bugün
- saraca5
- saraca finch house30
- menemen9
- 500 liralık çorap giymek5
- 11 temmuz 2026 çankaya belediyesi operasyonu3
- aktroll avı2
- hint bülbülü yumurta doluluk kontrolü2
- cumartesi sabahı erken kalkmak için bir neden3
- bir adet malta şahini kadar kira bedeli3
- gta 62
- sözlükte sizi kim tanıyor23
- anın görüntüsü12
- kar fırtınasında kış gecesi at arabasında uyumak3
- eskiden doğsak bizde mi savaşa gidecektik3
- masumiyetini kaybetmeden kadınlara bakmak2
- ahmet telli9
- ilişkilerinde strateji kaygısı gütmeyen insan2
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız22
- kiraz cicegi kolonyasi45
- ona bir şey itiraf et2
- kadınların bir erkekte aradığı kriterler18
- nato zirvesi nde avrupalı lidere tabanca hediyesi2
- bulgur pilavının kötü bir yemek olması10
- hiç fuhuş yaptınız mı9
- özgür irade yanılsaması ve günlük hayat3
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi6
- meyveli soda içen erkek8
- yazarların hayatlarının 1 yılını satacakları fiyat12
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi17
- 35 yaşına gelip evlenmemiş erkeğin asıl amacı8
- 2026 dünya kupası30
- mezun olunan okula yıllar sonra tekrar gitmek10
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı24
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- şişman kızla sevgili olan erkek2
- sevgili2
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi15
- aylık 422 bin tl iyi para mıdır sorunsalı5
- hayatından 1 yılı kaça satarsın9
- allah olsanız yazacağınız kitabın ismi ne olurdu10
- mehmet okuyan12
- messi vs maradona7
- askeri ücretle erdoğanı savunan tip11
- hayat kalitesini düşüren şeyler2
- kim kimin fakesi10
- karşı cinste hayran olunan özellik4
- ateist6
- 43 bin entry girmek2
- karadedeler olayı5
- melkor4
hayatımızda bazen kazara , önüne geçemediğimiz ya da sonucunu hesaplayamadan yaptığımız, geri dönülmez hatalarımız vardır ya; dünya başımıza yıkılmış, herşeyin sona erdiğini düşündüren olaylardır. asla telafisi de mümkün değildir ve bazen bu hataları çok sonra anlarız. artık herşey için çok geçtir üstelik...
- geç kalınınca-
bir sonbahar sonu... yaprakların sokaklara örtü olduğu soğuk bir günde, hiç geçmediğim bir sokaktan, ağır adımlarla geöiyorum. sıvaları dökük evlerin bulunduğu, bir tek ağacı bile muhafaza edememiş bu gürültü dolu sokak; nedendir bilinmez beni ürkütüyor.
öyle bir manzara ki gördüğüm;... yalnızca dehşet duyguları uyandırıyor bende. düşüncelerimi, sokağın karanlığıyla özleştirince, sisli hava daha bir sisleniyor daha da içimi daraltıyor sanki...
şimdi öyle bir yere geliyorum ki, küçük bir parkı doldurmuş olan çocuklar, havanın buz gibiliğine bile aldırış etmeden, çığlık çığlığa tuhaf oyunlar sergiliyorlar.
aralarında bir tanesi var ki; belki dokuz belki on yaşında... gözlerinde afacanlığın alevleri yanıp sönüyor olduğu halde, elinde ki sapanı, sisli gökte kanat çırpan serçelere dooğrultmuş. umarsızca, usanmadan amacına ulaşmaya çalışıyor.
parkın hemen önünde iki öğrenci, bu pazar yerini andıran kalabalıkta, gelen-geçen insanlara, tıpkı büyük satış mağazalarının bulunduğu işlek caddelerde yapıldığı gibi afiş dağıtıyorlar.
yaklaşıyorum, bir tanede ben istiyorum. gördüğüm yazılar "yaz ortasında çiçekler soluyor, sonbaharda papatyalar misali; kuşlar uçmuyor eskisi gibi ve insanlar kendi eserleri olduğu halde; denizlerin, kül olan orman alanlarının, hormonlu besinlerden, sanayileşen kentlerden, sisli göklerden arta kalanların yüzünü bile görmek istemiyorlar. tarihler boyunca bu dünya bizim, başka dünya yok denildi. hani şarkılar, şiirler yazıldı. ç,çekler solmasın, kuşlar uçmaktan vazgeçmesin...." diye sürüp gidiyor; fakat bu esnada ayaklarımın dibine bir serçe düşüyor.
dehşetle başımı çeviriyorum az önce sapanını göğe doğru tutan ve kuş vurma arzusuyla tutuşan yaramazın sapanını, hızla elinden fırlattığını ve titrediği halde ağladığını görüyorum.
ne ağlamak ne de çırpınmak fayda vermiyor. minik cesedi elime alıyorum....
sıçrayarak güne gözlerimi açıyorum. perdeyi aralıyorum. güneş hızmaları andıran ışıklarını saçıyor. gökyüzü mavi renginde.
ben hala rüyanın tesiri altında kalarak, yalnızca bir pazar gününe daha nefes aldığımı hissederek giriyorum.
edit: her zaman sonu kötü biten şeyler bir rüya olsa.
- geç kalınınca-
bir sonbahar sonu... yaprakların sokaklara örtü olduğu soğuk bir günde, hiç geçmediğim bir sokaktan, ağır adımlarla geöiyorum. sıvaları dökük evlerin bulunduğu, bir tek ağacı bile muhafaza edememiş bu gürültü dolu sokak; nedendir bilinmez beni ürkütüyor.
öyle bir manzara ki gördüğüm;... yalnızca dehşet duyguları uyandırıyor bende. düşüncelerimi, sokağın karanlığıyla özleştirince, sisli hava daha bir sisleniyor daha da içimi daraltıyor sanki...
şimdi öyle bir yere geliyorum ki, küçük bir parkı doldurmuş olan çocuklar, havanın buz gibiliğine bile aldırış etmeden, çığlık çığlığa tuhaf oyunlar sergiliyorlar.
aralarında bir tanesi var ki; belki dokuz belki on yaşında... gözlerinde afacanlığın alevleri yanıp sönüyor olduğu halde, elinde ki sapanı, sisli gökte kanat çırpan serçelere dooğrultmuş. umarsızca, usanmadan amacına ulaşmaya çalışıyor.
parkın hemen önünde iki öğrenci, bu pazar yerini andıran kalabalıkta, gelen-geçen insanlara, tıpkı büyük satış mağazalarının bulunduğu işlek caddelerde yapıldığı gibi afiş dağıtıyorlar.
yaklaşıyorum, bir tanede ben istiyorum. gördüğüm yazılar "yaz ortasında çiçekler soluyor, sonbaharda papatyalar misali; kuşlar uçmuyor eskisi gibi ve insanlar kendi eserleri olduğu halde; denizlerin, kül olan orman alanlarının, hormonlu besinlerden, sanayileşen kentlerden, sisli göklerden arta kalanların yüzünü bile görmek istemiyorlar. tarihler boyunca bu dünya bizim, başka dünya yok denildi. hani şarkılar, şiirler yazıldı. ç,çekler solmasın, kuşlar uçmaktan vazgeçmesin...." diye sürüp gidiyor; fakat bu esnada ayaklarımın dibine bir serçe düşüyor.
dehşetle başımı çeviriyorum az önce sapanını göğe doğru tutan ve kuş vurma arzusuyla tutuşan yaramazın sapanını, hızla elinden fırlattığını ve titrediği halde ağladığını görüyorum.
ne ağlamak ne de çırpınmak fayda vermiyor. minik cesedi elime alıyorum....
sıçrayarak güne gözlerimi açıyorum. perdeyi aralıyorum. güneş hızmaları andıran ışıklarını saçıyor. gökyüzü mavi renginde.
ben hala rüyanın tesiri altında kalarak, yalnızca bir pazar gününe daha nefes aldığımı hissederek giriyorum.
edit: her zaman sonu kötü biten şeyler bir rüya olsa.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar