bugün
- tembel ve çalışmayan insan15
- 1 saatte 10 bira içmek16
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- manyak olmaya karar verdim9
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- almanya da hangi partiyi seçerdiniz5
- arkadaşlar neden bu kadar salaksınız5
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti3
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri5
- şaka maka 2026 dünya kupasının bitmesi3
- haber turk2
- türkiyeden siktirolup gitmek5
- yüksek seviye otomobile binmeye utanmak2
- hırt5
- velvet12
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- otomobile ek vergi5
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması2
- nervio11
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması7
- kıbrıs barış harekatı3
- ingilterede çocuklar açlıktan silgi yiyor5
- slavko vincic15
- cunda adası3
- akşamları yürüyüşe çıkmak2
- ispanya19
- sevilince şımaran kızlar4
- blok33
- teröriste o da insan demek4
- kadınların efendi erkek yerine katil tercihi4
- yazık oldu yarınlara4
- otel odasında ölmekten korkmak2
- üniversite tercih edeceklere tavsiyeler3
- liberal eğitimin imkansızlığı2
- pahalılığın çaresi3
- vurgun yemek4
- özgünlüğün faydasız olması5
- arkadaşlar ben chatgpt ile konuşmaya gıdıyorum2
- sözlük kızlarının adam gibi adam olması2
- anna karenina'ya orospu diyen beyinsiz adi köpek6
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması8
- tayt giyen hatunun götünü dalgalandırmak2
- tememda kenka nalaka10
- istanbul da hissedilen sıcaklık2
- true hanın gazabı8
- sözlük kimsenin tekelinde değildir9
Çatlı değil MiT çökertti
Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının "ASALA'yı biz bitirdik" diyerek kahramanlık taslamaları üzerine 'işin gerçek sahipleri' 15 yıldır bir sır olarak saklanan bu gizli dosyanın kapağını açtılar
Acı bir tesadüf: Susurluk kazasının yıldönümünde Türkiye, Haluk Kırcı'ya affı tartışıyor. Avrupa devletleri kendi bünyelerinde Gladio'yu, kontrgerillayı temizlediler. Türkiye ise bu eli kanlı çeteyi yargılayıp, mahkum etmek bir yana, kahramanlaştırma çabasında...
Bu çabayı sürdürenlerin elindeki tek koz, Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının "ASALA'yı çökerten eylemler yaptıkları" iddiası...
Oral Çelik, TBMM Susurluk Komisyonu'nda verdiği ifadede şöyle dedi:
"ASALA'yı biz ortadan kaldırdık. Çatlı liderimizdi. 4 kişiydik. 5'inci ben vardım' diyen, hangi makamsa gelsin, desin ki, 'Ben de vardım".
işte bu meydan okuma, ASALA operasyonunun "gerçek mimarlar"ını isyan ettirdi. Yeminlerine sadık kalarak yıllardır susanlar, ilk kez bazı dosyaların kapağını açma ihtiyacı duydular.
15 YILLIK SIR
15 yıllık bu sırrın bazı ayrıntıları böylece açığa çıktı.
ASALA'ya karşı devlet operasyonunun gerçek öyküsünü bu geceden itibaren ATV ana haber bülteninde izleyeceksiniz.
Orada da görüleceği gibi, ASALA'yı bitiren ne Avrupa'daki birkaç ülkücü, ne de devletin istihbarat örgütü...
ASALA'yı asıl bitiren bizzat ASALA'nın kendisi...
Örgüt, kanlı eylemlerini iyice tırmandırıp, 1983 yılında Orly katliamıyla oklarını Fransa'ya çevirince kendi ölüm fermanını da imzalamış oluyor ve hem bölünerek, hem de üzerindeki Avrupalı koruma kalkanının kaldırılmasıyla yok olup gidiyor.
DEVLETiN KATKISI
Peki bu sürece Türkiye devletinin katkısı nedir?
Kamuoyu, ASALA'yla mücadele öyküsünün hep ülkücüler boyutunu dinledi. MiT'in Çatlı'ya görev vermesini, onların Türkeş'in salıverilmesine karşılık bu misyonu kabul etmesini, 10 bin dolar karşılığı bazı eylemlere kalkışmalarını, sonra uyuşturucu işine bulaşınca MiT'i karıştırmalarını ve nihayet devlet onları kullanacağına, onların devleti kullanır hale gelmelerini kısmen öğrendik.
işin daha az bilinen boyutu, devletin bu arada neler yaptığıydı.
Aktarılanlara bakılırsa, devletin zirvesinde bu konu ilk kez 12 Eylül öncesi bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısında gündeme geldi. Bazı devlet yetkilileri, hızla tırmanan ASALA terörü karşısında öfkeyle "Biz de onları öldürelim" deyince bu önerinin karşısına dikilen, dönemin MiT müsteşarı Korg. Hamza Gürgüç oldu.
Gürgüç, MiT'in yurtdışında silah kullanmasının mümkün olmadığını, böyle bir eğitimi de bulunmadığını belirtip "Böyle bir şey devlet olmaya yakışmaz. Üstelik diplomatlarımıza yapılan suikastları da artırabilir" dedi ve ekledi:
"Öldür emrini verecek makamlar, bu makam ne olursa olsun günün birinde açıklanacaklardır".
Kendisi bu cümleyi söylerken Başbakan Demirel'in tebessümle yüzüne baktığını Korg. Gürgüç yıllar sonra anlatacaktı.
BEKLENEN FIRSAT
Ancak 12 Eylül'den sonra işler değişti. Saldırıların arkası kesilmeyince devlet bir şeyler yapmaya karar verdi. Ve beklediği fırsat, korkunç bir eylem sayesinde karşısına çıktı.
Kanlı Esenboğa katliamında sağ ele geçirilen Leon Ekmekçiyan, Mamak'ta Devlet Başkanı Kenan Evren'in damadı, Köşk'ün güvenlik danışmanı, istihbaratçı Erkan Gürvit tarafından sorgulandı.
Ekmekçiyan, hayatı karşılığı bazı isimler ve adresler vermeye ikna edildi.
Tam o dönemde işe, Korg. Gürgüç'ten farklı bakan bir istihbaratçı Ankara'ya geldi. Teşkilatta kontrespiyonaj dairesinden emekli olmuş olan Hiram Abas, ASALA'nın temizlenmesi için "yurtdışında mukabil eylemler düzenlenmesinden" yanaydı. Operasyona gönüllü oldu.
"Kan Davası işi" ona verildi.
Operasyonu Köşk finanse edecek, ancak Hiram Abas Köşk'ün kadrosunda görünmeyecekti. Dış temsilciler lojistik konusunda destek olacaktı.
Abas'ın ekibi 5 kişiydi. Bazıları asker kökenliydiler. iyi dil biliyor ve çok iyi silah kullanıyorlardı. Hazır olduklarında kendilerine bir belge imzalatıldı. Yakalanırlarsa birbirleriyle ve devletle herhangi bir ilişkiyi asla kabul etmeyeceklerdi.
Ya işkence görürlerse..?
"Teşkilat"ın bu olasılığa karşı çok ilginç bir önlemi vardı. Tim mensuplarının sol koltuk altlarına bir ameliyatla 3 küçük hap yerleştirildi. Hapların içinde siyanür vardı. Kriz anında ameliyatlı yer, tırnakla yırtılacak ve haplar alınıp ihtihar edilecekti.
Yemin böyleydi.
MOSSAD'IN JESTi
Ekmekçiyan'ın verdiği isimler, Lübnan'da yaşıyorlardı.
Tim, Lübnan'a sızmakta zorlanmadı. Çünkü tam o günlerde israil, Lübnan'ı işgal etmiş ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) gerillalarıyla birlikte ASALA militanlarının üslerine de baskınlar düzenlemişti. Üstelik, MOSSAD, MiT'e bir jest yaparak bu baskınlara davet etmişti. Ekip, hemen çağrıya uyarak Bekaa'ya geçti. Bazı belgelere ulaştı. Ekmekçiyan'ın verdiği bazı isimler, belirli adreslere çekilerek (istihbarat jargonuyla "yemlenerek") "halledildi".
SÖZ TUTULMADI
Bu arada Hiram Abas, Lübnan'da Ekmekçiyan'ın annesini de ziyaret etti. Oğlunun hayatta olduğunu ve hayatta kalacağını söyledi. Birbirlerinden yardım istediler. Karşılıklı sözler verdiler.Ancak Beyrut dönüşü Abas'ı acı bir sürpriz bekliyordu. Devlet verdiği sözü tutmamış, Ekmekçiyan 29 Ocak 1983 günü asılmıştı.
istihbarat timleri Paris ve Atina'da
ORLY baskınının ardından önce Paris ve sonra da bütün başkentler ASALA üzerindeki şemsiyesini kaldırınca Avrupa Türk istihbaratçılar için elverişli bir "av alanı" haline dönüştü.
Avrupa'ya geçen timler, Paris ve Atina'da James Bond filmlerine taş çıkaracak sahneler yaşadılar. Hiram Abas'ın St Jeanne de Chantal Ermeni kilisesinin avlusuna bırakıp patlamaya 15 dakika kala bizzat ihbar ettiği bombalar, Paris'te Pont de L'alama köprüsünün sahanlığında çapraz ateşe tutularak öldürülen ASALA militanı, timin bir hatası sonucu Pire-Atina seferini yapan banliyö treninin bir vagonunda, kovaladıkları hedefle teke tek kalan ve kanlı bir boğuşa giren "Yakup Cemil" kod adlı tim üyesi...
Bütün bu inanılmaz olaylar yaşanırken Abdullah Çatlı Paris'te bir cezaevinde yatıyordu.
Bu olayların altına imza atanlara gelince...
Bugün 6 kişilik o timden geriye sadece 2 kişi kaldı. O 2 kişi, Hiram Abas'ın kendilerine yazıp bıraktığı bir şiiri hâlâ kutsal bir emanet gibi taşıyor:
"Ne alnımızda bir ayıp/Ne koltuk altında saçlı haçım/
Biz bu halkı sevdik ve bu ülkeyi/işte bağışlanmaz korkunç suçum".
http://arsiv.sabah.com.tr/1999/11/03/d01.html
Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının "ASALA'yı biz bitirdik" diyerek kahramanlık taslamaları üzerine 'işin gerçek sahipleri' 15 yıldır bir sır olarak saklanan bu gizli dosyanın kapağını açtılar
Acı bir tesadüf: Susurluk kazasının yıldönümünde Türkiye, Haluk Kırcı'ya affı tartışıyor. Avrupa devletleri kendi bünyelerinde Gladio'yu, kontrgerillayı temizlediler. Türkiye ise bu eli kanlı çeteyi yargılayıp, mahkum etmek bir yana, kahramanlaştırma çabasında...
Bu çabayı sürdürenlerin elindeki tek koz, Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının "ASALA'yı çökerten eylemler yaptıkları" iddiası...
Oral Çelik, TBMM Susurluk Komisyonu'nda verdiği ifadede şöyle dedi:
"ASALA'yı biz ortadan kaldırdık. Çatlı liderimizdi. 4 kişiydik. 5'inci ben vardım' diyen, hangi makamsa gelsin, desin ki, 'Ben de vardım".
işte bu meydan okuma, ASALA operasyonunun "gerçek mimarlar"ını isyan ettirdi. Yeminlerine sadık kalarak yıllardır susanlar, ilk kez bazı dosyaların kapağını açma ihtiyacı duydular.
15 YILLIK SIR
15 yıllık bu sırrın bazı ayrıntıları böylece açığa çıktı.
ASALA'ya karşı devlet operasyonunun gerçek öyküsünü bu geceden itibaren ATV ana haber bülteninde izleyeceksiniz.
Orada da görüleceği gibi, ASALA'yı bitiren ne Avrupa'daki birkaç ülkücü, ne de devletin istihbarat örgütü...
ASALA'yı asıl bitiren bizzat ASALA'nın kendisi...
Örgüt, kanlı eylemlerini iyice tırmandırıp, 1983 yılında Orly katliamıyla oklarını Fransa'ya çevirince kendi ölüm fermanını da imzalamış oluyor ve hem bölünerek, hem de üzerindeki Avrupalı koruma kalkanının kaldırılmasıyla yok olup gidiyor.
DEVLETiN KATKISI
Peki bu sürece Türkiye devletinin katkısı nedir?
Kamuoyu, ASALA'yla mücadele öyküsünün hep ülkücüler boyutunu dinledi. MiT'in Çatlı'ya görev vermesini, onların Türkeş'in salıverilmesine karşılık bu misyonu kabul etmesini, 10 bin dolar karşılığı bazı eylemlere kalkışmalarını, sonra uyuşturucu işine bulaşınca MiT'i karıştırmalarını ve nihayet devlet onları kullanacağına, onların devleti kullanır hale gelmelerini kısmen öğrendik.
işin daha az bilinen boyutu, devletin bu arada neler yaptığıydı.
Aktarılanlara bakılırsa, devletin zirvesinde bu konu ilk kez 12 Eylül öncesi bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısında gündeme geldi. Bazı devlet yetkilileri, hızla tırmanan ASALA terörü karşısında öfkeyle "Biz de onları öldürelim" deyince bu önerinin karşısına dikilen, dönemin MiT müsteşarı Korg. Hamza Gürgüç oldu.
Gürgüç, MiT'in yurtdışında silah kullanmasının mümkün olmadığını, böyle bir eğitimi de bulunmadığını belirtip "Böyle bir şey devlet olmaya yakışmaz. Üstelik diplomatlarımıza yapılan suikastları da artırabilir" dedi ve ekledi:
"Öldür emrini verecek makamlar, bu makam ne olursa olsun günün birinde açıklanacaklardır".
Kendisi bu cümleyi söylerken Başbakan Demirel'in tebessümle yüzüne baktığını Korg. Gürgüç yıllar sonra anlatacaktı.
BEKLENEN FIRSAT
Ancak 12 Eylül'den sonra işler değişti. Saldırıların arkası kesilmeyince devlet bir şeyler yapmaya karar verdi. Ve beklediği fırsat, korkunç bir eylem sayesinde karşısına çıktı.
Kanlı Esenboğa katliamında sağ ele geçirilen Leon Ekmekçiyan, Mamak'ta Devlet Başkanı Kenan Evren'in damadı, Köşk'ün güvenlik danışmanı, istihbaratçı Erkan Gürvit tarafından sorgulandı.
Ekmekçiyan, hayatı karşılığı bazı isimler ve adresler vermeye ikna edildi.
Tam o dönemde işe, Korg. Gürgüç'ten farklı bakan bir istihbaratçı Ankara'ya geldi. Teşkilatta kontrespiyonaj dairesinden emekli olmuş olan Hiram Abas, ASALA'nın temizlenmesi için "yurtdışında mukabil eylemler düzenlenmesinden" yanaydı. Operasyona gönüllü oldu.
"Kan Davası işi" ona verildi.
Operasyonu Köşk finanse edecek, ancak Hiram Abas Köşk'ün kadrosunda görünmeyecekti. Dış temsilciler lojistik konusunda destek olacaktı.
Abas'ın ekibi 5 kişiydi. Bazıları asker kökenliydiler. iyi dil biliyor ve çok iyi silah kullanıyorlardı. Hazır olduklarında kendilerine bir belge imzalatıldı. Yakalanırlarsa birbirleriyle ve devletle herhangi bir ilişkiyi asla kabul etmeyeceklerdi.
Ya işkence görürlerse..?
"Teşkilat"ın bu olasılığa karşı çok ilginç bir önlemi vardı. Tim mensuplarının sol koltuk altlarına bir ameliyatla 3 küçük hap yerleştirildi. Hapların içinde siyanür vardı. Kriz anında ameliyatlı yer, tırnakla yırtılacak ve haplar alınıp ihtihar edilecekti.
Yemin böyleydi.
MOSSAD'IN JESTi
Ekmekçiyan'ın verdiği isimler, Lübnan'da yaşıyorlardı.
Tim, Lübnan'a sızmakta zorlanmadı. Çünkü tam o günlerde israil, Lübnan'ı işgal etmiş ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) gerillalarıyla birlikte ASALA militanlarının üslerine de baskınlar düzenlemişti. Üstelik, MOSSAD, MiT'e bir jest yaparak bu baskınlara davet etmişti. Ekip, hemen çağrıya uyarak Bekaa'ya geçti. Bazı belgelere ulaştı. Ekmekçiyan'ın verdiği bazı isimler, belirli adreslere çekilerek (istihbarat jargonuyla "yemlenerek") "halledildi".
SÖZ TUTULMADI
Bu arada Hiram Abas, Lübnan'da Ekmekçiyan'ın annesini de ziyaret etti. Oğlunun hayatta olduğunu ve hayatta kalacağını söyledi. Birbirlerinden yardım istediler. Karşılıklı sözler verdiler.Ancak Beyrut dönüşü Abas'ı acı bir sürpriz bekliyordu. Devlet verdiği sözü tutmamış, Ekmekçiyan 29 Ocak 1983 günü asılmıştı.
istihbarat timleri Paris ve Atina'da
ORLY baskınının ardından önce Paris ve sonra da bütün başkentler ASALA üzerindeki şemsiyesini kaldırınca Avrupa Türk istihbaratçılar için elverişli bir "av alanı" haline dönüştü.
Avrupa'ya geçen timler, Paris ve Atina'da James Bond filmlerine taş çıkaracak sahneler yaşadılar. Hiram Abas'ın St Jeanne de Chantal Ermeni kilisesinin avlusuna bırakıp patlamaya 15 dakika kala bizzat ihbar ettiği bombalar, Paris'te Pont de L'alama köprüsünün sahanlığında çapraz ateşe tutularak öldürülen ASALA militanı, timin bir hatası sonucu Pire-Atina seferini yapan banliyö treninin bir vagonunda, kovaladıkları hedefle teke tek kalan ve kanlı bir boğuşa giren "Yakup Cemil" kod adlı tim üyesi...
Bütün bu inanılmaz olaylar yaşanırken Abdullah Çatlı Paris'te bir cezaevinde yatıyordu.
Bu olayların altına imza atanlara gelince...
Bugün 6 kişilik o timden geriye sadece 2 kişi kaldı. O 2 kişi, Hiram Abas'ın kendilerine yazıp bıraktığı bir şiiri hâlâ kutsal bir emanet gibi taşıyor:
"Ne alnımızda bir ayıp/Ne koltuk altında saçlı haçım/
Biz bu halkı sevdik ve bu ülkeyi/işte bağışlanmaz korkunç suçum".
http://arsiv.sabah.com.tr/1999/11/03/d01.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar