bugün
- dönerciye gidip beni şaşırt demek6
- gocu'ya lakap buluyoruz kampanyası11
- kafasına güneş gözlüğü takan erkek4
- poğaça kokusuna direnmek3
- 12 eylül 2026 konyaspor trabzonspor maçı6
- iğrenç başlığa verilen iğrenç yanıtların silinmesi2
- tolkien4
- yılbaşı gecesinin diğer gecelerden farkı olmaması6
- çeçenistan danışmanının cübbeli ahmet'i ziyareti4
- kinci sözlük2
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı28
- dövmesiz bir kızı gelin getirmek6
- menemene soğan koyup ülkeyi ikiye bölmek2
- kadınların güçlü erkek tercihi19
- kurtlar vadisi senaristlerinin ifadeye çağrılması2
- taxi driver filmindeki pezevenk2
- kadın2
- anın fotoğrafı20
- para tip fizik olmadan bir kız nasıl etkilenir11
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- gazze de enkazdan 17 yeni ceset çıkarılması2
- sarapci koala hatayi13
- kuş pisliği diye soyada sahip olmak4
- sözlükte eğlence arayan yazarlar10
- çok iyi birisin diyen ama ayrılan kız9
- üzülünce halıya uzanmak10
- sözlük erkeklerinin kol kasları8
- yazarların en sevdiği şeyler15
- fantastik sinemanın sıkıcılığı5
- telegram kullanan erkek8
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz40
- uludağ itiraf10
- rusya'nın ingiltere'yi tek tuşla haritadan silmesi2
- islamda namaz yoktur21
- aşk nedir8
- sanatımı ekşi sözlükte icra etmeye karar vermem7
- silvermist'in mutfağına konuk olmak26
- kolları damarlı erkek6
- iremga7
- sözlük yazarlarının yaşadığı mistik olaylar7
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri27
- 14 eylül 20262
- haydi yorgun mermi okula6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri34
- jalapeno6
- partiden partiye giden erkekle evlenir misiniz5
- aragorn'un düğününde damatlık giyen cüce4
- galatasaray12
- zorbalanmaya alışkın insan6
- aragornun düğününde havaya ok sıkan terbiyesiz elf4
Sabahın ilk ışığı, en önce taşlara dokunur.
Çünkü taşlar acele etmez. Yağmuru beklemeyi bilirler. Güneşi beklemeyi de. Yılların üzerlerinden geçmesine izin verirler; ne zamanla yarışırlar ne de ona teslim olurlar. Belki bu yüzden bazı sessizlikler, en uzun hikâyeleri anlatır.
insan ise beklemeyi unutmaya meyillidir. Kalbi, henüz açılmamış kapıların ardını hayal ederken, ayaklarının altında filizlenen tohumları çoğu zaman fark etmez. Oysa bir orman, tek bir gürültüyle doğmaz. Önce görünmeyen kökler birbirini bulur. Sonra toprak, kimseye haber vermeden yön değiştirir.
Bir yıldızın ışığı bize ulaştığında, onu gerçekten görüyor muyuz... yoksa yalnızca geçmişinin son hediyesini mi? Belki insanlar da birbirlerini böyle tanır. Oldukları kişiyle değil, uzun zaman önce içlerinden ayrılmış bir ışığın gecikmiş yansımasıyla.
Nehirler denize ulaşmak için acele etmez. Her kıvrım, kaybettiği zamanı değil, kazandığı şekli taşır. Su, önüne çıkan kayayı yenmez. Onun etrafından geçmeyi öğrenir. Ve yıllar sonra, kayanın bile suyun sabrını taşıdığı fark edilir.
Bunun için kaç mevsim gerekir?
Kim sayabilir?
Saatler yalnızca zamanı ölçer. Bekleyişi değil.
insan bazen kendi gölgesinden korkar. Çünkü gölge, ışığın varlığını inkâr etmez; onu hatırlatır. En karanlık gecelerde bile ufkun bir yerinde sabahın başladığını bilen, gökyüzü değildir. Ufuktur. ikisi arasındaki görünmez sözleşmedir.
Belki bu yüzden bazı karşılaşmalar tesadüf gibi görünür. iki yol, birbirinden habersiz yürür. iki rüzgâr, aynı vadide sessizce birleşir. iki yabancı, aynı cümlenin eksik yarısını yıllarca taşımış olabilir. Evren bunu ilan etmez. Sadece küçük işaretler bırakır; pencere kenarında unutulmuş bir tüy, beklenmedik bir melodi, tam vazgeçileceği anda duyulan bir ayak sesi.
Ve sonra hayat yeniden sessizleşir.
Çünkü en büyük değişimler, alkış istemez.
Onlar, toprağın altında yön değiştiren kökler gibi ilerler; görünmeden, ama hiçbir şeyi eskisi gibi bırakmadan.
Belki de insanın kaderi, hangi yöne yürüdüğünde değil...
Hangi sessizliğin onu adını söylemeden çağırdığında saklıdır.
Çünkü taşlar acele etmez. Yağmuru beklemeyi bilirler. Güneşi beklemeyi de. Yılların üzerlerinden geçmesine izin verirler; ne zamanla yarışırlar ne de ona teslim olurlar. Belki bu yüzden bazı sessizlikler, en uzun hikâyeleri anlatır.
insan ise beklemeyi unutmaya meyillidir. Kalbi, henüz açılmamış kapıların ardını hayal ederken, ayaklarının altında filizlenen tohumları çoğu zaman fark etmez. Oysa bir orman, tek bir gürültüyle doğmaz. Önce görünmeyen kökler birbirini bulur. Sonra toprak, kimseye haber vermeden yön değiştirir.
Bir yıldızın ışığı bize ulaştığında, onu gerçekten görüyor muyuz... yoksa yalnızca geçmişinin son hediyesini mi? Belki insanlar da birbirlerini böyle tanır. Oldukları kişiyle değil, uzun zaman önce içlerinden ayrılmış bir ışığın gecikmiş yansımasıyla.
Nehirler denize ulaşmak için acele etmez. Her kıvrım, kaybettiği zamanı değil, kazandığı şekli taşır. Su, önüne çıkan kayayı yenmez. Onun etrafından geçmeyi öğrenir. Ve yıllar sonra, kayanın bile suyun sabrını taşıdığı fark edilir.
Bunun için kaç mevsim gerekir?
Kim sayabilir?
Saatler yalnızca zamanı ölçer. Bekleyişi değil.
insan bazen kendi gölgesinden korkar. Çünkü gölge, ışığın varlığını inkâr etmez; onu hatırlatır. En karanlık gecelerde bile ufkun bir yerinde sabahın başladığını bilen, gökyüzü değildir. Ufuktur. ikisi arasındaki görünmez sözleşmedir.
Belki bu yüzden bazı karşılaşmalar tesadüf gibi görünür. iki yol, birbirinden habersiz yürür. iki rüzgâr, aynı vadide sessizce birleşir. iki yabancı, aynı cümlenin eksik yarısını yıllarca taşımış olabilir. Evren bunu ilan etmez. Sadece küçük işaretler bırakır; pencere kenarında unutulmuş bir tüy, beklenmedik bir melodi, tam vazgeçileceği anda duyulan bir ayak sesi.
Ve sonra hayat yeniden sessizleşir.
Çünkü en büyük değişimler, alkış istemez.
Onlar, toprağın altında yön değiştiren kökler gibi ilerler; görünmeden, ama hiçbir şeyi eskisi gibi bırakmadan.
Belki de insanın kaderi, hangi yöne yürüdüğünde değil...
Hangi sessizliğin onu adını söylemeden çağırdığında saklıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar