bugün
- kız arkadaş kiralamak9
- meal kuran değildir15
- kutunun içine girmiş memelerini elleten japon kız3
- bir dakikada yapılacak güzel yemekler4
- birinin size söylediği en kırıcı şey nedir6
- iremga11
- gitarın sesinin bağlamadan yumuşak olması3
- sigarayı bırakmak4
- 8 ayda 20 nin üzerinde teklif alan erkek4
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- mohamed salah ghaly2
- artuklu ünv tespih tasarımı ve imalatı bölümü2
- arkadaşlar sizce nasıl olmuş3
- afrika nasıl kalkınabilir15
- had bildirmek7
- hak mezheplerin hak olduğunu kim söylüyor3
- bankamatikler yanında bekleyen dilenci2
- falkland yasası2
- bennu gerede4
- arkadaşlar bakar mısınız20
- anomaly president2
- bayan kelimesi neden rahatsız edici27
- arkadaşlar hesabımı silesim var ya4
- nervio2
- enel hak6
- türkiye de giyim sektörü2
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- honda civic5
- zenci öğrenci3
- danimarka da askerlik süresinin 11 aya çıkarılması2
- arkadaşlar çok mutluyum3
- türkiye de iş hayatı2
- siz ne anlarsınız2
- akp'nin türkiye'ye verdiği zararın kalıcı olması7
- nude atmak2
- kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı4
- ayetleri eğip büken kitle7
- çırılçıplak şekilde tabancayla ateş etmek3
- kpss sınav ücretinin 800 tl olması4
- yazarların en son bitirdiği kitap13
- turşunun iyisi limonla mı sirkeyle mi11
- derin mermerci3
- kart uzatınca nakit yok mu diyen esnaf3
- koltuk sevdası olanların bu partide yeri yoktur2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz13
- kayıp uygarlıklar4
- ekonomi13
- bulgaristan5
- kadınların piç erkek tercihi4
- chp nin illuminati nin bir ayağı olduğu gerçeği6
nobel almış bir yazarın son ve müthiş kitabı. yıldızlar yanıp sönüyor tepemizde. sanki havai fişekler patlıyor dört yanımızda. reklam kampanyaları. mutlaka oku anlamında söyleşiler. hayranlıkta tavan. beş yıl üç yüz kırk beş sayfa. hele covid günlerine rastlaması da ayrı bir kehanet, yazarımızın büyüklüğünü anlamamız için adeta bir işaret.
kapak resmini de kendi çizmiş. demek ki nasıl bir heyecana kapılmış ki resmi bile kimseye bırakmamış, fırçayı eline almış.
peki veba geceleri nasıl bir roman? nasıl bir sanat eseri?
veba geceleri’ni okuyan biri birkaç sayfa sonra romanın asıl amacını, bütün kurgunun ardındaki belki sipariş üzerine tasarlanmış konuyu keşfeder.
veba geceleri minger denen yazarın uydurduğu bir adada geçer. o kadar ayrıntılı bir ada tablosu çizilir ki bu nedenle yazarın asıl niyetini ilk başta anlamayanlar olabilir. ayrıntılarla önünüze kelimelerle adeta barikatlar kurulmuştur.
adada veba salgını başlar. devir abdülhamit devridir. (vahdettin olsaydı amaç en başından belli olacaktı. romancı belli ki burada tarihle oynamış.) adaya abdülhamit’in yeğeni ve onun kocası dr. nuri yollanır. vali sami paşa dahil herkes veba ile boğuşmaktadır artık.
bu arada yedi düvelin donanmaları adayı ablukaya alır. bunların arasında padişahın donanması da vardır. vahdettin ve düvel-i muazzama iş birliği artık ortadadır.
ve asıl kahraman artık belirmeye başlar.
kolağası kâmil!
(kapak resminin sağ alt köşesinde belirtilen, tek madalyalı, dikkat edilmezse görülmeyen bir figür.)
yunan savaşından başka savaş görmemiş, tek madalyası olan, askeri okulu derece ile bitirmiş, annesinin ikinci evliliğinden dolayı ona kırgın, ince bıyıklarını yukarı doğru tarayan yakışıklı genç subay. romanda onun için şu satırlar da var:
“genç subayın o anda tarihin kendisine vereceği büyük rolü o sırada aklından geçirmediği…”
kolağası kamil’in evinin bahçesinde çocuk iken kargaları kovaladığı da araya sıkıştırılmıştır. hala anlamayanlar için. vebanın korkunç boyutlara geldiği bir gün kolağası kâmil postaneyi basar, bütün telgraf sistemine el koyar. ve daha sonra bir rum bir eczacının amblemini taşıyan komik bir bayrağı sallayarak komutan kâmil olur, daha sonra da cumhurbaşkanıdır artık.
mustafa kemal atatürk’ün telgraf sistemine ne kadar önem verdiğini, kurtuluş savaşı'nda ilk iş olarak bu sistemi düzenlediğini bilenler kolağası kamil’in postaneyi basmasındaki ince noktayı anlayacaklardır mutlaka. uyduruk bir bayrak da yine kolağası kâmil tarafından dalgalandırılmakta, türk bayrağının yazarın gözündeki yeri iyice anlaşılmaktadır.
acaba orhan pamuk bu romanı yazarken ne biçim duygular içindeydi?
“eyy avrupa anla artık anla beni. ben sizdenim. onlardan değilim. atatürk benim için tek madalyalı kolağası kâmil. uyduruk ada, uyduruk bayrak, uyduruk dil. mingerce yani. dil-i geçmiş zamanın dili. türkiye gibi. beş yılda beş kere daha hak ettim verdiğiniz nobel’i.”
kapak resmini de kendi çizmiş. demek ki nasıl bir heyecana kapılmış ki resmi bile kimseye bırakmamış, fırçayı eline almış.
peki veba geceleri nasıl bir roman? nasıl bir sanat eseri?
veba geceleri’ni okuyan biri birkaç sayfa sonra romanın asıl amacını, bütün kurgunun ardındaki belki sipariş üzerine tasarlanmış konuyu keşfeder.
veba geceleri minger denen yazarın uydurduğu bir adada geçer. o kadar ayrıntılı bir ada tablosu çizilir ki bu nedenle yazarın asıl niyetini ilk başta anlamayanlar olabilir. ayrıntılarla önünüze kelimelerle adeta barikatlar kurulmuştur.
adada veba salgını başlar. devir abdülhamit devridir. (vahdettin olsaydı amaç en başından belli olacaktı. romancı belli ki burada tarihle oynamış.) adaya abdülhamit’in yeğeni ve onun kocası dr. nuri yollanır. vali sami paşa dahil herkes veba ile boğuşmaktadır artık.
bu arada yedi düvelin donanmaları adayı ablukaya alır. bunların arasında padişahın donanması da vardır. vahdettin ve düvel-i muazzama iş birliği artık ortadadır.
ve asıl kahraman artık belirmeye başlar.
kolağası kâmil!
(kapak resminin sağ alt köşesinde belirtilen, tek madalyalı, dikkat edilmezse görülmeyen bir figür.)
yunan savaşından başka savaş görmemiş, tek madalyası olan, askeri okulu derece ile bitirmiş, annesinin ikinci evliliğinden dolayı ona kırgın, ince bıyıklarını yukarı doğru tarayan yakışıklı genç subay. romanda onun için şu satırlar da var:
“genç subayın o anda tarihin kendisine vereceği büyük rolü o sırada aklından geçirmediği…”
kolağası kamil’in evinin bahçesinde çocuk iken kargaları kovaladığı da araya sıkıştırılmıştır. hala anlamayanlar için. vebanın korkunç boyutlara geldiği bir gün kolağası kâmil postaneyi basar, bütün telgraf sistemine el koyar. ve daha sonra bir rum bir eczacının amblemini taşıyan komik bir bayrağı sallayarak komutan kâmil olur, daha sonra da cumhurbaşkanıdır artık.
mustafa kemal atatürk’ün telgraf sistemine ne kadar önem verdiğini, kurtuluş savaşı'nda ilk iş olarak bu sistemi düzenlediğini bilenler kolağası kamil’in postaneyi basmasındaki ince noktayı anlayacaklardır mutlaka. uyduruk bir bayrak da yine kolağası kâmil tarafından dalgalandırılmakta, türk bayrağının yazarın gözündeki yeri iyice anlaşılmaktadır.
acaba orhan pamuk bu romanı yazarken ne biçim duygular içindeydi?
“eyy avrupa anla artık anla beni. ben sizdenim. onlardan değilim. atatürk benim için tek madalyalı kolağası kâmil. uyduruk ada, uyduruk bayrak, uyduruk dil. mingerce yani. dil-i geçmiş zamanın dili. türkiye gibi. beş yılda beş kere daha hak ettim verdiğiniz nobel’i.”
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar