bugün

öylesine bir şeyler yaz

insan, defter. insan, günün sonunda yalnız kalıyor. Ve hatta... Kendiyle bile kalamıyor defter. Yalnızca yalnız...
Gün sonunda, yanımızda bir insan kalmadığında yahut biraz yalnız kalmak istediğimizde kendimize bile tahammül edemiyorsak, kendimizi sevemiyorsak ve bu apaçık belliyse ne yazık o geçen zamana defter.
Ne yazık o insana, o hayata, o acıya.
Bu zamana kadar gelen sen, bunu başaran, ki küçümsenecek bir şey de değil onca risk arasında yaşamaya devam edebilmek, nasıl olur da kendini sevemezdin?
Nasıl olur da başka hikâyelerde yaşayan insanları kendi hayatının başrolüymüşcesine önemserdin?
Kendine değer vermez, sokaktaki bir yabancı kadar insan saymazdın? Neden bunları yapardın kendine?
Neden yapar bunları insan kendine?
içindeki o çocuğun ellerini tutmak sandığından çok daha basit. Geçmişte kalmayan, kaybolmayan bir şeyi kurtarmak zor değil. Sadece içinde bir yerde, nerede saklandığını bilmediğin o çocuğu, seninle saklana saklana bugünlere gelen kendini arayıp bulman gerekir.
Acı mı? Çekilir.
Hüzün? Yaşanır.
Ya bir yalnızlık? Belki bir tercih.
Peki... Kimsesizlik? Kendini kendin bile sevememek? Ne çekilir ne yaşanır ve ne de bir tercihtir. insanın kendine yaptığı, bir türlü kurtulamadığı o sessiz zulümdür. Gün sonunda kendiyle dâhi kalamayan insan yalnız değil, kimsesizdir. Kimsesi olmayandır.
Bir "varyok"tur.

Varyok (isim):
Fiziksel olarak mevcut olup duygusal ve zihinsel olarak silikleşmiş olma hâli; görünürken fark edilmemek, var olup hissedilmemek durumu. (Sf12)
© copyright 2005 - 2026