bugün
- fransızcadan türkçeye geçmiş kelimeler4
- arzu edilene ulaşıldığında anlam ifade etmemesi4
- neşemizi öldürdüler3
- hayata tutunamamak2
- 7 temmuz 2026 dünya kupası maçları2
- dinozorların gerçekten yaşadığını sanan cahiller10
- kadınların piç erkek tercihi17
- kadir inanır'ın kürt olması2
- günün şiiri22
- lahmacunu elle yiyen kız2
- en çok hoşa giden doğa olayı11
- günün sözü2
- diamond bosphorus17
- karı kıza para yedirir misiniz17
- 20672
- elle yiyip şişeden içenler4
- besle kargayı5
- izmir'de başörtülü kadını sahilden kovan seküler21
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması26
- osururken götten alev çıkması12
- bir kadınla bir erkeğin yakın arkadaş olması13
- erkeklerin zayıf kız sevdiğini sanmak4
- imamoğlu'nun 1 günde 3 davaya girmesi20
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey14
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği12
- evlenilmeyecek kız tipi11
- 6 temmuz 2026 portekiz ispanya maçı12
- ragnar rockefeller38
- yön duygusuna sahip olmamak10
- aşure getiren yakışıklı kaslı komşu10
- şişman kızların çok neşeli olması5
- zihni göktay13
- sersem herif11
- seksli rüyalar görmek5
- iyi erkeklerin nerede olduğu sorunsalı7
- hoşlanılan kızın evlilik düşünmüyorum demesi9
- telefonun aşırı ısınması7
- otobüste yere oturan kızlara bağıran adam10
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları28
- togg limuzin7
- bir kadını kaybetmenin en kısa yolu2
- bir kadın size hakaret ediyorsa7
- türk ekonimisi harika5
- femboy erkeklere yürüyen dayılar5
- yeni yazarlara öneriler10
- güzel kızların barzolarla takılması4
- internetten kız düşürmenin kolaylaşması5
- ilk buluşmada kızı lahmacuncuya götüren erkek9
- yakışıklı olan ama sevgilisi olmayan erkek6
- 2026 dünya kupası23
adam 17. yüzyılda amsterdam’ın nemli sokaklarında, mercek cilalarken bile, evreni tek bir tözde eritmeye çalışıyordu. her şey bir, her şey zorunlu, her şey o sonsuz özniteliklerin sonsuz modları... ontoloji bu işte, varlığın ta kendisi, “neden varız değil, varlık neyin nesidir” diye kök söktürmek. biz ise bugün spinoza özgür iradeyi yok sayıyor diye feryat ediyoruz, sanki özgür irade diye bir şeyin varlığına dair ontolojik temeli sorgulamadan önce ahlak dersi verebilirmişiz gibi.
parantez açayım dostlar (etik kısmı da var tabii, geometrik düzende ispatlanan o ahlak, ama temel taş ontoloji olmadan o geometri de havada kalır, değil mi? tıpkı evliliğinden eşeysiz üreme bekleyen adamın ilişkisini sevgi ekmek gibi yoğurulmalı diye kurtarmaya çalışması gibi, temeli çürükse üst kat hep sallanır.)
yani evet, spinoza’nın derdi ontolojikti. varlığın birliğini, zorunluluğunu, tanrı’yla doğanın ayrılmazlığını kanıtlamak. gerisi onun geometrik zorunluluğundan doğan yan etkiler. bizim derdimizse genelde “bana ne lan bundan, ben yarın işe nasıl gideceğim hali.” o yüzden felsefe kitaplarını raftan indirip hayatımda uygulayayım derken, aslında ontolojik temeli atlamışızdır. taşları doğru dizmeden ev yapmaya kalkarız, sonra da spinoza’nın determinizmi insanı köle yapıyor diye yakınırız. halbuki taşlar tek bir kayadan yontulmuştu, biz fark etmedik.
vay be, yine derinlere daldım. yine yandan yemiş entel görünmeye çalışan rolümü oynadım. ama lütfen, bir dahaki sefere spinoza okurken önce varlık nedir diye sor kendine, sonra ben ne yapmalıyım’ı düşün. yoksa hepsi zigon sehpa üstünde unutulmuş lanet bir kitap gibi kalır. tozlu, süslü ama bi boka yaramaz.
parantez açayım dostlar (etik kısmı da var tabii, geometrik düzende ispatlanan o ahlak, ama temel taş ontoloji olmadan o geometri de havada kalır, değil mi? tıpkı evliliğinden eşeysiz üreme bekleyen adamın ilişkisini sevgi ekmek gibi yoğurulmalı diye kurtarmaya çalışması gibi, temeli çürükse üst kat hep sallanır.)
yani evet, spinoza’nın derdi ontolojikti. varlığın birliğini, zorunluluğunu, tanrı’yla doğanın ayrılmazlığını kanıtlamak. gerisi onun geometrik zorunluluğundan doğan yan etkiler. bizim derdimizse genelde “bana ne lan bundan, ben yarın işe nasıl gideceğim hali.” o yüzden felsefe kitaplarını raftan indirip hayatımda uygulayayım derken, aslında ontolojik temeli atlamışızdır. taşları doğru dizmeden ev yapmaya kalkarız, sonra da spinoza’nın determinizmi insanı köle yapıyor diye yakınırız. halbuki taşlar tek bir kayadan yontulmuştu, biz fark etmedik.
vay be, yine derinlere daldım. yine yandan yemiş entel görünmeye çalışan rolümü oynadım. ama lütfen, bir dahaki sefere spinoza okurken önce varlık nedir diye sor kendine, sonra ben ne yapmalıyım’ı düşün. yoksa hepsi zigon sehpa üstünde unutulmuş lanet bir kitap gibi kalır. tozlu, süslü ama bi boka yaramaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar