bugün
- odanın içine baykuş girmesi9
- gece gece akla düşen o yiyecek15
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite8
- sözlük kezoları7
- meyveli soda içen erkek7
- gece mutfakta pasta yapan yorgun mermi görmek5
- hiç ufak tefek mükremin olmaması4
- arkadaşlar ben uyumaya gidiyorum5
- gece mutfaktan gelen kahkaha sesleri6
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- yorgun mermi9
- erkeklerin biraz şey olması7
- sözlükteki mendebur suratlılar6
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor8
- gece yatağın altından uzanan el5
- sen debenim hat alarım'dan bir isiiiin6
- parmak patates vs elma dilim patates7
- hogwarts cadılık büyücülük okuluna davet mektubu4
- cinleri olan sözlük kızı5
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- havanın buz gibi olması4
- gece yatağın altından sözlük yazarı çıkması4
- mutlu olunca her şeyin komik gelmesi5
- gece mezarda erkekle sevişen travesti görmek4
- gece duyulan kahkaha sesleri fobisi3
- soğan salatası6
- yeni parti39
- cin mısır kabilesi5
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- korku romanı yazmak3
- bir sözlük kızı için 400 km yol gitmek4
- mercimek çorbası4
- iştahın kapanması7
- şaka maka yakışıklıyım lan sahiden2
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- korkmuş bir sözlük kızını teselli etmek3
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- nervio'nun aşkıma yanıt vermemesi5
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- türkler barbar ve köpektir7
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- sözlük kızının sözlük erkeğine yemek ısmarlaması3
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- aramızda gezen tok yazarlar3
- bursalı erkeklere vurulan ibne damgası5
- sarapci koalanın bahçeye işemesi2
entry'ler (42)
"acımadı ki"
çok merak ediyorum; aksini söyleyen tek bir insan gösterebilir mi biri?
başörtüsü yani tesettür, islam'ın yahut imanın şartı değildir. bunu,bizim yetersiz dini eğitim sisteminde bile öğrendiğimiz "imanın ve islam'ın şartları" arasında göreninizi var mı?
şimdi tane tane tekrar edelim, sakin sakin; tesettür islam'ın yahut imanın şartlarında değil, bilakis ibadettir. yapılmadığı taktirde "dinden çıkma" gibi bi durum yoktur. müslüman olmanın da "şartı" değildir.
ibadet ve itikat arasındaki farkı bilmeyenler, halay çekmeye devam etsin. "siyasi simge" edebiyatı için bu gerekçeyi kullanmaksa ko-mik-tir.
niye? çünkü, devlet herangi bi yasak (siyasi kabahat)için gerekçe olarak "dinde yok" argümanını kullanamaz. o neden?
çünkü bu laikliğe aykırıdır.
evet, bizim laiklik.
başörtüsü yani tesettür, islam'ın yahut imanın şartı değildir. bunu,bizim yetersiz dini eğitim sisteminde bile öğrendiğimiz "imanın ve islam'ın şartları" arasında göreninizi var mı?
şimdi tane tane tekrar edelim, sakin sakin; tesettür islam'ın yahut imanın şartlarında değil, bilakis ibadettir. yapılmadığı taktirde "dinden çıkma" gibi bi durum yoktur. müslüman olmanın da "şartı" değildir.
ibadet ve itikat arasındaki farkı bilmeyenler, halay çekmeye devam etsin. "siyasi simge" edebiyatı için bu gerekçeyi kullanmaksa ko-mik-tir.
niye? çünkü, devlet herangi bi yasak (siyasi kabahat)için gerekçe olarak "dinde yok" argümanını kullanamaz. o neden?
çünkü bu laikliğe aykırıdır.
evet, bizim laiklik.
" genellemeye ne gerek var?" saçmalığı. gerçi soru oldu ama.. izah edebilrim.
acaba kadını (şimdi çıkıp "kız" diye yırtınmayın, rica ederim. cinsiyetten bahediyorum) "bakire" kalıbına sokunca, nereniz fazla oluyor, merak ediyorum.
kimse kusura bakmasın, böyle bi saçmalığa, bakış açılarımızı "yok lan olur mu öyle şey. daha fazladır, yada o bakire olmayanlar türk kızı değildir amk" bayağılığından yahut " yalan olm. geçen ben yattım biriyle, bana bakireyim dedi, değildi ama. diktirmiştir onlar" sığlığından kurtarmamız gerekiyor.
hastalıklı ve takıntılı bi feminist gibi gözükmek istemem, ama bu çok ilginç bi detay.
ister kendini "modern" olarak tanımlayan erkek olsun, ister "tutucu" diye tanımlayan erkek, her ikisinide düştüğü yanlış; o dar namus algımızla kadını sınıflandırmaya, kategorize etmeye çalışmasıdır.
bu bi istatistik olabilir. ama bu şeye yorumlarınıza bi dönün bakın lütfen.
acaba kadını (şimdi çıkıp "kız" diye yırtınmayın, rica ederim. cinsiyetten bahediyorum) "bakire" kalıbına sokunca, nereniz fazla oluyor, merak ediyorum.
kimse kusura bakmasın, böyle bi saçmalığa, bakış açılarımızı "yok lan olur mu öyle şey. daha fazladır, yada o bakire olmayanlar türk kızı değildir amk" bayağılığından yahut " yalan olm. geçen ben yattım biriyle, bana bakireyim dedi, değildi ama. diktirmiştir onlar" sığlığından kurtarmamız gerekiyor.
hastalıklı ve takıntılı bi feminist gibi gözükmek istemem, ama bu çok ilginç bi detay.
ister kendini "modern" olarak tanımlayan erkek olsun, ister "tutucu" diye tanımlayan erkek, her ikisinide düştüğü yanlış; o dar namus algımızla kadını sınıflandırmaya, kategorize etmeye çalışmasıdır.
bu bi istatistik olabilir. ama bu şeye yorumlarınıza bi dönün bakın lütfen.
entry taşıyan yazardan biraz hallice olsa gerektir.
türkiye de "iyi insan" olmak "atatürk'ü sevmek" le mümkün olduğundan, ölsün bence.
hiç kasmayalım vatandaşlıktan falan çıkartmak içim. direk ölsün. temiz.
türkiye de "iyi insan" olmak "atatürk'ü sevmek" le mümkün olduğundan, ölsün bence.
hiç kasmayalım vatandaşlıktan falan çıkartmak içim. direk ölsün. temiz.
" şeker misin lan sen" repliğiyle devam edebilecek söylem.
şeker halin tat oranını anlatmaya kifayetsiz kalır. artı oy, tatlı olan. ne abarttım de mi? evet.
şeker halin tat oranını anlatmaya kifayetsiz kalır. artı oy, tatlı olan. ne abarttım de mi? evet.
- döktürmüş yine piç...
kadını alma-verme döngüsü içine hapsetmiş "ilkel" beyinlerin dar hacmini doldural sorunsaldır.
kimse kusura bakmasın, sex tek taraflı bi ilişki değildir. ilişki diyorum zaten. hay allah! yanisi, kadınlar özelinde insanları, inancına ve (inandığı) ideolojisine göre sınıflandırmak, en hafif ifadeyle ahmaklıktır.
muhabbete dahil olmak gerekirse; bu sorunsalla elleri nasır tutan bünyeler için düşük olan ihtimal, diyelim.
kimse kusura bakmasın, sex tek taraflı bi ilişki değildir. ilişki diyorum zaten. hay allah! yanisi, kadınlar özelinde insanları, inancına ve (inandığı) ideolojisine göre sınıflandırmak, en hafif ifadeyle ahmaklıktır.
muhabbete dahil olmak gerekirse; bu sorunsalla elleri nasır tutan bünyeler için düşük olan ihtimal, diyelim.
en basit haliyle; kendi genetiği üzerinden güzel olanı yorumlamaktır.
puşt gibi ibne gibi bi şey de diyebilirdim ama yapmıyorum. iğrençliğinde bi sınırı olmalı.bence.
puşt gibi ibne gibi bi şey de diyebilirdim ama yapmıyorum. iğrençliğinde bi sınırı olmalı.bence.
tarihin arka odasında, tırnaklarını çıkartıp murat bardakçı ve erhan afyoncu'nun üzerine saldıracak diye, beni korkutan peltek güzel.
aslında peltek değil, ingilizce lisanın getirdiği bir defo ve bir ayrı güzellik konuşması bakımından.
son on saniyede giderim dedi. gitti. gereksiz.
aslında peltek değil, ingilizce lisanın getirdiği bir defo ve bir ayrı güzellik konuşması bakımından.
son on saniyede giderim dedi. gitti. gereksiz.
hobi olarak yapıyorlardır belki şey yapmamak lazım.
" hamdi beyin teklifine teşekkür ediyorum ama yokum!"
katılmadığım önerme!
niye yanlış olsun efendim, sir bugün bilinen ve kullanılan en yaygın epilasyon/ağda yöntemlerinden biridir. "çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayınız" der gibi... ne o öyle?
*
niye yanlış olsun efendim, sir bugün bilinen ve kullanılan en yaygın epilasyon/ağda yöntemlerinden biridir. "çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayınız" der gibi... ne o öyle?
*
" ne tesadüftür ki, bu yıl kurban bayramıyla hac mevsimi aynı zamana denk geldi"
tansu çiller.
tansu çiller.
cenaze evinde, kafası başka yerde olan annenin, merhumun eşine sarılıp ağlayarak "başınız sağolsun" yerine "allah kavuştursun" dediği an.
gülmemeliyiz.
gülmemeliyiz.
"siktir lan biz mi barbarız!"
darwin'i bi gram umursamam. ama bu sözde "bilimsel tespit"in cevabı bu ve türevi laflar olmamalıydı.
"harun yahya sempatizanı bünyelerin safsatası" tarzında tepkiler veren, başına kuma gömüp bilimden söz ettiğini sanan insanlar, mezkur sözün doğruluğu hakkında "acaba?" ya düşürür insanı..
hayır, düşen ben değilim!
darwin'i bi gram umursamam. ama bu sözde "bilimsel tespit"in cevabı bu ve türevi laflar olmamalıydı.
"harun yahya sempatizanı bünyelerin safsatası" tarzında tepkiler veren, başına kuma gömüp bilimden söz ettiğini sanan insanlar, mezkur sözün doğruluğu hakkında "acaba?" ya düşürür insanı..
hayır, düşen ben değilim!
"ajite etmek" , "ajitasyon yapmak" şeklinde, "acındırmak" ve ya "provokasyon yapmak" anlamında kullanılan, ama aslında "tahrik etmek" ve "kışkırtmak" anlamlarına tekabül eden, fransızca; "agitation" dan gelen söz-cük.
sabuncu beli vrajı ve kulak uğultusu.
"pütürlü bir ölümün düzelteceği alışkanlık bu.
yeni yazdığım üç başlıklı bir şiirin ağzını bantlayıp camdan aşağı fırlatıyorum.
sokak şiirlenmesi bu olsa gerek diyorum içimdem.
ağaçlar parayla meyve verdiğinde kapital bir şair duruşu basıyor her yeri."
en nihayetinde şudur kendisi; kendi başlığını kendisi açan, 6. nesil (ezik) yazar.
hoşgeldim.
yeni yazdığım üç başlıklı bir şiirin ağzını bantlayıp camdan aşağı fırlatıyorum.
sokak şiirlenmesi bu olsa gerek diyorum içimdem.
ağaçlar parayla meyve verdiğinde kapital bir şair duruşu basıyor her yeri."
en nihayetinde şudur kendisi; kendi başlığını kendisi açan, 6. nesil (ezik) yazar.
hoşgeldim.
ortak olmayan noktaları sayılmaya çalışılsa daha kolay olurdu kanaatindeyim.
zorunlu tanım şeysi için şöyle yapalım; ortak olmayan noktalarından hayli fazldır.
fakat faşizmden ve yobaz kelimesinden ne anladığımız çok önemli.
türkiye'de her dindar insan "yobaz", her vatansever "faşist" olarak damgalandığı için, kafamızdaki genel geçer "faşist" ve "yobaz" anlamlarıyla yola çıkmamak gerektir.
eğer tanımlamalarımızı bir ideolojiyi yahut dinin inananlarını rencide etmek, yaftalamak için yapıyorsak, o noktada yobazlaşıyoruz demektir.
faşist nedir?
faşizm deyince; hemen birilerini fırınlamak, milliyetçilik gelmemeli akıllara.
faşizmin tanımı en basit haliyle şu olsa gerektir; kendi genetiği üzerinden "güzelliği" (doğruluğu, iyiyi) tanımlamak.
yani kendini kendi olduğu için beğenen ve üstün bulan demektir. evet, ego.
bachmann'ın enfes bir sözü vardır;
"faşizm için yanı başımızda patlayan bombaları beklemeye gerek yok. faşizm, kendi içimizde, ben'lerimiz arasında başlıyor önce."
yani yobazın anlamı olan; bir şeye körü körüne inanmak, bağlanmak vs tanımlamaları bu noktada faşizmle çok örtüşür.
çünkü bir şeye körü körüne bağlanmak cahilliğin ve bencilliğin sonucunda olabilecek bi şeydir.
kendini başkalarını yok sayacak derecede üstün (güzel, doğru, iyi) olarak tanımlamanın devamı, kendisi gibi olmayanları (fikren) yok saymanın ötesinde, varlık olarak da kabul edememe boyutuna geldiğinde, o hikayelerini dinlediğimiz, insanlığı fırınlama canavarlığına dönüşür.
bir insan kendi inancını "doğru" kabul ettiği için o inancı seçmiştir. (inanç deyince sadece islamiyeti anlamayalım. her yaşam tarzı bir inancın yahut inançsızlığın tezahürüdür. dolayısıyla tanımlamalarıızı yaparken belli bir kesimi hedef almamalıyız)
fakat işin değiştiği nokta, başkalarına bu inancı, dünya görüşünü dayatmaya çalışmaktır.
ve evet, bu şey faşizmin ve yobazlığın göstergesidir. klasik olucak ama; insana insan olduğu için değer ve kıymet veremediğimiz sürece, bu hataya bir yerde mutlaka düşeriz, düşüyoruz.
edit: imla.
zorunlu tanım şeysi için şöyle yapalım; ortak olmayan noktalarından hayli fazldır.
fakat faşizmden ve yobaz kelimesinden ne anladığımız çok önemli.
türkiye'de her dindar insan "yobaz", her vatansever "faşist" olarak damgalandığı için, kafamızdaki genel geçer "faşist" ve "yobaz" anlamlarıyla yola çıkmamak gerektir.
eğer tanımlamalarımızı bir ideolojiyi yahut dinin inananlarını rencide etmek, yaftalamak için yapıyorsak, o noktada yobazlaşıyoruz demektir.
faşist nedir?
faşizm deyince; hemen birilerini fırınlamak, milliyetçilik gelmemeli akıllara.
faşizmin tanımı en basit haliyle şu olsa gerektir; kendi genetiği üzerinden "güzelliği" (doğruluğu, iyiyi) tanımlamak.
yani kendini kendi olduğu için beğenen ve üstün bulan demektir. evet, ego.
bachmann'ın enfes bir sözü vardır;
"faşizm için yanı başımızda patlayan bombaları beklemeye gerek yok. faşizm, kendi içimizde, ben'lerimiz arasında başlıyor önce."
yani yobazın anlamı olan; bir şeye körü körüne inanmak, bağlanmak vs tanımlamaları bu noktada faşizmle çok örtüşür.
çünkü bir şeye körü körüne bağlanmak cahilliğin ve bencilliğin sonucunda olabilecek bi şeydir.
kendini başkalarını yok sayacak derecede üstün (güzel, doğru, iyi) olarak tanımlamanın devamı, kendisi gibi olmayanları (fikren) yok saymanın ötesinde, varlık olarak da kabul edememe boyutuna geldiğinde, o hikayelerini dinlediğimiz, insanlığı fırınlama canavarlığına dönüşür.
bir insan kendi inancını "doğru" kabul ettiği için o inancı seçmiştir. (inanç deyince sadece islamiyeti anlamayalım. her yaşam tarzı bir inancın yahut inançsızlığın tezahürüdür. dolayısıyla tanımlamalarıızı yaparken belli bir kesimi hedef almamalıyız)
fakat işin değiştiği nokta, başkalarına bu inancı, dünya görüşünü dayatmaya çalışmaktır.
ve evet, bu şey faşizmin ve yobazlığın göstergesidir. klasik olucak ama; insana insan olduğu için değer ve kıymet veremediğimiz sürece, bu hataya bir yerde mutlaka düşeriz, düşüyoruz.
edit: imla.