bugün
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu22
- erkek evi tek başına geçindirmek zorunda değildir6
- kadınınızı çalıştırır mısınız9
- game of thrones taki kerhaneci16
- dolar isterse 100 olsun38
- rum sultanlığı3
- yeni parti de bölünebilir10
- nah sana oy17
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları12
- birader bey olmayanlar2
- evlenmek6
- stack overflow'un geleceği2
- muris muvazaası2
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı3
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi10
- anın görüntüsü16
- gürcistan göçmenleri13
- almanya'da yaşayıp arabasına tuğra yapıştıran tip6
- fino köpeğine verilebilecek isimler3
- gemini man vs simko33
- ismet bin gürbüzullah mehdii el fişfişovic mahdum2
- hiç çaylak olmamış yazar gizli eşcinseldir11
- ekrem imamoğlu3
- dolar 100 tl mazot 100 tl13
- hakiki gurbetçi vs sonradan gelme tipler6
- almancıları sevmemek11
- öcalan isterse savunma bakanı olsun10
- 65 yaş üstü siyaset yasaklanmalıdır4
- akp şehit ailelerine ne diyecek7
- iyi günler arkadaşlar nasibimi arıyorum12
- alparslan kuytul18
- başlık altı yalamaları4
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçmek12
- melih gökçek5
- mezarlığa sıfır bina5
- trafik kazası avukatı3
- savaş olunca türk halkı haklar olunca apo pkk3
- tavuklu salata2
- 19 litre damacanayı sırtlayıp su sebile takan kız9
- o kız sana bakmaz3
- annen mi ben mi diyen kadın6
- günde 5 yumurta yiyen erkek7
- türk askerini kursuna dizen abdullah öcalan9
- şarapla kızılcık meze gider mi2
- tanga giyen kızı doyurmak ne mümkün6
- evlenmeden olmaz diyen kız7
- isabela santos2
- velvet48
geçtiğimiz haftalarda memlekete, ailemi ziyarete gittim.
her birini öptüm, kokladım ve hep beraber bol bol da gezdim.
anneannem de memlekette yaşıyor, haliyle onu da ziyarete gittim.
bir sabah toplandık cümbür cemaat, rahmetli dedemin kabristanlığını ziyarete gittik.
dua bilen dua etti, kimisi ellerini havaya kaldırıp kolpadan fısıldandı, kimisi de boş boş baktı. hangisine dahil olduğumu söylemeyeceğim tabii ki ama pek de oralı olmadığımı belirtmeliyim. velhasıl kurumuş toprak sulandı, fısıltılar bir bir kesildi, eldeki çiçekler rahmetlinin üstüne serpildi, örtülü toprağa birazcık da serinlesin diye su serpildi ki, orada beni bir gülme tuttu.
neyse, eskinin insanlarının adetlerine* ayak uydurmakla meşgul iken bir anda köy evinde bulduk kendimizi. şöyledir böyledir derken, çay servisi başladı. ortalık gayet durağan iken anneannemin gözleri sulandı ve aldı eline sazı:
- şu kuzinenin gömüldüğü ocağın kara taşını dedeniz bilmem ne yaylasından taşıdı.
-kapıdaki yaşlı dut ağacını dedeniz ektiydi.
-bahçenin ardındaki duvarın dibini dedeniz ıslah ettiydi.
- rahmetli abdest alırken her yeri su içinde bırakırdı.
gibi gibi şeyler. yani o an aklına o'na dair ne varsa kusuverdi.
anneannem ki, rahmetli dedemiz yaşarken kendisine kan da kusturmuştur.
sözüm ona kusmayı da kusturmayı da iyi bilir.
fakat kızmayın o'na, çünkü ziyadesiyle vicdan azabı çeken bir kadın.
rahmetliye yaşarken bir kez olsun "seni seviyorum" diyememiş ve mütemadiyen azarlamış bir kadın ama beni kenara çekip de şunu söyleyebilmiş yaşlı mı yaşlı bir kadın:
- keşke nur olabilsem de girebilsem mezarına
farkındayım bu söylem trajik fakat bana göre pek de sempatik.
yaşarken, dünyasını emcüklediği bir insanın çürümüş yatağına kutsiyeti yüksek bir ışık olup da girmek niyetinde olan sarışın bir çıtır pardon çakal. o işler öyle olmuyor işte ama geç de olsa seni seviyorum demenin alternatif bir yolunu bulabilmiş yani kendi kendine okazyon yaratmış. ya işte, tezekten terazinin boktan oluyor dirhemi.
her birini öptüm, kokladım ve hep beraber bol bol da gezdim.
anneannem de memlekette yaşıyor, haliyle onu da ziyarete gittim.
bir sabah toplandık cümbür cemaat, rahmetli dedemin kabristanlığını ziyarete gittik.
dua bilen dua etti, kimisi ellerini havaya kaldırıp kolpadan fısıldandı, kimisi de boş boş baktı. hangisine dahil olduğumu söylemeyeceğim tabii ki ama pek de oralı olmadığımı belirtmeliyim. velhasıl kurumuş toprak sulandı, fısıltılar bir bir kesildi, eldeki çiçekler rahmetlinin üstüne serpildi, örtülü toprağa birazcık da serinlesin diye su serpildi ki, orada beni bir gülme tuttu.
neyse, eskinin insanlarının adetlerine* ayak uydurmakla meşgul iken bir anda köy evinde bulduk kendimizi. şöyledir böyledir derken, çay servisi başladı. ortalık gayet durağan iken anneannemin gözleri sulandı ve aldı eline sazı:
- şu kuzinenin gömüldüğü ocağın kara taşını dedeniz bilmem ne yaylasından taşıdı.
-kapıdaki yaşlı dut ağacını dedeniz ektiydi.
-bahçenin ardındaki duvarın dibini dedeniz ıslah ettiydi.
- rahmetli abdest alırken her yeri su içinde bırakırdı.
gibi gibi şeyler. yani o an aklına o'na dair ne varsa kusuverdi.
anneannem ki, rahmetli dedemiz yaşarken kendisine kan da kusturmuştur.
sözüm ona kusmayı da kusturmayı da iyi bilir.
fakat kızmayın o'na, çünkü ziyadesiyle vicdan azabı çeken bir kadın.
rahmetliye yaşarken bir kez olsun "seni seviyorum" diyememiş ve mütemadiyen azarlamış bir kadın ama beni kenara çekip de şunu söyleyebilmiş yaşlı mı yaşlı bir kadın:
- keşke nur olabilsem de girebilsem mezarına
farkındayım bu söylem trajik fakat bana göre pek de sempatik.
yaşarken, dünyasını emcüklediği bir insanın çürümüş yatağına kutsiyeti yüksek bir ışık olup da girmek niyetinde olan sarışın bir çıtır pardon çakal. o işler öyle olmuyor işte ama geç de olsa seni seviyorum demenin alternatif bir yolunu bulabilmiş yani kendi kendine okazyon yaratmış. ya işte, tezekten terazinin boktan oluyor dirhemi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar