bugün
- sneijderın kaşar karısının nafaka talebinin reddi7
- ürdün6
- izmirde bok kokusunun kaybolması8
- fusya şemsiyeli ve hipopotam9
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği5
- hilafetin türklere faydası18
- filistin4
- çin2
- nervioya talip olmak5
- kız sanılan yazarlar11
- ismet gürbüz ile almanya da sosisli yemek3
- ismet gurbuz'e tavsiyeler2
- öleceğin günü bilmek4
- almanya da yaşayan yazarlar2
- kayseri ceosu olan yazarlar4
- istanbul da cirit atmak5
- mehdi'nin namaz kılmayıp sürekli dolaşması4
- kibarhergele14
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- azerbaycan da öğretmenlere başörtüsü yasağı3
- sözlükte sevap işlemek2
- çerkezköy kapıkule tren hattı4
- türkiye6
- yuvarlak masa şövalyelerinin meeting set etmesi2
- arkadaşlar ben geri gelsem ayıp olur mu4
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- çorapla ıslak bir yere basmak2
- siyatik2
- iki elin doluyken burnun kaşınması3
- arda turan2
- güllü davası nda tuğyan'ın savunması2
- george washington7
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi9
- sözlüğün kırbacı10
- sorusormayin7
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı3
- gocu8
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak8
- kütüphanelerde risale'i nurlar olmalı4
- ucan tekme atan hipopotam45
- hangi yazarla çift olursunuz28
- masum sözlük kızları3
- elektrik süpürgesinin kafasının güzel olması2
- fenerbahçe adası4
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı12
- pavyonları dönüştürmek5
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin8
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- rahmi koç2
bu memleketin en sıcak ve en nemli coğrafyaları arasında başı çekenlerden. yaz oldu muydu dışarda iş yapamaz hale gelirsiniz, %89 gibi bi nem oranıyla eğer solungaçlarınız yoksa muazzam bi çaba sarf etmeniz gerekli. oturduğunuz yerden sıcak çarpar neye uğradığınızı anlamazsınız. antalya'nın tek sorunu sıcak havasıdır. tatile gelenler için söylemiyorum bunu, onlar sıcak havaya geliyor zaten. ama antalya'da yaşayanları düşünün, cırcır böcekleri bile kasım sonuna kadar yaşayabiliyor bu memlekette.
park/bahçe düzenlemesinde en saçma örneklere de sahiptir kanımca. koskoca bir deniz var önünüzde ki biz buna akdeniz diyoruz. yine antalya, şehrin içinde denize girilebilecek kadar temiz denizi olan son 5 veya 6 ilden biri. gelmeyenler ve bilmeyenler için söylüyorum: şehir merkezi ve plaj arasındaki mesafe yürüyerek 45 dakika, tramvayla 10dakika falandır. öyle evden çıkıyosunuz cup denize. böyle bi güzellik yok dünya üstünde.
böyle bi şehrin her yerinde işte... deli gibi havuz var. ağaç yok. havuz var. çıldırası geliyor insanın, koca akdenize kıçını dönüp havuz manzarası izliyorsun. cumhuriyet meydanında ki sulara dans gösterisi yapan havuzu ayrı tutarım. ama her yer... beton ve her yer havuz.
e be güzelim... o havuzlar beni buranın cehennem sıcağından kurtarmıyor ki. ağaç istiyorum, ağaç. betondan mermerden havuzlar değil, büyük yapraklı ağaçlar istiyorum, üç adım attığında gölgesinde durabileceğim ağaçlar istiyorum şehrin içinde. süs ağacı istemiyorum. serinlik versin bana. ne yapayım ben taştan betondan kocaman meydanı, içinde suların oynaştığı altın havuzu?
bi bankaya gidip gelinceye kadar tansiyonum oluyor 50. üstelik beton sıcağı daha çok çekiyor, tek yaprak kımıldamıyor. burası istanbul değil ki ankara değil ki orda ki park bahçe düzenini alıp lönk diye aynı mantıkla koyuyorsun. gölgede 50 derece diyorum babacım duyuyor mu kulağın???
işte gördüğünüz gibi... koskoca üniversitesi, koskoca ziraat fakültesi, bir sürü öğretim görevlisi, öğrencisi olan, yüzde 70 in üstünde nemle, en aşağı 40 derece bir memlekette görünen o ki bunu düşünebilen kimse yok.
yapın yapın o tamamen betona dayalı şehir düzenlemesini...
nolsa öyle bi şehirden hoşlanan ilginç bir guruh var, bazen onların çöp arabasından damlayan suları içtiğinden de süphe ediyorum ben zaten. hastalıklı bi zihniyet çünkü.
park/bahçe düzenlemesinde en saçma örneklere de sahiptir kanımca. koskoca bir deniz var önünüzde ki biz buna akdeniz diyoruz. yine antalya, şehrin içinde denize girilebilecek kadar temiz denizi olan son 5 veya 6 ilden biri. gelmeyenler ve bilmeyenler için söylüyorum: şehir merkezi ve plaj arasındaki mesafe yürüyerek 45 dakika, tramvayla 10dakika falandır. öyle evden çıkıyosunuz cup denize. böyle bi güzellik yok dünya üstünde.
böyle bi şehrin her yerinde işte... deli gibi havuz var. ağaç yok. havuz var. çıldırası geliyor insanın, koca akdenize kıçını dönüp havuz manzarası izliyorsun. cumhuriyet meydanında ki sulara dans gösterisi yapan havuzu ayrı tutarım. ama her yer... beton ve her yer havuz.
e be güzelim... o havuzlar beni buranın cehennem sıcağından kurtarmıyor ki. ağaç istiyorum, ağaç. betondan mermerden havuzlar değil, büyük yapraklı ağaçlar istiyorum, üç adım attığında gölgesinde durabileceğim ağaçlar istiyorum şehrin içinde. süs ağacı istemiyorum. serinlik versin bana. ne yapayım ben taştan betondan kocaman meydanı, içinde suların oynaştığı altın havuzu?
bi bankaya gidip gelinceye kadar tansiyonum oluyor 50. üstelik beton sıcağı daha çok çekiyor, tek yaprak kımıldamıyor. burası istanbul değil ki ankara değil ki orda ki park bahçe düzenini alıp lönk diye aynı mantıkla koyuyorsun. gölgede 50 derece diyorum babacım duyuyor mu kulağın???
işte gördüğünüz gibi... koskoca üniversitesi, koskoca ziraat fakültesi, bir sürü öğretim görevlisi, öğrencisi olan, yüzde 70 in üstünde nemle, en aşağı 40 derece bir memlekette görünen o ki bunu düşünebilen kimse yok.
yapın yapın o tamamen betona dayalı şehir düzenlemesini...
nolsa öyle bi şehirden hoşlanan ilginç bir guruh var, bazen onların çöp arabasından damlayan suları içtiğinden de süphe ediyorum ben zaten. hastalıklı bi zihniyet çünkü.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar