bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı54
- lionel messi11
- ispanya18
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- arjantin17
- 2026 dünya kupası23
- futbol13
- rulette kazanma yolu2
- dünya18
- uyudunuz mu arkadaşlar3
- türkiyede güzel içecek satılmaması2
- resim hocaları5
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- muşlettin amca bey birader bey3
- 50 tl ile rolling yapmak2
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- le cola'nın 67 tl olması5
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- acile gidip acil sevgili arıyorum demek3
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
- donald trump6
- ben geldim ayağa kalkın3
- 2026 dünya kupası şampiyonu ispanya3
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- birader yazarların birader bey yazarlar olmaları3
- marc cucurella5
- şehir kurma oyunları5
- çalışarak zengin olmak2
- matadorların siyonistleri hoplatması2
- kemal kılıçdaroğlu7
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- haluk levent denince akla gelenler4
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- ciguli kral3
- mütevazi çardakta hasır sandalye2
- arjantin milli futbol takımı6
- tefeciden borç almak4
- lisede hocaların herşeyi bilmesi3
- ispanya milli futbol takımı6
- sapık7
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- allah varsa beni milli yapsın7
- gideceğin yer değilken otobüsten inmek2
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- haluk levent21
- haluk levent vs serdar ortaç6
- günün iddaa kuponu4
- ev şarabı2
6 mart 1996.
benim için takvimdeki sıradan bir tarih değil. çünkü o gün, henüz üç buçuk yaşında bir çocukken babamı kaybettim. insanın hafızası o yaşları tutmuyor; ne sesini hatırlıyorum, ne yürüyüşünü, ne de bana nasıl baktığını. ama tuhaf bir şekilde, hayatım boyunca onu tanımaya çalıştım. hem de hiç hatırlamadığım bir insanı.
babamı ben hatırlamıyorum ama insanlar hatırlıyor. yıllar boyunca karşıma çıkan herkes aynı şeyleri söyledi: “çok iyi bir insandı”, “kimseyi kırmazdı”, “yardım etmeyi severdi”, “adam gibi adamdı.” bazen birinin gözünde hafif bir gülümsemeyle, bazen de eski bir dostun iç çekişiyle anlatıldı bana. ben de o anlatılan parçaları bir araya getirip zihnimde bir baba portresi oluşturmaya çalıştım.
sanki bir insanı değil de, eksik sayfaları olan bir kitabı tamamlamaya çalışır gibi.
şimdi hayatımın garip bir dönemindeyim. insanın “keşke konuşabilseydim” dediği zamanlardan biri. eşimle aramın soğuduğu, iş hayatımda aile dediğim insanlardan kazık yediğim, sağlığımın bir anda dağıldığı bir dönem. aynaya baktığımda saçlarımda ilk beyazı gördüm geçenlerde. belki çoğu insan için küçük bir şeydir ama benim için zamanın bir anda omzuma çöktüğü bir an gibiydi.
işte tam o anlarda aklıma hep aynı düşünce geliyor.
“keşke babam olsaydı.”
oturup konuşabileceğim biri. bana akıl verecek biri değil belki; bazen sadece susup dinleyecek biri. insanın hayatında bazı anlar vardır, güçlü görünmekten yorulur. omzunu koyabileceği bir yere ihtiyaç duyar.
benim o omuzum hiç olmadı.
bazen düşünüyorum, acaba bugünleri görse bana ne derdi diye. “sabret oğlum” mu derdi, “dik dur” mu derdi, yoksa sadece sırtıma bir kere vurup “geçer” mi derdi… bilmiyorum. ama bildiğim tek bir şey var: onu tanıyan herkes iyi bir insan olduğunu söylüyorsa, muhtemelen bana da iyi bir yol göstermeye çalışırdı.
insan bazen hiç tanımadığı birini özleyebiliyormuş. hem de hayatı boyunca.
6 mart benim için sadece bir ölüm yıldönümü değil. aynı zamanda hiç yaşayamadığım bir ilişkinin, hiç soramadığım soruların ve hiç anlatamadığım dertlerin tarihi.
ve garip bir şekilde, aradan geçen onca yıla rağmen bazı günler hâlâ içimden şu cümle geçiyor:
“baba, bugünlerde gerçekten sana ihtiyacım var.”
bir sen olmak için 13 yıl daha… huzur içinde uyu babam!
benim için takvimdeki sıradan bir tarih değil. çünkü o gün, henüz üç buçuk yaşında bir çocukken babamı kaybettim. insanın hafızası o yaşları tutmuyor; ne sesini hatırlıyorum, ne yürüyüşünü, ne de bana nasıl baktığını. ama tuhaf bir şekilde, hayatım boyunca onu tanımaya çalıştım. hem de hiç hatırlamadığım bir insanı.
babamı ben hatırlamıyorum ama insanlar hatırlıyor. yıllar boyunca karşıma çıkan herkes aynı şeyleri söyledi: “çok iyi bir insandı”, “kimseyi kırmazdı”, “yardım etmeyi severdi”, “adam gibi adamdı.” bazen birinin gözünde hafif bir gülümsemeyle, bazen de eski bir dostun iç çekişiyle anlatıldı bana. ben de o anlatılan parçaları bir araya getirip zihnimde bir baba portresi oluşturmaya çalıştım.
sanki bir insanı değil de, eksik sayfaları olan bir kitabı tamamlamaya çalışır gibi.
şimdi hayatımın garip bir dönemindeyim. insanın “keşke konuşabilseydim” dediği zamanlardan biri. eşimle aramın soğuduğu, iş hayatımda aile dediğim insanlardan kazık yediğim, sağlığımın bir anda dağıldığı bir dönem. aynaya baktığımda saçlarımda ilk beyazı gördüm geçenlerde. belki çoğu insan için küçük bir şeydir ama benim için zamanın bir anda omzuma çöktüğü bir an gibiydi.
işte tam o anlarda aklıma hep aynı düşünce geliyor.
“keşke babam olsaydı.”
oturup konuşabileceğim biri. bana akıl verecek biri değil belki; bazen sadece susup dinleyecek biri. insanın hayatında bazı anlar vardır, güçlü görünmekten yorulur. omzunu koyabileceği bir yere ihtiyaç duyar.
benim o omuzum hiç olmadı.
bazen düşünüyorum, acaba bugünleri görse bana ne derdi diye. “sabret oğlum” mu derdi, “dik dur” mu derdi, yoksa sadece sırtıma bir kere vurup “geçer” mi derdi… bilmiyorum. ama bildiğim tek bir şey var: onu tanıyan herkes iyi bir insan olduğunu söylüyorsa, muhtemelen bana da iyi bir yol göstermeye çalışırdı.
insan bazen hiç tanımadığı birini özleyebiliyormuş. hem de hayatı boyunca.
6 mart benim için sadece bir ölüm yıldönümü değil. aynı zamanda hiç yaşayamadığım bir ilişkinin, hiç soramadığım soruların ve hiç anlatamadığım dertlerin tarihi.
ve garip bir şekilde, aradan geçen onca yıla rağmen bazı günler hâlâ içimden şu cümle geçiyor:
“baba, bugünlerde gerçekten sana ihtiyacım var.”
bir sen olmak için 13 yıl daha… huzur içinde uyu babam!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar