ellesmere geceleri

Yalnızlık

Yalnızlık bir liman.. Hayatın çetin dalgalarıyla boğuşan insanların sığınabileceği bir liman yalnızlık. Bir kaçış değil, bir hazırlanış: Yeni kavgalara, yeni acılara, yeni aşklara.. Gemilerin fırtınalardan hasar görmeleri gibi insanlar da ihanetlerden, mücadelelerden, hayal kırıklıklarından yıpranır. Ve ancak bu limanda kendilerini toplayabilirler. Burada ne deniz tükürür yüzünüze ne rüzgar tokat atar. Yalnızlık bir atölye.. Onda kırılan ümitlerinizi, kalbinizi ve gururunuzu onarabilirsiniz.

Yalnızlık bir sükut değil, aksine çığlık.. Bir başka lisanda hayatı ve insanları şikayet etmektir yalnızlık, rest çekmektir. insanlar konuştuğunuz zaman size kulaklarını tıkayabilirler ama sessiz çığlıklarınızın karlı dağlardan kopardığı çığın altında kalmaktan kendilerini kurtulamazlar. Gönüllere hitap eden bir megafondur yalnızlık; Mesajınızı kulaklarını dört elle kapatana bile iletir. Istırap ya kelimede ebedileşir diyor bir filozof, ya sükutta.

iş, eğlence ve günlük hayatın koşuşturmacalarından çoğu zaman bize seslerini duyuramayan duygularımızın karşısına oturup: "buyur, başka hiçbir işim yok, seni dinliyorum." demektir yalnızlık. Duygularımızın herbirinin söylemek için can attığı fakat bir türlü fırsat bulup da söyleyemediği ne çok şey vardır size. Onlara da zaman ayırmalı, söz hakkı vermelisiniz. Konuşmayı yeni öğrenmeye başlayan bebekler gibidir duygular. Kendilerini dinleyen yoksa susarlar. Bir süre sonra da konuşma yeteneklerini kaybedip, belki hiç konuşamayabilirler. Duygular insan için çok kıymetli hazinelerdir. Çünkü insan duygularıyla insandır. "Haz"lar birer hırsızdır ve sizden bu hazinelerinizi çalmak ister.

Yalnızlık dehanın aynası: Dahi dehasını yalnız iken farkeder. Kabiliyetler utangaçtır, ancak yalnızken ortaya çıkar. Newton'un başına düşen elma kalabalık bir piknik esnasında düşseydi, herhalde Newton, yerçekimi yasasını düşünecek halde olmazdı. Arşimed hamamda iken arkadaşları ile koyu bir sohbete dalsaydı suyun tası kaldırmasına dikkat kesilip suyun kaldırma kuvveti ilkelerini araştırmaya girişemezdi. Son peygamber Hz. Muhammed'e (s.a.v.) ilk vahiy, Hira dağındaki uzun inzivasından sonra geldi. işte hayat hepimize çoğu kez bazı mesajlar veriyor. Fakat bu mesajları ancak yalnız olduğumuzda anlayabiliyoruz.

insan körebe oynayan bir çocuk. Hem de uçurumun kenarında. Nereye gittiğini, önünde ve çevresinde neler olduğunu bilmeyen ve oynun heyecanından ya da kuralların öyle olduğunu zannettiğinden gözündeki bağı açmayı akıl edemeyen bir çocuk her insan. Ya o uçurumdan düşer ya da bir ağaca çarparsa.. Her adımın bazen hayati bir değeri vardır. Yalnızlık, bir an için oyunu terkedip gözündeki bağı çözmek, bulunduğu yeri ve gitmesi gereken istikameti görmektir. "Hep gözümüz açık kalsa" diyeceksiniz. Doğru, ama oyun öyle heyecanlı ki insan bir an önce oyuna dönmek istiyor. Zaten bu yüzden gözündeki bağı çözmeyi akıl eden çok az.

Yalnızlık bir liman.. insan orada her türlü taarruzdan emindir belki. Ama hayat biraz da mücadele olduğu için, süprizler, hayal kırıklıkları, ıstıraplar olduğu için güzel. insanın geride bıraktığı en güzel şeyler ne kadar acı da olsa hatıralarıdır. Bu yüzden insan fıtratının gereği olarak insanların içinde bulunmalı ve yalnızlıkta da aşırıya gitmemeli, hayatın acı ve tatlı maceralara gebe ufuklarına yelken açmalıdır.

görsel
© copyright 2005 - 2026