bugün
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı17
- atatürkün dirileceğine inanan insan8
- cenap abi10
- burcunu açıklamayan insan5
- uludağ sözlüğün inci sözlük clonuna dönüşmesi5
- sözlüğü nerden buldunuz5
- 14 eylül 2026 nervio'ya aşık olmam3
- şarabı şişeden içmek3
- anneye gel sözlük yazarı ol demek5
- bizimkiler dizisi katil3
- tahinli pide5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak22
- fetoyla barışılsa alkışlayacak kitle6
- yengeç hüseyin2
- sözlükte mutfağına konuk olunacak yazar olmaması3
- 14 eylül 2026 saçımı boyamaya karar vermem2
- şarap içerken hatayi deyişi dinlemek2
- romelu lukaku6
- transparan çorap giyen sözlük amcası3
- sonbaharda yapılacak en iyi şey15
- sinirli bir kadına yaklaşma rehberi7
- kız arkadaşımdan ayrıldım taliplerimi bekliyorum2
- sonbaharda trakya4
- ak partililerin apoya villa yaptırması27
- ruknettin bey2
- askerde para koparmaya çalışan tip2
- osmanlının tekrar kurulacağına inanan insan6
- kaçak elektrik kullanan orospu çocukları5
- serkan inci2
- 20164
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz16
- ben işe gidiyorum6
- sözlük yazarlarının yelekleri12
- gocu'ya lakap buluyoruz kampanyası26
- en son ne yediniz9
- ismail kartal26
- sözlüğe arkadaş davet etmek2
- 0 0 721
- yükseleni aslan olan aslan burcu kadını3
- aziz yıldırım5
- taş gibi hatunun memesini öpmek7
- fatih altaylı2
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri14
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı2
- boş tencerenin bile deviremediği iktidar3
- yüzüğü neden kartallarla götürmediler5
- yaz bitti kadın ayağı göremeyeceğiz3
- gocunun elleri11
- şehitlere kelle denilen dönem2
- anın görüntüsü23
insanlık kabaca ikiye ayrılacak: ballı kaymaklı işlere sahip olan %5'lik seçkin azınlık ve geri kalan "lüzumsuz" kitle.
kim bu %5? bunlar sadece çip fabrikalarının sahipleri olmayacak. üst düzey yetenekli, yazılımdan ve yapay zekadan anlayan ama aynı zamanda şirketlerin üretim araçlarını, lojistiğini ve operasyonel süreçlerini de yalamış yutmuş adamlar.
Yz zaten tüm tasarımı, analizi ve kaba işi yapıyor. bu %5'in işi artık "üretmek" değil, "süreç kontrolü" yapmak. devasa ve tıkır tıkır işleyen sistemde, tıkanma noktalarında devreye giren bir emniyet valfi, insan gözüyle karar veren bir sigorta olacaklar. en iyi şirketlerde, devletlerin kanunlarından, anayasalarından ve vergilerinden tamamen azade, küresel enternasyonal bir gücün parçası olarak yaşayacaklar.
gelelim mavi ve beyaz yakalı kitleye.
mavi yaka işleri tamamen tarih oluyor çünkü yz, kendi fabrikalarında çalışacak robotların hem donanımını hem de yazılımını bizzat geliştirip üretecek. insan kas gücünün verimsizliğine, mesaisine ve yorgunluğuna kimse katlanmayacak. işin daha da karanlık boyutu; devlet kavramının erimesiyle birlikte güvenlik, askerlik ve polislik gibi kurumlar yavaş yavaş robot ordularına ve o robotların sahibi olan mega şirketlere devredilecek.
geleceğin dünyası parlamentolarla değil; uluslararası büyük yapay zeka, yazılım/donanım devleri ve onları besleyen ağır sanayi, lojistik ve enerji şirketlerinin oluşturduğu bir konsorsiyumla yönetilecek. hani şu kurtlar vadisi'ndeki o meşhur "sehem" muhabbeti vardır ya; işte dünyayı bu şirketlerin kurduğu dijital, küresel ve durdurulamaz bir "sehem" yönetecek.
peki geride kalan, işlevini yitirmiş milyarlarca lüzumsuz insana ne olacak? sokaklara dökülüp bu devasa makineyi bozmasınlar diye önlerine iki şey atılacak: vatandaşlık maaşı ve 1+1 sosyal konutlar. toki'nin şu an bizim ülkede yaptığı o kutu gibi, dip dibe, düşük maliyetli sosyal konutlar var ya? işte onlar aslında bu yaklaşan küresel distopyanın çok küçük bir ön gösterimi. insanları o 1+1 kutulara tıkıp, karınlarını doyuracak ve bol bol sanal gerçeklik tüketecek kadar bir dijital kredi (vatandaşlık maaşı) bağlayacaklar. "oturun oturduğunuz yerde, uslu uslu simülasyonunuzda yaşayın, dışarıda şirketin robot polisleri, askerleri devriye geziyor, ona göre haaaa" diyecekler. vur deyince vur diyen, öldür deyince öldüren robotlar yani.
anlık dopamin ihtiyacı sosyal medya ile karşılanan, yemi suyu verilen, devletin sosyal hizmet robotları tarafından az ama hayatta kalacak şekilde verilecek olan toplumlara ve hatta tek bir topluma dönüşeceğiz. bir süre sonra yabancı dil diye bir şey kakmayacak. yine herkes kendi dilini konuşacak ama anında çeviri ile karşısındakini anında anlayıp cevap verecek. iletişim gerçekten eksponansiyel artacak. bir kaç 10 yıl içinde genel dünya kültürü gibi bir şey oluşacak.
kim bu %5? bunlar sadece çip fabrikalarının sahipleri olmayacak. üst düzey yetenekli, yazılımdan ve yapay zekadan anlayan ama aynı zamanda şirketlerin üretim araçlarını, lojistiğini ve operasyonel süreçlerini de yalamış yutmuş adamlar.
Yz zaten tüm tasarımı, analizi ve kaba işi yapıyor. bu %5'in işi artık "üretmek" değil, "süreç kontrolü" yapmak. devasa ve tıkır tıkır işleyen sistemde, tıkanma noktalarında devreye giren bir emniyet valfi, insan gözüyle karar veren bir sigorta olacaklar. en iyi şirketlerde, devletlerin kanunlarından, anayasalarından ve vergilerinden tamamen azade, küresel enternasyonal bir gücün parçası olarak yaşayacaklar.
gelelim mavi ve beyaz yakalı kitleye.
mavi yaka işleri tamamen tarih oluyor çünkü yz, kendi fabrikalarında çalışacak robotların hem donanımını hem de yazılımını bizzat geliştirip üretecek. insan kas gücünün verimsizliğine, mesaisine ve yorgunluğuna kimse katlanmayacak. işin daha da karanlık boyutu; devlet kavramının erimesiyle birlikte güvenlik, askerlik ve polislik gibi kurumlar yavaş yavaş robot ordularına ve o robotların sahibi olan mega şirketlere devredilecek.
geleceğin dünyası parlamentolarla değil; uluslararası büyük yapay zeka, yazılım/donanım devleri ve onları besleyen ağır sanayi, lojistik ve enerji şirketlerinin oluşturduğu bir konsorsiyumla yönetilecek. hani şu kurtlar vadisi'ndeki o meşhur "sehem" muhabbeti vardır ya; işte dünyayı bu şirketlerin kurduğu dijital, küresel ve durdurulamaz bir "sehem" yönetecek.
peki geride kalan, işlevini yitirmiş milyarlarca lüzumsuz insana ne olacak? sokaklara dökülüp bu devasa makineyi bozmasınlar diye önlerine iki şey atılacak: vatandaşlık maaşı ve 1+1 sosyal konutlar. toki'nin şu an bizim ülkede yaptığı o kutu gibi, dip dibe, düşük maliyetli sosyal konutlar var ya? işte onlar aslında bu yaklaşan küresel distopyanın çok küçük bir ön gösterimi. insanları o 1+1 kutulara tıkıp, karınlarını doyuracak ve bol bol sanal gerçeklik tüketecek kadar bir dijital kredi (vatandaşlık maaşı) bağlayacaklar. "oturun oturduğunuz yerde, uslu uslu simülasyonunuzda yaşayın, dışarıda şirketin robot polisleri, askerleri devriye geziyor, ona göre haaaa" diyecekler. vur deyince vur diyen, öldür deyince öldüren robotlar yani.
anlık dopamin ihtiyacı sosyal medya ile karşılanan, yemi suyu verilen, devletin sosyal hizmet robotları tarafından az ama hayatta kalacak şekilde verilecek olan toplumlara ve hatta tek bir topluma dönüşeceğiz. bir süre sonra yabancı dil diye bir şey kakmayacak. yine herkes kendi dilini konuşacak ama anında çeviri ile karşısındakini anında anlayıp cevap verecek. iletişim gerçekten eksponansiyel artacak. bir kaç 10 yıl içinde genel dünya kültürü gibi bir şey oluşacak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar