bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı54
- lionel messi12
- ispanya18
- türkiyede güzel içecek satılmaması3
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- arjantin17
- 2026 dünya kupası23
- futbol13
- dünya18
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- rulette kazanma yolu2
- resim hocaları5
- uyudunuz mu arkadaşlar3
- muşlettin amca bey birader bey3
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- le cola'nın 67 tl olması5
- 50 tl ile rolling yapmak2
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
- acile gidip acil sevgili arıyorum demek3
- donald trump6
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- ben geldim ayağa kalkın3
- 2026 dünya kupası şampiyonu ispanya3
- marc cucurella5
- şehir kurma oyunları5
- birader yazarların birader bey yazarlar olmaları3
- kemal kılıçdaroğlu7
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- çalışarak zengin olmak2
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- haluk levent denince akla gelenler4
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- tefeciden borç almak4
- sapık7
- ciguli kral3
- matadorların siyonistleri hoplatması2
- arjantin milli futbol takımı6
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- lisede hocaların herşeyi bilmesi3
- mütevazi çardakta hasır sandalye2
- allah varsa beni milli yapsın7
- ispanya milli futbol takımı6
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- gocu nerede8
- haluk levent vs serdar ortaç6
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- haluk levent21
Hukuk: Adaletin Sureti, Hakk’ın Kelâmı
Hukuk, Allah’ın emir ve yasaklarının toplumsal düzende tecelli ettiği ilahi bir nizâm; Hakk’ın adalet suretinde görünmesi… insan denilen meçhulün, ruh ve beden muvazenesinde idrak ettiği bir nizâm ki, yaratılış gayesinin hem ferdî hem içtimaî ölçüde keşfi ve tatbikidir. Adalet, “her şeyi yerli yerine koymak” ve bu anlamda, varoluşun ahenk ve intizamını yakalamaktır.
Bugün modern hukuk dedikleri, insanın ruhunu susturup bedenine hapsetmiş, maddecilik zindanının parmaklıklarında yankılanan bir “hukuk çığırtkanlığı”… Halbuki hukuk, emir ve yasaklardan ibaret bir mekanizma değil, ruhî ve fikrî temeli olan bir idealdir. Adaletin idraki, Hakk’a teslimiyetle mümkündür; hukuk dediğin, Allah’ın şeriatında tecelli eden adaletin vasıtasıdır.
Hukukun Nizâmı: islam Şeriatı
Bir taş yerinden oynasa, kâinatın ahengi bozulur… Hukuk, taşları yerine koyma sanatıdır; bu da şeriatla mümkündür. Şeriatın gayesi, insanın fıtratına uygun bir nizam kurmak ve onu yaratılış amacına ram etmektir. Şeriatsız hukuk, başsız bir beden, kalpsiz bir insan…
Modern hukukta gördüğün, insanı Allah’tan koparan bir mekanik nizâm. Adalet adına zulüm, özgürlük adına esaret… Hâlbuki islam hukuku, adaletin ölçüsünü Allah’ın emirlerinde bulur; hakların hakikati, Allah’ın rızasına muvafıktır. “Hukuk”, kelime köküyle bile, “hak”kın yanındadır; batılın değil!
Hukukun inşası: Başyücelik ideali
Mirzabeyoğlu’nun dile getirdiği “Başyücelik Devleti”, hukukun yeniden inşasının temelidir. Burada hukuk, emir ve yasaklardan ibaret bir sistem değil; varoluş gayesinin cemiyet planında tecellisi… Hukuk, insanı insan yapan değerlerin muhafazası ve bu değerler üzerinden yeni bir medeniyet tasavvurunun çatısıdır.
Batı’nın ithal ettiği hukuk sistemleri, kalıplaşmış birer esaret zinciri… Bu zincirleri kırmak, hukuku Hakk’ın terazisinde yeniden tartmak gerekir. Bu inşa süreci, hem geçmişin birikiminden beslenir hem de günümüzün ihtiyaçlarına cevap verir. işte burada, islam’ın aslına dönüş ve modernitenin eleştirisi, hukuk için yol gösterici bir işaret fişeğidir.
Son Söz
Hukuk dediğin, Hakk’ın hâkimiyetine teslimiyetle başlar; bu teslimiyet olmadan, adalet yalnızca bir hayaldir. Adaletin sancağı, Allah’ın rızasıdır; hukuk ise bu sancağın gölgesinde bir nizâm… insan ve toplum, bu nizâmın içinde hem kendi hakikatini hem de Hakk’ın tecellisini bulur. Adalet, Hakk’a ram olmaktır; hukuk, bu râm oluşun suretidir.
"Hukuk, Hakk’ın emri, adalet ise bu emrin suretteki nizamıdır; suretsiz nizam, adaletin değil kaosun diğer adıdır."
Hukuk, Allah’ın emir ve yasaklarının toplumsal düzende tecelli ettiği ilahi bir nizâm; Hakk’ın adalet suretinde görünmesi… insan denilen meçhulün, ruh ve beden muvazenesinde idrak ettiği bir nizâm ki, yaratılış gayesinin hem ferdî hem içtimaî ölçüde keşfi ve tatbikidir. Adalet, “her şeyi yerli yerine koymak” ve bu anlamda, varoluşun ahenk ve intizamını yakalamaktır.
Bugün modern hukuk dedikleri, insanın ruhunu susturup bedenine hapsetmiş, maddecilik zindanının parmaklıklarında yankılanan bir “hukuk çığırtkanlığı”… Halbuki hukuk, emir ve yasaklardan ibaret bir mekanizma değil, ruhî ve fikrî temeli olan bir idealdir. Adaletin idraki, Hakk’a teslimiyetle mümkündür; hukuk dediğin, Allah’ın şeriatında tecelli eden adaletin vasıtasıdır.
Hukukun Nizâmı: islam Şeriatı
Bir taş yerinden oynasa, kâinatın ahengi bozulur… Hukuk, taşları yerine koyma sanatıdır; bu da şeriatla mümkündür. Şeriatın gayesi, insanın fıtratına uygun bir nizam kurmak ve onu yaratılış amacına ram etmektir. Şeriatsız hukuk, başsız bir beden, kalpsiz bir insan…
Modern hukukta gördüğün, insanı Allah’tan koparan bir mekanik nizâm. Adalet adına zulüm, özgürlük adına esaret… Hâlbuki islam hukuku, adaletin ölçüsünü Allah’ın emirlerinde bulur; hakların hakikati, Allah’ın rızasına muvafıktır. “Hukuk”, kelime köküyle bile, “hak”kın yanındadır; batılın değil!
Hukukun inşası: Başyücelik ideali
Mirzabeyoğlu’nun dile getirdiği “Başyücelik Devleti”, hukukun yeniden inşasının temelidir. Burada hukuk, emir ve yasaklardan ibaret bir sistem değil; varoluş gayesinin cemiyet planında tecellisi… Hukuk, insanı insan yapan değerlerin muhafazası ve bu değerler üzerinden yeni bir medeniyet tasavvurunun çatısıdır.
Batı’nın ithal ettiği hukuk sistemleri, kalıplaşmış birer esaret zinciri… Bu zincirleri kırmak, hukuku Hakk’ın terazisinde yeniden tartmak gerekir. Bu inşa süreci, hem geçmişin birikiminden beslenir hem de günümüzün ihtiyaçlarına cevap verir. işte burada, islam’ın aslına dönüş ve modernitenin eleştirisi, hukuk için yol gösterici bir işaret fişeğidir.
Son Söz
Hukuk dediğin, Hakk’ın hâkimiyetine teslimiyetle başlar; bu teslimiyet olmadan, adalet yalnızca bir hayaldir. Adaletin sancağı, Allah’ın rızasıdır; hukuk ise bu sancağın gölgesinde bir nizâm… insan ve toplum, bu nizâmın içinde hem kendi hakikatini hem de Hakk’ın tecellisini bulur. Adalet, Hakk’a ram olmaktır; hukuk, bu râm oluşun suretidir.
"Hukuk, Hakk’ın emri, adalet ise bu emrin suretteki nizamıdır; suretsiz nizam, adaletin değil kaosun diğer adıdır."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar