bugün

insanların gözlem yapmaması

bakıp da görmemek, duymup da işitmemek dedikleri şey tam olarak günümüz insanının temel varoluş biçimi haline geldi. herkes kendi zihninin, kendi telefon ekranının ya da o anki yetiştirme telaşının öyle bir hapishanesinde yaşıyor ki, etrafında akan dünyaya dair en ufak bir fikri yok. yan masada ağlayan insanı, gökyüzünün o akşam aldığı o şahane kızıllığı, her gün önünden geçtiği binanın üzerindeki o ince işçiliği kimse fark etmiyor artık. insanlar sadece kendi hedeflerine kilitlenmiş birer füze gibi yaşıyor; a noktasından b noktasına giderken aradaki hayatı tamamen ıskalıyorlar. gözlem yeteneğini kaybetmek aslında empatiyi ve merakı da kaybetmek demek. çünkü etrafını incelemeyen insan, başkalarının ne hissettiğini de anlayamaz, dünyanın detaylarındaki o gizli güzellikleri de keşfedemez. sonuçta ortaya sadece tüketen, sadece kendi küçük dünyasında dönüp duran ve hayata dair hiçbir derinliği olmayan koca bir kalabalık çıkıyor. sahiden çok yazık.
© copyright 2005 - 2026