bugün
- insan doğuştan iyi midir13
- ismet inönü6
- ölmüş birinin fotoğraflarına bakmak5
- gunluklerim aylik olmus yarragi olan adam olması4
- papatya çayı içen erkek6
- her gece onun fotoğrafına baktıktan sonra yatmak3
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması12
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi11
- hoyrat gecelerde bazen anüs koklamak istersin8
- sözlükte 1 63 den uzun hanımefendi yazar olmaması7
- gecenin şarkısı12
- yarragi olan adam8
- meyve tabağı3
- yeni bir erkekle tanışmak istememek3
- özgü namal2
- anın görüntüsü16
- kasımda aşk başkadır diyen kız4
- meksika açmazı macerası3
- annunakiler2
- trump'tan erdoğan'a cumhuriyet bayramı telefonu2
- kafelerde verilen şallar2
- aniden gelen özledim hissi2
- 29 ekim cumhuriyet bayramı15
- mahmud abbas3
- nervio niye sesini atmıyor sorunsalı3
- tristan da cunha3
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi5
- stephen appiah2
- bir adaya düşsek6
- ekşi sözlük toplu yazar alımı8
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak9
- ese dezze7
- sosyal medyada çirkinlerin profilini gizlemesi3
- değişenlerin gerisinde değişmeden kalan öz3
- elime erkek eli değmedi diyen kız2
- sözlükte 1 60 boyundaki tatlı ve kaslı kız5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- israil'in gazze de 300 gazeteciyi öldürmesi2
- türkiyeliyim ve mutluyum4
- topal osman ağa2
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- kutlu parti2
- sözlük at hırsızlarının fotoğrafları6
- ayakçı erkek5
- askerliğin bir türlü bitmemesi5
- sinem dedetaş8
- ukrayna rusya savaşı neden bitmiyor2
- olası 3 dünya savaşında müttefik olacak ülkeler2
- türk2
- en yakın erkek kankaya sakso çekmek4
Sabahın ilk ışığı, en önce taşlara dokunur.
Çünkü taşlar acele etmez. Yağmuru beklemeyi bilirler. Güneşi beklemeyi de. Yılların üzerlerinden geçmesine izin verirler; ne zamanla yarışırlar ne de ona teslim olurlar. Belki bu yüzden bazı sessizlikler, en uzun hikâyeleri anlatır.
insan ise beklemeyi unutmaya meyillidir. Kalbi, henüz açılmamış kapıların ardını hayal ederken, ayaklarının altında filizlenen tohumları çoğu zaman fark etmez. Oysa bir orman, tek bir gürültüyle doğmaz. Önce görünmeyen kökler birbirini bulur. Sonra toprak, kimseye haber vermeden yön değiştirir.
Bir yıldızın ışığı bize ulaştığında, onu gerçekten görüyor muyuz... yoksa yalnızca geçmişinin son hediyesini mi? Belki insanlar da birbirlerini böyle tanır. Oldukları kişiyle değil, uzun zaman önce içlerinden ayrılmış bir ışığın gecikmiş yansımasıyla.
Nehirler denize ulaşmak için acele etmez. Her kıvrım, kaybettiği zamanı değil, kazandığı şekli taşır. Su, önüne çıkan kayayı yenmez. Onun etrafından geçmeyi öğrenir. Ve yıllar sonra, kayanın bile suyun sabrını taşıdığı fark edilir.
Bunun için kaç mevsim gerekir?
Kim sayabilir?
Saatler yalnızca zamanı ölçer. Bekleyişi değil.
insan bazen kendi gölgesinden korkar. Çünkü gölge, ışığın varlığını inkâr etmez; onu hatırlatır. En karanlık gecelerde bile ufkun bir yerinde sabahın başladığını bilen, gökyüzü değildir. Ufuktur. ikisi arasındaki görünmez sözleşmedir.
Belki bu yüzden bazı karşılaşmalar tesadüf gibi görünür. iki yol, birbirinden habersiz yürür. iki rüzgâr, aynı vadide sessizce birleşir. iki yabancı, aynı cümlenin eksik yarısını yıllarca taşımış olabilir. Evren bunu ilan etmez. Sadece küçük işaretler bırakır; pencere kenarında unutulmuş bir tüy, beklenmedik bir melodi, tam vazgeçileceği anda duyulan bir ayak sesi.
Ve sonra hayat yeniden sessizleşir.
Çünkü en büyük değişimler, alkış istemez.
Onlar, toprağın altında yön değiştiren kökler gibi ilerler; görünmeden, ama hiçbir şeyi eskisi gibi bırakmadan.
Belki de insanın kaderi, hangi yöne yürüdüğünde değil...
Hangi sessizliğin onu adını söylemeden çağırdığında saklıdır.
Çünkü taşlar acele etmez. Yağmuru beklemeyi bilirler. Güneşi beklemeyi de. Yılların üzerlerinden geçmesine izin verirler; ne zamanla yarışırlar ne de ona teslim olurlar. Belki bu yüzden bazı sessizlikler, en uzun hikâyeleri anlatır.
insan ise beklemeyi unutmaya meyillidir. Kalbi, henüz açılmamış kapıların ardını hayal ederken, ayaklarının altında filizlenen tohumları çoğu zaman fark etmez. Oysa bir orman, tek bir gürültüyle doğmaz. Önce görünmeyen kökler birbirini bulur. Sonra toprak, kimseye haber vermeden yön değiştirir.
Bir yıldızın ışığı bize ulaştığında, onu gerçekten görüyor muyuz... yoksa yalnızca geçmişinin son hediyesini mi? Belki insanlar da birbirlerini böyle tanır. Oldukları kişiyle değil, uzun zaman önce içlerinden ayrılmış bir ışığın gecikmiş yansımasıyla.
Nehirler denize ulaşmak için acele etmez. Her kıvrım, kaybettiği zamanı değil, kazandığı şekli taşır. Su, önüne çıkan kayayı yenmez. Onun etrafından geçmeyi öğrenir. Ve yıllar sonra, kayanın bile suyun sabrını taşıdığı fark edilir.
Bunun için kaç mevsim gerekir?
Kim sayabilir?
Saatler yalnızca zamanı ölçer. Bekleyişi değil.
insan bazen kendi gölgesinden korkar. Çünkü gölge, ışığın varlığını inkâr etmez; onu hatırlatır. En karanlık gecelerde bile ufkun bir yerinde sabahın başladığını bilen, gökyüzü değildir. Ufuktur. ikisi arasındaki görünmez sözleşmedir.
Belki bu yüzden bazı karşılaşmalar tesadüf gibi görünür. iki yol, birbirinden habersiz yürür. iki rüzgâr, aynı vadide sessizce birleşir. iki yabancı, aynı cümlenin eksik yarısını yıllarca taşımış olabilir. Evren bunu ilan etmez. Sadece küçük işaretler bırakır; pencere kenarında unutulmuş bir tüy, beklenmedik bir melodi, tam vazgeçileceği anda duyulan bir ayak sesi.
Ve sonra hayat yeniden sessizleşir.
Çünkü en büyük değişimler, alkış istemez.
Onlar, toprağın altında yön değiştiren kökler gibi ilerler; görünmeden, ama hiçbir şeyi eskisi gibi bırakmadan.
Belki de insanın kaderi, hangi yöne yürüdüğünde değil...
Hangi sessizliğin onu adını söylemeden çağırdığında saklıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar