bugün

tek hak din

kanunları hamile bi kadına, bacakları tutmayan, gözleri görmeyen bi ihtiyara sağlığı sıhhati yerinde, güçlü kuvvetli bi adamla eşit biçimde uygularsanız,
o kanun güçlü kuvvetli adam lehine birçok insana acı çektirecek, zorluk çıkaracaktır. genler size "olması " gerekene dair hiçbir fikir sunamaz. genler, yaşadığınız çağ, coğrafya ve ülkede, belirli bi insanla karşılaştığınızda ne yaparsanız insanlığın hayrına olacağına dair ilahi bilginin taşıycısı da değildir. sosyal ilişkilerde "olması gereken "; yaptığınız hangi eylemin "iyi" hangilerinin "kötü " olduğuna dair kabullerimiz pozitivist bilimle çözümlenemeyecek kadar karmaşıktır.

elinizde literal olarak mükemmel, eşitlikçi bi hukuk kodu olduğunu farz edin. hukuk kodunun kusursuz olması, onun kusursuz bi değer sistemi inşa edeceği anlamına mı gelir? kuzey kore, venezuela, kongo, afrika cumhuriyeti, meksika'da bile kağıt üzerinde seküler, eşitlikçi, kusursuz bi hukuk kodu yok mu? peki, kusursuz değer sisteminin zorunlu sebebi bu türden bi hukuk kodu mudur?

milyonlarca kadının vahşice öldürülmesine, gelir adaletsizliğine, kadına ve çocuklara yönelik sistematik şiddete, ifade hürriyetini ve mülkiyeti hiçe sayan politik totaliter baskılara, emek sömürüsüne mani olabildi mi literal metnin pozitivist kusursuzluğu? saydığım herhangi bi örnek bile argümanınızı çürütmek için yeterliydi, ben yine de başka örnekler de sıraladım.
© copyright 2005 - 2026