bugün
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey12
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- tekerlek toplayan cocuk14
- ona bir şey söyle4
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- gece 1 de 10 birayla gelen kız kanka7
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması7
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- kız troller6
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız7
- zencilerin birbirine nigger demesi6
- yazarların anlık durumları9
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- avokado yiyen insan8
- çocuklar niye sünnet edilir7
- gece sokakta baş belaya girer mi6
- kalabalığı seviyor musunuz6
- çiçek abbas2
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- mafya kızı olma isteği6
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- özel sektör de çalışmak11
- kedi yada köpeği olmayan kadın4
- galatasaray büyüklüğü14
- boğaz ağrısı7
- arkadaşlar bakar mısınız14
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- feminen erkek davranışları6
- uykudan ağlayarak uyanmak4
- şeker hastalığı9
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı5
- arapçayı kutsal sanan gerzek5
- tayt vs mini etek5
- ellerim bos gonlum hos14
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- gece ormanda gezerken pagan ayinine kurban gitmek2
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- eurovision song contest asia4
- çamaşır makinesinde yorgan yıkamak7
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
Gözlerimi tekrar açtığımda yağmurun yerini keskin bir soğuğa bıraktığını hissediyorum. Ne kadar süredir burada kaldığımı hatırlamıyorum. Zorlanarak da olsa yerimden kalkıyorum. Her tarafım sırılsıklam. Yavaşça etrafa bakmaya çalıştığımda m' yi görüyorum.
R: sen burada ne yapıyorsun, gitmen gerekmiyor muydu
M: şarkı sözü. O sözün anlamını öğrendikten sonra oraya gidemezdim, iyi değildin. Hem b gitti oraya, en azından birimiz orada.
Bu sozunden sonra yavaşça yanıma sokulda ve kolumun altına girdi. Eve kadar sessizce yürüdük. Hiç konuşmadan. Birbirimize bakmadan. Kapıya geldiğimizde,
M: gitmemi isteyeceksen bunu aklından bile geçirme
R: (gülerek) zihinde mi okuyorsun sen
M:( alaycı bir tavırla) buna gerek yok, kendini güçlü sanan insanların zihninden aynı şeyler geçer o yüzden biliyorum
R:( bir bakış attı ama bir şey demedi) biraz dağınık kusura bakma
M: hiç de bile, hem manzaran ne kadar güzelmiş, buradan görünüşünü görmemiştim daha önce, sanki herkes ve herşeyden yüksekte gibi, hükmetmek gibi
R: sabah saatlerinde gör bir de, sis öyle bir örtüyor ki, sanki deniz gibi.( Bunu içtenlikle söyledi.
M: buna eminim.
M, biraz yemek ve biraz da içecek bir şeyler hazirlarken ben de üstümü değiştirmeye gittim. Tuhaf gelmişti evde birinin olması. Ama sorgulayacak gücüm yoktu. Üstümü değiştirip içeriye gittiğimde masanın yerinin değiştiğini gördüm.
M: ( bakışlarımdan şaşkınlığımı okumuş gibi) burası daha güzel, hem sıcak sana iyi gelir
R: teşekkür ederim
Yemekte, günlük hayattan konuştuk, sakin bir sohbet , yer yer gülüşmeler oldu. Fakat yemekten kalktıktan sonra elime kahve bardağını tutuştururken bir soru sordu...
M: neden yalnızlığı, yalnız olmayı bu kadar seviyorsun,
R:( gülerek) sevmiyorum ki, aksine işkence gibi. Hiçbir zaman da sevmedim. Tek başına olmak bazen güzel evet ama yalnızlık değil.
M: hiç öyle görünmüyordun ama
R: insanlar yanılgıya çok kolay düşebiliyor, bak, sen bile.
Bir kurt, kendi sürüsü ile mutludur. Çünkü kendini oraya ait hisseder. Sürüsü için her şeyi yapabilir. En çok da orada eğlenir. Tek başına olduğunda ise vahşileşir, tehlikeli hale gelir, karanlığa gömülür. işte dışarıdan farkedilmese de ben o sürüsü olmayan kurtlardanım. Bu çok boktan bir şey.
M: ve o yüzden de çevrendeki arkadaş gruplarından da uzaksın. Çünkü ait hissetmiyorsun. Çünkü ortak diliniz yok.
R: tam olarak öyle. Hem de pek çoğu sadece yalnızlıktan korktukları için bir aradalar bir bağ olmadan. Bu da istemediğim bir şey. Bir zorunluluktan bir arada olmak. Onlar farkında olmasa da.
M: birileriyle tanışmaktan neden uzaksın peki? Neden bunun için bir şeyler denemiyorsun.
R: uzak değilim aslında. Kendi sınıfımda da tanışmak istediğim biri var, tanıdığım insanların yanında olan insan da. Fakat neden denemiyorsun sorusu ise cevabı kendi içinde tutuyor.
Çünkü her denemem boka batıyor. Bir şeyler için çabalıyorum sonra her şey boka batıyor bir anda. Sınıfımda biri var, onu gördüğümde tam olarak bunu hissediyorum. Çabalasam da değişmiyor, boka batıyor.
M: ama, sadece bu değil di mı? Bunun seni durduracağını sanmıyorum.
R: (gülerek) çok şey biliyorsun, senin icabına bakmam lazım.
Ama doğru sadece bu değil.
M: ne peki o?
R: bazen birine ihtiyaç duyduğun an olur, en dibe batmışsindir çünkü, çıkış yolu göremiyorsundur gücün tükeniyordur. işte sizin gözetlediğiniz bu dönemde de bu oldu.
Birinin yanımda olmasına ihtiyacım vardı. Ki uzun yıllardır en yakınımda olan aramızda özel bir bağ olduğunu bildiğim biri vardı. Konuştuk geleceğim dedi. Bekledim, gelmedi. Tekrar bekledim, gelmedi. Aslında gelmesine gerek yoktu, gelemeyeceğini söylese bile yanımda olduğunu bilirdim. Ama tek bir söz söylemedi. Sonra düşündüm, son bir seneyi düşündüm. Ve aslında aramızdaki bağın koptuğunu gördüm. Bir arkadaşlık bağının kalmadığını. Çünkü birbirimizi tanımıyorduk. Çünkü öyle oturup konusmuslugumuz bile iki yabancıdan daha azdı. Belki bir gün yeniden tanışırız.
M: peki nasıl çıktın o zaman o noktadan? Tek başına hiç kolay değil çünkü.
R:( gülerek) acıyla, yaralarla ve daha çok parçalanma ile. Tabi unutmadan daha çok karanlığa bulanarak.
M: o kadar belli ki
R: ( şaşırarak) belli olan ne?
M: böyle biri olmadığın, gözlerinde farklı biri var
R: ( bir an pencereden dışarı baktı ve m'ye döndü) doğru. Dansı, müziği, gördüğüm her şeyden hikayeler çıkartmayı seviyorum. Şakalaşmayi, insanları güldürmeyi. inatlaşmayi. insanlarla vakit geçirmeyi. Yani geceyi sevdiğim kadar gündüzün renklerini de seviyorum. Sanatı. Görmeyi de seviyorum. En çok da bunu belki. insanların gözlerinden onların benliklerini, çevremdeki detayları. Uzun uzun sohbetler etmeyi. Ve insanlar duysa şaşırır belki ama konuşmayı da seviyorum.
M: ( son cümleyi duyunca o da gülmüştü)
R: Belki bunları yeniden yaparım bir gün, ama şu an o kadar yorgunum ki...( Bunu dedikten sonra m' bin dizlerine başını koydu)
M: dinlen, sabahın olmasına az kaldı, beraber bakarız o bahsettiğin ana
Sanki yeniden bir şeyler yoluna girmiş gibi hissetmiştim. Fakat birkaç dakika sonra kapı çalındı. M, kapıya gitti ve bağırışını duydum. Gittiğimde ise b,yara içindeydi, kıyafetlerinin bazı yerleri parçalanmıştı, kanlar akıyordu...
R: sen burada ne yapıyorsun, gitmen gerekmiyor muydu
M: şarkı sözü. O sözün anlamını öğrendikten sonra oraya gidemezdim, iyi değildin. Hem b gitti oraya, en azından birimiz orada.
Bu sozunden sonra yavaşça yanıma sokulda ve kolumun altına girdi. Eve kadar sessizce yürüdük. Hiç konuşmadan. Birbirimize bakmadan. Kapıya geldiğimizde,
M: gitmemi isteyeceksen bunu aklından bile geçirme
R: (gülerek) zihinde mi okuyorsun sen
M:( alaycı bir tavırla) buna gerek yok, kendini güçlü sanan insanların zihninden aynı şeyler geçer o yüzden biliyorum
R:( bir bakış attı ama bir şey demedi) biraz dağınık kusura bakma
M: hiç de bile, hem manzaran ne kadar güzelmiş, buradan görünüşünü görmemiştim daha önce, sanki herkes ve herşeyden yüksekte gibi, hükmetmek gibi
R: sabah saatlerinde gör bir de, sis öyle bir örtüyor ki, sanki deniz gibi.( Bunu içtenlikle söyledi.
M: buna eminim.
M, biraz yemek ve biraz da içecek bir şeyler hazirlarken ben de üstümü değiştirmeye gittim. Tuhaf gelmişti evde birinin olması. Ama sorgulayacak gücüm yoktu. Üstümü değiştirip içeriye gittiğimde masanın yerinin değiştiğini gördüm.
M: ( bakışlarımdan şaşkınlığımı okumuş gibi) burası daha güzel, hem sıcak sana iyi gelir
R: teşekkür ederim
Yemekte, günlük hayattan konuştuk, sakin bir sohbet , yer yer gülüşmeler oldu. Fakat yemekten kalktıktan sonra elime kahve bardağını tutuştururken bir soru sordu...
M: neden yalnızlığı, yalnız olmayı bu kadar seviyorsun,
R:( gülerek) sevmiyorum ki, aksine işkence gibi. Hiçbir zaman da sevmedim. Tek başına olmak bazen güzel evet ama yalnızlık değil.
M: hiç öyle görünmüyordun ama
R: insanlar yanılgıya çok kolay düşebiliyor, bak, sen bile.
Bir kurt, kendi sürüsü ile mutludur. Çünkü kendini oraya ait hisseder. Sürüsü için her şeyi yapabilir. En çok da orada eğlenir. Tek başına olduğunda ise vahşileşir, tehlikeli hale gelir, karanlığa gömülür. işte dışarıdan farkedilmese de ben o sürüsü olmayan kurtlardanım. Bu çok boktan bir şey.
M: ve o yüzden de çevrendeki arkadaş gruplarından da uzaksın. Çünkü ait hissetmiyorsun. Çünkü ortak diliniz yok.
R: tam olarak öyle. Hem de pek çoğu sadece yalnızlıktan korktukları için bir aradalar bir bağ olmadan. Bu da istemediğim bir şey. Bir zorunluluktan bir arada olmak. Onlar farkında olmasa da.
M: birileriyle tanışmaktan neden uzaksın peki? Neden bunun için bir şeyler denemiyorsun.
R: uzak değilim aslında. Kendi sınıfımda da tanışmak istediğim biri var, tanıdığım insanların yanında olan insan da. Fakat neden denemiyorsun sorusu ise cevabı kendi içinde tutuyor.
Çünkü her denemem boka batıyor. Bir şeyler için çabalıyorum sonra her şey boka batıyor bir anda. Sınıfımda biri var, onu gördüğümde tam olarak bunu hissediyorum. Çabalasam da değişmiyor, boka batıyor.
M: ama, sadece bu değil di mı? Bunun seni durduracağını sanmıyorum.
R: (gülerek) çok şey biliyorsun, senin icabına bakmam lazım.
Ama doğru sadece bu değil.
M: ne peki o?
R: bazen birine ihtiyaç duyduğun an olur, en dibe batmışsindir çünkü, çıkış yolu göremiyorsundur gücün tükeniyordur. işte sizin gözetlediğiniz bu dönemde de bu oldu.
Birinin yanımda olmasına ihtiyacım vardı. Ki uzun yıllardır en yakınımda olan aramızda özel bir bağ olduğunu bildiğim biri vardı. Konuştuk geleceğim dedi. Bekledim, gelmedi. Tekrar bekledim, gelmedi. Aslında gelmesine gerek yoktu, gelemeyeceğini söylese bile yanımda olduğunu bilirdim. Ama tek bir söz söylemedi. Sonra düşündüm, son bir seneyi düşündüm. Ve aslında aramızdaki bağın koptuğunu gördüm. Bir arkadaşlık bağının kalmadığını. Çünkü birbirimizi tanımıyorduk. Çünkü öyle oturup konusmuslugumuz bile iki yabancıdan daha azdı. Belki bir gün yeniden tanışırız.
M: peki nasıl çıktın o zaman o noktadan? Tek başına hiç kolay değil çünkü.
R:( gülerek) acıyla, yaralarla ve daha çok parçalanma ile. Tabi unutmadan daha çok karanlığa bulanarak.
M: o kadar belli ki
R: ( şaşırarak) belli olan ne?
M: böyle biri olmadığın, gözlerinde farklı biri var
R: ( bir an pencereden dışarı baktı ve m'ye döndü) doğru. Dansı, müziği, gördüğüm her şeyden hikayeler çıkartmayı seviyorum. Şakalaşmayi, insanları güldürmeyi. inatlaşmayi. insanlarla vakit geçirmeyi. Yani geceyi sevdiğim kadar gündüzün renklerini de seviyorum. Sanatı. Görmeyi de seviyorum. En çok da bunu belki. insanların gözlerinden onların benliklerini, çevremdeki detayları. Uzun uzun sohbetler etmeyi. Ve insanlar duysa şaşırır belki ama konuşmayı da seviyorum.
M: ( son cümleyi duyunca o da gülmüştü)
R: Belki bunları yeniden yaparım bir gün, ama şu an o kadar yorgunum ki...( Bunu dedikten sonra m' bin dizlerine başını koydu)
M: dinlen, sabahın olmasına az kaldı, beraber bakarız o bahsettiğin ana
Sanki yeniden bir şeyler yoluna girmiş gibi hissetmiştim. Fakat birkaç dakika sonra kapı çalındı. M, kapıya gitti ve bağırışını duydum. Gittiğimde ise b,yara içindeydi, kıyafetlerinin bazı yerleri parçalanmıştı, kanlar akıyordu...
Gündemdeki Haberler