bugün
- true neden sevilmiyor sorunsalı23
- mazotun 100 lira olacağı tarih11
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz26
- kürtaj dede5
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri13
- tanrı olsaydi dünyadaki kötülüklere ayar verirdi7
- ılık su içen erkek8
- mekke anlaşması5
- acı kıyaslamak2
- viski kola10
- mal gelecek dükkanın önüne park etme9
- g i l d e d l i l y12
- pipet kullanan erkek8
- bugün ne oldu3
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay16
- eski bölümleri izlenilebilen spor programı5
- mazotun litresi 96 lira13
- evde balık pişirmek2
- sözlükte 15488 gammaz olması5
- ekonomi çok iyi7
- hava soğudu ulan2
- sözlük erkeklerinin 80 ler de çekildiği fotoğraf7
- hamas18
- spor yapmayan erkek7
- gokyuzunun silinen rengi16
- duman avcıları4
- burcunu açıklamayan insan18
- 13 aralık 2026 fenerbahçe trabzonspor maçı2
- saraca092
- dram filmi seven erkek5
- bu saatte hamburger yenir mi10
- internette tanışılan kızın gerçekte maymun çıkması6
- soğuk su içme mevsiminin sonuna gelmek4
- kürdü sevmek ruha iyi gelir11
- her seçim öncesi bulunan zengin petrol yatakları2
- düğünde kılıç kemeri isteyen kadın6
- çocukken yapılan ahlaksızlıklar4
- seninle böyle olabilirdik7
- ölmeden önce kimlerle beraberseniz3
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı27
- ferrariye lpg taktıran barzo3
- fenerbahçe yi kurtarma planı6
- naruto dayi4
- tora'ya göre rab yeryüzüne indi konuştu3
- türkiye'nin en kuzeybatısının edirne olması2
- true ve süperego3
- şakirt mizahı2
- banka faizi5
- palamut3
- teomancalmasur5
zarife 18'inde genç ve güzel bir kızdı.
ailesi istanbul'un önde gelen ailelerindendi, babasının karaköy rıhtımında yazıhanesi vardı, ithalat, ihracat işleri yapıyordu.
pek çok taliplisi vardı zarife'nin.
ama zarife taliplilerini değil, aşık olabileceği bir adamı arıyordu.
bir gün pera'da bir delikanlı ile tesadüf etti.
ince uzun, esmer yağız bir delikanlı.
sonra bir tesadüf daha, bir tesadüf daha.
delikanlı bir sonraki sefere evine kadar takip etti zarife'yi.
gülüşmeler, bakışmalar derken tanıştılar.
delikanlının adı şefik'ti.
şefik avukattı.
bir süre sonra şefik zarife'yi istedi babasından.
zarife'nin tabi ki gönlü vardı...
nişan taktılar şefik ile zarifeye.
nişanlandıklarında yıl 1919'du.
istanbul işgal altındaydı...
ama şefik ile zarife mutluydu...
aradan birkaç ay geçti.
konu komşu dedikodu yapıyordu.
zarife'nin ailesine yetiştirdiler.
dediler ki;
"sizin damat avukat falan değil, berduşun teki, tabut taşıyarak karnını doyuruyor..."
nasıl olurdu?
zarife'nin dünyası başına yıkıldı.
babası kızdı.
bir gün şefik'i takip ettiler...
şefik'i uzaktan izlediler.
şefik birkaç kişiyle birlikte gerçekten tabut taşıyordu.
zarife'nin ailesi hemen nişanı attı.
öyle ya, kendini avukat olarak tanıtan berduşa kızlarını veremezlerdi...
gel zaman git zaman, birkaç yıl geçti.
zarife evlendi.
çocukları oldu.
sene 1924...
zarife pera'ya çıkmıştı. yanında oğlu...
pera'da şefik'e rastladı...
aradan tam 5 koca sene geçmişti.
şefik zarife'yi görünce afalladı, titredi...
ceketinin önünü ilikleyerek zarife'yi selamladı.
"bir dakika sayın zarife, vaktiniz varsa bir çay ısmarlamama müsade edin" dedi güven veren sesiyle.
zarife yılların muhasebesini yaptı saniyeler içinde.
ne olduysa "olur" dedi.
şefik zarife'ye "içeri ofise geçelim" diyerek buyur etti.
ofise girdiler.
kapısında bir tabela vardı, "vardaroğlu şefik-avukat" yazıyordu.
ofisin duvarında da diploma asılıydı.
mezuniyet tarihi 1918...
zarife şaşırmıştı.
çekinerek sordu;
"siz gerçekten avukat mısınız?"
"evet" diye yanıtladı avukat şefik.
zarife bir süre düşündü ve yine sordu;
"peki madem avukattınız, o zaman neden tabut taşıyordunuz..."
şefik avukat yanıtladı;
"o zaman vatanımız işgal altındaydı, her tarafta ingiliz askeri kaynıyordu, bizim de anadolu'ya silah kaçırmamız lazımdı, biz de bu tabutların içinde silah taşıyorduk...bu yaptığımız vatan için hayati bir işti, o yüzden bunu size dahi söyleyemedim..."
zarife boynunu büktü, gözlerinden süzülen yaşları sildi avukat şefik.
"vatan sağolsun zarife..."
zarife yarım kalan aşkına o an son kez baktı;
"vatan sağolsun şefik..."
zarife ofisten ayrıldı.
yarım kalan bir aşkın acısını vatan için ödenen bir diyet olarak kabul etti.
üzgündü, ama şefik ile gurur duyuyordu...
o günlerde pek çok kişi memleketin bekası için bedeller ödedi.
bugün hiçbirimizin ödemeye razı olamayacakları bedeller.
işte o bedel ödeyenlerden biri önce karakol örgütü', ardından mim mim grubuna dahil olarak vatana hizmet eden avukat şefik bey'di ve yarım kalan aşkı güzeller güzeli zarife...
diyecek tek şey var;
vatan sağolsun...
ek: bunu okuduysanız, şu da ilginizi çekecektir.
(bkz: mim mim grubundan topkapılı mehmet cambaz)
#tarih
ailesi istanbul'un önde gelen ailelerindendi, babasının karaköy rıhtımında yazıhanesi vardı, ithalat, ihracat işleri yapıyordu.
pek çok taliplisi vardı zarife'nin.
ama zarife taliplilerini değil, aşık olabileceği bir adamı arıyordu.
bir gün pera'da bir delikanlı ile tesadüf etti.
ince uzun, esmer yağız bir delikanlı.
sonra bir tesadüf daha, bir tesadüf daha.
delikanlı bir sonraki sefere evine kadar takip etti zarife'yi.
gülüşmeler, bakışmalar derken tanıştılar.
delikanlının adı şefik'ti.
şefik avukattı.
bir süre sonra şefik zarife'yi istedi babasından.
zarife'nin tabi ki gönlü vardı...
nişan taktılar şefik ile zarifeye.
nişanlandıklarında yıl 1919'du.
istanbul işgal altındaydı...
ama şefik ile zarife mutluydu...
aradan birkaç ay geçti.
konu komşu dedikodu yapıyordu.
zarife'nin ailesine yetiştirdiler.
dediler ki;
"sizin damat avukat falan değil, berduşun teki, tabut taşıyarak karnını doyuruyor..."
nasıl olurdu?
zarife'nin dünyası başına yıkıldı.
babası kızdı.
bir gün şefik'i takip ettiler...
şefik'i uzaktan izlediler.
şefik birkaç kişiyle birlikte gerçekten tabut taşıyordu.
zarife'nin ailesi hemen nişanı attı.
öyle ya, kendini avukat olarak tanıtan berduşa kızlarını veremezlerdi...
gel zaman git zaman, birkaç yıl geçti.
zarife evlendi.
çocukları oldu.
sene 1924...
zarife pera'ya çıkmıştı. yanında oğlu...
pera'da şefik'e rastladı...
aradan tam 5 koca sene geçmişti.
şefik zarife'yi görünce afalladı, titredi...
ceketinin önünü ilikleyerek zarife'yi selamladı.
"bir dakika sayın zarife, vaktiniz varsa bir çay ısmarlamama müsade edin" dedi güven veren sesiyle.
zarife yılların muhasebesini yaptı saniyeler içinde.
ne olduysa "olur" dedi.
şefik zarife'ye "içeri ofise geçelim" diyerek buyur etti.
ofise girdiler.
kapısında bir tabela vardı, "vardaroğlu şefik-avukat" yazıyordu.
ofisin duvarında da diploma asılıydı.
mezuniyet tarihi 1918...
zarife şaşırmıştı.
çekinerek sordu;
"siz gerçekten avukat mısınız?"
"evet" diye yanıtladı avukat şefik.
zarife bir süre düşündü ve yine sordu;
"peki madem avukattınız, o zaman neden tabut taşıyordunuz..."
şefik avukat yanıtladı;
"o zaman vatanımız işgal altındaydı, her tarafta ingiliz askeri kaynıyordu, bizim de anadolu'ya silah kaçırmamız lazımdı, biz de bu tabutların içinde silah taşıyorduk...bu yaptığımız vatan için hayati bir işti, o yüzden bunu size dahi söyleyemedim..."
zarife boynunu büktü, gözlerinden süzülen yaşları sildi avukat şefik.
"vatan sağolsun zarife..."
zarife yarım kalan aşkına o an son kez baktı;
"vatan sağolsun şefik..."
zarife ofisten ayrıldı.
yarım kalan bir aşkın acısını vatan için ödenen bir diyet olarak kabul etti.
üzgündü, ama şefik ile gurur duyuyordu...
o günlerde pek çok kişi memleketin bekası için bedeller ödedi.
bugün hiçbirimizin ödemeye razı olamayacakları bedeller.
işte o bedel ödeyenlerden biri önce karakol örgütü', ardından mim mim grubuna dahil olarak vatana hizmet eden avukat şefik bey'di ve yarım kalan aşkı güzeller güzeli zarife...
diyecek tek şey var;
vatan sağolsun...
ek: bunu okuduysanız, şu da ilginizi çekecektir.
(bkz: mim mim grubundan topkapılı mehmet cambaz)
#tarih
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar