bugün
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı15
- azizlik neden ispanyollara mahsus5
- izinli yazarın entry girebilmesi4
- hiçbir kızın senden hoşlanmaması8
- bir daha doğmayacak olmak2
- islam düşmanlarına epstein şoku12
- sözluk kız ayarlama yeri değildir11
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi10
- kemal derviş5
- linkedin2
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler8
- en iyi yanık kremi5
- sokaktaki çocuk sesleri4
- içsel olarak hayvandan daha boş kimse2
- kapitalizmin gerekliliği3
- iş verenlerin aç gözlü olması11
- asuncion3
- claude ai ile min 30klık işi 2kya yaptırmak2
- bir gün ölecek olmak6
- yanlış mesleği seçtim denilen an5
- bugün ne yedin10
- ismail kartal9
- 2026 dünya kupası12
- en iyi terapi6
- alternatif sözlük arayışı4
- kırılsın ellerim neye yarıyor2
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- 18 haziran 2026 yusuf ziya gümüşel'in tahliyesi2
- sizce yakışıklı mıyım ben saraca2
- şu anda ne yapıyorsun19
- kaslı erkeklerin gizli ruh hastası olması3
- hayvan barınağında bok temizleme cezası alan kürt3
- sevgiliden gelen ilk canımlı mesaj3
- ben saraca kilo verdim sizce yakışıklı olmuşmuyum4
- yanlışlıkla erkek sikmek8
- leblebi şekeri3
- müzik dinlemenin felsefesi5
- güne bir şarkı bırak14
- sol gözün inanilmaz acimasi4
- egay sucukcu6
- harry kane2
- e okul not girme süresinin bitişi2
- uludağ sözlük ai3
- sinek küçüktür ama mide bulandırır4
- çocukluğun bittiği an2
- 30 lu yaşlar14
- somon pişirdim yanına da şarap açarız diyen kız4
- kesin bilgi diye bir şey yoktur yaymayalım3
- arda güler egosu6
- sözlüğü botların ele geçirmesi3
“kişinin sahip olduğu tek şey çekiç ise; çevresindekileri çivi gibi görmeye başlar.”
“dayatma”nın mitolojik hikâyesidir.
tek biçimciliğin, tek boyutluluğun, dogmatizmin ve mutlak gerçek dayatmacı anlayışın antik çağlardan günümüze gelen sembol örneği.
poseidon'un oğlu olduğu düşünülen prokrustes, attika'nın tepelerinde taverna işleten ve tarihte bilinen ilk seri katil olan mitsel bir yaratıkmış.
bu yaratık, daha sonradan metafora dönüşecek nevi şahsına münhasır bir “misafirperverlik” anlayışına sahipmiş.
şöyle ki; prokrustes, bu tepelerde yolculuk yapıp tavernasına gelenleri evine davet eder, hoş bir muhabbetten sonra onları, alamet-i farikası olan ve kendi boyuna uygun boyutlardaki yatağına yatırırmış.
bu yatak onun gözünde mükemmel boyutlara sahip, standart, ideal ve mutlak bir form olduğundan; kendisi için ideal olanın herkes için yani tüm misafirleri için de ideal ve değişmez olduğunu düşünürmüş.
böylece misafirleri yatağa yattığında, her birinin yatağın bu boyutuna uyması gerekirmiş.
bu nedenle de boyu yatağa uzun gelip sığmayan misafirlerinin kollarının, bacaklarının, ayaklarının dışarı taşan kısımlarını; bıçağıyla, kılıcıyla, çekiciyle ve balyozuyla bağırta çağırta kısaltıp keserek yatağın boyuna uygun hale getirirmiş.
buna karşılık eğer misafirlerin boyu kısa gelirse de, yatağa bağladığı bu kişileri mengene ile gererek uzatır yahut kısa gelen uzuvlarını yatağa uyacak şekilde eze eze inceltip boylarını uzatırmış.
bazen de; boyu uzun gelenlerin uzuvlarından kestiği parçaları, çeke çeke yeterince uzatamadığı kısa uzuvları olanlara dikermiş.
insanoğlu dışarıdan elde ettiği yeni bir veriyi yani bir olayı, fikri ya da neden-sonuç ilişkilerini anlamak için; zihnindeki mevcut hazır kalıpları kullanır ve tıpkı prokrustes'in kurbanlarını yatağın boyuna uydurması gibi, çok boyutlu gerçekleri eğip büküp, uzatıp kısaltır ve daha az boyuta indirgeyip sadeleştirir.
bunun sonucunda da genelde zihninde gerçekle alakası kalmamış bir suret, bir klişe ortaya çıkar.
kişi, yalnızca kendi hayatını değil, aynı zamanda içinde bulunduğu coğrafyanın ve kültürün de hayatını yaşar.
“tektipleştirme”nin bazen devlet, bazen dini otoriteler, bazen de toplum aracılığıyla gerçekleştirildiğini görürüz. toplumun bireyleri belirli bir norma ve ideale zorla uydurulmaya çalışılır.
kuzey kore halkının saç kesimi bir prokrustes'in yatağı örneğidir mesela. bu ülkede erkekler 10, kadınlar ise 18 farklı saç kesim modeli dışında saçlarına farklı bir kesim uygulayamazlar.
düşünürseniz farkedersiniz ki; prokrustes'in ruhuna sahip günümüz yöneticileri, çoğumuzu hoş sözleriyle davet edip, ziyafetler verip, kalmaya ikna ettiler evlerinde.
ve ardından prokrustes maskelerini takıp; onları, çoğu zaman zorla olsa da, artık farkında olmadıkları bir uysallıkla o yatağa yatırıp ölçülere uyduruyorlar.
böylece ortaya; cellâdına âşık ve prokrustes'in yatağını sürekli yanıbaşında taşıyıp hatta üzerinden hiç kalkmayan, - nietzsche'nin deyimiyle - “sürü insanları” çıkmış oldu.
“dayatma”nın mitolojik hikâyesidir.
tek biçimciliğin, tek boyutluluğun, dogmatizmin ve mutlak gerçek dayatmacı anlayışın antik çağlardan günümüze gelen sembol örneği.
poseidon'un oğlu olduğu düşünülen prokrustes, attika'nın tepelerinde taverna işleten ve tarihte bilinen ilk seri katil olan mitsel bir yaratıkmış.
bu yaratık, daha sonradan metafora dönüşecek nevi şahsına münhasır bir “misafirperverlik” anlayışına sahipmiş.
şöyle ki; prokrustes, bu tepelerde yolculuk yapıp tavernasına gelenleri evine davet eder, hoş bir muhabbetten sonra onları, alamet-i farikası olan ve kendi boyuna uygun boyutlardaki yatağına yatırırmış.
bu yatak onun gözünde mükemmel boyutlara sahip, standart, ideal ve mutlak bir form olduğundan; kendisi için ideal olanın herkes için yani tüm misafirleri için de ideal ve değişmez olduğunu düşünürmüş.
böylece misafirleri yatağa yattığında, her birinin yatağın bu boyutuna uyması gerekirmiş.
bu nedenle de boyu yatağa uzun gelip sığmayan misafirlerinin kollarının, bacaklarının, ayaklarının dışarı taşan kısımlarını; bıçağıyla, kılıcıyla, çekiciyle ve balyozuyla bağırta çağırta kısaltıp keserek yatağın boyuna uygun hale getirirmiş.
buna karşılık eğer misafirlerin boyu kısa gelirse de, yatağa bağladığı bu kişileri mengene ile gererek uzatır yahut kısa gelen uzuvlarını yatağa uyacak şekilde eze eze inceltip boylarını uzatırmış.
bazen de; boyu uzun gelenlerin uzuvlarından kestiği parçaları, çeke çeke yeterince uzatamadığı kısa uzuvları olanlara dikermiş.
insanoğlu dışarıdan elde ettiği yeni bir veriyi yani bir olayı, fikri ya da neden-sonuç ilişkilerini anlamak için; zihnindeki mevcut hazır kalıpları kullanır ve tıpkı prokrustes'in kurbanlarını yatağın boyuna uydurması gibi, çok boyutlu gerçekleri eğip büküp, uzatıp kısaltır ve daha az boyuta indirgeyip sadeleştirir.
bunun sonucunda da genelde zihninde gerçekle alakası kalmamış bir suret, bir klişe ortaya çıkar.
kişi, yalnızca kendi hayatını değil, aynı zamanda içinde bulunduğu coğrafyanın ve kültürün de hayatını yaşar.
“tektipleştirme”nin bazen devlet, bazen dini otoriteler, bazen de toplum aracılığıyla gerçekleştirildiğini görürüz. toplumun bireyleri belirli bir norma ve ideale zorla uydurulmaya çalışılır.
kuzey kore halkının saç kesimi bir prokrustes'in yatağı örneğidir mesela. bu ülkede erkekler 10, kadınlar ise 18 farklı saç kesim modeli dışında saçlarına farklı bir kesim uygulayamazlar.
düşünürseniz farkedersiniz ki; prokrustes'in ruhuna sahip günümüz yöneticileri, çoğumuzu hoş sözleriyle davet edip, ziyafetler verip, kalmaya ikna ettiler evlerinde.
ve ardından prokrustes maskelerini takıp; onları, çoğu zaman zorla olsa da, artık farkında olmadıkları bir uysallıkla o yatağa yatırıp ölçülere uyduruyorlar.
böylece ortaya; cellâdına âşık ve prokrustes'in yatağını sürekli yanıbaşında taşıyıp hatta üzerinden hiç kalkmayan, - nietzsche'nin deyimiyle - “sürü insanları” çıkmış oldu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar