bugün

distopya

insanlık kabaca ikiye ayrılacak: ballı kaymaklı işlere sahip olan %5'lik seçkin azınlık ve geri kalan "lüzumsuz" kitle.

kim bu %5? bunlar sadece çip fabrikalarının sahipleri olmayacak. üst düzey yetenekli, yazılımdan ve yapay zekadan anlayan ama aynı zamanda şirketlerin üretim araçlarını, lojistiğini ve operasyonel süreçlerini de yalamış yutmuş adamlar.

Yz zaten tüm tasarımı, analizi ve kaba işi yapıyor. bu %5'in işi artık "üretmek" değil, "süreç kontrolü" yapmak. devasa ve tıkır tıkır işleyen sistemde, tıkanma noktalarında devreye giren bir emniyet valfi, insan gözüyle karar veren bir sigorta olacaklar. en iyi şirketlerde, devletlerin kanunlarından, anayasalarından ve vergilerinden tamamen azade, küresel enternasyonal bir gücün parçası olarak yaşayacaklar.

gelelim mavi ve beyaz yakalı kitleye.

mavi yaka işleri tamamen tarih oluyor çünkü yz, kendi fabrikalarında çalışacak robotların hem donanımını hem de yazılımını bizzat geliştirip üretecek. insan kas gücünün verimsizliğine, mesaisine ve yorgunluğuna kimse katlanmayacak. işin daha da karanlık boyutu; devlet kavramının erimesiyle birlikte güvenlik, askerlik ve polislik gibi kurumlar yavaş yavaş robot ordularına ve o robotların sahibi olan mega şirketlere devredilecek.

geleceğin dünyası parlamentolarla değil; uluslararası büyük yapay zeka, yazılım/donanım devleri ve onları besleyen ağır sanayi, lojistik ve enerji şirketlerinin oluşturduğu bir konsorsiyumla yönetilecek. hani şu kurtlar vadisi'ndeki o meşhur "sehem" muhabbeti vardır ya; işte dünyayı bu şirketlerin kurduğu dijital, küresel ve durdurulamaz bir "sehem" yönetecek.

peki geride kalan, işlevini yitirmiş milyarlarca lüzumsuz insana ne olacak? sokaklara dökülüp bu devasa makineyi bozmasınlar diye önlerine iki şey atılacak: vatandaşlık maaşı ve 1+1 sosyal konutlar. toki'nin şu an bizim ülkede yaptığı o kutu gibi, dip dibe, düşük maliyetli sosyal konutlar var ya? işte onlar aslında bu yaklaşan küresel distopyanın çok küçük bir ön gösterimi. insanları o 1+1 kutulara tıkıp, karınlarını doyuracak ve bol bol sanal gerçeklik tüketecek kadar bir dijital kredi (vatandaşlık maaşı) bağlayacaklar. "oturun oturduğunuz yerde, uslu uslu simülasyonunuzda yaşayın, dışarıda şirketin robot polisleri, askerleri devriye geziyor, ona göre haaaa" diyecekler. vur deyince vur diyen, öldür deyince öldüren robotlar yani.

anlık dopamin ihtiyacı sosyal medya ile karşılanan, yemi suyu verilen, devletin sosyal hizmet robotları tarafından az ama hayatta kalacak şekilde verilecek olan toplumlara ve hatta tek bir topluma dönüşeceğiz. bir süre sonra yabancı dil diye bir şey kakmayacak. yine herkes kendi dilini konuşacak ama anında çeviri ile karşısındakini anında anlayıp cevap verecek. iletişim gerçekten eksponansiyel artacak. bir kaç 10 yıl içinde genel dünya kültürü gibi bir şey oluşacak.
© copyright 2005 - 2026