bugün
- sözlükte sizi kim tanıyor22
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız22
- kadınların bir erkekte aradığı kriterler18
- kiraz cicegi kolonyasi45
- şişman kızla sevgili olan erkek2
- bulgur pilavının kötü bir yemek olması10
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi6
- hayat kalitesini düşüren şeyler2
- ahmet telli8
- hiç fuhuş yaptınız mı9
- 43 bin entry girmek2
- meyveli soda içen erkek8
- yazarların hayatlarının 1 yılını satacakları fiyat12
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi17
- 35 yaşına gelip evlenmemiş erkeğin asıl amacı8
- özgür irade yanılsaması ve günlük hayat2
- mezun olunan okula yıllar sonra tekrar gitmek10
- aylık 422 bin tl iyi para mıdır sorunsalı5
- 2026 dünya kupası30
- karşı cinste hayran olunan özellik4
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı24
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi15
- hayatından 1 yılı kaça satarsın9
- melkor4
- 14 temmuz 2026 fransa ispanya maçı3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- şimdiki aklım olsa4
- allah olsanız yazacağınız kitabın ismi ne olurdu10
- messi vs maradona7
- ateist6
- karadedeler olayı5
- geri zekalı demek hakaret mi3
- mehmet okuyan12
- askeri ücretle erdoğanı savunan tip11
- kim kimin fakesi10
- 11 temmuz 2026 pentagon'un 4 ufo belgeleri2
- trakyalı kadın isimleri4
- göksel ve teoman evlenseydi ne olurdu5
- fıstık gibi kızın ter kokması4
- örgüt mensubu5
- sözlük erkeklerinin kurabiyeleri9
- abd iran ateşkesinin kalıcı olamaması10
- anın görüntüsü11
- çekici kadının tüm çekiciliğini götüren şeyler7
- türk kızlarının keko adam sevmesi4
- sözlük yazarlarının tatlıları18
- kuran da namazın olmaması21
- inanmıyorsanız bari saygı duyun6
- gecenin şiiri3
- izlenilen ilk yabancı dizi12
hayatımızda bazen kazara , önüne geçemediğimiz ya da sonucunu hesaplayamadan yaptığımız, geri dönülmez hatalarımız vardır ya; dünya başımıza yıkılmış, herşeyin sona erdiğini düşündüren olaylardır. asla telafisi de mümkün değildir ve bazen bu hataları çok sonra anlarız. artık herşey için çok geçtir üstelik...
- geç kalınınca-
bir sonbahar sonu... yaprakların sokaklara örtü olduğu soğuk bir günde, hiç geçmediğim bir sokaktan, ağır adımlarla geöiyorum. sıvaları dökük evlerin bulunduğu, bir tek ağacı bile muhafaza edememiş bu gürültü dolu sokak; nedendir bilinmez beni ürkütüyor.
öyle bir manzara ki gördüğüm;... yalnızca dehşet duyguları uyandırıyor bende. düşüncelerimi, sokağın karanlığıyla özleştirince, sisli hava daha bir sisleniyor daha da içimi daraltıyor sanki...
şimdi öyle bir yere geliyorum ki, küçük bir parkı doldurmuş olan çocuklar, havanın buz gibiliğine bile aldırış etmeden, çığlık çığlığa tuhaf oyunlar sergiliyorlar.
aralarında bir tanesi var ki; belki dokuz belki on yaşında... gözlerinde afacanlığın alevleri yanıp sönüyor olduğu halde, elinde ki sapanı, sisli gökte kanat çırpan serçelere dooğrultmuş. umarsızca, usanmadan amacına ulaşmaya çalışıyor.
parkın hemen önünde iki öğrenci, bu pazar yerini andıran kalabalıkta, gelen-geçen insanlara, tıpkı büyük satış mağazalarının bulunduğu işlek caddelerde yapıldığı gibi afiş dağıtıyorlar.
yaklaşıyorum, bir tanede ben istiyorum. gördüğüm yazılar "yaz ortasında çiçekler soluyor, sonbaharda papatyalar misali; kuşlar uçmuyor eskisi gibi ve insanlar kendi eserleri olduğu halde; denizlerin, kül olan orman alanlarının, hormonlu besinlerden, sanayileşen kentlerden, sisli göklerden arta kalanların yüzünü bile görmek istemiyorlar. tarihler boyunca bu dünya bizim, başka dünya yok denildi. hani şarkılar, şiirler yazıldı. ç,çekler solmasın, kuşlar uçmaktan vazgeçmesin...." diye sürüp gidiyor; fakat bu esnada ayaklarımın dibine bir serçe düşüyor.
dehşetle başımı çeviriyorum az önce sapanını göğe doğru tutan ve kuş vurma arzusuyla tutuşan yaramazın sapanını, hızla elinden fırlattığını ve titrediği halde ağladığını görüyorum.
ne ağlamak ne de çırpınmak fayda vermiyor. minik cesedi elime alıyorum....
sıçrayarak güne gözlerimi açıyorum. perdeyi aralıyorum. güneş hızmaları andıran ışıklarını saçıyor. gökyüzü mavi renginde.
ben hala rüyanın tesiri altında kalarak, yalnızca bir pazar gününe daha nefes aldığımı hissederek giriyorum.
edit: her zaman sonu kötü biten şeyler bir rüya olsa.
- geç kalınınca-
bir sonbahar sonu... yaprakların sokaklara örtü olduğu soğuk bir günde, hiç geçmediğim bir sokaktan, ağır adımlarla geöiyorum. sıvaları dökük evlerin bulunduğu, bir tek ağacı bile muhafaza edememiş bu gürültü dolu sokak; nedendir bilinmez beni ürkütüyor.
öyle bir manzara ki gördüğüm;... yalnızca dehşet duyguları uyandırıyor bende. düşüncelerimi, sokağın karanlığıyla özleştirince, sisli hava daha bir sisleniyor daha da içimi daraltıyor sanki...
şimdi öyle bir yere geliyorum ki, küçük bir parkı doldurmuş olan çocuklar, havanın buz gibiliğine bile aldırış etmeden, çığlık çığlığa tuhaf oyunlar sergiliyorlar.
aralarında bir tanesi var ki; belki dokuz belki on yaşında... gözlerinde afacanlığın alevleri yanıp sönüyor olduğu halde, elinde ki sapanı, sisli gökte kanat çırpan serçelere dooğrultmuş. umarsızca, usanmadan amacına ulaşmaya çalışıyor.
parkın hemen önünde iki öğrenci, bu pazar yerini andıran kalabalıkta, gelen-geçen insanlara, tıpkı büyük satış mağazalarının bulunduğu işlek caddelerde yapıldığı gibi afiş dağıtıyorlar.
yaklaşıyorum, bir tanede ben istiyorum. gördüğüm yazılar "yaz ortasında çiçekler soluyor, sonbaharda papatyalar misali; kuşlar uçmuyor eskisi gibi ve insanlar kendi eserleri olduğu halde; denizlerin, kül olan orman alanlarının, hormonlu besinlerden, sanayileşen kentlerden, sisli göklerden arta kalanların yüzünü bile görmek istemiyorlar. tarihler boyunca bu dünya bizim, başka dünya yok denildi. hani şarkılar, şiirler yazıldı. ç,çekler solmasın, kuşlar uçmaktan vazgeçmesin...." diye sürüp gidiyor; fakat bu esnada ayaklarımın dibine bir serçe düşüyor.
dehşetle başımı çeviriyorum az önce sapanını göğe doğru tutan ve kuş vurma arzusuyla tutuşan yaramazın sapanını, hızla elinden fırlattığını ve titrediği halde ağladığını görüyorum.
ne ağlamak ne de çırpınmak fayda vermiyor. minik cesedi elime alıyorum....
sıçrayarak güne gözlerimi açıyorum. perdeyi aralıyorum. güneş hızmaları andıran ışıklarını saçıyor. gökyüzü mavi renginde.
ben hala rüyanın tesiri altında kalarak, yalnızca bir pazar gününe daha nefes aldığımı hissederek giriyorum.
edit: her zaman sonu kötü biten şeyler bir rüya olsa.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar