bugün

entry'ler (42)

ameliyat sonrası söylenen ilk sözler

"acımadı ki"

baş örtüsü müslümanlığın şartı değildir

çok merak ediyorum; aksini söyleyen tek bir insan gösterebilir mi biri?

başörtüsü yani tesettür, islam'ın yahut imanın şartı değildir. bunu,bizim yetersiz dini eğitim sisteminde bile öğrendiğimiz "imanın ve islam'ın şartları" arasında göreninizi var mı?

şimdi tane tane tekrar edelim, sakin sakin; tesettür islam'ın yahut imanın şartlarında değil, bilakis ibadettir. yapılmadığı taktirde "dinden çıkma" gibi bi durum yoktur. müslüman olmanın da "şartı" değildir.

ibadet ve itikat arasındaki farkı bilmeyenler, halay çekmeye devam etsin. "siyasi simge" edebiyatı için bu gerekçeyi kullanmaksa ko-mik-tir.
niye? çünkü, devlet herangi bi yasak (siyasi kabahat)için gerekçe olarak "dinde yok" argümanını kullanamaz. o neden?
çünkü bu laikliğe aykırıdır.

evet, bizim laiklik.

bekar türk kızlarının yüzde 90 ının bakire olması

" genellemeye ne gerek var?" saçmalığı. gerçi soru oldu ama.. izah edebilrim.

acaba kadını (şimdi çıkıp "kız" diye yırtınmayın, rica ederim. cinsiyetten bahediyorum) "bakire" kalıbına sokunca, nereniz fazla oluyor, merak ediyorum.
kimse kusura bakmasın, böyle bi saçmalığa, bakış açılarımızı "yok lan olur mu öyle şey. daha fazladır, yada o bakire olmayanlar türk kızı değildir amk" bayağılığından yahut " yalan olm. geçen ben yattım biriyle, bana bakireyim dedi, değildi ama. diktirmiştir onlar" sığlığından kurtarmamız gerekiyor.

hastalıklı ve takıntılı bi feminist gibi gözükmek istemem, ama bu çok ilginç bi detay.
ister kendini "modern" olarak tanımlayan erkek olsun, ister "tutucu" diye tanımlayan erkek, her ikisinide düştüğü yanlış; o dar namus algımızla kadını sınıflandırmaya, kategorize etmeye çalışmasıdır.

bu bi istatistik olabilir. ama bu şeye yorumlarınıza bi dönün bakın lütfen.

mustafa kemal atatürk ü sevmeyen yazar

entry taşıyan yazardan biraz hallice olsa gerektir.

türkiye de "iyi insan" olmak "atatürk'ü sevmek" le mümkün olduğundan, ölsün bence.
hiç kasmayalım vatandaşlıktan falan çıkartmak içim. direk ölsün. temiz.

ey bana arti oy veren insan

" şeker misin lan sen" repliğiyle devam edebilecek söylem.

şeker halin tat oranını anlatmaya kifayetsiz kalır. artı oy, tatlı olan. ne abarttım de mi? evet.

artı oy verirken söylenenler

- döktürmüş yine piç...

ateist kızların verebilitesi

kadını alma-verme döngüsü içine hapsetmiş "ilkel" beyinlerin dar hacmini doldural sorunsaldır.

kimse kusura bakmasın, sex tek taraflı bi ilişki değildir. ilişki diyorum zaten. hay allah! yanisi, kadınlar özelinde insanları, inancına ve (inandığı) ideolojisine göre sınıflandırmak, en hafif ifadeyle ahmaklıktır.

muhabbete dahil olmak gerekirse; bu sorunsalla elleri nasır tutan bünyeler için düşük olan ihtimal, diyelim.

faşizm

en basit haliyle; kendi genetiği üzerinden güzel olanı yorumlamaktır.

puşt gibi ibne gibi bi şey de diyebilirdim ama yapmıyorum. iğrençliğinde bi sınırı olmalı.bence.

pelin batu

tarihin arka odasında, tırnaklarını çıkartıp murat bardakçı ve erhan afyoncu'nun üzerine saldıracak diye, beni korkutan peltek güzel.
aslında peltek değil, ingilizce lisanın getirdiği bir defo ve bir ayrı güzellik konuşması bakımından.
son on saniyede giderim dedi. gitti. gereksiz.

ankara da yaşamayıp melih gökçek i eleştirenler

hobi olarak yapıyorlardır belki şey yapmamak lazım.

yaran kişisel iletiler

" hamdi beyin teklifine teşekkür ediyorum ama yokum!"

kadinlara sir vermek yanlistir

katılmadığım önerme!

niye yanlış olsun efendim, sir bugün bilinen ve kullanılan en yaygın epilasyon/ağda yöntemlerinden biridir. "çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayınız" der gibi... ne o öyle?
*

siyasilerin yaptığı gaflar

" ne tesadüftür ki, bu yıl kurban bayramıyla hac mevsimi aynı zamana denk geldi"

tansu çiller.

gülünmemesi gereken yerler

cenaze evinde, kafası başka yerde olan annenin, merhumun eşine sarılıp ağlayarak "başınız sağolsun" yerine "allah kavuştursun" dediği an.

gülmemeliyiz.

evli olduğu halde yüzük takmayan erkek

şişmanlamıştır, yüzük parmağına olmuyordur.

illa bi olumsuzluk çıkaracaksınız altından! *

türkler barbar ve geri bir ırktır

"siktir lan biz mi barbarız!"

darwin'i bi gram umursamam. ama bu sözde "bilimsel tespit"in cevabı bu ve türevi laflar olmamalıydı.

"harun yahya sempatizanı bünyelerin safsatası" tarzında tepkiler veren, başına kuma gömüp bilimden söz ettiğini sanan insanlar, mezkur sözün doğruluğu hakkında "acaba?" ya düşürür insanı..

hayır, düşen ben değilim!

ajitasyon

"ajite etmek" , "ajitasyon yapmak" şeklinde, "acındırmak" ve ya "provokasyon yapmak" anlamında kullanılan, ama aslında "tahrik etmek" ve "kışkırtmak" anlamlarına tekabül eden, fransızca; "agitation" dan gelen söz-cük.

izmir denince akla gelen şeyler

sabuncu beli vrajı ve kulak uğultusu.

rosaparks

"pütürlü bir ölümün düzelteceği alışkanlık bu.
yeni yazdığım üç başlıklı bir şiirin ağzını bantlayıp camdan aşağı fırlatıyorum.
sokak şiirlenmesi bu olsa gerek diyorum içimdem.
ağaçlar parayla meyve verdiğinde kapital bir şair duruşu basıyor her yeri."

en nihayetinde şudur kendisi; kendi başlığını kendisi açan, 6. nesil (ezik) yazar.

hoşgeldim.

yobazların ve faşistlerin ortak noktaları

ortak olmayan noktaları sayılmaya çalışılsa daha kolay olurdu kanaatindeyim.
zorunlu tanım şeysi için şöyle yapalım; ortak olmayan noktalarından hayli fazldır.

fakat faşizmden ve yobaz kelimesinden ne anladığımız çok önemli.
türkiye'de her dindar insan "yobaz", her vatansever "faşist" olarak damgalandığı için, kafamızdaki genel geçer "faşist" ve "yobaz" anlamlarıyla yola çıkmamak gerektir.

eğer tanımlamalarımızı bir ideolojiyi yahut dinin inananlarını rencide etmek, yaftalamak için yapıyorsak, o noktada yobazlaşıyoruz demektir.

faşist nedir?
faşizm deyince; hemen birilerini fırınlamak, milliyetçilik gelmemeli akıllara.
faşizmin tanımı en basit haliyle şu olsa gerektir; kendi genetiği üzerinden "güzelliği" (doğruluğu, iyiyi) tanımlamak.
yani kendini kendi olduğu için beğenen ve üstün bulan demektir. evet, ego.
bachmann'ın enfes bir sözü vardır;
"faşizm için yanı başımızda patlayan bombaları beklemeye gerek yok. faşizm, kendi içimizde, ben'lerimiz arasında başlıyor önce."

yani yobazın anlamı olan; bir şeye körü körüne inanmak, bağlanmak vs tanımlamaları bu noktada faşizmle çok örtüşür.
çünkü bir şeye körü körüne bağlanmak cahilliğin ve bencilliğin sonucunda olabilecek bi şeydir.

kendini başkalarını yok sayacak derecede üstün (güzel, doğru, iyi) olarak tanımlamanın devamı, kendisi gibi olmayanları (fikren) yok saymanın ötesinde, varlık olarak da kabul edememe boyutuna geldiğinde, o hikayelerini dinlediğimiz, insanlığı fırınlama canavarlığına dönüşür.

bir insan kendi inancını "doğru" kabul ettiği için o inancı seçmiştir. (inanç deyince sadece islamiyeti anlamayalım. her yaşam tarzı bir inancın yahut inançsızlığın tezahürüdür. dolayısıyla tanımlamalarıızı yaparken belli bir kesimi hedef almamalıyız)
fakat işin değiştiği nokta, başkalarına bu inancı, dünya görüşünü dayatmaya çalışmaktır.
ve evet, bu şey faşizmin ve yobazlığın göstergesidir. klasik olucak ama; insana insan olduğu için değer ve kıymet veremediğimiz sürece, bu hataya bir yerde mutlaka düşeriz, düşüyoruz.

edit: imla.
© copyright 2005 - 2026