bugün
- aslında hayatta yapayalnız olmamız6
- ağlamamak için kendini tutmak11
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- sözlüğü yakınlarının okuması hırsızlık mıdır3
- kendinize yaptığınız en büyük yatırım3
- en iyi simit hangi şehirdedir18
- ctrlx22
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- e'e f e6
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- gece gece 3 tane kurabiye yemek2
- intihar4
- yalnız yaşamak5
- sigortalı bir iş bul çalış4
- güneş gözlüğü3
- gürcistan22
- tuvalete gitmenin zaman kaybı olması2
- chatgpt ile dertleşmek3
- bütün hiçlerle toplanıp beyin fırtınası yapmak2
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- velvet hanım iyi geceler2
- hewal ebo18
- içim yanıyor be sözlük7
- lahmacunu elle yiyen kız14
- pamuk şeker pembesi oje2
- beleş sigarayı öksürtüyor diyerek reddeden keriz4
- toksik insanlar2
- alman atasözleri2
- parcalandim toparlanamiyorum5
- kuran da namaz yok21
- öldürme arzusu2
- mutfağına konuk olunan yazarın işine karışmak3
- ilgi isteyen kız16
- geçmişe özlemle bakmak3
- paranın üstüne instagram adresini yazan sığır2
- usualsuspectss3
- memelerini okşarken kız nasıl inler4
- şimdi arkadaşlar3
- öyle bir şey yaz ki okuyan şaşırsın5
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- cem gürdap2
- türk düşmanları4
- hiç tadın tuzun olmaması3
- asansörde kalmak7
- güneş4
- insanların akıl vermesinden yorulmak2
- sözlükte kesme işareti olmaması3
- ismail alpen'in yazılımcı olduğu gerçeği3
Sabahın ilk ışığı, en önce taşlara dokunur.
Çünkü taşlar acele etmez. Yağmuru beklemeyi bilirler. Güneşi beklemeyi de. Yılların üzerlerinden geçmesine izin verirler; ne zamanla yarışırlar ne de ona teslim olurlar. Belki bu yüzden bazı sessizlikler, en uzun hikâyeleri anlatır.
insan ise beklemeyi unutmaya meyillidir. Kalbi, henüz açılmamış kapıların ardını hayal ederken, ayaklarının altında filizlenen tohumları çoğu zaman fark etmez. Oysa bir orman, tek bir gürültüyle doğmaz. Önce görünmeyen kökler birbirini bulur. Sonra toprak, kimseye haber vermeden yön değiştirir.
Bir yıldızın ışığı bize ulaştığında, onu gerçekten görüyor muyuz... yoksa yalnızca geçmişinin son hediyesini mi? Belki insanlar da birbirlerini böyle tanır. Oldukları kişiyle değil, uzun zaman önce içlerinden ayrılmış bir ışığın gecikmiş yansımasıyla.
Nehirler denize ulaşmak için acele etmez. Her kıvrım, kaybettiği zamanı değil, kazandığı şekli taşır. Su, önüne çıkan kayayı yenmez. Onun etrafından geçmeyi öğrenir. Ve yıllar sonra, kayanın bile suyun sabrını taşıdığı fark edilir.
Bunun için kaç mevsim gerekir?
Kim sayabilir?
Saatler yalnızca zamanı ölçer. Bekleyişi değil.
insan bazen kendi gölgesinden korkar. Çünkü gölge, ışığın varlığını inkâr etmez; onu hatırlatır. En karanlık gecelerde bile ufkun bir yerinde sabahın başladığını bilen, gökyüzü değildir. Ufuktur. ikisi arasındaki görünmez sözleşmedir.
Belki bu yüzden bazı karşılaşmalar tesadüf gibi görünür. iki yol, birbirinden habersiz yürür. iki rüzgâr, aynı vadide sessizce birleşir. iki yabancı, aynı cümlenin eksik yarısını yıllarca taşımış olabilir. Evren bunu ilan etmez. Sadece küçük işaretler bırakır; pencere kenarında unutulmuş bir tüy, beklenmedik bir melodi, tam vazgeçileceği anda duyulan bir ayak sesi.
Ve sonra hayat yeniden sessizleşir.
Çünkü en büyük değişimler, alkış istemez.
Onlar, toprağın altında yön değiştiren kökler gibi ilerler; görünmeden, ama hiçbir şeyi eskisi gibi bırakmadan.
Belki de insanın kaderi, hangi yöne yürüdüğünde değil...
Hangi sessizliğin onu adını söylemeden çağırdığında saklıdır.
Çünkü taşlar acele etmez. Yağmuru beklemeyi bilirler. Güneşi beklemeyi de. Yılların üzerlerinden geçmesine izin verirler; ne zamanla yarışırlar ne de ona teslim olurlar. Belki bu yüzden bazı sessizlikler, en uzun hikâyeleri anlatır.
insan ise beklemeyi unutmaya meyillidir. Kalbi, henüz açılmamış kapıların ardını hayal ederken, ayaklarının altında filizlenen tohumları çoğu zaman fark etmez. Oysa bir orman, tek bir gürültüyle doğmaz. Önce görünmeyen kökler birbirini bulur. Sonra toprak, kimseye haber vermeden yön değiştirir.
Bir yıldızın ışığı bize ulaştığında, onu gerçekten görüyor muyuz... yoksa yalnızca geçmişinin son hediyesini mi? Belki insanlar da birbirlerini böyle tanır. Oldukları kişiyle değil, uzun zaman önce içlerinden ayrılmış bir ışığın gecikmiş yansımasıyla.
Nehirler denize ulaşmak için acele etmez. Her kıvrım, kaybettiği zamanı değil, kazandığı şekli taşır. Su, önüne çıkan kayayı yenmez. Onun etrafından geçmeyi öğrenir. Ve yıllar sonra, kayanın bile suyun sabrını taşıdığı fark edilir.
Bunun için kaç mevsim gerekir?
Kim sayabilir?
Saatler yalnızca zamanı ölçer. Bekleyişi değil.
insan bazen kendi gölgesinden korkar. Çünkü gölge, ışığın varlığını inkâr etmez; onu hatırlatır. En karanlık gecelerde bile ufkun bir yerinde sabahın başladığını bilen, gökyüzü değildir. Ufuktur. ikisi arasındaki görünmez sözleşmedir.
Belki bu yüzden bazı karşılaşmalar tesadüf gibi görünür. iki yol, birbirinden habersiz yürür. iki rüzgâr, aynı vadide sessizce birleşir. iki yabancı, aynı cümlenin eksik yarısını yıllarca taşımış olabilir. Evren bunu ilan etmez. Sadece küçük işaretler bırakır; pencere kenarında unutulmuş bir tüy, beklenmedik bir melodi, tam vazgeçileceği anda duyulan bir ayak sesi.
Ve sonra hayat yeniden sessizleşir.
Çünkü en büyük değişimler, alkış istemez.
Onlar, toprağın altında yön değiştiren kökler gibi ilerler; görünmeden, ama hiçbir şeyi eskisi gibi bırakmadan.
Belki de insanın kaderi, hangi yöne yürüdüğünde değil...
Hangi sessizliğin onu adını söylemeden çağırdığında saklıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar