bugün
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı25
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- depresyon6
- ölümden korkuyor musunuz24
- morkstar3
- her biji amed8
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- gecenin şarkısı11
- habire1219
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- sokak köpeklerinin saldırısına uğramak3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi15
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- türk düşmanı piçler9
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- mekke antlaşması2
- yapay zeka şeytani görevlerin yüzde 97 sini yaptı2
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- konuşmak istemiyorum4
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- 0 0 719
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- sıfır atık vakfı11
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- sözlükteki sinsi köpekler8
- vedat muriqi5
- anın görüntüsü22
- sarışın kızlar4
- lilith fahişe mi sorunsalı3
- borsa istanbul daki fon krizi7
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- ne mutlu türküm diyene3
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- 20213
- house of bijan2
- incir2
- muhteşem yüzyıl3
- claudian clouds33
- true ile sevişmek5
- evrene enerji gönderen müslüman9
- meriç keskin3
- cop318
- türkiye türklerindir3
mutluluk da aslına bakarsan insanlık için yeni bir fikir. ben demiyorum saint jüst diyor. o kim dersen, fransız devrimi sularında robespiyer'le giyotinde mutluluğun tadına bakmış temiz yüzlü, iyi huylu, iyisinden bir jakoben ademdi. devrimin sevgilisi. ben biraz buharin'e benzetirim. ama haksız sayılmaz. zaten bu jakobenlere sövüp saymakla geçiyor literatürün ve siyaset esnafının hayatı, ama jakobenlerin kesip biçtiği adamla liberallerin kesip biçtiği adamları kıyaslasan geçen yüzyıl avrupası'nda, jakobenler su kenarina inmiş antilop yavrusu kadar korunmasız ve çaresiz kalır. bakma şimdi liberallerin kedi yavrusu kadar masum görünme gayretine de neyse işte, mutluluk demişken owen'in ve ingiliz orta sınıf liberalizminin oradan ta buraya kadar gelen bireysel ihtiyaçların tatminine dayanan ekonomi paradigmasının temelindeki, işe yaramaz kurgusal mutluluk tanımını, bu bizim mutluluk meselesine hizalarsan doğruya yaklaşmak mümkün. ama sadece yaklaşmak. tümüyle doğru mu? hayır. mutlu muyuz? yine hayır.
bu kurgusal mutluluk tanımının beden ve zihin ayrımına dayanan descartesçı ikilikle de alakası vardır biraz, hani işte o da bedenin ihtiyaçlarının tatmininin, zihinsel bir canlanma (mutluluk!) yaratacağına ilişkin varsayıma dayanır. elbette tersi de, yani zihinden türeyen psişik etkilerin fiziksel sonuçlar yaratacağını varsaymak da ayni yolun yolcusu işler. yaşayan, insanlarla ve doğayla ilişki içindeki bedeni, ihtiyaçları tatmin olunacak ortadan ikiye yarılmış bir makine gibi düşünürsen ve buradan bir mutluluk tanımı üretirsen hayat böyle kurgularla geçer. ama sonradan "bilim bu" diye önüne sürülen ekonominin marjinalist pisliğini, bu metafizik, dekartçi mutluluk tanımıyla kolkola fazla ileri götürmek mümkün değildir. ikinci yüzyıl'da arenada kaplanlara yem olurken tanrılara kurban olurum ben duygusuyla mutlu olan var mıydı, hayır. ikibin yıl önce piramit yaparken günde tek tayin sürekli kara ekmek yemekten iskorbit olurken ve 20 yaşında gözünün feri sönerken "sağolsun amon, varolsun ra, firavunum çok yaşa" diyen adam mutlu muydu, ona da hayır. yani bireysel mutluluğun, toplumsal koşullarla ilişkisini yeniden tanımlayan ve mutluluğu bireyin önündeki bütün doğal, toplumsal ve zihinsel engellerin ortadan kaldırılmasında gören fransız aydınlanmasından önce mutluluk diye bir şey yoktu. kader vardı, tevekkül vardı. o yüzden robespiyer ve saint jüst mutlu öldüler. babeuf'den biraz kuşkuluyum. neyse, ne diyordum, mutluluk yeni bir fikirdir. mutsuzluk daha yeni. napolyonla geldi o.
arap devrimlerini anlamak için fransız devrimini okuyup duran şaşkınlara sesleniyorum, mutluluk makinesi giyotin imalatımız başlamıştır.
bu kurgusal mutluluk tanımının beden ve zihin ayrımına dayanan descartesçı ikilikle de alakası vardır biraz, hani işte o da bedenin ihtiyaçlarının tatmininin, zihinsel bir canlanma (mutluluk!) yaratacağına ilişkin varsayıma dayanır. elbette tersi de, yani zihinden türeyen psişik etkilerin fiziksel sonuçlar yaratacağını varsaymak da ayni yolun yolcusu işler. yaşayan, insanlarla ve doğayla ilişki içindeki bedeni, ihtiyaçları tatmin olunacak ortadan ikiye yarılmış bir makine gibi düşünürsen ve buradan bir mutluluk tanımı üretirsen hayat böyle kurgularla geçer. ama sonradan "bilim bu" diye önüne sürülen ekonominin marjinalist pisliğini, bu metafizik, dekartçi mutluluk tanımıyla kolkola fazla ileri götürmek mümkün değildir. ikinci yüzyıl'da arenada kaplanlara yem olurken tanrılara kurban olurum ben duygusuyla mutlu olan var mıydı, hayır. ikibin yıl önce piramit yaparken günde tek tayin sürekli kara ekmek yemekten iskorbit olurken ve 20 yaşında gözünün feri sönerken "sağolsun amon, varolsun ra, firavunum çok yaşa" diyen adam mutlu muydu, ona da hayır. yani bireysel mutluluğun, toplumsal koşullarla ilişkisini yeniden tanımlayan ve mutluluğu bireyin önündeki bütün doğal, toplumsal ve zihinsel engellerin ortadan kaldırılmasında gören fransız aydınlanmasından önce mutluluk diye bir şey yoktu. kader vardı, tevekkül vardı. o yüzden robespiyer ve saint jüst mutlu öldüler. babeuf'den biraz kuşkuluyum. neyse, ne diyordum, mutluluk yeni bir fikirdir. mutsuzluk daha yeni. napolyonla geldi o.
arap devrimlerini anlamak için fransız devrimini okuyup duran şaşkınlara sesleniyorum, mutluluk makinesi giyotin imalatımız başlamıştır.
Gündemdeki Haberler