevriliyor. pek çok eleştirmen ya da yazar röportajında çevirinin dolayısıyla çevirmenin ne kadar önemli olduğunu, çevirmenin kitabı bir anlamda baştan yazdığını ve iyi bir çevirmenin hem metnin yazıldığı orjinal dili, hem kendi dilini(dil bilgisi anlamında), hem edebiyatı iyi bilmesi dahası o yazarı çok çok iyi tanıması gerektiğini okumuştum.
kısaca nasıl okursak okuyalım bol bol kitap okuyalım ama iyi çeviriler olmasına özen göstermekte de yarar var ve bordo siyah yayınevi bu konuda çok da başarılı sayılmıyor.
oda kitabevi'nin sahibi ibrahim abiden aldığım tüyolar doğrultusunda şu bilgileri sizlerle paylaşıyorum sevgili okur; kitapları kısaltıp çeviriyorlar bu nedenle fiyatları daha ucuz. kitabın kalınlığı ise aynı çünkü hamur kabartma denen bir olay var ve bu sayede size 300 sayfalık kitabı 100 sayfa olarak çevirdiği halde, hem sayfa boyutunun küçültülmesi hem de sayfaların kabartılması suretiyle elinizdeki kitap 300 sayfalık orjinal metin çevirisiyle aynı kalınlığa ve kısmen aynı sayfa sayısına ulaşıyor.
fakat şunu belirtmem gerek benim gördüğüm bordo siyah yayını kitaplarda eğer kısaltma yapıldıysa, kısaltılmıştır ibaresine kitabın başında ya da arka kapakta yer veriliyor. dolayısıyla burada bir aldatmaca söz konusu olduğunu düşünmüyorum. belki kısaltılan metnin boyutuyla ilgili bir yanılgıya yöneltiyorlardır insanları. yani 300 sayfalık kitabı 100 sayfa olarak çeviriyorlar ve yukarıda bahsettiğim metodlarla bu 100 sayfayı 250 sayfa gibi gösteriyorlardır. okuyucu da kısaltılmıştır ibaresinden alt tarafı 50 sayfa kısaltılmıştır gibi bir yorum çıkarıyor olabilir. tabii ki okuyucuyu bu şekilde yanıltmak gibi bir amaç varsa hiç hoş değil.
bir eleştiri de çevirilerin kötü oluşuna. şimdi ben açıkçası bu konuda ahkam kesecek kadar bilgi sahibi değilim. ne orjinal metinleri okudum ne de bir kitabın farklı yayınevlerinden çevirilerini; ancak küçük prensi iki farklı çeviriyle okuduğumda çevirmenin ne kadar önemli olduğunu fark etmiştim. yine burada benden çok çok daha bilgili olan ibrahim abinin* yorumunu aktarıyorum: ''ben bu işe girmeden önce pek bakmazdım pek de anlamazdım çeviri olayından ama işin içine girince ne kadar önemli olduğunu fark ettim. bordo siyahın çevirilerine güvenmedim güvenmem de. ben sana can yayınlarını öneririm. erdal öz zaten iyi bir edebiyatçıydı ve can yayınlarının başında da o vardı. bu ülkede çevirmenin ismini yazarak kitap basan ilk yayınevlerindendir can.''
az çok kitaba ilgi duyan biriyseniz bir yerden sonra çevirinin ne kadar önemli olduğunu anlarsınız. ben bu zamana kadar bordo siyah yayınlarından çıkmış tek bir kitap okudum ve tabii ki nasıl bir çevirisi olduğu konusunda ahkam kesemem. sonuçta başka bir yayınevinden de okumam gerek aynı kitabı. ama şunu cidden çok merak ediyorum; acaba fransız bir yazarın kitabı fransızcadan mı çevriliyor, yoksa suyunun suyu misali fransızca bir yazarın ingilizceye çevrilen kitabı ingilizce metninden mi çevriliyor. pek çok eleştirmen ya da yazar röportajında çevirinin dolayısıyla çevirmenin ne kadar önemli olduğunu, çevirmenin kitabı bir anlamda baştan yazdığını ve iyi bir çevirmenin hem metnin yazıldığı orjinal dili, hem kendi dilini(dil bilgisi anlamında), hem edebiyatı iyi bilmesi dahası o yazarı çok çok iyi tanıması gerektiğini okumuştum.
kısaca nasıl okursak okuyalım bol bol kitap okuyalım ama iyi çeviriler olmasına özen göstermekte de yarar var ve bordo siyah yayınevi bu konuda çok da başarılı sayılmıyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar