bugün
- tai lung52
- aktrolleri çıldırtacak bir şey bırak9
- ne kadar yaşlısın7
- ankete gelin beyler25
- ırkçıların hırt dediği insanlara sevgi göstermek20
- sözlükte yükselen reis sevdası20
- sözlüğün bünyeyi yorması7
- dünyanın en büyük orospu çocuğu6
- fiyat için dm3
- bir soru sor3
- sarapci koala39
- sözlük yazarlarının kendi çalıp kendi oynaması2
- japon ritüelleri2
- nervio hamferdi13
- inci sözlük5
- alparslan kuytul20
- 18 ay askerlik yapmak4
- meleklere serbest insanlara yasak olan ilimler4
- on dokuzuncu yüzyıl kendi çocuklarını yedi2
- türkiye de sosyalist devrim olma ihtimali11
- tavuk döner4
- ben de reise oy vericem13
- sevmediğiniz yazarlar11
- hiç büyü yapan gavur görmemek5
- aziz ihsan aktaş davası8
- kapadokya3
- noter güvenli kapora sistemi2
- diego dalla palma rosso rossetto ruj2
- kutlu doğum haftası9
- bu teyp kaç para eder6
- yapay zeka ve işsizlik7
- beni sevmeyen o kişi7
- sözlük kızları nerede sorunsalı10
- demokratik tercihi yüzünden birine hakaret etmek8
- yalnızlık rahatlıktır14
- çürük raporu2
- kendini her konuda haklı gören tip5
- abd'nin suriye'yi terör listesinden çıkarması7
- denetlemede bayılma numarası yapmak6
- müdürden izin almak4
- dondurma2
- hepsiburada3
- en büyük hatalar2
- sütlaçın üstünü pürmüzle yakmak5
- istanbul2
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları6
- dürüm yerken kağıtlı kısmı ısırmak4
- yavudileri öğrenmek isteyen okusun3
- azerbaycan türkçesi daha güzel olan kelimeler12
- az ötede havla çapulcu5
bozulmaya başlayan insan türüdür. geçende gördüm, saklambaç oynayacak yer bırakmamışlar mahallede.
biz küçükken, bir mahallemiz vardı. burgaz'ın* en güzel mahallesiydi. evler çift katlı, apartmanların önlerinde ağaçlar, yeşillikler... bir sürü ağaca dalıyorduk lan.
neyse burada bir dört yol ağzı vardı. bizim oyun alanımız orasıydı. kaldırımın tam ortasında, kalın, dev bir elektrik direği. ebenin yumduğu yer. çevrede saklanılacak acayip güzel yerler. tam bir çocuğun isteyebileceği gibi. gece 12-1'lere kadar oynardık. mahalle ortası bea. şimdi siterlerde bile, duramaz çocuklar o kadar. tabi mahalleli kızardı bize. kızanız bea tabi ses yapacağız. bir kütüphane görevlisi vardı, üstümüze hep su atardı. ama haklı kadın; yaşlı ve hasta annesi var..
nasıl gene bir görseniz, sanırsınız cennet. o zamanlar cenneti de takan yoktu zaten. en büyük korku, ebe olup, kimseyi bulamamaktı. her gece koş, her gece koş... of! tam hayal. o zaman, bir hayali yaşadığımızı bilmiyorduk tabi. giderdik susayınca tanıdık bir cam önüne, su istemeye. bir teyze olur, bir amca, verirdi su. top oynardık kapı önünde, kızmazdı teyze. nası yine bi koyarsın topa 'baaam' cama. bağırırdı. ama verirdi topu geriye. ertesi gün yine...
bakkalımız vardı: murat amca. namı değer hipermarket murat amca. 3 çocuk yetiştirdi o bakkalla. ikisi abimiz, biri ablamız. büyük marketlerle mücadele etti. hep dondurmamızı ondan aldık. ekmeğimizi de. paran olmasa; sora verirsin...
hele bir arsamız vardı; alamanya'da yaşayan bir adamın sahip olduğu; ama umarsızca bizim olan. boştu. ee tabi bize futbol alanı. o arsa tam bize göreydi. biz küçüktük; o da... hayatımda bir kere yarıldı bir yerim, o da orda. ama geçince yine orada oynadım topumu. şikayetçi olan insanlar, kazdırdılar o arsayı. çukur çukur oldu oynayamadık bir daha.
arkadaş desen, sürüsüne bereket. dışarı çıksan, hiç yalnız kalmazsın. nasıl bir şeymiş o? şimdi çıkıyorsun, kimseyi tanımıyorsun. taso oynamak, top peşinde koşturmak, dondurma yemek, akşam dışarıda oyun oynamak hobiler. yok siyaset falan. vallah. en büyük kavga, taş direklerin üstünden mi geçti top; yoksa içeri mi girdi(boru). öyle bir durumda, en iyi mevki 'mahalle kaptanı' olmak. mevkiiye bak be.
eski yolları varken, çok güzel oynanıyordu her şey. birinin darbesi olmadan, hiç düşmedim yere. yollar hiç düşürmedi beni. ne zaman yolları cillop gibi yaptılar, ayağım, geri geri yürürken, takıldı ve düştüm.
geçende gittim. mahallem. yok değil. her yer apartman olmuş. ama eski apartmanlar gibi değil. hiç yeşillik yok. olanlarda da çimler çok nizami. değişik değişik ağaçlar var. tek aynı kalan, murat amca. beton direk yıkılmış. yerinde, cillop gibi demir direk. arsanın üzerinde lüx bir ev, yazılana göre elbet. ebesi olduğumuz yerin, ebesine atlamışlar. bana etmişler tecavüz; suçu olan kimse yok.
ertesi gün gelen edit: insanın kendini kaybetmesine neden olan insan tipidir. çok uzun konuşmuşum kısası:
ebesi olduğum direğin
ebesine tecavüz etmişer,
ben acımışım.
biz küçükken, bir mahallemiz vardı. burgaz'ın* en güzel mahallesiydi. evler çift katlı, apartmanların önlerinde ağaçlar, yeşillikler... bir sürü ağaca dalıyorduk lan.
neyse burada bir dört yol ağzı vardı. bizim oyun alanımız orasıydı. kaldırımın tam ortasında, kalın, dev bir elektrik direği. ebenin yumduğu yer. çevrede saklanılacak acayip güzel yerler. tam bir çocuğun isteyebileceği gibi. gece 12-1'lere kadar oynardık. mahalle ortası bea. şimdi siterlerde bile, duramaz çocuklar o kadar. tabi mahalleli kızardı bize. kızanız bea tabi ses yapacağız. bir kütüphane görevlisi vardı, üstümüze hep su atardı. ama haklı kadın; yaşlı ve hasta annesi var..
nasıl gene bir görseniz, sanırsınız cennet. o zamanlar cenneti de takan yoktu zaten. en büyük korku, ebe olup, kimseyi bulamamaktı. her gece koş, her gece koş... of! tam hayal. o zaman, bir hayali yaşadığımızı bilmiyorduk tabi. giderdik susayınca tanıdık bir cam önüne, su istemeye. bir teyze olur, bir amca, verirdi su. top oynardık kapı önünde, kızmazdı teyze. nası yine bi koyarsın topa 'baaam' cama. bağırırdı. ama verirdi topu geriye. ertesi gün yine...
bakkalımız vardı: murat amca. namı değer hipermarket murat amca. 3 çocuk yetiştirdi o bakkalla. ikisi abimiz, biri ablamız. büyük marketlerle mücadele etti. hep dondurmamızı ondan aldık. ekmeğimizi de. paran olmasa; sora verirsin...
hele bir arsamız vardı; alamanya'da yaşayan bir adamın sahip olduğu; ama umarsızca bizim olan. boştu. ee tabi bize futbol alanı. o arsa tam bize göreydi. biz küçüktük; o da... hayatımda bir kere yarıldı bir yerim, o da orda. ama geçince yine orada oynadım topumu. şikayetçi olan insanlar, kazdırdılar o arsayı. çukur çukur oldu oynayamadık bir daha.
arkadaş desen, sürüsüne bereket. dışarı çıksan, hiç yalnız kalmazsın. nasıl bir şeymiş o? şimdi çıkıyorsun, kimseyi tanımıyorsun. taso oynamak, top peşinde koşturmak, dondurma yemek, akşam dışarıda oyun oynamak hobiler. yok siyaset falan. vallah. en büyük kavga, taş direklerin üstünden mi geçti top; yoksa içeri mi girdi(boru). öyle bir durumda, en iyi mevki 'mahalle kaptanı' olmak. mevkiiye bak be.
eski yolları varken, çok güzel oynanıyordu her şey. birinin darbesi olmadan, hiç düşmedim yere. yollar hiç düşürmedi beni. ne zaman yolları cillop gibi yaptılar, ayağım, geri geri yürürken, takıldı ve düştüm.
geçende gittim. mahallem. yok değil. her yer apartman olmuş. ama eski apartmanlar gibi değil. hiç yeşillik yok. olanlarda da çimler çok nizami. değişik değişik ağaçlar var. tek aynı kalan, murat amca. beton direk yıkılmış. yerinde, cillop gibi demir direk. arsanın üzerinde lüx bir ev, yazılana göre elbet. ebesi olduğumuz yerin, ebesine atlamışlar. bana etmişler tecavüz; suçu olan kimse yok.
ertesi gün gelen edit: insanın kendini kaybetmesine neden olan insan tipidir. çok uzun konuşmuşum kısası:
ebesi olduğum direğin
ebesine tecavüz etmişer,
ben acımışım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar