bugün
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri26
- dilbigisisi en iyi olan yazar19
- yazarların buluşmak istediği yazar11
- gece açlığı6
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz35
- freddy krueger ve kırmızı çizgili kazağı3
- chatgpt ile dertleşmek7
- anasonlu nargile4
- ölmek istemek ama ölememek4
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri35
- flörtöz erkek iticiliği5
- gecenin şarkısı6
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- tutunamayanlar8
- kendi kendine nazar değdirmek3
- ben üşümem2
- bol tereyağlı iskender4
- boyumun 2 cm kısalması28
- tanrılar4
- bende eksik olan ne diye düşünmek4
- kızlar bakar mısınız13
- chp'nin türkiye'ye yaptıkları6
- arkadaşlar hesabımı gizliyorum6
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak9
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var9
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri4
- istanbul da 2 ilçede denize girme yasağı4
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- islamda namaz yoktur13
- insanlar değişmez2
- ayrılık sonrası herkesi benzetmek2
- uludağ sözlük en popüler yazarını seçiyor9
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- sözlük yazarlarını analiz eden yazar5
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı19
- israil'e saldıran her ulus helaka uğrayacak6
- beyin sinir ve omurilik cerrahisi uzmanı3
- sözlük yazarlarının mastürbasyon teknikleri6
- varlığı iddia olarak kabul etme2
- lsd2
- 12 eylül 2026 suudi arabistanın vurulması8
- nişantaşı nda 36 lı tuvalet kağıdıyla yürümek8
- arda güler2
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması2
- her ilde üniversite kurulması6
- gammazlar bakar mısınız3
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım12
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- true'ye seksi gelmeyen kızlar3
hayat?
aslında yazımı sadece yukarıdaki kelime kalacak şekilde bırakıp sonlandırmak isterdim. ama kim ne bilsin, o kelimenin bambaşka, derin anlamlarının olduğunu bende...
garip değil mi? hepimiz bu sözlüğün birer üyesiyiz. yazıyor, çiziyor, okuyoruz... bazılarımız sözlüğe yararlı olmak adına gammaz oluyor. hatalı entryleri düzeltilmesi için moderatör kontrolüne yolluyor. bunu yaparken tek amacı, o entrynin formata uygun hale getirilmesini sağlamak. entryyi görüyor ve "bu ne lan?" diyor. gammazlıyor. ama bilmiyor ki, o kelimenin aslında tam da yazmak istediğim, bir dünya yazının tam manasıyla özeti olduğunu. nereden bilsin? gammazlarken de amacı; yazarın kalbini kırmak değil. görevini yapıyor bir şekilde. ama belki o entry silinince yazar üzülecek. şimdi; gammaz mı, yoksa yazar, formata aykırı entry girdiği için mi kötü oluyor?
acı-tatlı değil mi? yeni evime taşındığım günden beri uyku düzenim değişti. her gece 2 veya 3'te yatıp sabah 9'da uyanan ben(ki ikinci öğretim öğrencisiyim) artık sabah 6'da yatıp öğle 1 veya 2 gibi uyanıyorum. şu an saat 04:04. az önce babanın ölmesi başlığında bir entry okudum ve günlerdir içimde olan saçmasapan(?) korkuyla tekrar yüzleştim. hiç olmadık anda içime "ya annem, babam ölürse?" diye düşen korku yüzünden, olur olmaz saatlerde annemi arayıp "nasılsınız?" diyor, kapatırken "seni seviyorum, babama selam söyle" diyorum. babamı da aramak birebir konuşmak isterdim ama alışkın değilim onunla duygusal konuşmaya. daha doğrusu pek fazla paylaşımımız olduğu bile söylenemez. ama ilişkimiz iyidir yine de. "alo! baba nasılsın? ben de iyiyim. ya benim param bitti. tamam alırım hafta içi." bir sonraki aya kadar yeter mi bu konuşma? yetmez tabii ki. bana da yetmiyor. bazen sırf aramış olmak, sesini duymak için arıyorum: "alo! baba nasılsın? ben de iyiyim. işler nasıl gidiyor?(saçmalıyorum mütemadiyen) kardeşim falan? yok hayır param bitmedi. öylesine aradım. tamam görüşürüz." olmuyor işte. onu sevdiğimi söyleyemiyorum. söyleyemeyeceğim de hiç bir zaman. ama ona bir şey olursa en çok üzülenin ben olacağıma adımın üstüne yemin bile edebilirim. hayır, bir şey değil duygusuz olduğumu sandıklarından normal karşılamıyorlar biliyorum. çünkü duygularını belli eden/edebilen birisi değilim. hal böyle olunca paraya sıkıştığımı veya bir derdim olduğunu falan düşünüyorlar muhtemelen. çok dağıttım konuyu, toparlıyorum hemen.
buruk değil mi? babanın ölmesi başlığındaki o entry nedeniyle yazdım bu entryyi. hiç kimse söylemesin bana beni anladıklarını diyor yazar. yaşamadan anlayamazmış insan... üzülüyorsun, kendini onun yerine koymaya çalışıyorsun. onun üzüntüsünü hayal bile edemiyorsun. gözlerin doluyor, konuşamıyorsun. üzüntünü paylaşmak istiyorsun yazarla ama yarasını deşmek istemiyorsun. boğazında düğümleniyor kelimeler deyimi cuk oturuyor bulunduğun duruma. için burkuluyor.
hayat? garip, acı-tatlı, buruk... hayatı tanımlamak koskocaman bir yalan aslında. o sırada ne hissediyorsan hayat öyle geliyor sana göre.
ama aslında hayat; onu, içinde bulunduğun duruma göre nitelendirmek değil, tanım yapma çabalarının tümüne verilen isim değil midir?
aslında yazımı sadece yukarıdaki kelime kalacak şekilde bırakıp sonlandırmak isterdim. ama kim ne bilsin, o kelimenin bambaşka, derin anlamlarının olduğunu bende...
garip değil mi? hepimiz bu sözlüğün birer üyesiyiz. yazıyor, çiziyor, okuyoruz... bazılarımız sözlüğe yararlı olmak adına gammaz oluyor. hatalı entryleri düzeltilmesi için moderatör kontrolüne yolluyor. bunu yaparken tek amacı, o entrynin formata uygun hale getirilmesini sağlamak. entryyi görüyor ve "bu ne lan?" diyor. gammazlıyor. ama bilmiyor ki, o kelimenin aslında tam da yazmak istediğim, bir dünya yazının tam manasıyla özeti olduğunu. nereden bilsin? gammazlarken de amacı; yazarın kalbini kırmak değil. görevini yapıyor bir şekilde. ama belki o entry silinince yazar üzülecek. şimdi; gammaz mı, yoksa yazar, formata aykırı entry girdiği için mi kötü oluyor?
acı-tatlı değil mi? yeni evime taşındığım günden beri uyku düzenim değişti. her gece 2 veya 3'te yatıp sabah 9'da uyanan ben(ki ikinci öğretim öğrencisiyim) artık sabah 6'da yatıp öğle 1 veya 2 gibi uyanıyorum. şu an saat 04:04. az önce babanın ölmesi başlığında bir entry okudum ve günlerdir içimde olan saçmasapan(?) korkuyla tekrar yüzleştim. hiç olmadık anda içime "ya annem, babam ölürse?" diye düşen korku yüzünden, olur olmaz saatlerde annemi arayıp "nasılsınız?" diyor, kapatırken "seni seviyorum, babama selam söyle" diyorum. babamı da aramak birebir konuşmak isterdim ama alışkın değilim onunla duygusal konuşmaya. daha doğrusu pek fazla paylaşımımız olduğu bile söylenemez. ama ilişkimiz iyidir yine de. "alo! baba nasılsın? ben de iyiyim. ya benim param bitti. tamam alırım hafta içi." bir sonraki aya kadar yeter mi bu konuşma? yetmez tabii ki. bana da yetmiyor. bazen sırf aramış olmak, sesini duymak için arıyorum: "alo! baba nasılsın? ben de iyiyim. işler nasıl gidiyor?(saçmalıyorum mütemadiyen) kardeşim falan? yok hayır param bitmedi. öylesine aradım. tamam görüşürüz." olmuyor işte. onu sevdiğimi söyleyemiyorum. söyleyemeyeceğim de hiç bir zaman. ama ona bir şey olursa en çok üzülenin ben olacağıma adımın üstüne yemin bile edebilirim. hayır, bir şey değil duygusuz olduğumu sandıklarından normal karşılamıyorlar biliyorum. çünkü duygularını belli eden/edebilen birisi değilim. hal böyle olunca paraya sıkıştığımı veya bir derdim olduğunu falan düşünüyorlar muhtemelen. çok dağıttım konuyu, toparlıyorum hemen.
buruk değil mi? babanın ölmesi başlığındaki o entry nedeniyle yazdım bu entryyi. hiç kimse söylemesin bana beni anladıklarını diyor yazar. yaşamadan anlayamazmış insan... üzülüyorsun, kendini onun yerine koymaya çalışıyorsun. onun üzüntüsünü hayal bile edemiyorsun. gözlerin doluyor, konuşamıyorsun. üzüntünü paylaşmak istiyorsun yazarla ama yarasını deşmek istemiyorsun. boğazında düğümleniyor kelimeler deyimi cuk oturuyor bulunduğun duruma. için burkuluyor.
hayat? garip, acı-tatlı, buruk... hayatı tanımlamak koskocaman bir yalan aslında. o sırada ne hissediyorsan hayat öyle geliyor sana göre.
ama aslında hayat; onu, içinde bulunduğun duruma göre nitelendirmek değil, tanım yapma çabalarının tümüne verilen isim değil midir?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar