bugün
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı11
- bir erkeğin aşko demesi6
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- 24 tane fake hesabı olan yazar7
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması8
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak19
- hangi yazar hangi başlığa ait5
- sözlükteki herkesin 2 hesap kullanması7
- diamond bosphorus27
- biraz şımardım6
- çağımızın hastalığı8
- hoşlanılan kızı türkü bardan çıkarken görmek3
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- cajun corner2
- tekne turu2
- sevgilinizin sözlükte yazar olması6
- bu kadar feyk barındıran yerde ben kalamam3
- siyasal islamcı siyasal alevici ittifakı2
- ioçk'nın müziği6
- nickten isim tahmini yapmak72
- acıyo diyen kız4
- cem dizdar2
- yakisikli babam gibi asik oldum anam gibi2
- sözlük yazarlarının yaptığı yemekler2
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor10
- gammaz çetesi7
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum20
- seri gizli artı oy veren melek15
- sapık olduğu için çaylak olan insan5
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- true'nin utanmadan gammazlara laf söylemesi3
- aykirikadin2
- yan ma leley yan ma leyyo3
- hayattan zevk alamamak17
- kalabalıklar içinde yalnız olmak12
- ferrasini satan yazar2
- arkadaşlar feyk misi ni z2
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu6
- götelek turşusu3
- arkadaşlar hoşçakalın4
- eski sevgilisinin adını sözlükte anan yazar2
- bacınızın uluda yazar olmasını ister misiniz3
- clean code alışkanlığı2
- hikayeyi devam ettir25
- hava ne kadar güzel ya3
- mutsuzluğun en büyük nedeni16
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- insana kendini güvende hissettiren şeyler6
- yazarların sözlükte bulunma amaçları7
- erkeklerin obur olduğu algısı18
Hindistan'ın Maharashtra bölgesindeki Ellora Mağaraları kompleksinde konumlanan (16. mağara) Kailasa Tapınağı, sekizinci yüzyılda Rashtrakuta Hanedanlığı hükümdarı Birinci Krishna döneminde inşa edilmiş, yekpare taş mimarisinin dünya tarihindeki en sıradışı örneklerinden biridir.
Tipik Hint tapınak mimarisindeki taş blokların üst üste yığılması usulünün aksine, devasa bir bazalt kaya kütlesinin yukarıdan aşağıya doğru eksiltilmesi yöntemiyle biçimlendirilen bu anıtsal yapı, dönemin mühendislik zekasını ve işçilik disiplinini açıkça gözler önüne serer.
Efsaneye göre sekizinci yüzyılda hüküm süren Raştrakuta Hükümdarı Birinci Krishna ağır bir hastalığa yakalandığında, eşi Kraliçe Manikavati eşinin sağlığına kavuşması adına Tanrı Şiva'ya adakta bulunur. Hükümdar iyileştiği takdirde Tanrı Şiva onuruna muazzam bir tapınak inşa ettirecek ve bu tapınağın en üst tepe noktası olan şikharayı kendi gözleriyle görene dek orucunu sürdürecektir.
Hükümdarın kısa sürede sıhhate kavuşması üzerine ülkenin en iyi mimarları saraya çağrılır. Fakat mimarlar geleneksel mimari yöntemlerle, yani temelden başlayıp yukarıya doğru yükselen görkemli bir yapının yıllar alacağını ve kraliçenin bu süre zarfında açlığa dayanamayacağını dile getirirler. Yapım sürecinin yarattığı bu ciddi kriz, Kokasa isimli zeki bir mimarın öne çıkmasıyla aşılır. Mimar, devasa yekpare kaya kütlesini aşağıdan yukarıya inşa etmek yerine en üst tepe noktasından başlayarak aşağıya doğru oymayı teklif eder.
Bu özgün teknik sayesinde tapınağın en üst kubbesi ve tepe noktası yalnızca birkaç gün içinde biçimlenerek ortaya çıkar. Kraliçe Manikavati adak bağlamında arzuladığı şikharayı görerek orucunu huzurla tamamlar. Tapınağın geri kalan devasa sütunları, iç salonları ve ayrıntılı kabartmaları ise sonraki yıllar boyunca yukarıdan aşağıya doğru sabırla oyulmaya devam eder.
Yaklaşık dört yüz bin tonluk kaya kütlesinin beden gücüyle yontularak alandan tahliye edildiği bu süreçte, en üst noktadan başlanıp tabana doğru ilerleyen bir kazı metodolojisi izlendiği için zanaatçıların telafisi imkansız hesap hatalarından kaçınması gerekmiştir. Hindu mitolojisinde Tanrı Şiva'nın meskeni kabul edilen kutsal Kailash Dağı'nı yeryüzünde somutlaştırma arzusuyla tasarlanan yapının cepheleri, gerçek boyutlu fil figürleriyle ve Mahabharata ile Ramayana destanlarından sahneleri işleyen yüksek nitelikli kabartmalarla donatılmıştır. Yapısal işlevselliği sanatsal yetkinlikle birleştiren bu monolitik abide, Erken Ortaçağ Güney Asya taş işçiliğinin ulaştığı teknik zirveyi belgelemesi bakımından mimarlık tarihi literatüründe benzersiz konumunu korumaktadır.
Tipik Hint tapınak mimarisindeki taş blokların üst üste yığılması usulünün aksine, devasa bir bazalt kaya kütlesinin yukarıdan aşağıya doğru eksiltilmesi yöntemiyle biçimlendirilen bu anıtsal yapı, dönemin mühendislik zekasını ve işçilik disiplinini açıkça gözler önüne serer.
Efsaneye göre sekizinci yüzyılda hüküm süren Raştrakuta Hükümdarı Birinci Krishna ağır bir hastalığa yakalandığında, eşi Kraliçe Manikavati eşinin sağlığına kavuşması adına Tanrı Şiva'ya adakta bulunur. Hükümdar iyileştiği takdirde Tanrı Şiva onuruna muazzam bir tapınak inşa ettirecek ve bu tapınağın en üst tepe noktası olan şikharayı kendi gözleriyle görene dek orucunu sürdürecektir.
Hükümdarın kısa sürede sıhhate kavuşması üzerine ülkenin en iyi mimarları saraya çağrılır. Fakat mimarlar geleneksel mimari yöntemlerle, yani temelden başlayıp yukarıya doğru yükselen görkemli bir yapının yıllar alacağını ve kraliçenin bu süre zarfında açlığa dayanamayacağını dile getirirler. Yapım sürecinin yarattığı bu ciddi kriz, Kokasa isimli zeki bir mimarın öne çıkmasıyla aşılır. Mimar, devasa yekpare kaya kütlesini aşağıdan yukarıya inşa etmek yerine en üst tepe noktasından başlayarak aşağıya doğru oymayı teklif eder.
Bu özgün teknik sayesinde tapınağın en üst kubbesi ve tepe noktası yalnızca birkaç gün içinde biçimlenerek ortaya çıkar. Kraliçe Manikavati adak bağlamında arzuladığı şikharayı görerek orucunu huzurla tamamlar. Tapınağın geri kalan devasa sütunları, iç salonları ve ayrıntılı kabartmaları ise sonraki yıllar boyunca yukarıdan aşağıya doğru sabırla oyulmaya devam eder.
Yaklaşık dört yüz bin tonluk kaya kütlesinin beden gücüyle yontularak alandan tahliye edildiği bu süreçte, en üst noktadan başlanıp tabana doğru ilerleyen bir kazı metodolojisi izlendiği için zanaatçıların telafisi imkansız hesap hatalarından kaçınması gerekmiştir. Hindu mitolojisinde Tanrı Şiva'nın meskeni kabul edilen kutsal Kailash Dağı'nı yeryüzünde somutlaştırma arzusuyla tasarlanan yapının cepheleri, gerçek boyutlu fil figürleriyle ve Mahabharata ile Ramayana destanlarından sahneleri işleyen yüksek nitelikli kabartmalarla donatılmıştır. Yapısal işlevselliği sanatsal yetkinlikle birleştiren bu monolitik abide, Erken Ortaçağ Güney Asya taş işçiliğinin ulaştığı teknik zirveyi belgelemesi bakımından mimarlık tarihi literatüründe benzersiz konumunu korumaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar