bugün
- yazarların akşama dair planları6
- true niye hala çaylak4
- çocukluğu hatırlatan tatlar4
- kablosuz mouse12
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- her gün 1 litre kola içersek ne olur9
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek11
- iskilipli atıf hoca20
- somali de türk bayrağı yakılması5
- doların 50 tl olması4
- yogartiksen5
- sözlükteki kuzucuklarım6
- favlayan yazarın asıl amacı12
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- arap götü2
- tanımadığı kadına tokat atan adam7
- kale3112 tarzı entry girmek4
- kim cha eon7
- songül karlı5
- arap kızı ve arap oğlanı duvar süsü3
- arabi'yi verem etmek2
- anın görüntüsü32
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler4
- sözlük kürdü55
- yagmur yagiyor seller akiyor3
- togg4
- türkiye9
- ismail kartal18
- zenci kadın poposu4
- camfrog sönmez küfürleri3
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- ahmet nazif zorlu8
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- para2
- lpg'nin 50 tl olması2
- fb'nin inanılmaz başarısı4
- millette manyak para var21
- yurt dışı çıkış harcı2
- imei kayıt ücreti2
- kelebek gibi uçarım ağzını yüzünü skerim3
- alex745alejandroali can2
- kasımda aşk başkadır4
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- yerli marka kullanmak2
- travesti ile para kavgası2
- iş yerinde atletle çalışmak4
ilk iki kitapta bella-edward aşkını öğreten yazarın, tutulma ile bu aşkı bambaşka bir boyuta taşıdığını düşünmekteyim. bizim bakış açımızın da içne ettiği kanısındayım.
--spoiler--
tutulma'yı okurken elbette ilk iki kitabın etkisiyle bella - edward aşkına odaklanmış olarak okuyoruz. halbuki yazar bambaşka bir bakış açısı yaratıyor bu kitapta. ropörtajlarından bildiğimiz üzere edward stephenie meyer'in kendi hayal dünyasındaki mükemmel erkeğin karakterize edilmiş hali. bu kitabın da yine edward'ın ne kadar mükemmel bir erkek olduğunu vurgulamak istercesine yarattığı bir kurgudan ibaret olduğunu düşünmekteyim.
öyleki stephenie meyer'in sigmund freud öğretilerini sular seller gibi ezberlemiş bir yazar olduğu kanısına da vardım.
freud'un;
"hiçbir erkek, cinsel ilişki kurmak istemeyeceği bir kadınla yakın arkadaş olmaz"
"otuz yıldır insan ruhunu inceliyorum, henüz kadınların ne istediğini anlayamadım"
önermelerinden yola çıkan yazar, bella'yı ne istediğini bilmeyen, anlama ve idrak yeteneği kıt bir karakter olarak karşımıza çıkardı.
edward tüm bu kusurlarına rağmen bella'yı sevdi, vazgeçmedi, iradesini kaybetmedi, aşkına sahip çıkan oydu, bella ve aşkı adına olgun ve düşünceli bir erkek imajını bozmadı. kitapta tutarlı tek kişi edward'dı.
stephenei meyer'in artık kendini tatmin ettiğini düşünmemek elde değil. yalnız, psikoloji bilgisine diyecek bir lafım olamaz.
böyle olunca bella'ya kızıyorsunuz, jocob'tan nefret ediyorsunuz ve sonuç olarak edward'a yine insan üstü bir canlı olarak bakıyorsunuz ( hiçbir erkeğin gösteremeyeceği sabrı gösterdiği için) ki zaten yazarın amaçladığı da o.
--spoiler--
yine de tüm bu psikolojik oyunlar, kitabın ağzımda bıraktığı acı tadı hafifletmiyor. sevmedim, midnight sun'a kadar da sevemeyeceğim. *
--spoiler--
tutulma'yı okurken elbette ilk iki kitabın etkisiyle bella - edward aşkına odaklanmış olarak okuyoruz. halbuki yazar bambaşka bir bakış açısı yaratıyor bu kitapta. ropörtajlarından bildiğimiz üzere edward stephenie meyer'in kendi hayal dünyasındaki mükemmel erkeğin karakterize edilmiş hali. bu kitabın da yine edward'ın ne kadar mükemmel bir erkek olduğunu vurgulamak istercesine yarattığı bir kurgudan ibaret olduğunu düşünmekteyim.
öyleki stephenie meyer'in sigmund freud öğretilerini sular seller gibi ezberlemiş bir yazar olduğu kanısına da vardım.
freud'un;
"hiçbir erkek, cinsel ilişki kurmak istemeyeceği bir kadınla yakın arkadaş olmaz"
"otuz yıldır insan ruhunu inceliyorum, henüz kadınların ne istediğini anlayamadım"
önermelerinden yola çıkan yazar, bella'yı ne istediğini bilmeyen, anlama ve idrak yeteneği kıt bir karakter olarak karşımıza çıkardı.
edward tüm bu kusurlarına rağmen bella'yı sevdi, vazgeçmedi, iradesini kaybetmedi, aşkına sahip çıkan oydu, bella ve aşkı adına olgun ve düşünceli bir erkek imajını bozmadı. kitapta tutarlı tek kişi edward'dı.
stephenei meyer'in artık kendini tatmin ettiğini düşünmemek elde değil. yalnız, psikoloji bilgisine diyecek bir lafım olamaz.
böyle olunca bella'ya kızıyorsunuz, jocob'tan nefret ediyorsunuz ve sonuç olarak edward'a yine insan üstü bir canlı olarak bakıyorsunuz ( hiçbir erkeğin gösteremeyeceği sabrı gösterdiği için) ki zaten yazarın amaçladığı da o.
--spoiler--
yine de tüm bu psikolojik oyunlar, kitabın ağzımda bıraktığı acı tadı hafifletmiyor. sevmedim, midnight sun'a kadar da sevemeyeceğim. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar