bugün

mccarthyizm

Joseph McCarthy, 1950'li yıllarda Amerika'da yaşanan cadı avının sorumlusu olan politikacıdır. Kendi kirli siyaseti için, FBI'nın ve medyanın da yardımıyla, masum insanları karalamış, ülkesinin aydınlarını komünistlikle itham etmiş, pek çok kişinin hayatını karartmış, bir çok profesörün, sanatçının kariyerini mahvetmiş ve hatta intiharlara neden olmuştur.

Mccarthyizm, demokratik bir ülkede siyaseti, devlet mekanizmasını ve medyayı kullanarak çamur atma, karalama yoluyla insanları haksız yere itham eden ve suçsuzları cezalandıran, toplumun temel hak ve özgürlüklerini zadeleyen, demokrasiyi istismar ederek bütün toplumu baskı altına alan antidemokratik uygulamanın adıdır.

Mccarthyizm'in önemi demokratik bir toplumda yaşanmış olmasından gelir. Demokratik bir toplumda, devlet gücünün, istihbaratın, siyasetin ve medyanın nasıl kötüye kullanıldığını ve bu kötüye kullanmanın ne korkunç sonuçlar doğurduğunu gösterir. Komünizm karşıtlığı ve demokrasi koruyuculuğu maskesi altında, insanların nasıl baskı altına alındığının tipik bir örneğini oluşturduğu için önemlidir.

Üzerinden yarım yüzyıl geçtikten sonra bu korkunç uygulama artık bütün boyutlarıyla açığa çıkmıştır. Yazılan anılar, otobiyografiler, bu trajedinin perde arkasını, ilişkilerini tümüyle ortaya dökmüştür. Amerikan siyasal tarihinin bu kara lekesi artık tüm politikacılar için bir model olmuştur. iyi niyetliler için sakınılması ve engellenmesi gereken, kötü niyetliler için ise yararlanılacak bir model!

Olayın merkezinde 3 isim yer almaktadır.
Kişiliği bozuk bir politikacı : Joseph Mccarthy
FBI'ın antikomünistliğiyle ünlü başkanı : J. Edgar Hoover
Politikacılarla iç içe bir gazeteci : Jack Anderson

FBI'ın rolünü, William Sullivan adlı bir ajan sonradan, "Gerekli bütün bilgileri ona aktararak Senota'daki McCarthy soruşturmasını biz sağlamıştık." diye açıkça belirtmiştir.
Arderson ise McCarthy ile olan ilişkisini ve yaptıklarını "Confessions of a Muckraker (Bir Skandal Gazetecisinin itirafları)" adlı otobiyografisinde açıklamıştır.

Görüldüğü gibi bu cadı avının, demokratik bir ülkedeki bu antidemokratik uygulamanın itici gücü, senatör, FBI Başkanı, gazeteci üçlüsüdür. Zaten bu uygulamanın bu denli etkili olmasının, bütün toplumu boyunduruk altına almış olmasının ve pek çok kişinin hayatını söndürebilmesinin ardındaki güç de bu üçlünün ittifak ederek yarattığı kamuoyu ortamından gelmektedir.
Siyaset, istihbarat ve medya! Günümüz dünyasında ve Türkiye'sinde olup bitenleri anlamak için bu modele dikkat etmemiz gerek. Hele bu modeli oluşturan üçlüye bir de yargıyı eklersek....
(19.04.2009 - Emre Kongar, Cumhuriyet)
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026