bugün

hayat

Hayat, insanın kendisine ayrılmış bir yer olduğunu sanmasıyla başlıyor.
Sonra anlıyor insan,
yer yok.
Sadece boşluklar var ve insan o boşluklara kendi adını yazıyor.

Bir tarafımız hep gitmek istiyor,
öteki tarafımız kalmanın utancını taşıyor.
Nereye gitsek kendimizi götürüyoruz çünkü.
insan bazen kendi gölgesinden bile yoruluyor,
çünkü gölge, insanın sustuğu yerde konuşuyor.

Hayat dediğimiz şey belki de
bize verilmiş büyük bir sözün
yavaş yavaş geri alınmasıdır.

Çocukken dünya genişti.
Sonra büyüdük.
Dünya küçülmedi aslında,
biz kendimize fazla yaklaştık.

Bazı insanlar hayatımıza girer
ve içimizde yıllardır kapalı duran bir kapıyı açar.
Bazıları çıkar gider,
kapıyı açık bırakır.
En kötüsü budur.
Çünkü artık insan,
içinde ne kadar karanlık olduğunu bilir.

Yine de yaşamak var.
Bunu küçümsememeli.

Çünkü insan bütün yenilgilerine rağmen
bir sabah kendisinin karşısına geçip
"buradayım" diyebiliyorsa,
hayat henüz onu tamamen ikna edememiş demektir.

Belki yaşamak budur:

Dünyanın seni anlamadığı yerde
kendini biraz daha anlamaya çalışmak.

Ve sonunda,
hiçbir yere yetişemeyeceğini bilerek
yine de içindeki o küçük, inatçı sesi
ölülerin arasından çekip çıkarmak.

Hayat bize çok şey vaat etmedi.
Ama hâlâ elimizde
birbirimize söyleyebileceğimiz birkaç güzel cümle,
birkaç gerçek insan
ve vazgeçmemek için
kimseye açıklamak zorunda olmadığımız
küçük bir neden var.
© copyright 2005 - 2026