bugün
- gammaz çetesi6
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- g'i l d'e d l'i l y27
- nickten isim tahmini yapmak72
- yazarların sözlükte bulunma amaçları7
- balkonda kitli kalmak2
- sabah kahvaltısında menemen yiyen erkek3
- hikayeyi devam ettir30
- biber dolması olsa da yesek6
- anok yai2
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- alkollü sürücüye 602 bin lira ceza2
- marmarayın 74 27 çekmesi3
- deliğim ben götü kara deliğim2
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- kalabalıklar içinde yalnız olmak10
- hayattan zevk alamamak15
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- makine mühendisliği4
- gocunun nerede olması12
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi8
- hazret ktc4
- metalcilerin ihtiyar olması2
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- rüyamda kadın olmuştum6
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- uysaljakoben16
- habire12 adamdır37
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor6
- uyumayın konuşalım5
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- yeni parti50
- habire1259
- yeşilçam filmi izlemek6
- bir ay çaylak olmak5
- yazarlara gelen son mesaj2
- temiz nevresimler içinde uyumak4
- yazarların öldükten sonraki planları4
- türk kızlarına bir öğüt bırak4
- insana kendini güvende hissettiren şeyler4
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu4
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- yazarların zeka seviyeleri7
- diamond bosphorus23
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
hayat?
aslında yazımı sadece yukarıdaki kelime kalacak şekilde bırakıp sonlandırmak isterdim. ama kim ne bilsin, o kelimenin bambaşka, derin anlamlarının olduğunu bende...
garip değil mi? hepimiz bu sözlüğün birer üyesiyiz. yazıyor, çiziyor, okuyoruz... bazılarımız sözlüğe yararlı olmak adına gammaz oluyor. hatalı entryleri düzeltilmesi için moderatör kontrolüne yolluyor. bunu yaparken tek amacı, o entrynin formata uygun hale getirilmesini sağlamak. entryyi görüyor ve "bu ne lan?" diyor. gammazlıyor. ama bilmiyor ki, o kelimenin aslında tam da yazmak istediğim, bir dünya yazının tam manasıyla özeti olduğunu. nereden bilsin? gammazlarken de amacı; yazarın kalbini kırmak değil. görevini yapıyor bir şekilde. ama belki o entry silinince yazar üzülecek. şimdi; gammaz mı, yoksa yazar, formata aykırı entry girdiği için mi kötü oluyor?
acı-tatlı değil mi? yeni evime taşındığım günden beri uyku düzenim değişti. her gece 2 veya 3'te yatıp sabah 9'da uyanan ben(ki ikinci öğretim öğrencisiyim) artık sabah 6'da yatıp öğle 1 veya 2 gibi uyanıyorum. şu an saat 04:04. az önce babanın ölmesi başlığında bir entry okudum ve günlerdir içimde olan saçmasapan(?) korkuyla tekrar yüzleştim. hiç olmadık anda içime "ya annem, babam ölürse?" diye düşen korku yüzünden, olur olmaz saatlerde annemi arayıp "nasılsınız?" diyor, kapatırken "seni seviyorum, babama selam söyle" diyorum. babamı da aramak birebir konuşmak isterdim ama alışkın değilim onunla duygusal konuşmaya. daha doğrusu pek fazla paylaşımımız olduğu bile söylenemez. ama ilişkimiz iyidir yine de. "alo! baba nasılsın? ben de iyiyim. ya benim param bitti. tamam alırım hafta içi." bir sonraki aya kadar yeter mi bu konuşma? yetmez tabii ki. bana da yetmiyor. bazen sırf aramış olmak, sesini duymak için arıyorum: "alo! baba nasılsın? ben de iyiyim. işler nasıl gidiyor?(saçmalıyorum mütemadiyen) kardeşim falan? yok hayır param bitmedi. öylesine aradım. tamam görüşürüz." olmuyor işte. onu sevdiğimi söyleyemiyorum. söyleyemeyeceğim de hiç bir zaman. ama ona bir şey olursa en çok üzülenin ben olacağıma adımın üstüne yemin bile edebilirim. hayır, bir şey değil duygusuz olduğumu sandıklarından normal karşılamıyorlar biliyorum. çünkü duygularını belli eden/edebilen birisi değilim. hal böyle olunca paraya sıkıştığımı veya bir derdim olduğunu falan düşünüyorlar muhtemelen. çok dağıttım konuyu, toparlıyorum hemen.
buruk değil mi? babanın ölmesi başlığındaki o entry nedeniyle yazdım bu entryyi. hiç kimse söylemesin bana beni anladıklarını diyor yazar. yaşamadan anlayamazmış insan... üzülüyorsun, kendini onun yerine koymaya çalışıyorsun. onun üzüntüsünü hayal bile edemiyorsun. gözlerin doluyor, konuşamıyorsun. üzüntünü paylaşmak istiyorsun yazarla ama yarasını deşmek istemiyorsun. boğazında düğümleniyor kelimeler deyimi cuk oturuyor bulunduğun duruma. için burkuluyor.
hayat? garip, acı-tatlı, buruk... hayatı tanımlamak koskocaman bir yalan aslında. o sırada ne hissediyorsan hayat öyle geliyor sana göre.
ama aslında hayat; onu, içinde bulunduğun duruma göre nitelendirmek değil, tanım yapma çabalarının tümüne verilen isim değil midir?
aslında yazımı sadece yukarıdaki kelime kalacak şekilde bırakıp sonlandırmak isterdim. ama kim ne bilsin, o kelimenin bambaşka, derin anlamlarının olduğunu bende...
garip değil mi? hepimiz bu sözlüğün birer üyesiyiz. yazıyor, çiziyor, okuyoruz... bazılarımız sözlüğe yararlı olmak adına gammaz oluyor. hatalı entryleri düzeltilmesi için moderatör kontrolüne yolluyor. bunu yaparken tek amacı, o entrynin formata uygun hale getirilmesini sağlamak. entryyi görüyor ve "bu ne lan?" diyor. gammazlıyor. ama bilmiyor ki, o kelimenin aslında tam da yazmak istediğim, bir dünya yazının tam manasıyla özeti olduğunu. nereden bilsin? gammazlarken de amacı; yazarın kalbini kırmak değil. görevini yapıyor bir şekilde. ama belki o entry silinince yazar üzülecek. şimdi; gammaz mı, yoksa yazar, formata aykırı entry girdiği için mi kötü oluyor?
acı-tatlı değil mi? yeni evime taşındığım günden beri uyku düzenim değişti. her gece 2 veya 3'te yatıp sabah 9'da uyanan ben(ki ikinci öğretim öğrencisiyim) artık sabah 6'da yatıp öğle 1 veya 2 gibi uyanıyorum. şu an saat 04:04. az önce babanın ölmesi başlığında bir entry okudum ve günlerdir içimde olan saçmasapan(?) korkuyla tekrar yüzleştim. hiç olmadık anda içime "ya annem, babam ölürse?" diye düşen korku yüzünden, olur olmaz saatlerde annemi arayıp "nasılsınız?" diyor, kapatırken "seni seviyorum, babama selam söyle" diyorum. babamı da aramak birebir konuşmak isterdim ama alışkın değilim onunla duygusal konuşmaya. daha doğrusu pek fazla paylaşımımız olduğu bile söylenemez. ama ilişkimiz iyidir yine de. "alo! baba nasılsın? ben de iyiyim. ya benim param bitti. tamam alırım hafta içi." bir sonraki aya kadar yeter mi bu konuşma? yetmez tabii ki. bana da yetmiyor. bazen sırf aramış olmak, sesini duymak için arıyorum: "alo! baba nasılsın? ben de iyiyim. işler nasıl gidiyor?(saçmalıyorum mütemadiyen) kardeşim falan? yok hayır param bitmedi. öylesine aradım. tamam görüşürüz." olmuyor işte. onu sevdiğimi söyleyemiyorum. söyleyemeyeceğim de hiç bir zaman. ama ona bir şey olursa en çok üzülenin ben olacağıma adımın üstüne yemin bile edebilirim. hayır, bir şey değil duygusuz olduğumu sandıklarından normal karşılamıyorlar biliyorum. çünkü duygularını belli eden/edebilen birisi değilim. hal böyle olunca paraya sıkıştığımı veya bir derdim olduğunu falan düşünüyorlar muhtemelen. çok dağıttım konuyu, toparlıyorum hemen.
buruk değil mi? babanın ölmesi başlığındaki o entry nedeniyle yazdım bu entryyi. hiç kimse söylemesin bana beni anladıklarını diyor yazar. yaşamadan anlayamazmış insan... üzülüyorsun, kendini onun yerine koymaya çalışıyorsun. onun üzüntüsünü hayal bile edemiyorsun. gözlerin doluyor, konuşamıyorsun. üzüntünü paylaşmak istiyorsun yazarla ama yarasını deşmek istemiyorsun. boğazında düğümleniyor kelimeler deyimi cuk oturuyor bulunduğun duruma. için burkuluyor.
hayat? garip, acı-tatlı, buruk... hayatı tanımlamak koskocaman bir yalan aslında. o sırada ne hissediyorsan hayat öyle geliyor sana göre.
ama aslında hayat; onu, içinde bulunduğun duruma göre nitelendirmek değil, tanım yapma çabalarının tümüne verilen isim değil midir?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar