bugün

2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi

sende içme, temel ihtiyaç değil, başka iç, zaten haram günah, alkol bu zararlı, ithal markalar al vs. kıl tüy.
bu yaklaşımı yapmak için insanın nörolojik bir sorunu olmalı.

lahmacun yemiyorum, çiğ köfte yemiyorum.
yediği lahmacun ve çiğ köftenin kalitesizliğinden isyan edene böyle yaklaşım yapabilir miyim?

domuz eti yemiyorum.
aldığı domuz eti ürünü olan bir sosis, salam, jambondan tavuk hindi eti çıkan birinin isyanına "sen de yeme" denir mi?

aldığı dana eti sucuk tavuk katkılı olunca "nasılsa tavuk da et" diyerek mi geçiştirelim?

bir kadın aldığı kozmetik ürün yüzünden cildinde oluşan tahriş yüzünden "bana ne canım, ben nasılsa kullanmıyorum" mu yaklaşımı yapalım.

böyle sayısız örnekleri çoğaltabiliriz.
hele ki bir ürün 100 lira olup bunun fiyatından yakınana yakınana "sen de 50 liralık olandan al" demek...
en acısı da bu.
sorun bir malın fiyatı veya kalitesi değil.
sorunumuz ne ekonomik, ne de üretimde standardizasyon, hesaplı normal fiyatta ürün bulmak-almak ve sadece kaliteli mal vb değil.
sorunumuz kaliteli insan sayımızın düşmesi.

beslenmeyle karın doyurma, giyimle örtünme, tahsil ile eğitim, iyi ve kötü vb arasında farkı artık anlamıyoruz.
sigarasından içkisine, içecekten gıdaya, giyimden elektrikli ve elektronik alete vb yaşamda ihtiyaçlarımız olan ne kadar ürün varsa tam bir kalitesizlik içinde bize sunuluyor.

hangi marka olursa olsun, ne üretirse üretsin, yurtdışı tüketime-kullanıma verilen ürüne bakın bir de iç tüketime verilen ürüne bakın.
aynı marka, aynı çeşit bir sigara... türkiyede bizim içtiğimizle avrupada insanların içtiği arasında dağlar var.
aynı marka çikolata, türkiyede bizim yediğimizle ingilterede insanların yediği arasında dağlar var.
© copyright 2005 - 2026