bugün

firavun ahenaton

ahenaton’un hikâyesinde beni en çok etkileyen şey adamın gerçekten haklı olup olmaması değil. herkesin baktığı bir dünyaya bakıp “hayır, siz yanlış görüyorsunuz lan” diyebilmesi. çünkü o noktadan sonra insan artık firavun olmuyor, biraz deliye dönüşüyor.

düşünsene, binlerce yıldır aynı tanrılara dua eden bir ülkeye çıkıp diyorsun ki “hepsi susacak. artık tek bir güneş var.” bu inanılmaz bir güç gösterisi gibi görünüyor ilk bakışta ama bence içinde büyük bir yorgunluk da var. çok tanrılı bir dünyayı sadeleştirme isteği, karmaşayı tek bir ışığa indirme arzusu.

belki de insan bazen bunu istiyor gerçekten. kafasının içindeki bütün sesleri susturacak tek bir şey bulmayı.

ama mısır affetmedi onu. ölümünden sonra adını taşlardan kazıdılar. heykellerini kırdılar. kurduğu şehri terk ettiler. sanki sadece bir firavunu değil, başarısız olmuş bir düşünceyi gömüyorlardı. en trajik kısmı da şu bence: ahenaton bugün hâlâ hatırlanıyor ama kendi halkı onu özellikle unutmak istemişti.

o yüzden heykellerine baktığımda güçlü bir adam görmüyorum pek. daha çok, düşündüğü şeyin ağırlığını tek başına taşımaya çalışan birini görüyorum. yüzündeki o garip huzursuzluk hissi biraz oradan geliyor galiba. insan bazen inandığı şey uğruna herkesi karşısına alıyor ama sonra dönüp baktığında yanında kimse kalmamış oluyor.

ve tarihte bazı insanlar yenildikleri için değil, fazla erken konuştukları için yalnız kalıyor.
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026