bugün
- japonya17
- kırgızistan8
- gürcistan25
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin12
- en iyi simit hangi şehirdedir21
- yeni yazarlara öneriler3
- selçuk bayraktar'ın siyasete atılması2
- geceye bir şarkı bırak17
- çin8
- ctrlx22
- latin atasözleri6
- geceniz nasıl geçiyor7
- ağlamamak için kendini tutmak11
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- sinem dedetaş'ın gözaltına alınması2
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an4
- sözlük sağ baştan saysın2
- antalya şu an 28 derece4
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- hewal ebo18
- tez yazmak4
- cep telefonu4
- kuran da namaz yok21
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- birader yazarlar birader bay beylerdir3
- lahmacunu elle yiyen kız14
- isveç3
- on ikinci neslin ezik olması2
- ilgi isteyen kız16
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- ispanya3
- anın fotoğrafı3
- içim yanıyor be sözlük7
- almanya10
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- yalnız yaşamak5
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- kazakistan2
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- danimarka7
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- e'e f e6
- ona bir şey söyle11
- sabahattin zaim üniversitesi2
- gürcistan'ın neyi meşhur9
- asansörde kalmak7
- hikayeyi devam ettir52
Fi tarihinden beri insanların zihninde "değer vermek" küçültülmüştür ve Sevgi değere havidir zannı, düşüncelere ket vurmuştur. Halbuki Bu tıpkı adalet tarafından yutulmuş eşitlik gibidir. Birbirinden bağımsızdır ancak patates ile köfte gibidir.
Her ne kadar bu uyum ve ahenk birbirine yakışsa da, tezahürü şart değildir. Geçmişimde bu husustaki kavram karmaşası yüzünden insanların pas tutmuş düşünceleri tarafından tahakküm edilip yanlış anlaşılmalardan çektiğim oldu. Zamanla aştım ve insanları sevsem de kendimi onların gözlerinde "beni seviyor" dedirtmek yerine "beni tanıyor" dedikleri bir tanıdığa evirdim.
Halbuki tüm canlıları sevdiğim gibi insanları da seviyorum fakat değer verdiğim manasına çıkmıyor. Bir kediyi de sevebilirim lakin onu beslemek zorunda veya ona bakmak zorunda hissetmem. insanları sevdiğim gerçeği, onlara değer vereceğim ve fayda sağlamaya çalışacağım anlamına gelmiyor. Gözümün önünde birisi kaza yapsa veya ciddi bir sağlık sorunu olsa bile yardım etmek zorunda hissetmem. Toplumun içerisinde yaşıyor olduğum gerçeği bana toplum kurallarına uyma zorunluluğu getirse de, normlara uymam konusunda hukuki şartlar yok. Zorunda değilim. iyi veya kötü olmak zorunda değilim. Kurallar başkalarının mutluluğuna zarar vermemi engelliyor ve bunu destekliyorum. Fakat aynı kurallar başkalarının hayatını kurtarma zorunluluğu getirmemişler. Tam tersi devlet yapıları, zaruret halinde başkalarını kurtarmaya izin verir konumdadır. Öncelik benimdir, sensindir. Gerisi tercihtir ve tercihin kurtarmaksa devlet buna müsaade eder, o kadar.
Tabii derdim kurallar değil. Benim derdim değer verdiklerimdir. Sevip değer verdiğim yegane insanlar ailemdir. Dışarıdan olmak suretiyle aileden olarak gördüğüm insan ise yoktur. Benimle hiçbir bağı olmayan, hayatımı güzelleştiren ve renk katan ancak, etkileşime girebildiğim bir manzaradan başka bir şey olmayan canlıları severim ama değer veremem. Onlara vereceğim her değer zerresi, zamanın boşa harcanmasıdır. Ayriyeten herkesin dilrubası kendinedir ve ben elimde ne varsa güzel görünen bir kanyona feda etmek yerine, dokunup tadını alabildiğim ve gerçekten sevdiğim, kanım canım olanlara sarf etmek isterim.
Son olarak, sevgi kelimesi haddinden fazla mahiyeti kapsamaya çalışıyor. Belki kısaca "aşık olan değer verir" denebilir. Bilemem.
Her ne kadar bu uyum ve ahenk birbirine yakışsa da, tezahürü şart değildir. Geçmişimde bu husustaki kavram karmaşası yüzünden insanların pas tutmuş düşünceleri tarafından tahakküm edilip yanlış anlaşılmalardan çektiğim oldu. Zamanla aştım ve insanları sevsem de kendimi onların gözlerinde "beni seviyor" dedirtmek yerine "beni tanıyor" dedikleri bir tanıdığa evirdim.
Halbuki tüm canlıları sevdiğim gibi insanları da seviyorum fakat değer verdiğim manasına çıkmıyor. Bir kediyi de sevebilirim lakin onu beslemek zorunda veya ona bakmak zorunda hissetmem. insanları sevdiğim gerçeği, onlara değer vereceğim ve fayda sağlamaya çalışacağım anlamına gelmiyor. Gözümün önünde birisi kaza yapsa veya ciddi bir sağlık sorunu olsa bile yardım etmek zorunda hissetmem. Toplumun içerisinde yaşıyor olduğum gerçeği bana toplum kurallarına uyma zorunluluğu getirse de, normlara uymam konusunda hukuki şartlar yok. Zorunda değilim. iyi veya kötü olmak zorunda değilim. Kurallar başkalarının mutluluğuna zarar vermemi engelliyor ve bunu destekliyorum. Fakat aynı kurallar başkalarının hayatını kurtarma zorunluluğu getirmemişler. Tam tersi devlet yapıları, zaruret halinde başkalarını kurtarmaya izin verir konumdadır. Öncelik benimdir, sensindir. Gerisi tercihtir ve tercihin kurtarmaksa devlet buna müsaade eder, o kadar.
Tabii derdim kurallar değil. Benim derdim değer verdiklerimdir. Sevip değer verdiğim yegane insanlar ailemdir. Dışarıdan olmak suretiyle aileden olarak gördüğüm insan ise yoktur. Benimle hiçbir bağı olmayan, hayatımı güzelleştiren ve renk katan ancak, etkileşime girebildiğim bir manzaradan başka bir şey olmayan canlıları severim ama değer veremem. Onlara vereceğim her değer zerresi, zamanın boşa harcanmasıdır. Ayriyeten herkesin dilrubası kendinedir ve ben elimde ne varsa güzel görünen bir kanyona feda etmek yerine, dokunup tadını alabildiğim ve gerçekten sevdiğim, kanım canım olanlara sarf etmek isterim.
Son olarak, sevgi kelimesi haddinden fazla mahiyeti kapsamaya çalışıyor. Belki kısaca "aşık olan değer verir" denebilir. Bilemem.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar