bugün

sözlük yazarlarının itirafları

itiraf ediyorum. çok iyi başlayıp sona doğru boka sarıyorum yani benim asıl problemim başarısız olma korkusu değil.
Ben başlamayı fazla seviyorum.
Yeni bir fikir, yeni bir hedef, yeni bir heyecan… ilk günlerde kafamın içinde binlerce şey dönüyor. Her şeyi yapabileceğime inanıyorum. Hızlı düşünüyorum, hızlı karar veriyorum, hızlı hareket ediyorum.
Sonra zaman geçiyor.
Heyecan azalıyor.
işin eğlenceli kısmı bitip sabır isteyen kısmı başlayınca içimde bir ses çıkıyor: Boş ver. Ve ben çoğu zaman bu sesi dinliyorum.
Bazen bir işi bitirmeye birkaç adım kalmışken bırakıyorum. Bazen sırf sıkıldığım için vazgeçiyorum. Bazen de kendime türlü bahaneler buluyorum.
Artık istemiyorum.
Bana göre değilmiş.
Sonra yaparım.
Ama gerçeği biliyorum.
Çoğu zaman istemediğim için değil, devam edecek kadar sabırlı olmadığım için bırakıyorum.
işin acı tarafı şu: başladığım birçok şeyde gerçekten iyiyim. Hatta bazılarında düşündüğümden çok daha iyiyim.
Ama sonunu getirmeyince hiçbirinin anlamı kalmıyor.
Kendi ellerimle başladığım şeyleri yarım bırakıyorum. Sonra da dönüp; ben aslında çok daha fazlasını yapabilirdim diyorum.
Evet. Yapabilirdim.
Belki de yıllardır kendime söylediğim en büyük yalan, ben böyleyim cümlesi.
Hayır. Böyle olmak zorunda değilim.
Ve artık bunu itiraf etmek zorundayım:
Benim önümde duran en büyük engel kapasitemin yetmemesi değil. Kendi kapasiteme sadık kalmamam.
© copyright 2005 - 2026