bugün
- ilişkiye bir süre ara vermek9
- 19 yaşında kızla yatmak12
- herkesle iyi anlaşan insan3
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız11
- deniz göktaş'ın 3 günde 4 milyon izlenmesi7
- unutulmayan sadakat örnekleri4
- ankara nın en güzel yanı5
- elon musk2
- kemalist dünya25
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik yazar3
- kucaklaşma günü2
- tamar tanrıyar4
- su içmek2
- ilkin aydın2
- abd'nin iran'ı sıfırlaması3
- tamar tanrıyar'ın berat albayrak'ı tehdit etmesi6
- mola4
- anın görüntüsü23
- üniversitelerin gereksiz olması17
- fait bey birader diamond biraderdir hedesi3
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi19
- dünyaya artık gök taşı çarpmaması4
- ankara3
- 1 temmuz kabotaj bayramı5
- genç olmanın en güzel yanı6
- tüm çıplaklığımla burdayım3
- ilgi manyağı4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- ona bir şey söyle11
- eski eşle tekrar evlenmek5
- kadir inanır22
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı31
- içtim şarabı13
- genç görünmeye çalışmak7
- 28 haziran 2026 hırvatistan gana maçı5
- 28 haziran 2026 demokratik kongo özbekistan maçı4
- sözlükteki gizli düşmanım10
- özgürlük ve zorunlu eğitim paradoksu5
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- bisikletlilerin trafikteki meşruiyeti sorunsalı2
- bir şeyler söyle4
- velvet28
- 28 haziran 2026 panama ingiltere maçı4
- true'nun çaylak olması16
- gitme diye yalvarmak6
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi5
- demokratik kongo cumhuriyeti5
- her insanın bir cini olması8
- versuch2
bu memleketin en sıcak ve en nemli coğrafyaları arasında başı çekenlerden. yaz oldu muydu dışarda iş yapamaz hale gelirsiniz, %89 gibi bi nem oranıyla eğer solungaçlarınız yoksa muazzam bi çaba sarf etmeniz gerekli. oturduğunuz yerden sıcak çarpar neye uğradığınızı anlamazsınız. antalya'nın tek sorunu sıcak havasıdır. tatile gelenler için söylemiyorum bunu, onlar sıcak havaya geliyor zaten. ama antalya'da yaşayanları düşünün, cırcır böcekleri bile kasım sonuna kadar yaşayabiliyor bu memlekette.
park/bahçe düzenlemesinde en saçma örneklere de sahiptir kanımca. koskoca bir deniz var önünüzde ki biz buna akdeniz diyoruz. yine antalya, şehrin içinde denize girilebilecek kadar temiz denizi olan son 5 veya 6 ilden biri. gelmeyenler ve bilmeyenler için söylüyorum: şehir merkezi ve plaj arasındaki mesafe yürüyerek 45 dakika, tramvayla 10dakika falandır. öyle evden çıkıyosunuz cup denize. böyle bi güzellik yok dünya üstünde.
böyle bi şehrin her yerinde işte... deli gibi havuz var. ağaç yok. havuz var. çıldırası geliyor insanın, koca akdenize kıçını dönüp havuz manzarası izliyorsun. cumhuriyet meydanında ki sulara dans gösterisi yapan havuzu ayrı tutarım. ama her yer... beton ve her yer havuz.
e be güzelim... o havuzlar beni buranın cehennem sıcağından kurtarmıyor ki. ağaç istiyorum, ağaç. betondan mermerden havuzlar değil, büyük yapraklı ağaçlar istiyorum, üç adım attığında gölgesinde durabileceğim ağaçlar istiyorum şehrin içinde. süs ağacı istemiyorum. serinlik versin bana. ne yapayım ben taştan betondan kocaman meydanı, içinde suların oynaştığı altın havuzu?
bi bankaya gidip gelinceye kadar tansiyonum oluyor 50. üstelik beton sıcağı daha çok çekiyor, tek yaprak kımıldamıyor. burası istanbul değil ki ankara değil ki orda ki park bahçe düzenini alıp lönk diye aynı mantıkla koyuyorsun. gölgede 50 derece diyorum babacım duyuyor mu kulağın???
işte gördüğünüz gibi... koskoca üniversitesi, koskoca ziraat fakültesi, bir sürü öğretim görevlisi, öğrencisi olan, yüzde 70 in üstünde nemle, en aşağı 40 derece bir memlekette görünen o ki bunu düşünebilen kimse yok.
yapın yapın o tamamen betona dayalı şehir düzenlemesini...
nolsa öyle bi şehirden hoşlanan ilginç bir guruh var, bazen onların çöp arabasından damlayan suları içtiğinden de süphe ediyorum ben zaten. hastalıklı bi zihniyet çünkü.
park/bahçe düzenlemesinde en saçma örneklere de sahiptir kanımca. koskoca bir deniz var önünüzde ki biz buna akdeniz diyoruz. yine antalya, şehrin içinde denize girilebilecek kadar temiz denizi olan son 5 veya 6 ilden biri. gelmeyenler ve bilmeyenler için söylüyorum: şehir merkezi ve plaj arasındaki mesafe yürüyerek 45 dakika, tramvayla 10dakika falandır. öyle evden çıkıyosunuz cup denize. böyle bi güzellik yok dünya üstünde.
böyle bi şehrin her yerinde işte... deli gibi havuz var. ağaç yok. havuz var. çıldırası geliyor insanın, koca akdenize kıçını dönüp havuz manzarası izliyorsun. cumhuriyet meydanında ki sulara dans gösterisi yapan havuzu ayrı tutarım. ama her yer... beton ve her yer havuz.
e be güzelim... o havuzlar beni buranın cehennem sıcağından kurtarmıyor ki. ağaç istiyorum, ağaç. betondan mermerden havuzlar değil, büyük yapraklı ağaçlar istiyorum, üç adım attığında gölgesinde durabileceğim ağaçlar istiyorum şehrin içinde. süs ağacı istemiyorum. serinlik versin bana. ne yapayım ben taştan betondan kocaman meydanı, içinde suların oynaştığı altın havuzu?
bi bankaya gidip gelinceye kadar tansiyonum oluyor 50. üstelik beton sıcağı daha çok çekiyor, tek yaprak kımıldamıyor. burası istanbul değil ki ankara değil ki orda ki park bahçe düzenini alıp lönk diye aynı mantıkla koyuyorsun. gölgede 50 derece diyorum babacım duyuyor mu kulağın???
işte gördüğünüz gibi... koskoca üniversitesi, koskoca ziraat fakültesi, bir sürü öğretim görevlisi, öğrencisi olan, yüzde 70 in üstünde nemle, en aşağı 40 derece bir memlekette görünen o ki bunu düşünebilen kimse yok.
yapın yapın o tamamen betona dayalı şehir düzenlemesini...
nolsa öyle bi şehirden hoşlanan ilginç bir guruh var, bazen onların çöp arabasından damlayan suları içtiğinden de süphe ediyorum ben zaten. hastalıklı bi zihniyet çünkü.
Gündemdeki Haberler