bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- son 3 ayın en başarılı gammazları5
- epileptiğe bakmayan diş hekimi4
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş7
- masklavi felsefesi3
- hayati yazıcı4
- fatma betülüm yapmaz9
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek5
- götü yere yakın olandan korkacaksın4
- sinirlenen dilenci kadın6
- çok kaslı erkekleri beğenmiyorum diyen kezban5
- sabahları nefret edilen şeyler7
- haram para4
- abd de bıçaklar çekildi iddiası4
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması3
- beni gammazlayan sonda ile gezsin inşallah3
- iyi menemenin sırrı22
- fatma betül sayan kaya18
- yaşlandıkça kuşkulu bir adam olmak3
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü6
- lanet olsun adamım ben gidiyorum buralardan3
- türkiye azerbaycan ilişkileri3
- akp seçmeni3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- serdar ortaç tiktokta2
- flavio bolsonaro'nun brezilya'dan kaçışı4
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu2
- dünyanın sonu2
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- klodyan klod duruşu2
- sevgilinin mantarlı ayak parmak arası3
- ayakla üzüm ezen kızlar3
- boğaz ağrısı5
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- bu yazar sadece kadın yazarlardan mesaj alıyor3
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak22
- yorik'in kafatasına mum dikmek4
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı11
- dizilerde herkesin holding patronu olması2
- sözlüğün yeni tasarımı14
- beşiktaş6
- muslettin amca23
- misafir terliği kokusu2
- nasıl hissettiğimi kimse anlamıyor3
- her sorunun çözümü2
- fon vurgunu4
- kötüye bir şey olmaz5
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- yüz gerdirme ameliyatı olan doktorun ölmesi2
- murat ünalmış2
“kişinin sahip olduğu tek şey çekiç ise; çevresindekileri çivi gibi görmeye başlar.”
“dayatma”nın mitolojik hikâyesidir.
tek biçimciliğin, tek boyutluluğun, dogmatizmin ve mutlak gerçek dayatmacı anlayışın antik çağlardan günümüze gelen sembol örneği.
poseidon'un oğlu olduğu düşünülen prokrustes, attika'nın tepelerinde taverna işleten ve tarihte bilinen ilk seri katil olan mitsel bir yaratıkmış.
bu yaratık, daha sonradan metafora dönüşecek nevi şahsına münhasır bir “misafirperverlik” anlayışına sahipmiş.
şöyle ki; prokrustes, bu tepelerde yolculuk yapıp tavernasına gelenleri evine davet eder, hoş bir muhabbetten sonra onları, alamet-i farikası olan ve kendi boyuna uygun boyutlardaki yatağına yatırırmış.
bu yatak onun gözünde mükemmel boyutlara sahip, standart, ideal ve mutlak bir form olduğundan; kendisi için ideal olanın herkes için yani tüm misafirleri için de ideal ve değişmez olduğunu düşünürmüş.
böylece misafirleri yatağa yattığında, her birinin yatağın bu boyutuna uyması gerekirmiş.
bu nedenle de boyu yatağa uzun gelip sığmayan misafirlerinin kollarının, bacaklarının, ayaklarının dışarı taşan kısımlarını; bıçağıyla, kılıcıyla, çekiciyle ve balyozuyla bağırta çağırta kısaltıp keserek yatağın boyuna uygun hale getirirmiş.
buna karşılık eğer misafirlerin boyu kısa gelirse de, yatağa bağladığı bu kişileri mengene ile gererek uzatır yahut kısa gelen uzuvlarını yatağa uyacak şekilde eze eze inceltip boylarını uzatırmış.
bazen de; boyu uzun gelenlerin uzuvlarından kestiği parçaları, çeke çeke yeterince uzatamadığı kısa uzuvları olanlara dikermiş.
insanoğlu dışarıdan elde ettiği yeni bir veriyi yani bir olayı, fikri ya da neden-sonuç ilişkilerini anlamak için; zihnindeki mevcut hazır kalıpları kullanır ve tıpkı prokrustes'in kurbanlarını yatağın boyuna uydurması gibi, çok boyutlu gerçekleri eğip büküp, uzatıp kısaltır ve daha az boyuta indirgeyip sadeleştirir.
bunun sonucunda da genelde zihninde gerçekle alakası kalmamış bir suret, bir klişe ortaya çıkar.
kişi, yalnızca kendi hayatını değil, aynı zamanda içinde bulunduğu coğrafyanın ve kültürün de hayatını yaşar.
“tektipleştirme”nin bazen devlet, bazen dini otoriteler, bazen de toplum aracılığıyla gerçekleştirildiğini görürüz. toplumun bireyleri belirli bir norma ve ideale zorla uydurulmaya çalışılır.
kuzey kore halkının saç kesimi bir prokrustes'in yatağı örneğidir mesela. bu ülkede erkekler 10, kadınlar ise 18 farklı saç kesim modeli dışında saçlarına farklı bir kesim uygulayamazlar.
düşünürseniz farkedersiniz ki; prokrustes'in ruhuna sahip günümüz yöneticileri, çoğumuzu hoş sözleriyle davet edip, ziyafetler verip, kalmaya ikna ettiler evlerinde.
ve ardından prokrustes maskelerini takıp; onları, çoğu zaman zorla olsa da, artık farkında olmadıkları bir uysallıkla o yatağa yatırıp ölçülere uyduruyorlar.
böylece ortaya; cellâdına âşık ve prokrustes'in yatağını sürekli yanıbaşında taşıyıp hatta üzerinden hiç kalkmayan, - nietzsche'nin deyimiyle - “sürü insanları” çıkmış oldu.
“dayatma”nın mitolojik hikâyesidir.
tek biçimciliğin, tek boyutluluğun, dogmatizmin ve mutlak gerçek dayatmacı anlayışın antik çağlardan günümüze gelen sembol örneği.
poseidon'un oğlu olduğu düşünülen prokrustes, attika'nın tepelerinde taverna işleten ve tarihte bilinen ilk seri katil olan mitsel bir yaratıkmış.
bu yaratık, daha sonradan metafora dönüşecek nevi şahsına münhasır bir “misafirperverlik” anlayışına sahipmiş.
şöyle ki; prokrustes, bu tepelerde yolculuk yapıp tavernasına gelenleri evine davet eder, hoş bir muhabbetten sonra onları, alamet-i farikası olan ve kendi boyuna uygun boyutlardaki yatağına yatırırmış.
bu yatak onun gözünde mükemmel boyutlara sahip, standart, ideal ve mutlak bir form olduğundan; kendisi için ideal olanın herkes için yani tüm misafirleri için de ideal ve değişmez olduğunu düşünürmüş.
böylece misafirleri yatağa yattığında, her birinin yatağın bu boyutuna uyması gerekirmiş.
bu nedenle de boyu yatağa uzun gelip sığmayan misafirlerinin kollarının, bacaklarının, ayaklarının dışarı taşan kısımlarını; bıçağıyla, kılıcıyla, çekiciyle ve balyozuyla bağırta çağırta kısaltıp keserek yatağın boyuna uygun hale getirirmiş.
buna karşılık eğer misafirlerin boyu kısa gelirse de, yatağa bağladığı bu kişileri mengene ile gererek uzatır yahut kısa gelen uzuvlarını yatağa uyacak şekilde eze eze inceltip boylarını uzatırmış.
bazen de; boyu uzun gelenlerin uzuvlarından kestiği parçaları, çeke çeke yeterince uzatamadığı kısa uzuvları olanlara dikermiş.
insanoğlu dışarıdan elde ettiği yeni bir veriyi yani bir olayı, fikri ya da neden-sonuç ilişkilerini anlamak için; zihnindeki mevcut hazır kalıpları kullanır ve tıpkı prokrustes'in kurbanlarını yatağın boyuna uydurması gibi, çok boyutlu gerçekleri eğip büküp, uzatıp kısaltır ve daha az boyuta indirgeyip sadeleştirir.
bunun sonucunda da genelde zihninde gerçekle alakası kalmamış bir suret, bir klişe ortaya çıkar.
kişi, yalnızca kendi hayatını değil, aynı zamanda içinde bulunduğu coğrafyanın ve kültürün de hayatını yaşar.
“tektipleştirme”nin bazen devlet, bazen dini otoriteler, bazen de toplum aracılığıyla gerçekleştirildiğini görürüz. toplumun bireyleri belirli bir norma ve ideale zorla uydurulmaya çalışılır.
kuzey kore halkının saç kesimi bir prokrustes'in yatağı örneğidir mesela. bu ülkede erkekler 10, kadınlar ise 18 farklı saç kesim modeli dışında saçlarına farklı bir kesim uygulayamazlar.
düşünürseniz farkedersiniz ki; prokrustes'in ruhuna sahip günümüz yöneticileri, çoğumuzu hoş sözleriyle davet edip, ziyafetler verip, kalmaya ikna ettiler evlerinde.
ve ardından prokrustes maskelerini takıp; onları, çoğu zaman zorla olsa da, artık farkında olmadıkları bir uysallıkla o yatağa yatırıp ölçülere uyduruyorlar.
böylece ortaya; cellâdına âşık ve prokrustes'in yatağını sürekli yanıbaşında taşıyıp hatta üzerinden hiç kalkmayan, - nietzsche'nin deyimiyle - “sürü insanları” çıkmış oldu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar