bugün
- günün şiiri17
- sevilen kadının orasını burasını yalamak4
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları29
- ragnar rockefeller38
- insanların neden böyle olması4
- ilk buluşmada evden kek getiren kız19
- sözlük yazarlarının trileçeleri19
- 665 kırkpınar yağlı güreşleri2
- true nickli yazar6
- market poşetini tek seferde açamayan insan2
- bursa da geri dönüşüm tesisinde yangın2
- sürekli özür dileme kültürü2
- erkeklerin mental olarak daha güçlü olması12
- ona bir şey söyle12
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey7
- gocu'nun sağlığı3
- arkadaşlar derin şeyler düşünüyorum6
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız13
- erling braut haaland3
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- lahmacunun yanında ne içilir10
- deniz göktaş35
- çocukken içine kapanık olmak5
- aylık 336 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- selülit kadına yakışıyor4
- cennet mahallesi göttingenli ethem2
- ankara da nato zirvesi2
- kocaman kelebek girdi dışarıdan3
- türklerin tembel bir millet olması8
- velvet33
- viski içen erkek seksiliği4
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma2
- serdal adalı2
- gay sevgiliye lezbiyen bir kızın musallat olması7
- uysaljakoben3
- götüngenli ethem2
- bir amaca hizmet etmek4
- evli olduğunu saklayan kişi8
- cd devrinin bitmesi8
- sevgiliye alınabilecek 200 tl altı hediyeler5
- babamın hiç 31 çekmemesi5
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- pandela 319
- eşinize kaç gram altın mehir verdiniz3
- daha önce başkasına nude atmış kızla evlenmek2
- nato4
- gocu meme ucu5
Bu âyet, nazar-ı dikkati hurma ve üzüme celbedip der ki: “Aklı bulunanlara, bu iki meyvede tevhid için büyük bir âyet, bir delil ve bir hüccet vardır.”
Evet, bu iki meyve hem gıda ve kut hem fakihe ve yemiş hem çok lezzetli taamların menşeleri olmakla beraber,
susuz bir kumda ve kuru bir toprakta duran bu ağaçlar,
o derece bir mu’cize-i kudret ve bir hârika-i hikmettir
ve öyle bir helvalı şeker fabrikası
ve ballı bir şurup makinesi
ve o kadar hassas bir mizan
ve mükemmel bir intizam
ve hikmetli ve dikkatli bir sanattırlar ki
zerre kadar aklı bulunan bir adam “Bunları böyle yapan, elbette bu kâinatı yaratan zat olabilir.” demeye mecburdur.
Çünkü mesela, bu gözümüz önünde bir parmak kadar asmanın üzüm çubuğunda yirmi salkım var ve her salkımda şekerli şurup tulumbacıklarından yüzer tane var.
Ve her tanenin yüzüne incecik ve güzel ve latîf ve renkli bir mahfazayı giydirmek
ve nazik ve yumuşak kalbinde, kuvve-i hâfızası ve programı ve tarihçe-i hayatı hükmünde olan sert kabuklu, ceviz içli çekirdekleri koymak
ve karnında cennet helvası gibi bir tatlıyı
ve âb-ı kevser gibi bir balı yapmak
ve bütün zemin yüzünde, hadsiz emsalinde
aynı dikkat, aynı hikmet, aynı hârika-i sanatı, aynı zamanda, aynı tarzda yaratmak,
elbette bedahetle gösterir ki bu işi yapan;
bütün kâinatın Hâlık’ıdır ve nihayetsiz bir kudreti ve hadsiz bir hikmeti iktiza eden şu fiil ancak onun fiilidir.
Evet, bu çok hassas mizana
ve çok maharetli sanata
ve çok hikmetli intizama,
kör ve serseri ve intizamsız
ve şuursuz ve hedefsiz
ve istilacı ve karıştırıcı olan kuvvetler ve tabiatlar ve sebepler karışamazlar, ellerini uzatamazlar.
Yalnız, mef’uliyette ve kabulde ve perdedarlıkta, emr-i Rabbanî ile istihdam olunuyorlar.
Ayetü'l Kübra / Şualar Kitabı / Risale-i Nur
Evet, bu iki meyve hem gıda ve kut hem fakihe ve yemiş hem çok lezzetli taamların menşeleri olmakla beraber,
susuz bir kumda ve kuru bir toprakta duran bu ağaçlar,
o derece bir mu’cize-i kudret ve bir hârika-i hikmettir
ve öyle bir helvalı şeker fabrikası
ve ballı bir şurup makinesi
ve o kadar hassas bir mizan
ve mükemmel bir intizam
ve hikmetli ve dikkatli bir sanattırlar ki
zerre kadar aklı bulunan bir adam “Bunları böyle yapan, elbette bu kâinatı yaratan zat olabilir.” demeye mecburdur.
Çünkü mesela, bu gözümüz önünde bir parmak kadar asmanın üzüm çubuğunda yirmi salkım var ve her salkımda şekerli şurup tulumbacıklarından yüzer tane var.
Ve her tanenin yüzüne incecik ve güzel ve latîf ve renkli bir mahfazayı giydirmek
ve nazik ve yumuşak kalbinde, kuvve-i hâfızası ve programı ve tarihçe-i hayatı hükmünde olan sert kabuklu, ceviz içli çekirdekleri koymak
ve karnında cennet helvası gibi bir tatlıyı
ve âb-ı kevser gibi bir balı yapmak
ve bütün zemin yüzünde, hadsiz emsalinde
aynı dikkat, aynı hikmet, aynı hârika-i sanatı, aynı zamanda, aynı tarzda yaratmak,
elbette bedahetle gösterir ki bu işi yapan;
bütün kâinatın Hâlık’ıdır ve nihayetsiz bir kudreti ve hadsiz bir hikmeti iktiza eden şu fiil ancak onun fiilidir.
Evet, bu çok hassas mizana
ve çok maharetli sanata
ve çok hikmetli intizama,
kör ve serseri ve intizamsız
ve şuursuz ve hedefsiz
ve istilacı ve karıştırıcı olan kuvvetler ve tabiatlar ve sebepler karışamazlar, ellerini uzatamazlar.
Yalnız, mef’uliyette ve kabulde ve perdedarlıkta, emr-i Rabbanî ile istihdam olunuyorlar.
Ayetü'l Kübra / Şualar Kitabı / Risale-i Nur
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar