bugün

papay

Bir masal kahramanı...
Bir varmış, bir yokmuş diye başlar bütün massallar...
Zamanın birinde cok uzaklarda bir köy varmış. Bu köyde herkes tarafından sevilen, saygı duyulan, itibarlı, durumu iyi bir adam varmış. Köydeki herkese yardım eder, hemen hemen bütün köylü yanında çalışırmış. Bu adamında gözünden sakındığı, çok sevdiği bir kız kardeşi varmış. Bütün köylü bilir kardeşi olduğunu ama kızı gören olmamıştır. Bir tek abisi dışında kimseyle iletişimi yoktur. Gel zaman git zaman bu kız büyür, dışarıyı sorgular. Nasıldır? nedir? hep merak eder. Abisine söyler görmek istediğini ama izin vermez. Bu böyle devam eder..
günün birinde merakına o kadar çok yenilir ki abisinin olmadığı bir gün kıyafetlerini değiştirip başka bir kılığa girerek dışarı çıkar. Her adımda dışarının güzelliği onu büyüler, evden, evinden fazla uzaklaşmıyarak keşfini tamamlar, evine döner. Artık bunu her fırsatta yapar ve her gidişi biraz daha uzağa olur...
zamanla köy ve civar yerlerde bir hayaletin varlığından söz edilir. Ara ara çıkan, dağ, tepe dolaşan, her seferinde başka bir kılıkta görünen bir hayalet söylentisi devam eder. Giderek insanlar merak eder, nedir? Necidir diye... kendi aralarında karar verirler. bu hayaleti yakalamak için tuzak kuracaklar her yere...
zavallı kızın hiç bir şeyden haberi yok, bu sefer bir çoban kılığında dışarı çıkar, dağ tepe etrafı gezerken bir in görür ve içine girer. Gördüğü güzellik karşısında hayret eder. Dışarıdan da güzelmiş, her seferinde biraz daha içine girer ama bilir ki de vakti gelmeden dönmesi gerekiyor... zamanı gelmiştir artık, eve dönmesi gerek, bir sonraki günler burayı keşfedecek, bunları düşünerek mağaradan dışarı çıkar.
hayaletin mağarada olduğu söylentisi çıkar ve köylüler mağara girişine gelerek hayalete tuzak kurarlar.
Mağaradan çıktığı anda bir ok saplanır yûreğine, o korkuyla tekrar içeri girer. Koşarak daha derinlere gider. Arkasından köylü, bir kovalamaca başlar. En sonunda kuytu bir yere saklanır kızcağız ve göğsünden oluk oluk kan akar. Korkar hem de çok korkar, evinde odasında olmak ister, bir yandan da başını yukarı kaldırarak gökyüzünü görmek ister, düştüğü bu tuzaktan kurtulmak istercesine... işte o zaman biçaresiz kalan bu kızın dileğini allah kabul eder. Bedenini yatağına götürür, ruhuna da gökyüzünü bahşeder. artık göklerden o sorumludur. Insanlardan uzakta gökyüzünde istediği gibi gezsin diye... ara ara biz insanlara kızar, o zamanda şimşekleri, yıldırımları gönderir yeryüzüne...
© copyright 2005 - 2026