bugün
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat27
- kaçak çay18
- dincilere laf anlatmakta çalışmak8
- çilekli pasta yiyen erkek6
- atatürk'ün gerçek varisi başkomutan erdoğan dır5
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması6
- fon vurgunu54
- nervio bayan6
- galatasaray vs akp8
- whatsapp grubundan çıkarılmak8
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- bir kemalist ile arkadaş olunur mu3
- tavuk dolma5
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- muzlu süt4
- borsa istanbul19
- çemeniyle ünlü ilimiz4
- çirkin ayaklı kızların yaşama amacı3
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği2
- podofili3
- yazarların kulaklık markaları2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- muzuyla ünlü ilimiz2
- akp'nin gazze bağışını fonlara aktarması5
- zahter3
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- kürk mantolu madonna4
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti4
- iltica23
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz5
- tavuklu pilav13
- tanga giyince osuramıyorsun5
- iç savaş2
- ey benito musollini2
- from gold from dust34
- dilek imamoğlu2
- mekke kutsal mıdır sorunsalı10
- berat albayrak'a iftira atılması11
- ekonomi6
- yulaf lapası vs tost8
- pastırma sıcakları2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı25
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi10
- sözlük kızlarının bicepsleri18
- türkiye26
- sözlükten 19 yaşında hatun düşürmek isteyen erkek3
- kendi kendine konuşmak alışkanlığı2
- antalya4
- kürt dizilerinin tutmaması11
- naber lan ezikler4
ortak olmayan noktaları sayılmaya çalışılsa daha kolay olurdu kanaatindeyim.
zorunlu tanım şeysi için şöyle yapalım; ortak olmayan noktalarından hayli fazldır.
fakat faşizmden ve yobaz kelimesinden ne anladığımız çok önemli.
türkiye'de her dindar insan "yobaz", her vatansever "faşist" olarak damgalandığı için, kafamızdaki genel geçer "faşist" ve "yobaz" anlamlarıyla yola çıkmamak gerektir.
eğer tanımlamalarımızı bir ideolojiyi yahut dinin inananlarını rencide etmek, yaftalamak için yapıyorsak, o noktada yobazlaşıyoruz demektir.
faşist nedir?
faşizm deyince; hemen birilerini fırınlamak, milliyetçilik gelmemeli akıllara.
faşizmin tanımı en basit haliyle şu olsa gerektir; kendi genetiği üzerinden "güzelliği" (doğruluğu, iyiyi) tanımlamak.
yani kendini kendi olduğu için beğenen ve üstün bulan demektir. evet, ego.
bachmann'ın enfes bir sözü vardır;
"faşizm için yanı başımızda patlayan bombaları beklemeye gerek yok. faşizm, kendi içimizde, ben'lerimiz arasında başlıyor önce."
yani yobazın anlamı olan; bir şeye körü körüne inanmak, bağlanmak vs tanımlamaları bu noktada faşizmle çok örtüşür.
çünkü bir şeye körü körüne bağlanmak cahilliğin ve bencilliğin sonucunda olabilecek bi şeydir.
kendini başkalarını yok sayacak derecede üstün (güzel, doğru, iyi) olarak tanımlamanın devamı, kendisi gibi olmayanları (fikren) yok saymanın ötesinde, varlık olarak da kabul edememe boyutuna geldiğinde, o hikayelerini dinlediğimiz, insanlığı fırınlama canavarlığına dönüşür.
bir insan kendi inancını "doğru" kabul ettiği için o inancı seçmiştir. (inanç deyince sadece islamiyeti anlamayalım. her yaşam tarzı bir inancın yahut inançsızlığın tezahürüdür. dolayısıyla tanımlamalarıızı yaparken belli bir kesimi hedef almamalıyız)
fakat işin değiştiği nokta, başkalarına bu inancı, dünya görüşünü dayatmaya çalışmaktır.
ve evet, bu şey faşizmin ve yobazlığın göstergesidir. klasik olucak ama; insana insan olduğu için değer ve kıymet veremediğimiz sürece, bu hataya bir yerde mutlaka düşeriz, düşüyoruz.
edit: imla.
zorunlu tanım şeysi için şöyle yapalım; ortak olmayan noktalarından hayli fazldır.
fakat faşizmden ve yobaz kelimesinden ne anladığımız çok önemli.
türkiye'de her dindar insan "yobaz", her vatansever "faşist" olarak damgalandığı için, kafamızdaki genel geçer "faşist" ve "yobaz" anlamlarıyla yola çıkmamak gerektir.
eğer tanımlamalarımızı bir ideolojiyi yahut dinin inananlarını rencide etmek, yaftalamak için yapıyorsak, o noktada yobazlaşıyoruz demektir.
faşist nedir?
faşizm deyince; hemen birilerini fırınlamak, milliyetçilik gelmemeli akıllara.
faşizmin tanımı en basit haliyle şu olsa gerektir; kendi genetiği üzerinden "güzelliği" (doğruluğu, iyiyi) tanımlamak.
yani kendini kendi olduğu için beğenen ve üstün bulan demektir. evet, ego.
bachmann'ın enfes bir sözü vardır;
"faşizm için yanı başımızda patlayan bombaları beklemeye gerek yok. faşizm, kendi içimizde, ben'lerimiz arasında başlıyor önce."
yani yobazın anlamı olan; bir şeye körü körüne inanmak, bağlanmak vs tanımlamaları bu noktada faşizmle çok örtüşür.
çünkü bir şeye körü körüne bağlanmak cahilliğin ve bencilliğin sonucunda olabilecek bi şeydir.
kendini başkalarını yok sayacak derecede üstün (güzel, doğru, iyi) olarak tanımlamanın devamı, kendisi gibi olmayanları (fikren) yok saymanın ötesinde, varlık olarak da kabul edememe boyutuna geldiğinde, o hikayelerini dinlediğimiz, insanlığı fırınlama canavarlığına dönüşür.
bir insan kendi inancını "doğru" kabul ettiği için o inancı seçmiştir. (inanç deyince sadece islamiyeti anlamayalım. her yaşam tarzı bir inancın yahut inançsızlığın tezahürüdür. dolayısıyla tanımlamalarıızı yaparken belli bir kesimi hedef almamalıyız)
fakat işin değiştiği nokta, başkalarına bu inancı, dünya görüşünü dayatmaya çalışmaktır.
ve evet, bu şey faşizmin ve yobazlığın göstergesidir. klasik olucak ama; insana insan olduğu için değer ve kıymet veremediğimiz sürece, bu hataya bir yerde mutlaka düşeriz, düşüyoruz.
edit: imla.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar